Kamil Tekin Sürek
Gülistan Doku olayı tartışılıyor son günlerde. Gülistan’ın ailesi ve onlara destek olan bir avuç insanın çabası ile savcılık harekete geçti. Tutuklamalar oldu. Rabia Naz ve Rojin Kabaiş gibi olaylarda ise henüz benzer sonuç alınamadı. Her üç olayda da soruşturmayı sonuçsuz bırakmak için kolluk, bürokrasi ve iktidar aparatlarının gayreti olduğu görülüyor. Delilleri gereği gibi toplamıyorlar, bazı delilleri saklıyorlar, muhtemel suçluları koruyorlar.
Bu üç olay gibi binlerce olay var maalesef gereği gibi soruşturulmayan. Faili meçhul dosya sayısı bunu gösteriyor. Literatürümüze “cezasızlık” diye bir kavram yerleşti ve çok kullanılmaya başlandı. Bazı kimseler cezalandırılmıyor ya da cezalandırılmak istenmiyor. Bunlar iktidar uzantısı politikacılar ve yakınları, kolluk mensupları, iktidara sadık bürokratlar vb. Zaten kamu görevlilerinin yargılanması ile ilgili yasada soruşturma başlatılması için önce idari amirin izninin gerekliliği konuya yaklaşımı gayet güzel anlatıyor. Bu anlayışı veciz sözlerle anlatan pek çok iktidar sahibi siyasi olmuştur. Bunlardan Demirel’in “Ben polisimin elini soğutmam”, “Bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz”; Özal’ın “Benim memurum işini bilir” ve Çiller’in “Devlet için kurşun atan da kurşun yiyen de şereflidir” sözleri en ünlüleri. Çakarlı araçların ve milletvekillerinin trafik cezalarından muaf olmaları da başka bir örnek. 12 Eylül’de işkence yapılan insanların katilleri yargılanmadı, yargılanan çok azı ise ya zaman aşımı ile kurtarıldı ya da aldığı cüzi cezaları çekmediler.
Doksanlarda köy yakanlar, köy boşaltanlar, işkence ile insanları öldürenler, Roboskî köylülerini bombalayarak öldürenler, insanları asit kuyularına atanlar, Erseverler, Yeşiller vb. binlercesi yargılanmadı, cezalandırılmadı.
Yukarıda saydığım suçların cezasız kalmasının faili, suçun failleri değildir. Sözü edilen suçlar hiç iz bırakılmamış mükemmel işlenmiş suçlar değildir. Cezasızlığın nedeni devlet koruması, devletin suç ortağı olması, yargının gözünü bağlamasıdır. Ülkemizde cezasız kalmış suçların çoğunda en az Gülistan Doku olayındaki kadar delil vardır. Kolektif olarak korunan suçlular da zaten suçu kolektif işlemiştir. Kameraların suç işlendiği zamanlarda ya da suçluların belirli noktalardan geçtiği zamanlarda bozuk olması, hastane kayıtlarının nedense suç delili ile ilgili gün silinivermesi, kolluktan birilerinin bir delili yok etmesi, suçluya polis koruması verilmesi, suçluyu bir yerden bir yere polisin götürmesi, telefon kayıtlarının silinmesi, ruhsatsız silahlar, suçluları yurt dışına çıkarmak için yardımlar vs.
Çatlı’yı kahraman gibi gösteren film çekildi ülkemizde. Kurtlar Vadisi gibi bir dizi senelerce oynadı televizyonda.
Suçluların yargılanması talebi onun için bizde adil yargılanma talebinden de önce gelir her zaman.




