Adnan Gümüş
Urfa’daki, Maraş’taki okul saldırıları, biraz daha bölgeye gidersek İsrail’in, ABD’nin saldırıları bireysel şiddet midir kurumsal şiddet midir? Şiddetin diğer boyutları bu soru ile birlikte ele alınmak durumundadır.
Şiddet Nedir? Kurumsal Örgütlü Şiddet Nedir?
“Şiddet” tanımı çok zor bir kavram, ölçütünün ne olacağı karar verici noktayı oluşturuyor. Mağdur/ mağduriyet temel ölçüt alınarak genel bir şiddet tanımı yapılabilir: “Mağdur açısından makro bir tanımlama, yani geniş anlamda şiddet “kendisi dahil herhangi bir varlığa veya doğaya yönelik olarak onu rahatsız edici veya mevcut durumunu olumsuz yönde bozucu veya olumlu olduğu bile düşünülse rızasına rağmen yapılan her tür etki” şeklinde olabilir, kısaca birinin kendisine veya bir diğerine yaptığı olumsuz etkidir. (Mağdur açısından şiddet. İlkögretmen Egitimci Dergisi, 12, 24-31).
Şiddetin illa bir karşıtı var mı, bir diğeri ile ilişkimizde en azından yaşama yaşatmaya destek olma şiddetin karşıtı gibi yorumlanabilir.
Bu iki uç arasında 1) Bireysel-kurumsal, 2) Neden/niyet/amaç, 3) Aletli-aletsiz, 4) Yöneldiği obje, 5) Zarar derecesi gibi bazı ölçütler bakımından hem şiddet türleri hem de derecesi değerlendirilebilir. İlk üç ölçüt bakımından şöyle bir şema çizilebilir.

Urfa ve Maraş’ta yaşananlardan öne çıkarılan kısım 1- “Bireysel”, 2- “Saldırı”, 3- “Silahlı/aletli”, 4- “Kişilere/cana yönelik”, 5- “Öldürme/cinayet” tarzında şiddettir.
Hiçbir yanını ihmal etmemekle beraber gerek sebepleri gerekse çözümü bakımından en temel başlangıç sorusu, birincisidir, bu saldırıların bireysel mi kurumsal mı bir şiddet olduğudur.
Yaşanan Şiddet Vakaları Bireysel mi Kurumsal Şiddet mi?
ABD’nin, İsrail’in saldırıları bireysel şiddetin ötesinde kurumsal şiddettir. Ancak kurumsal olanı arka plana itilmeye, sadece bireysel yanları öne çıkarılmaya çalışılmaktadır. Netanyahu veya Trump öne çıkarılmaktadır. Bunun kurumsal yanı ve daha esaslı makro tanım ve sebepleri görünmez kılınmaya çalışılmaktadır.
Urfa’da ve Maraş’ta yaşananların da toplamda bir çocuk ve gence, anne babaları dahil edildiğinde bile, belli bireylere indirgenerek sunulması, bu yaşananları kavramayı daraltmaktadır. Urfa’da Maraş’ta yaşananların çok küçük bir kısmı bireysel şiddet sınırındadır, sorunun ağırlığı kurumsal yanındadır.
Bu şiddetin ne kadar kurumsal olduğuna dair daha 20 Nisan’da yayımlanan 18 yaş altındaki çocuklara dair TÜİK’ten üç veri aktarayım:
Resmi kayda girmiş halde sadece 16-17 yaş grubunda sadece bir yılda 8 bin 68 kız çocuğu ve 574 erkek çocuk evlendirilmiş bulunuyor.

15-17 yaş grubunda 981 bin çocuk işgücünde/çalışma hayatı içindedir.
2025 yılında 7 milyon 866 bin çocuk yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında bulunmaktadır.

https://www.tuik.gov.tr/media/announcements/istcocuk_2025.pdf
Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistiklerine göre 2024 yılında 1-17 yaş grubunda dışsal yaralanma ve zehirlenmeler nedeniyle 1538 çocuk ölmüş bulunuyor.
Geçen hafta aktardım. 45 milyon dava dosyası var.

Okullarda seçmeli dersi bile öğrenci ve aile serbestçe seçemiyor.

Kurumsal Şiddetin Kaynağı ve Aşılması Kurumsal Olmalı
Sorunun analizi de çözümü de bireysel yanı da ihmal etmeden kurumsal olanın analizi ve aşılabilmesinden geçmektedir.
Maraş’ta okul öğretmenleri özgür özerk bilimsel pedagojik ilkelerle hareket etmekte özerk olabilselerdi, üzerlerinde başka baskılar kurulmasa idi, okul idarecileri başka korku kaygılara kapılmasa idi, sosyal güvenlik kurumları çocuk haklarını koruma yönünde özerk hareket edebilselerdi, belki bir müdür muavininin dikkati bile, bu şiddeti önlemeye yetebilirdi. Çevresel faktörler, silah erişimi bu kadar kolay olmasa idi, bu silahlı bir saldırı haline dönüşmeyebilirdi.
Ama dahası var. En büyük şiddet sosyal eşitsizliklerden ve adaletsizliklerden başlıyor.
Sosyal eşitsizliklerin en temel kaynağı artı değer birikimi sisteminden, kapitalizmden, tüm insanlığın kullanıma açık olması gereken ortak kaynakların özel mülkiyetinden, bu da sınıfsal yapılanmalardan kaynaklanıyor. Yönetsel yanlışlar adaletsizlikten liyakatsizlikten kaynaklanıyor, farklı zümre şeref pozisyonları adaletsizliği nepotizmi liyakatsizliği körüklüyor, bir rektör çıkıp bana itaat edenlere kadro makam vereceğim diyor. MHP’de AKP’de CHP’de veya çoğu partide üst hiyerarşiye sadakat veya karşılıklı çıkarlar birinci önceliği oluşturuyor.
Tüm bunlar rekabetçiliği, önyargıları, düşmanlıkları besliyor.
Eğitim öğretim sistemi tek başına çok duyarlı olsa bile bunları aşamaz, kaldı ki, eğitim öğretim de daha müdür atamalarından başlayarak partiye, bir sendikaya bağlanmış bulunuyor, hak ve eşitlikleri savunma durumunda olan sendikaların bir kısmı iltimas aracı haline gelmiş bulunuyor.
Yönetime gelme, iktidar olma siyaseti ele geçirmiş, politik üst mevkilere gelme zenginleşme aracına dönüşmüş bulunuyor.
Sadece bir mafya başının, sadece Peker’in açıklamaları bile, bazı valilerin, bazı belediye başkanlarının, bazı bakanların, bazı yöneticilerin durumu bile sistemin ne halde olduğunu gösteriyor. Demirel yeğenleri ile anılıyordu, Ağar’lar, Çiller’ler kimlerle, bugün siyasetçiler kimlerle anılıyor. Zengin zümreler kimlerle anılıyor. Kimlerin vergi borçları siliniyor, kimlere kolaylık sağlanıyor.
Her yanıyla örgütlü kurumsal bir kötülük, örgütlü kurumsal şiddet işliyor.
Urfa’da, Maraş’ta yetkili birimler bu konulardan haberdar. Sorunları çözme yerine duyarlı kesimler zor durumda bırakılmış, okullar ve olaylar görmezden gelinmiş veya baskılanmış.
Neresinden bakarsak bakalım, bireysel boyut da önemli olmakla beraber, sistemsel, kurumsal, örgütlü bir kötülük ve şiddet söz konusu. Sorunun daha makro, daha kalıcı çözümü de sistemsel, kurumsal, örgütlü kısımlarının toparlanmasından geçecek.
Şiddet Şiddetle Çözülemez: Hak ve Özgürlüklere Saygılı Okul, Kişi, Toplum, Devlet
Anadolu bazı halk sözleri bin yıllardan süzülüp gelir. Dedemin çok tekrarladığı bir sözdü: “Göz odur ki dağın ardını görebilmeli, akıl odur ki başa geleceğe bilmeli”. AKIL; insanı sorumlu kılan iyiyi kötüyü bilme ve ayırt etme gücü, düşünme, anlama, karar alma, öyle eyleme yetisi ve iradesidir.
Eğer şiddet en çok da kurumsal ise kurumsaldan başlamak gerekiyor. En başta yayılmacılığın, bir sınıfın bir diğer sınıf üzerinde, bir zümre veya nüfuz grubunun alttaki üzerinde hegemonya kurmasının, bunların kaçınılmaz parçası olan silahlanmanın, şiddet imkânı ve örgütlerinin kurumsaldan başlanarak tüm dünyada yasaklanması, aşılması gerekiyor.
İşin iktisadi ayağında insanlığın ortak kaynaklarının özel kişilerce mülk edinmesine izin veren iltimas, mültezimlik, kapitülasyonların kaldırılması gerekiyor.
İşin yönetsel yanında her tür eşitsizliğin ve ayrımcılığın kaldırılması gerekiyor. Adaletin temelinin eşitliklerden başlaması gerekiyor. Okul tür ve ayrımlarının, varlığına gücüne göre okul anlayışının aşılması gerekiyor. Ders kitaplarındaki, okullardaki ayrımcılık ve önyargıların aşılması gerekiyor. Okul beslenmesinden, okul bahçesinden, müziğinden sanatından biliminden felsefesinden başlanması gerekiyor. Hayat bilgisi ve sosyal bilgilerden, psikoloji sosyolojiden başlanması gerekiyor.
Şiddet ve her tür haksızlığın giderilmesi, minimize edilmesi, yurtta ve dünyada makrosunun mikrosunun hiçbirisinin ihmal edilmemesi gerekiyor.
Eşitsizlikler, hegemonyalar, mevkiler, makamlardan değil her kişi ve toplumun hak ve özgürlüklerinden başlanmasından, sorumlu duyarlı olana, hak edene hak ettiği yerin garanti edilmesinden geçiyor.




