• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Nisan 30, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Sürecin enfekte olma hali

      Sürecin enfekte olma hali

      İcra dosyaları arttı | CHP’li Şevkin: Üretim düşüyor, borç yükü büyüyor

      İcra dosyaları arttı | CHP’li Şevkin: Üretim düşüyor, borç yükü büyüyor

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Ölüm rejimi

      Ölüm rejimi

    • Yaşam
      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

      Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Cezasızlık

      Cezasızlık

    • Türkiye
      İzmir bir tır karşı şeride geçti: 3 kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda yaralı var

      İzmir bir tır karşı şeride geçti: 3 kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda yaralı var

      Tedesco ve derbi

      Tedesco ve derbi

      Sürecin enfekte olma hali

      Sürecin enfekte olma hali

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

    • Dünya
      İki jüri, yüzlerce acı

      İki jüri, yüzlerce acı

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Ege’den seslenen şiir

      Ege’den seslenen şiir

      Tedesco ve derbi

      Tedesco ve derbi

      Ekmeğin ve Emeğin Adalet Arayışı

      Ekmeğin ve Emeğin Adalet Arayışı

      Emek Üretir, Sermaye Sahiplenir

      Emek Üretir, Sermaye Sahiplenir

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter
Vicdan Teyzemiz sustu! Biz çocuklar kalakaldık öylece

Vicdan Teyzemiz sustu! Biz çocuklar kalakaldık öylece

Kasım 8, 2015 Yaşam 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Sanki karanlık bir odada doğmuşuz. Denizdeki kum kadar çokuz. Sayılarımız binlerle ifade ediliyor bugün… Kimimiz birbirine nefes kadar yakın. Kimimiz omuz mesafesinde… Buna yitirdiklerimizin aynı düşünsel iklimde geleceğe dair soylu düşler kurmaları neden gösterilebilir mi? Aynı sokaklarda yürüdüklerini bilmek yaşamlarının önünün kesilmesine bir gerekçe olabilir mi? Kuşkusuz evet. Ama fazlası da var. Çünkü kurdukları dostlukları çocukları sürdürüyor şimdi. Bir tek dünya gözüyle, bizi bir ağız vişne dolusu gülerken, aynı anda ağlarken görememiş olmaları bana hüzün veriyor artık.

Düşünüyorum da bazen Alaz ve Türküler Erdost’la kardeşliğimiz daha biz doğmadan başlamış. Babalarımızın kısacık hayatındaki o güzelim dostluklarını iki yıldızın çarpışmasına eş tutabilir miyiz? Gökbilimciler iki yıldızın evrende “çarpışma”sını “birleşme” olarak yorumlar. Bir yanda evrenin belki de en görkemli, en olağanüstü olayının yepyeni bir alan yaratmasından heyecan duymak… Diğer yanda dostluğun saçtığı güven duygusunu hissetmek… Ölümüne yoldaşlıkla iki yıldızın “birleşmesi” ne kadar benziyor birbirine.

vicdan-teyzemiz-sustu-biz-cocuklar-kalakaldik-oylece-86679-1.Muzaffer Erdost, babam Behçet Aysan’la tanışıklığını şöyle anlatıyor: “Akşama yakın bir saatteydi sanırım. 10. koğuşa iki kişi getirilmişti. Biri jandarma üsteğmendi. Öteki askeri tıp öğrencisi Behçet Aysan. Mamak Muhabere Okulundaki cezaevinden getirilmişlerdi. Üsteğmen ile aynı davadan yargılanan tıp öğrencisi Behçet Aysan, 10. koğuşa, hani Menderes döneminde adı “Hilton”a çıkmış koğuşa getirildikleri akşam, içlerine çöken kasveti, daha sonraki günlerde de atamamış olmalılar. 10. koğuşun alt kısmında karşılıklı iki oda vardı. Girişte sağdaki küçük oda dört kişilikti. Behçet geldiğinde, Vahap Erdoğdu ile ben bu odadaydık. Soldaki oda oldukça büyüktü. Altlı üstlü yirmi kadar yatak yan yana serilebilir biçimde yapılmıştı. Behçet ile üsteğmeni buyur ettik, yemek çıkardık. Yatak değilse de yatabilecek bir şeyler sağlandı. Konuklukları doğal ki, bir hafta kadar sürdü.”

Belki de 70’li yılların soğuk ikliminde yaşanan ilk dostluk kıvılcımı bu… Sonrasını biz çocuklar hikaye gibi dinledik. Babamın hem Muzaffer Erdost’la hem de kardeşi İlhan’la olan arkadaşlığını… Annemle Gül Teyze’nin lise yıllarından beri arkadaş olduklarını öğrendikleri anda İlhan ve Behçet’in yüzündeki şaşkınlığı… İlk aşkın, ilk yağmurun mutluluğuyla, sonrasında kırlarda böceklerin, uçurtmaların, barışın sesiyle uyanma arzularını…

O yıllarda önemli olan eylemdi. Sözün kıymeti eylemin gerisine düşmüştü nedense. Ama onlar inat ettiler, sözün anlamını aramak için… Muzaffer ve İlhan Erdost kardeşler kurdukları yayınevinin aydınlığa açılan bir pencere olmasını istediler.

Bense o yıllarda annemin eline sıkı sıkı sarılıp çalıştığı Türk Dil Kurumu’na giderdim. Sözlük Kolu’na girer girmez herkese, “günaydın efendim” derdim. Sonra oradan kurtulur, merdivenden uçarak bir alt kata inerdim. Derleme Kolu’nun önünden geçerken usul adım yürümeye başlardım. Eğer kapı açıksa çaktırmadan içeri göz atardım. Gülten Akın son derece ciddi bir yüz ifadesiyle elinde dosya tutuyorsa hemen toz olur, Sevgi Özel’in yanında bulurdum kendimi.

Gülten Teyze’nin buruk gülümseyişi o yıllarda benim kavrayamayacağım koca dünyaya karşı tutarlı bir isyandı oysa. 1977’de ODTÜ’de öğrenci temsilcilerinin örgütlediği eylemde öldürülen Ertuğrul Karakaya’nın ardından yazdığı “Ertuğrul Ağıdı”nda, “Gökte bulut yanyan gider/ Yaralarından kan gider/ Töresi batası dünya / Kahpe kalır şahan gider” diyordu. Anadolu’nun sesi formunda “4+4”lük bir ses düzeniyle karşı çıkıyordu düzene.
Rilke, “meyvenin çekirdeğini içinde taşıması gibi insan da ölümü içinde taşır” der ya. Bizim ülkemizde devlet aklı itirazını yükseltene işler, yani bir bakıma meyvenin çekirdeğini taşıması gibi devlet de ölümü içinde taşır. 12 Eylül gelip çattığında ise bir gecede değişir her şey. Devlet yine yapar yapacağını! Muzaffer ve İlhan Erdost kardeşler, Engels’in “Doğanın Diyalektiği” kitabı bahane edilerek gözaltına alınıp dövülürler. İlhan, ağabeyi Muzaffer’in gözleri önünde can verir. O yıllarda biz çocuklara pek anlatılmazdı böyle şeyler. Zaten Türküler de Alaz da benden az buçuk küçüktür. Küçük ne kelime? Türküler iki yaşında, Alaz altı aylıktır babaları öldürüldüğünde…

Gülten Teyze, TDK’dan emekli olmuştur. Zaten darbeyle beraber her şeyin tadı bozulmuş, annemin deyişiyle “kurumu bile paşalar basmıştır” artık. Bu defa çıkılan yolculuk Gülten Akın’ın oğlu için Mamak’ta acılarla dolu uzun, ince yolculuktur. “42 Gün”de açlık grevlerinin içinden bir anne olarak geçer. Cezaevi önünde itilip kakılmanın ne olduğunu önemsemez. İçerisi yangın yeridir çünkü. Seyranbağları’nın, gecekonduların, sabah ayazında işe giden genç kızların, evlerinin önünde oturan kadınların şairi bir ana olarak evladının yanında soluk almak ister.

Sonra biz biraz daha büyürüz. Alaz, günün birinde yaşdaşı bir çocuk tarafından “teröristin kızı” diye sokakta tokatlanınca “neden?” diye sorar kendi kendine. Bir gün şiir okumaya gittiği Sıvas’ta babam arkadaşlarıyla yakılır. Ben de sorarım kendi kendime, “neden?” diye. Oysa “özgürlük de öğrenilmesi gereken bir şeydir” der Adorno. Artık eminim, özgürlükten söz ettik ama özgürlüğün ne olduğunu öğretemedik halkımıza…
Bilge Muzaffer Amca’mız söznün eridir: “Onlar öldürüldüler. Doğal ki öldü onlar. Şimdi bilmiyorlar da öldüklerini. Bir zamanlar yaşamış olduklarını bilmedikleri gibi. İnsan olmanın onurunu yücelttiler, onlar, özgürleşmenin yükselen bayrağı onlar şimdi. Çağdaş kölelikten özgürlüğe gidilen çetin yolda, işkencelerin, cezaevi baskınlarının, öldürümlerin, darağaçlarının çetin yolunda, boyun eğmeyenlerin, ezilmeyenlerin bilincinde soluk alıp veriyor onlar.” diyerek direnmeye devam eder. Ve yine kötü ölüm gelip kapıyı çalar.

Dün Alaz’la Gülten Teyze’nin gidişini konuşurken, “çocukluğumuz gidiyor” dedi. “Çocukluğumuz bitti. O defterin son sayfası kapandı çoktan” dedim ben de.

7 Kasım’larda İlhan Erdost’un mezarı başında azalmamız, yitirdiklerimizi de düşününce bir dönemin kapandığını duyumsatıyor bize. Bu yıl Barışta yok. Rana Teyze de yok. Dahası her yıl görmeye alışkın olduğum Alaaddin Bilgi, Vecihi Timuroğlu, Metin Demirtaş, Mustafa Şerif Onaran da yok. Şimdi Gülten Teyze de yok.

Metin Altıok Ödülü’nü aldığında aramıştım kendisini. “Metin Altıok’la Behçet Aysan’ı hiç ayırmadım. Yaşamım boyunca onların varlığını taşıdım. Hep onların otelin merdivenlerindeki fotoğrafını düşündüm. Metin, yaralı olarak getirilmişti Ankara’ya, hastaneye… Son ana kadar umudumu kaybetmedim. Her gün aradım hastaneyi. Ama olmadı.” demişti hüznüne engel olamadığı incecik sesiyle… “Sonra Füsun da eski arkadaşımdı. Annen, Adviye…” Tomris Uyar’la Füsun Akatlı’yı ve gidenleri birleştiriyor kalemiyle: “İç saatınızı kurdunuz / Öyle bir yolculuk gibi sıradan / Sonsuza da olsa birer birer / İstanbul sizi bağrına çekti / Orada dirisiniz mütemadiyen.”

Son kitabında yaşamla şiirin her türlü bireysel olumsuzluğa rağmen nasıl olup da iç içe geçtğine hayret etmiştim. Özellikle “Diyaliz” şiiri bunun en somut izdüşümüydü. “Haftada üç gün diyalize gidiyorum, hemen yoruluyorum. Kullandığım ilaçlardan aklımı toparlayamıyorum. Cümleler hep yarım kalıyor” demişti. Hayatla vedalaşmış, bir bekleme odasında yaşıyordu sanki. Öyle ki, hayat şenliğine katılamıyordu. Yaşamında biriktirdiklerinin, gözlemlediklerinin bir dirim sağlayacağını da ummuyordu adeta. İç saati mi durmuştu yoksa?

Gülten Teyze, namuslu dizeleriyle yitirdiklerimizle yan yana şimdi. Ama Vicdan Teyze’miz olmaya hep devam edecek.

Ankaralı Gülten Teyze, has şairim

13 Aralık, 12 Eylül’ün en büyük utançlarından: 17’sine henüz girmiş bir çocuğun asılarak idam edildiği tarih. Yaşı mahkeme kararıyla büyütülen -ki bu da bir başka utanç- Erdal Eren’in 1980 yılında öldürüldüğü gün. Gülten Akın’ın şiiri, bu olayı hatırlatır hep

Sonbahar güzeldir, insana iyi gelir ama art arda yaşanan fena şeyler, bu iyiliğe gölge düşürür. Sonbahardaki kayıplar, “yaprak dökümü”yle özdeşleştirilir. Reşat Nuri Güntekin’in romanı, Nâzım Hikmet’in ya da Can Yücel’in şiiri değil, yekten o deyim gelir insanın aklına. Sonbahar fenadır: Yaprakları değil, sevdiklerimizi de alır. Şu da bir gerçek: Sonbaharda en çok şairler ölür.

Gülten Akın, 4 Kasım 2015 tarihinde aramızdan ayrıldı. Hayatı boyunca onca şeye direndi, ölüme direnemedi. Gidişiyle sadece Ankara değil, kalplerimiz de ıssızlaştı. Has şairimdi, hep öyle kalacak.

Geçtiğimiz Çarşamba, en sevdiğim şairlerden biri bizi öksüz bırakıp gitti. Gülten Akın -ki benim için Ankara’ya eşdeğerdir- şahane dizelerini alarak aramızdan ayrıldı. Sıfat boşuna değil: Ankara’da tanıdığım, şiirleri kadar şahaneliğiyle de beni etkileyen bir insandı. Aksu’nun annesi, Tanıl’ın kayınvalidesi, Işık’ın anneannesiydi. Yakınımdaydı. Çok gördüm, çok konuştum ama hiç yakınlaşmadım. Biraz utancımdan, biraz da rahatsız ederim korkusuyla…

ankarali-gulten-teyze-has-sairim-86697-1.Ankara’da yaşamaya başladığım yıllarda yani 80’lerin sonunda, iki kurum, abc Kitabevi ve Sanat Kurumu, eskilerin edebiyat matineleri geleneğini sürdürürdü. Kitabevinde Cemal Süreya’yı dinlemişliğim, kurumda Aziz Nesin’le tanışmışlığım var. Şanslı bir kuşaktan olduğum aşikâr. Gülten Akın’ın her dem başucumda bulunan kitaplarından birinin içinde, Sanat Kurumu tarafından düzenlenen “imza ve söleşi günleri”nin programı durur: 20 – 24 Mart 1990 tarihlerinde düzenlenen, Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin, Mahmut Makal, Talip Apaydın, Tarık Dursun K. gibi yazar ve şairlerin katılımıyla güzelleşen bir etkinlik bu. Dün gibi aklımda ama bakarak yazayım: 21 Mart’ta, Erdal Öz ve Tahir Hatiboğlu ile konuşmuş Gülten Akın. Heyecanlı olduğum bir gün: O güne dek yayımlanan “bütün şiirleri”ni toplayan “Seyran”ın ilk baskısını (Can Yayınları, 1982) elime alarak gitmiştim. Söyleşinin sonunda usulca yanaşmış, kitabı imzalatmıştım: “Değerli Murat Meriç için, şiirin sıcaklığıyla” diyerek imzaladığı kitap, en değerlilerimden. 18 yaşındaydım, ilgilenmiş ve uzun uzun sorular sormuştu: Nereliydim, neden Ankara’daydım, kitabını ne zaman almıştım… Tek tek cevap verdim, kimya mühendisliği okuduğumu öğrenince oradaki boş kağıtlardan birini alarak “bilimin aydınlığını şiirin ışığıyla birleştiren genç arkadaşım” diye başlayan bir uzun paragraf yazdı, imzaladı ve bana verdi. “Sakla, ileride ‘Gülten Teyzem vermişti’ dersin, belki beni hatırlarsın” demişti uzatırken. Ellerine sarıldığımı hatırlıyorum. Galiba ağlıyordum da, sessiz sessiz. Onu, hediyesini hiç unutmadım. Ölene kadar da unutmayacağım zira o güne dek değil, her dem aldığım en güzel hediyelerdendir.

Gülten Akın’la tek karşılaşmam değildi bu. Katıldığı etkinlikleri takip ettim, ziyaretine gittim, sokakta rastladığımda elini öptüm. Yakınlarda Elif Ergezen’le konuşmuş, Ankara’ya onu ziyarete gitmeyi planlamıştık. Yazık ki memleket ahvali, biraz da benim çekingenliğim ve (utanarak yazıyorum) umursamazlığım, bunu engelledi. Gülten Akın hiç ölmezmiş gibi gelirdi. Ölümü bu yüzden beni çok sarstı.

 

  • Kaynak Birgun

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

İki bayram arası sıkışmış sevgi Emek
Nisan 25, 2026

İki bayram arası sıkışmış sevgi

Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum! Gündem
Nisan 24, 2026

Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak? Emek
Nisan 23, 2026

Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

ZAMAN AKIŞI

Nis 29 20:13
Arkasayfa

Ege’den seslenen şiir

Nis 29 19:37
Gündem

İzmir bir tır karşı şeride geçti: 3 kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda yaralı var

Nis 29 18:52
Ekonomi

Kişisel koruyucu işçiyi değil patronu korur

Nis 29 17:33
Arkasayfa

Tedesco ve derbi

Nis 29 10:00
Arkasayfa

Ekmeğin ve Emeğin Adalet Arayışı

Nis 29 09:57
Arkasayfa

Emek Üretir, Sermaye Sahiplenir

Nis 27 18:36
Emek

Diyarbakır’da derinleşen tarım krizi ve çiftçilerin borçları Meclis gündeminde

Nis 27 18:33
Arkasayfa

Sürecin enfekte olma hali

Nis 27 18:30
Arkasayfa

İcra dosyaları arttı | CHP’li Şevkin: Üretim düşüyor, borç yükü büyüyor

Nis 26 20:58
Sağlık

Gençlerde kolorektal kanser neden artıyor? 5 kritik risk faktörü

Nis 25 21:31
Sağlık

Kulak kaşıntısı neden olur? İhmal edilmemesi gereken risk faktörleri

Nis 25 20:32
Arkasayfa

Dijital Köleliğin Gölgesinde 1 Mayıs

Nis 25 20:32
Emek

İki bayram arası sıkışmış sevgi

Nis 25 20:29
Arkasayfa

Hangi 1 Mayıs?

Nis 24 22:59
Gündem

Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

Nis 24 22:25
Arkasayfa

Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim

Nis 24 13:00
Emek

İstanbul’da yaşlılık raporu: Geçim krizi, yoksulluk ve umutsuzluk kıskacı

Nis 24 12:55
Arkasayfa

Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

Nis 23 14:07
Ekonomi

Ekmek, su, çay: Her şey ‘yaz deftere’

Nis 23 12:45
Arkasayfa

Ekmek, barış, özgürlük için 1 Mayıs’a!

Nis 23 12:37
Emek

Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

Nis 23 12:36
Arkasayfa

Yapısal şiddetin anatomisi

Nis 23 12:26
Emek

Doruk Madencilik işçileri Yıldızlar SSS Holding önünden seslendi: ‘Zalim patron bizi duysun diye buradayız’

Nis 22 13:41
Sağlık

Kalp krizi artık sadece ileri yaş sorunu değil: 40 yaş altı riskler neden gençleşiyor?

Nis 22 13:38
Arkasayfa

Onuncu kurban

Nis 22 13:35
Arkasayfa

Ölüm korkusu yaşayanlara ekmek korkusu yaşatmak!

Nis 22 12:23
Emek

İSİG: 2013’ten bu yana en az 852 çocuk işçi hayatını kaybetti

Nis 22 12:16
Emek

İşçi sınıfı ayağa kalkmadan iyileşme yok!..

Nis 22 10:00
Arkasayfa

Sosyalist Mücadele Tarihinde Kadınların Görünmeyen Emeği

Nis 21 13:45
Emek

Enerji Bakanlığı önünde açlık grevine başlamışlardı: 110 madenci gözaltına alındı