• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Nisan 29, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Sürecin enfekte olma hali

      Sürecin enfekte olma hali

      İcra dosyaları arttı | CHP’li Şevkin: Üretim düşüyor, borç yükü büyüyor

      İcra dosyaları arttı | CHP’li Şevkin: Üretim düşüyor, borç yükü büyüyor

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Ölüm rejimi

      Ölüm rejimi

    • Yaşam
      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

      Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Cezasızlık

      Cezasızlık

    • Türkiye
      Sürecin enfekte olma hali

      Sürecin enfekte olma hali

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      Hangi 1 Mayıs?

      Hangi 1 Mayıs?

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

    • Dünya
      İki jüri, yüzlerce acı

      İki jüri, yüzlerce acı

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Ekmeğin ve Emeğin Adalet Arayışı

      Ekmeğin ve Emeğin Adalet Arayışı

      Emek Üretir, Sermaye Sahiplenir

      Emek Üretir, Sermaye Sahiplenir

      Sürecin enfekte olma hali

      Sürecin enfekte olma hali

      İcra dosyaları arttı | CHP’li Şevkin: Üretim düşüyor, borç yükü büyüyor

      İcra dosyaları arttı | CHP’li Şevkin: Üretim düşüyor, borç yükü büyüyor

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter

Demir Küçükaydın

Demir Küçükaydın

Adalet Yürüyüşü ve Başkanlık Seçimi – Birincisinde Komedi, İkincisinde Trajedi

Ocak 15, 2023 Yazılar 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Marks, “Louis Bonaparte’ın 18. Brumaire’i”nde artık dillere pelesenk olmuş şu sözleri yazar:
“Hegel, bir yerde, şöyle bir gözlemde bulunur: bütün tarihsel büyük olaylar ve kişiler, hemen hemen iki kez yinelenir. Hegel eklemeyi unutmuş: ilkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak.”

Yaklaşan seçimlerden sonra bunu belki şöyle yerlileştirmek gerekecektir:
“Türkiye gibi şark ülkelerinde komedi ve trajedinin öncelik sırası değişir, birincisinde komedi, ikincisinde trajedi olarak”.

Neden böyle bir “yerli ve milli” versiyon gerekecek gibi görünüyor? Bu Sunuş’ta biraz bunu açıklayalım. Zaten bu derlemeyi aceleyle yapmamızın nedeni de bu.

*

Elinizdeki derleme, komediyle sonuçlanan birincisinin bir protokolü gibi de okunabilir.

“Adalet Yürüyüşü”nün daha başından sonuna kadar, tarafımızdan HDP’ye yapılan eleştiri ve önerilerin, hiçbir şekilde kaale alınmamasının nasıl utanç verici bir hezimetle sonuçlandığını aşağıdaki resim gösterir. HDP’nin bütün kocabaşları Kılıçdaroğlu’nun ardında kolkola girip saf tutmuşlardır ve sanki bir zafer kazanmış gibi gururla yürümektedirler.

HDP, başından itibaren tıpkı şimdi, yani Başkanlık Seçimi öncesinde, yaptığı gibi, “bizi muhatap alın”, “Edirne’ye de uğrayın”, “Kandıra’ya da uğrayın” diyerek, ucuz “at pazarlıkları” ile günleri geçirdi ve sonunda hiçbir sonuca ulaşamadan, Kılıçdaroğlu’nun istediği koşullarda, onun arkasında kol kola girerek saf tuttu.

Hem de artık, sıradan vatandaşlar sıfatıyla “Adalet” parolasıyla yapılan bir yürüyüşün yerini, CHP ve ulusalcıların ve de ırkçı Türkçülerin, Türk ve Atatürk bayrakları aldıktan, yürüyüş bir CHP yürüyüş ve mitingine dönüştükten sonra.

Bir resim bin sözden iyidir derler.

Bu utanç verici sonucu ve de komediyi, bu resimden daha açık hiçbir söz anlatamaz.

*

Bugün belki de Türkiye tarihindeki en önemli seçimin arifesinde HDP’nin izlediği çizgi, tıpı tıpına, kelimesi kelimesine “Adalet Yürüyüşü”nde izlenen politikanın tekrarıdır.

Yine, “niye bize danışmıyorsunuz”, “bizi niye muhatap almıyorsunuz”, “biz cepte keklik değiliz”, “size mecbur değiliz” diyerek, kendine güvenden yoksun, kendisini bir nesne yerine koyan, kompleksli bir kişiliğin “at pazarlıkları” çizgisi sürdürülmektedir.

Sonucun hiç de farklı olmayacağı şimdiden öngörülebilir.

O zaman var olandan, yani sıradan yurttaşlar olarak bir Adalet yürüyüşüne katılarak onu sıradan yurttaşların bir adalet yürüyüşü olmasını ve kalmasını sağlayacak yerde, çok daha kötüsüne Türk ve Atatürk bayraklarıyla yapılan bir CHP’li ve ulusalcılar yürüyüşüne katılmak durumunda kaldılar.

Şimdi de, karşı taraf için de kabul edilebilir ve desteklemekten kaçamayacakları bir adayı önerip, hem “Altılı Masa”nın hem de kendisinin yenilgisini engelleme olanağını kullanarak, tüm topluma bir çıkış olanağı sunarak, Erdoğan’ın yenilgisini yakalanacak ana halka olarak kavrayıp, ve bunu kendi çıkarlarının önünde tutarak, kelimenin gerçek anlamıyla bir “Türkiye Partisi” olma olanağını elinin tersiyle iterek, en istemediği, en ırkçı adayı, örneğin Akşener’i desteklemek, onu desteklememek için de tarafsız kalıp fiilen Erdoğan’ı desteklemek durumunda kalabileceklerdir. Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olacaklardır.

Adalet yürüyüşü bir komediyle sonuçlanmıştı, ama seçim yenilgisi muhtemelen böyle bir trajedi olacaktır.

Tüm veriler gidişin bu yönde olduğunu gösteriyor.

Bu gidişi engellemek için tüm yazdıklarımız, yaptıklarımız ve yapamadıklarımız hiçbir yankı uyandırmadan sağır boşluklarda kayboluyor.

Günlerdir, tıpkı “Adalet Yürüyüşü”nde olduğu gibi, bu tehlikeyi göstererek, aslında HDP’nin önüne hem “Türkiyelileşmek”, hem tüm muhalefeti yenilgiden kurtarmak hem de en istemediği adayı desteklemektense daha ehveni şer bir adayı Muhalefete önermek hatta onu dağılmaktan ve içinde bulunduğu çıkmazdan kurtararak kendini de kurtarmak olanağı çıktığını, HDP önerdiğimiz gibi davranırsa her şeyi değiştirebileceğini yazıyoruz.

Ama tıpkı “Adalet Yürüyüşü”nde olduğu gibi en küçük bir yankı yok.

Ve tıpkı “Adalet Yürüyüşü”nde olduğu gibi “Bizi muhatap alın”, “biz cepte keklik değiliz”den başka kompleksli ve kendine güvensiz, kendini bir nesne olarak gören bir stratejisinden başka bir strateji yok.

Ve tıpkı o zaman olduğu gibi, HDP saflarından birbirinden farklı, birbirini çürüten, tutarsız açıklamalar geliyor.

Tıpkı Adalet Yürüyüşü’nde olduğu gibi tüm davranışlar:
Selahattin Demirtaş somut bir öneri ortaya koymaktansa susuyor, önerilerimiz yokmuş gibi davranıyor, genel olarak moral vermeye çalışıyor, mücadele ve çalışma çağrıları yapıyor.

Her zaman zaten yapılması gereken şeyleri özel bir momentte o momentin acil görevleri olarak söylemek ya çıkışsızlığın ve somut bir öneri yokluğunun ya da durumun özgül niteliğini kavramamanın işaretidirler.

Ertuğrul Kürkçü, HDP’nin ayrı adayla girme hamlesini “HDP Altılı Masa’yı daldığı uykudan uyandırdı” diyerek takdis ediyor. Kürtlerle dayanışma adına yanlışları okşuyor, HDP’ye ve Kürt Hareketine kötülük ediyor .

Kimi “Mansur Yavaş hariç herkesi konuşabiliriz” diyor, kimi “hiç kimseye rezervimiz yok” diyor.

Kimi “ortak adaya bakacağız” diyor, kimi “ayrı aday göstereceğiz” diyor.

Kimi “aday göstermemizi el yükseltme olarak anlamayın” diyor, kimi el altından “elbette aday göstereceğiz derken ciddi değiliz, el yükseltmeye çalışıyoruz” diyor.

*

Aday gösterme hamlesinin Kılıçdaroğlu’nun ihtiraslarını azdırarak, Akşener’in ayrı adaylarla girelim diyerek, kendi adaylığını ortaya koyma olanağını yarattığını görmek istemiyorlar.

Korkarız sonu daha kötü olacak.

Adalet Yürüyüşü’nün sunduğu muazzam devrimci olanağı görmeyip ve değerlendirmeyip, hiçbir koşul öne sürmeden onun içinde yer alıp, örgütleyip örgütlenerek bir kitle hareketi yaratıp, onu yurttaşların katıldığı ve kontrole aldığı gerçek bir Adalet Yürüyüşü olarak bitmesi için hiçbir şey yapmadan, kuru pazarlık ve tanınma, Kandıra’ya ya da Edirne’ye uğrama dayatmalarıyla günleri harcadıktan sonra, utanç verici bir şekilde ama sanki bir zafermiş gibi Kılıçdaroğlu’nun ardında saf tutmalarından daha kötü duruma düşeceklerdir.

Tarihin önlerine koyduğu olanağı görmek istemeyip, öneri ve eleştirilerimize kulaklarını tıkayarak, sonunda hiç istemediklerine (Örneğin ikinci tura kalacak bir Akşener’e) oy verme veya iki hiç istenmeyen karşısında (Akşener ve Erdoğan) boykot etme ve sonra da nesnel olarak Erdoğan’ın zaferine destek olma suçlamasıyla bir yenilgi yaşayacaklardır.

Bu kör parmağım gözüne gidişi durdurmak için çırpınıyoruz.

Ama HDP’li yöneticilerini, Emek ve Özgürlük Bloğu’nun sosyalistlerini “anaları büyük işler için doğurdu”. Onlar böyle adı bilinmez bir devrimcinin öneri ve eleştirileriyle mi uğraşacaklar?

*

Bu korkunç sonuçları olacak gidişten kurtulmak nasıl olabilir?

Şu an tek ihtimal Altılı Masa’nın Mansur Yavaş’ı ortak aday göstermesidir.

Ne var ki, HDP’nin Yavaş’a oy vermeyeceğiz demesi, Mansur Yavaş’ın aday olmasını istemeyen Kılıçdaroğlu ve Akşener’e onun adaylığını önermemek ve reddetmek için bahane vermektedir.

Çünkü ne Akşener ne de Kılıçdaroğlu Yavaş’ın adaylığını istemiyor.

Yavaş da Kılıçdaroğlu’na rağmen, Altılı Masa kendisini aday göstermedikçe, aday olarak çıkmaz.

Ama varsayalım ki, bir mucize oldu ve Altılı Masa Mansur Yavaş’ı aday gösterdi.

Bunun sonucu ne olur?
HDP birinci turda aday göstermekten vaz geçmeyip aday gösterdiği takdirde, birinci turda Erdoğan’ın ortak adayla yenilmesi olanağını ortadan kaldırdığından, ikinci tura kalmasının esas müsebbibi olarak görülecek kredisi iyice düşecektir.

Sadece bu kadar değil. Kürtlerin hiç küçümsenmeyecek bir bölümü, HDP’ye rağmen Yavaş’a oy vererek onun ilk turda seçilmesini sağlayabilir. Bu da yine Akşener’in işine gelecektir. Çünkü o “HDP’nin desteği olmadan da kazanabiliriz” diyerek HDP’nin dışta bırakılmasını savunmuştur ve bu durumda haklı çıkmış olacağı için kredisi iyice yükselecektir.

Ve Yavaş ilk turda seçilmediği, ikinci tura kaldığı takdirde, HDP ister istemez ona oy verecektir.

Uzuk görüylülüğü ve “at pazarlığı yapma” politikasının sonuçları görülüyor mu? Yavaş Altılı Masa trafından aday gösterildiği takdirde, HDP de kendi adayını gösterdiğinde, Yavaş Kazansa da kaybetse de bir tek kaybeden olacaktır: HDP

*

Peki HDP, Yavaş Altılı Masa tarafından aday gösterildiği takdirde, “ilk turda Erdoğan’ın yenilmesi daha önemlidir” diyerek aday göstermekten vaz geçerse ne olur?

O zaman “biz bu boku niye yedik” hikayesi olur. Oy vermeyiz dediğine oy verin çağrısı yapmış olur. Yani tükürdüğünü yalamış olur.

“Madem Yavaşı destekleyecektin niye bunca sorun çıkardın, naz yaptın da kendin önermedin ve öncülük etmedin” denecektir.
Evet bu durumda Yavaş ilk turda seçilir ve HDP en azından engelleyici olmadığından nispeten olumlu yankılar alır.

Ama bu olumluluk, Yavaş’ı kendisinin önermesi halinde kazanacaklarının yanında sıfır olacaktır.

Halbuki baştan kendisi önerse, tüm Türkiye politikasını alt üst eder, yenilgiyi engelleyen gerçek öncü olur, oyunu ikiye katlar, ağırlığı aldığı oyla ölçülmeyecek kadar artardı.

Yani Altılı Masa’nın Yavaş’ı aday göstermesi halinde, tüm opsiyonlarda ve olasılıklarda HDP bir kaybeden olacaktır.

Ama bunlar güzel ve iyi senaryolar. Muhtemelen “gerçek olamayacak kadar iyi” senaryolar.

*

Maalesef gerçekleşme olasılığı olanlar çok daha kötü senaryolardır. HDP nasıl bir kötü senaryoyu tetikledi ona bakalım.

Çünkü:

· HDP “aday göstereceğiz” diyerek, HDP’siz ortak adayın seçilmesi olanaksız görüldüğünden, Altılı Masa içindeki Kılıçdaroğlu ve Akşener’in, hesaplarının tutacağına dair, umutlarının güçlenmesine yol açmış olacaktır. HDP’nin aday göstereceğim demesi, ilk turda kazanma olasılığını yok ettiğinden, Altılı Masa’da “Ortak Aday” zorunluluğunu ortadan kaldırıp, herkesin kendi adayıyla girmesi yönünde bir olanak yaratmıştır.

· HDP’nin ayrı aday göstereceğini söylemesi, aslında Kılıçdaroğlu’nun adaylığına cesaret verme ve onu destekleme anlamı taşımaktadır ve ifde edilmese de bu amaçla yapılmıştır. Elbette bu mesajı alan Kılıçdaroğlu, bunun sonucu olarak kendi adaylığını dayatacaktır. Buna karşılık Akşener de nihayet kendisini aday göstermek için bahaneyi, HDP’nin bu hamlesiyle bulduğundan, bu fırsatı kaçırmayacak ve Kılıçdaroğlu’nun adaylığı karşısında, kendi adaylığını ortaya koyabilmek için, çoklu adaylığı önerecektir ve fiilen “Altılı Masa” dağılmış olacaktır.

· Altılı Masa’nın bu dağılışının muazzam moral bozucu bir etkisi olacak ve bu da muhtemelen seçimin daha ilk turda bir yenilgiyle sonuçlanması olasılığını ortaya çıkaracaktır.

· Bu olmasa bile, Erdoğan Kürtlerin Akşener’e oy vermeyecekleri verisinden yola çıkarak, çoklu adayda, ikinci turda seçilmeyi garantilemek amacıyla, Akşener’in ikinci tura kalması için her yolu deneyecektir. Bir yandan sadece Akşener’e saldırarak, sadece onu muhatap alarak, Akşener’i gündemde tutarak oylarını yükselterek, diğer yandan de el altında uygun yerlerde ona oy verilmesini sağlayarak.

· Bu durumda ikinci tura Akşener ve Erdoğan ikilisi kalabilecektir. HDP kendi kurduğu tuzağa kendi düşmüş olacaktır.

· Bu durumda HDP ya “Akşener’e oy verin” ya da “hiçbirine” diyecektir. Akşener’e oy verin diyemez, derse çok kötü duruma düşecektir. Bunu demezse boykot diyecektir. Ama boykot fiilen Erdoğan’ın desteklenmesi anlamına gelecektir. Yani Erdoğan’ı yenebilecek tek güç olan Kürt oyları, tarafsız kalarak veya Akşener’e gitmektense Erdoğan’a giderek, Erdoğan’ın zaferini sağlamış olacaktır.

· Ama olumsuz sonuçlar burada bitmiyor. Erdoğan tekrar seçildiğinde, Akşener ona MHP’nin rehinesi olmaktan kurtulmasını sağlayacak tam ağzına layık bir partner veya koalisyon ortağı olacaktır. Ortak olmasa bile, Erdoğan, İyi Parti tehdidi ile bu sefer MHP’yi rehin alacaktır. Tam anlamıyla köpeksiz köyde değneksiz gezebilecektir. Böylece Erdoğan-Ergenekon ittifakı, İyi Parti taze kanıyla daha da güçlenmiş olacaktır.

· Tabii bu yenilgi bütün diğer muhalefet partilerinin de yenilginin altında kalıp iç çelişkiler içinde boğulmalarına, moral çöküşlerine, örgütsel olarak dağılmalarına da yol açacaktır. Bu da Kürt hareketinin ve demokratik hareketin üzerine daha da fütursuzca saldırılara yol açacaktır.

· HDP’nin bu duruma düşmesi gerek HDP’de gerek Kürt hareketinde tam bir yenilgi ve çöküş ortaya çıkaracaktır.

Gerisine devam etmeyelim.

Bir olasılık daha var:

Belki bu halkın her şeye rağmen, eğer kalmışsa bir parça tarihsel deneylerden çıkmış, yazılmamış hafızasında kazılı olan sezişler ve ekonomik krizin sonuçları ve hiç hesaplanmayan bir gelişme Erdoğan’ın kazanmasını engelleyebilir.

Yani örneğin her şeye rağmen Kılıçdaroğlu ikinci tura kalır, HDP’nin desteğine rağmen kazanacak çoğunluğu sağlayamayacakken canı burnundaki halk, bir mucize gerçekleştirip, HDP’nin ve Kemalistlerin desteklediği Kılıçdaroğlu’na oy verir.

Yoksa korkunç sonuçları olacak bir yenilgiye doğru adım adım gidiliyor.

Bu gidişi ancak HDP engelleyebilir ve bunu da ancak önerilerimizi uygulayarak yapabilir:
Yani daha şimdiden, “Mansur Yavaş’ı aday gösterdiğiniz takdirde aday göstermeyeceğiz ve sizin bu ortak adayınızı destekleyeceğiz” diyerek.

Bunu yaparsa, kendini de, muhalefeti de, ülkenin geleceğini de, Kürtleri de, Türkleri de korkunç bir yenilgi ve çöküşten kurtarabilir.

Demokrasi falan gelmez, Kürt Sorunu falan çözülmez ama bir bozgun, bir çöküş engellenebilir.

Dileriz yanılıyoruzdur.

Bu derleme bu gidişi durdurmak için son çırpınışlarımızdan biridir.

  • Kaynak demirden-kapilar.blogspot

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Köy Enstitüleri: Toprağın İçinden Doğan Devrim Fikir & Yazı
Nisan 19, 2026

Köy Enstitüleri: Toprağın İçinden Doğan Devrim

“Dabbetu’l-arz” nedir “Yecüc ve Mecüc” kimdir? Fikir & Yazı
Nisan 10, 2026

“Dabbetu’l-arz” nedir “Yecüc ve Mecüc” kimdir?

Güney Kore-Norveç ve Japonya’nın Kalkınma Modelleri ve Türkiye Uyarlaması Fikir & Yazı
Nisan 10, 2026

Güney Kore-Norveç ve Japonya’nın Kalkınma Modelleri ve Türkiye Uyarlaması

ZAMAN AKIŞI

Nis 29 10:00
Arkasayfa

Ekmeğin ve Emeğin Adalet Arayışı

Nis 29 09:57
Arkasayfa

Emek Üretir, Sermaye Sahiplenir

Nis 27 18:36
Emek

Diyarbakır’da derinleşen tarım krizi ve çiftçilerin borçları Meclis gündeminde

Nis 27 18:33
Arkasayfa

Sürecin enfekte olma hali

Nis 27 18:30
Arkasayfa

İcra dosyaları arttı | CHP’li Şevkin: Üretim düşüyor, borç yükü büyüyor

Nis 26 20:58
Sağlık

Gençlerde kolorektal kanser neden artıyor? 5 kritik risk faktörü

Nis 25 21:31
Sağlık

Kulak kaşıntısı neden olur? İhmal edilmemesi gereken risk faktörleri

Nis 25 20:32
Arkasayfa

Dijital Köleliğin Gölgesinde 1 Mayıs

Nis 25 20:32
Emek

İki bayram arası sıkışmış sevgi

Nis 25 20:29
Arkasayfa

Hangi 1 Mayıs?

Nis 24 22:59
Gündem

Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

Nis 24 22:25
Arkasayfa

Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim

Nis 24 13:00
Emek

İstanbul’da yaşlılık raporu: Geçim krizi, yoksulluk ve umutsuzluk kıskacı

Nis 24 12:55
Arkasayfa

Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

Nis 23 14:07
Ekonomi

Ekmek, su, çay: Her şey ‘yaz deftere’

Nis 23 12:45
Arkasayfa

Ekmek, barış, özgürlük için 1 Mayıs’a!

Nis 23 12:37
Emek

Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

Nis 23 12:36
Arkasayfa

Yapısal şiddetin anatomisi

Nis 23 12:26
Emek

Doruk Madencilik işçileri Yıldızlar SSS Holding önünden seslendi: ‘Zalim patron bizi duysun diye buradayız’

Nis 22 13:41
Sağlık

Kalp krizi artık sadece ileri yaş sorunu değil: 40 yaş altı riskler neden gençleşiyor?

Nis 22 13:38
Arkasayfa

Onuncu kurban

Nis 22 13:35
Arkasayfa

Ölüm korkusu yaşayanlara ekmek korkusu yaşatmak!

Nis 22 12:23
Emek

İSİG: 2013’ten bu yana en az 852 çocuk işçi hayatını kaybetti

Nis 22 12:16
Emek

İşçi sınıfı ayağa kalkmadan iyileşme yok!..

Nis 22 10:00
Arkasayfa

Sosyalist Mücadele Tarihinde Kadınların Görünmeyen Emeği

Nis 21 13:45
Emek

Enerji Bakanlığı önünde açlık grevine başlamışlardı: 110 madenci gözaltına alındı

Nis 21 12:27
Gündem

İki jüri, yüzlerce acı

Nis 21 12:14
Arkasayfa

Cezasızlık

Nis 21 11:56
Emek

Fazla mesai ücreti ödenmezse ne yapılmalı?

Nis 20 21:34
Arkasayfa

Kapitalizmin büyük dönemeci! – I. Bölüm