• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Nisan 10, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Ölüm rejimi

      Ölüm rejimi

      Çare kolektif mücadelede

      Çare kolektif mücadelede

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

    • Yaşam
      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

      Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

      Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

      Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

    • Türkiye
      1 Mayıs meydanı Taksim Meydanı’dır

      1 Mayıs meydanı Taksim Meydanı’dır

      Alican’ı yemeye karar verenler

      Alican’ı yemeye karar verenler

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      Savaş ortamında nükleer santral: Elektrik üretimi mi, güvenlik krizi mi?

      Savaş ortamında nükleer santral: Elektrik üretimi mi, güvenlik krizi mi?

    • Dünya
      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

      İkinci ayında İran’da savaş!..

      İkinci ayında İran’da savaş!..

      ABD, savaşı dünyaya yeni bir nizam vermenin dayanağı olarak kullanıyor

      ABD, savaşı dünyaya yeni bir nizam vermenin dayanağı olarak kullanıyor

      ABD’nin delilik çağı

      ABD’nin delilik çağı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      İkinci ayında İran’da savaş!..

      İkinci ayında İran’da savaş!..

      Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir?

      Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir?

      Alican’ı yemeye karar verenler

      Alican’ı yemeye karar verenler

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter
Vicdan Teyzemiz sustu! Biz çocuklar kalakaldık öylece

Vicdan Teyzemiz sustu! Biz çocuklar kalakaldık öylece

Kasım 8, 2015 Yaşam 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Sanki karanlık bir odada doğmuşuz. Denizdeki kum kadar çokuz. Sayılarımız binlerle ifade ediliyor bugün… Kimimiz birbirine nefes kadar yakın. Kimimiz omuz mesafesinde… Buna yitirdiklerimizin aynı düşünsel iklimde geleceğe dair soylu düşler kurmaları neden gösterilebilir mi? Aynı sokaklarda yürüdüklerini bilmek yaşamlarının önünün kesilmesine bir gerekçe olabilir mi? Kuşkusuz evet. Ama fazlası da var. Çünkü kurdukları dostlukları çocukları sürdürüyor şimdi. Bir tek dünya gözüyle, bizi bir ağız vişne dolusu gülerken, aynı anda ağlarken görememiş olmaları bana hüzün veriyor artık.

Düşünüyorum da bazen Alaz ve Türküler Erdost’la kardeşliğimiz daha biz doğmadan başlamış. Babalarımızın kısacık hayatındaki o güzelim dostluklarını iki yıldızın çarpışmasına eş tutabilir miyiz? Gökbilimciler iki yıldızın evrende “çarpışma”sını “birleşme” olarak yorumlar. Bir yanda evrenin belki de en görkemli, en olağanüstü olayının yepyeni bir alan yaratmasından heyecan duymak… Diğer yanda dostluğun saçtığı güven duygusunu hissetmek… Ölümüne yoldaşlıkla iki yıldızın “birleşmesi” ne kadar benziyor birbirine.

vicdan-teyzemiz-sustu-biz-cocuklar-kalakaldik-oylece-86679-1.Muzaffer Erdost, babam Behçet Aysan’la tanışıklığını şöyle anlatıyor: “Akşama yakın bir saatteydi sanırım. 10. koğuşa iki kişi getirilmişti. Biri jandarma üsteğmendi. Öteki askeri tıp öğrencisi Behçet Aysan. Mamak Muhabere Okulundaki cezaevinden getirilmişlerdi. Üsteğmen ile aynı davadan yargılanan tıp öğrencisi Behçet Aysan, 10. koğuşa, hani Menderes döneminde adı “Hilton”a çıkmış koğuşa getirildikleri akşam, içlerine çöken kasveti, daha sonraki günlerde de atamamış olmalılar. 10. koğuşun alt kısmında karşılıklı iki oda vardı. Girişte sağdaki küçük oda dört kişilikti. Behçet geldiğinde, Vahap Erdoğdu ile ben bu odadaydık. Soldaki oda oldukça büyüktü. Altlı üstlü yirmi kadar yatak yan yana serilebilir biçimde yapılmıştı. Behçet ile üsteğmeni buyur ettik, yemek çıkardık. Yatak değilse de yatabilecek bir şeyler sağlandı. Konuklukları doğal ki, bir hafta kadar sürdü.”

Belki de 70’li yılların soğuk ikliminde yaşanan ilk dostluk kıvılcımı bu… Sonrasını biz çocuklar hikaye gibi dinledik. Babamın hem Muzaffer Erdost’la hem de kardeşi İlhan’la olan arkadaşlığını… Annemle Gül Teyze’nin lise yıllarından beri arkadaş olduklarını öğrendikleri anda İlhan ve Behçet’in yüzündeki şaşkınlığı… İlk aşkın, ilk yağmurun mutluluğuyla, sonrasında kırlarda böceklerin, uçurtmaların, barışın sesiyle uyanma arzularını…

O yıllarda önemli olan eylemdi. Sözün kıymeti eylemin gerisine düşmüştü nedense. Ama onlar inat ettiler, sözün anlamını aramak için… Muzaffer ve İlhan Erdost kardeşler kurdukları yayınevinin aydınlığa açılan bir pencere olmasını istediler.

Bense o yıllarda annemin eline sıkı sıkı sarılıp çalıştığı Türk Dil Kurumu’na giderdim. Sözlük Kolu’na girer girmez herkese, “günaydın efendim” derdim. Sonra oradan kurtulur, merdivenden uçarak bir alt kata inerdim. Derleme Kolu’nun önünden geçerken usul adım yürümeye başlardım. Eğer kapı açıksa çaktırmadan içeri göz atardım. Gülten Akın son derece ciddi bir yüz ifadesiyle elinde dosya tutuyorsa hemen toz olur, Sevgi Özel’in yanında bulurdum kendimi.

Gülten Teyze’nin buruk gülümseyişi o yıllarda benim kavrayamayacağım koca dünyaya karşı tutarlı bir isyandı oysa. 1977’de ODTÜ’de öğrenci temsilcilerinin örgütlediği eylemde öldürülen Ertuğrul Karakaya’nın ardından yazdığı “Ertuğrul Ağıdı”nda, “Gökte bulut yanyan gider/ Yaralarından kan gider/ Töresi batası dünya / Kahpe kalır şahan gider” diyordu. Anadolu’nun sesi formunda “4+4”lük bir ses düzeniyle karşı çıkıyordu düzene.
Rilke, “meyvenin çekirdeğini içinde taşıması gibi insan da ölümü içinde taşır” der ya. Bizim ülkemizde devlet aklı itirazını yükseltene işler, yani bir bakıma meyvenin çekirdeğini taşıması gibi devlet de ölümü içinde taşır. 12 Eylül gelip çattığında ise bir gecede değişir her şey. Devlet yine yapar yapacağını! Muzaffer ve İlhan Erdost kardeşler, Engels’in “Doğanın Diyalektiği” kitabı bahane edilerek gözaltına alınıp dövülürler. İlhan, ağabeyi Muzaffer’in gözleri önünde can verir. O yıllarda biz çocuklara pek anlatılmazdı böyle şeyler. Zaten Türküler de Alaz da benden az buçuk küçüktür. Küçük ne kelime? Türküler iki yaşında, Alaz altı aylıktır babaları öldürüldüğünde…

Gülten Teyze, TDK’dan emekli olmuştur. Zaten darbeyle beraber her şeyin tadı bozulmuş, annemin deyişiyle “kurumu bile paşalar basmıştır” artık. Bu defa çıkılan yolculuk Gülten Akın’ın oğlu için Mamak’ta acılarla dolu uzun, ince yolculuktur. “42 Gün”de açlık grevlerinin içinden bir anne olarak geçer. Cezaevi önünde itilip kakılmanın ne olduğunu önemsemez. İçerisi yangın yeridir çünkü. Seyranbağları’nın, gecekonduların, sabah ayazında işe giden genç kızların, evlerinin önünde oturan kadınların şairi bir ana olarak evladının yanında soluk almak ister.

Sonra biz biraz daha büyürüz. Alaz, günün birinde yaşdaşı bir çocuk tarafından “teröristin kızı” diye sokakta tokatlanınca “neden?” diye sorar kendi kendine. Bir gün şiir okumaya gittiği Sıvas’ta babam arkadaşlarıyla yakılır. Ben de sorarım kendi kendime, “neden?” diye. Oysa “özgürlük de öğrenilmesi gereken bir şeydir” der Adorno. Artık eminim, özgürlükten söz ettik ama özgürlüğün ne olduğunu öğretemedik halkımıza…
Bilge Muzaffer Amca’mız söznün eridir: “Onlar öldürüldüler. Doğal ki öldü onlar. Şimdi bilmiyorlar da öldüklerini. Bir zamanlar yaşamış olduklarını bilmedikleri gibi. İnsan olmanın onurunu yücelttiler, onlar, özgürleşmenin yükselen bayrağı onlar şimdi. Çağdaş kölelikten özgürlüğe gidilen çetin yolda, işkencelerin, cezaevi baskınlarının, öldürümlerin, darağaçlarının çetin yolunda, boyun eğmeyenlerin, ezilmeyenlerin bilincinde soluk alıp veriyor onlar.” diyerek direnmeye devam eder. Ve yine kötü ölüm gelip kapıyı çalar.

Dün Alaz’la Gülten Teyze’nin gidişini konuşurken, “çocukluğumuz gidiyor” dedi. “Çocukluğumuz bitti. O defterin son sayfası kapandı çoktan” dedim ben de.

7 Kasım’larda İlhan Erdost’un mezarı başında azalmamız, yitirdiklerimizi de düşününce bir dönemin kapandığını duyumsatıyor bize. Bu yıl Barışta yok. Rana Teyze de yok. Dahası her yıl görmeye alışkın olduğum Alaaddin Bilgi, Vecihi Timuroğlu, Metin Demirtaş, Mustafa Şerif Onaran da yok. Şimdi Gülten Teyze de yok.

Metin Altıok Ödülü’nü aldığında aramıştım kendisini. “Metin Altıok’la Behçet Aysan’ı hiç ayırmadım. Yaşamım boyunca onların varlığını taşıdım. Hep onların otelin merdivenlerindeki fotoğrafını düşündüm. Metin, yaralı olarak getirilmişti Ankara’ya, hastaneye… Son ana kadar umudumu kaybetmedim. Her gün aradım hastaneyi. Ama olmadı.” demişti hüznüne engel olamadığı incecik sesiyle… “Sonra Füsun da eski arkadaşımdı. Annen, Adviye…” Tomris Uyar’la Füsun Akatlı’yı ve gidenleri birleştiriyor kalemiyle: “İç saatınızı kurdunuz / Öyle bir yolculuk gibi sıradan / Sonsuza da olsa birer birer / İstanbul sizi bağrına çekti / Orada dirisiniz mütemadiyen.”

Son kitabında yaşamla şiirin her türlü bireysel olumsuzluğa rağmen nasıl olup da iç içe geçtğine hayret etmiştim. Özellikle “Diyaliz” şiiri bunun en somut izdüşümüydü. “Haftada üç gün diyalize gidiyorum, hemen yoruluyorum. Kullandığım ilaçlardan aklımı toparlayamıyorum. Cümleler hep yarım kalıyor” demişti. Hayatla vedalaşmış, bir bekleme odasında yaşıyordu sanki. Öyle ki, hayat şenliğine katılamıyordu. Yaşamında biriktirdiklerinin, gözlemlediklerinin bir dirim sağlayacağını da ummuyordu adeta. İç saati mi durmuştu yoksa?

Gülten Teyze, namuslu dizeleriyle yitirdiklerimizle yan yana şimdi. Ama Vicdan Teyze’miz olmaya hep devam edecek.

Ankaralı Gülten Teyze, has şairim

13 Aralık, 12 Eylül’ün en büyük utançlarından: 17’sine henüz girmiş bir çocuğun asılarak idam edildiği tarih. Yaşı mahkeme kararıyla büyütülen -ki bu da bir başka utanç- Erdal Eren’in 1980 yılında öldürüldüğü gün. Gülten Akın’ın şiiri, bu olayı hatırlatır hep

Sonbahar güzeldir, insana iyi gelir ama art arda yaşanan fena şeyler, bu iyiliğe gölge düşürür. Sonbahardaki kayıplar, “yaprak dökümü”yle özdeşleştirilir. Reşat Nuri Güntekin’in romanı, Nâzım Hikmet’in ya da Can Yücel’in şiiri değil, yekten o deyim gelir insanın aklına. Sonbahar fenadır: Yaprakları değil, sevdiklerimizi de alır. Şu da bir gerçek: Sonbaharda en çok şairler ölür.

Gülten Akın, 4 Kasım 2015 tarihinde aramızdan ayrıldı. Hayatı boyunca onca şeye direndi, ölüme direnemedi. Gidişiyle sadece Ankara değil, kalplerimiz de ıssızlaştı. Has şairimdi, hep öyle kalacak.

Geçtiğimiz Çarşamba, en sevdiğim şairlerden biri bizi öksüz bırakıp gitti. Gülten Akın -ki benim için Ankara’ya eşdeğerdir- şahane dizelerini alarak aramızdan ayrıldı. Sıfat boşuna değil: Ankara’da tanıdığım, şiirleri kadar şahaneliğiyle de beni etkileyen bir insandı. Aksu’nun annesi, Tanıl’ın kayınvalidesi, Işık’ın anneannesiydi. Yakınımdaydı. Çok gördüm, çok konuştum ama hiç yakınlaşmadım. Biraz utancımdan, biraz da rahatsız ederim korkusuyla…

ankarali-gulten-teyze-has-sairim-86697-1.Ankara’da yaşamaya başladığım yıllarda yani 80’lerin sonunda, iki kurum, abc Kitabevi ve Sanat Kurumu, eskilerin edebiyat matineleri geleneğini sürdürürdü. Kitabevinde Cemal Süreya’yı dinlemişliğim, kurumda Aziz Nesin’le tanışmışlığım var. Şanslı bir kuşaktan olduğum aşikâr. Gülten Akın’ın her dem başucumda bulunan kitaplarından birinin içinde, Sanat Kurumu tarafından düzenlenen “imza ve söleşi günleri”nin programı durur: 20 – 24 Mart 1990 tarihlerinde düzenlenen, Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin, Mahmut Makal, Talip Apaydın, Tarık Dursun K. gibi yazar ve şairlerin katılımıyla güzelleşen bir etkinlik bu. Dün gibi aklımda ama bakarak yazayım: 21 Mart’ta, Erdal Öz ve Tahir Hatiboğlu ile konuşmuş Gülten Akın. Heyecanlı olduğum bir gün: O güne dek yayımlanan “bütün şiirleri”ni toplayan “Seyran”ın ilk baskısını (Can Yayınları, 1982) elime alarak gitmiştim. Söyleşinin sonunda usulca yanaşmış, kitabı imzalatmıştım: “Değerli Murat Meriç için, şiirin sıcaklığıyla” diyerek imzaladığı kitap, en değerlilerimden. 18 yaşındaydım, ilgilenmiş ve uzun uzun sorular sormuştu: Nereliydim, neden Ankara’daydım, kitabını ne zaman almıştım… Tek tek cevap verdim, kimya mühendisliği okuduğumu öğrenince oradaki boş kağıtlardan birini alarak “bilimin aydınlığını şiirin ışığıyla birleştiren genç arkadaşım” diye başlayan bir uzun paragraf yazdı, imzaladı ve bana verdi. “Sakla, ileride ‘Gülten Teyzem vermişti’ dersin, belki beni hatırlarsın” demişti uzatırken. Ellerine sarıldığımı hatırlıyorum. Galiba ağlıyordum da, sessiz sessiz. Onu, hediyesini hiç unutmadım. Ölene kadar da unutmayacağım zira o güne dek değil, her dem aldığım en güzel hediyelerdendir.

Gülten Akın’la tek karşılaşmam değildi bu. Katıldığı etkinlikleri takip ettim, ziyaretine gittim, sokakta rastladığımda elini öptüm. Yakınlarda Elif Ergezen’le konuşmuş, Ankara’ya onu ziyarete gitmeyi planlamıştık. Yazık ki memleket ahvali, biraz da benim çekingenliğim ve (utanarak yazıyorum) umursamazlığım, bunu engelledi. Gülten Akın hiç ölmezmiş gibi gelirdi. Ölümü bu yüzden beni çok sarstı.

 

  • Kaynak Birgun

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları Sağlık
Nisan 6, 2026

Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

Sağlık

Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor? Fikir & Yazı
Nisan 2, 2026

1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

ZAMAN AKIŞI

Nis 10 14:16
Alıntı Yazılar

Güney Kore-Norveç ve Japonya’nın Kalkınma Modelleri ve Türkiye Uyarlaması

Nis 9 15:02
Gündem

Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

Nis 9 13:17
Ekonomi

Tek kullanımlık plastik yasağı sonrası 35 bin kişi işsiz kalabilir

Nis 9 13:10
Arkasayfa

Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

Nis 9 13:07
Ekonomi

İnşaat maliyetinde yıllık artış 13 ayın zirvesini gördü!

Nis 9 12:40
Emek

1 Mayıs meydanı Taksim Meydanı’dır

Nis 9 12:28
Emek

Ölüm rejimi

Nis 8 12:45
Ekonomi

Zeytin ve zeytinyağı fiyatları tavan yaptı: Son 8 ayda yüzde 60’lık zam

Nis 8 12:28
Gündem

İkinci ayında İran’da savaş!..

Nis 7 11:23
Arkasayfa

Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir?

Nis 6 15:07
Sağlık

Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

Nis 6 14:47
Arkasayfa

Alican’ı yemeye karar verenler

Nis 6 13:38
Gündem

Çare kolektif mücadelede

Nis 6 13:35
Kültür & Sanat

Altı mendillik hayat

Nis 6 12:46
Ekonomi

Yaşlı ve engelli aylıkları hesaplara yatırılmaya başlandı

Nis 6 12:42
Sağlık

Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

Nis 6 12:25
Ekonomi

Asgari yaşam faturası 744 TL’yi aştı: ‘Dağıtım bedeli karadeliğe dönüştü’

Nis 6 12:21
Gündem

ABD, savaşı dünyaya yeni bir nizam vermenin dayanağı olarak kullanıyor

Nis 5 12:38
Kültür & Sanat

Doğrulama yanlılığı nedir?

Nis 5 12:34
Gündem

ABD’nin delilik çağı

Nis 5 12:32
Gündem

ABD’nin delilik çağı

Nis 3 12:23
Ekonomi

Nisan ayı kira artış oranı belli oldu

Nis 3 12:21
Ekonomi

Yıllık enflasyon baz etkisiyle geriledi: Yüzde 30,87

Nis 2 11:27
Gündem

Duvardaki tuğla İran mı?

Nis 2 11:26
Arkasayfa

1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

Mar 31 13:32
Ekonomi

Kepenkler inince işsiz sayısı katlandı

Mar 31 13:27
Ekonomi

Ekonomiye güven kötümser seviyede

Mar 31 13:11
Emek

Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

Mar 31 13:04
Ekonomi

Savaş ortamında nükleer santral: Elektrik üretimi mi, güvenlik krizi mi?

Mar 30 13:21
Gündem

Akit yazarı emeklileri hedef aldı: “Ne istiyorsunuz?”