• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Nisan 26, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Ölüm rejimi

      Ölüm rejimi

      Çare kolektif mücadelede

      Çare kolektif mücadelede

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

    • Yaşam
      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

      Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Cezasızlık

      Cezasızlık

    • Türkiye
      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      Hangi 1 Mayıs?

      Hangi 1 Mayıs?

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

    • Dünya
      İki jüri, yüzlerce acı

      İki jüri, yüzlerce acı

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Dijital Köleliğin Gölgesinde 1 Mayıs

      Dijital Köleliğin Gölgesinde 1 Mayıs

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      Hangi 1 Mayıs?

      Hangi 1 Mayıs?

      Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim

      Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter

H.Anıl Aslan

H.Anıl Aslan

Ekonomik Büyüme ve GSMH Artışında Refah Analizi

Ekim 24, 2024 Fikir & Yazı, Yazılar 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Ekonomik büyüme ile ilgili her zaman haberler duyarız. Ekonomik büyüme; refahla, mutlulukla ilişkilendirilir, büyüme arttıkça işsizlik ve yolsuzluk bitiyormuş gibi bir algı oluşturulur. Ancak gerçek daha farklıdır. Öncelikle tanımsal olarak ekonomik büyüme; belirli bir zaman içerisinde bir ekonominin üretim kapasitesinde ve ekonomik kaynaklarının miktarında meydana gelen artıştır. Bir ülkede bir dönemde tüm mal ve hizmetlerin parasal ifadesi olan milli gelirdeki artışa “iktisadi büyüme” denir. Üretim kapasitesindeki artış GSMH (Gayrisafi Milli Hasıla), GSYİH (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) ya da kişi başı GSMH veya GSYİH’deki artış ile ölçülür. GSMH, bir ülke vatandaşları tarafından ekonomide bir yıl içinde üretilen nihai mal ve hizmetlerin piyasa değerlerinin toplamıdır.

Öncelikle ekonomik büyüme ile kalkınma paralel ilerlemeyebilir. Ekonomik büyüme sermayenin büyümesi demektir. Bu büyük sermaye artışlarına paralel olarak çoğu zaman işsizlikler ve sefalette yükselir. Ekonomik kalkınma kısaca bir ülkedeki yaşam standartlarının yükselmesidir. Büyüme yalnızca gelirdeki artışı içermesine karşılık, gelişme ise gelir artışı yanında ekonomik, sosyal ve kurumsal yapının da olumlu yönde değişmesini kapsar. Büyümeyi ekonomik ve toplumsal ilerlemeye yönelik dönüşümler izlemezse kalkınma gerçekleşmez. Kalkınmanın da en önemli gelişmesi gelir dağılımının daha adil olması yönündeki gelişmesidir. Az gelişmiş ülkelerde refah artışı için yalnızca büyüme yeterli olmayıp, ekonomik gelişmeye de gerek vardır.

Ayrıca bir ülkenin GSMH’sinin yükselmekte olması da o ülkenin ekonomik parametrelerinin pozitif yönde ivmelenmesi anlamına gelmeyebilir. Öncelikle GSMH gelirlerinin ne kadar adaletli dağıtıldığı önemli bir faktördür. Örneğin ulusal gelirin %80’ine halkın %10’u sahip oluyorsa sağlıklı bir sonuç çıkmaz. Milli gelir hesaplanırken ülke gelirlerinin nüfusa bölünmesiyle kişi başına düşen miktar baz alınır. Burada homojen bir şekilde paylaşım varsayılsa da gerçekte durum öyle değildir. (En azından Türkiye için) Milli gelirin nasıl paylaşıldığı kritik noktadır. Ülkemizde gelir pastasından küçük bir kesim çok büyük bir pay almaktadır. Gelir adaletsizliğinde OECD ülkeleri arasında ilk sıralarda yer almaktayız. Kapitalizmde ilk amaç insanların ihtiyaçlarını karşılamak değil kârı maksimize etmektir. Mesela bir ekonomi yılda %7 büyürse GSMH 10 yılda 2’ye katlanır. Ancak GSMH’nin yükselmesi refah artışını genelde bu denli yükseltmez. Türkiye’de total hasılayı yükselten önemli kalemlerden biri tüketim harcamalarıdır. Bu durum dengesizliğe yol açar. Sağlıklı büyüyen bir hasılada ise kamu ve özel sektörün fiziki harcama yatırımlarının payları çok yüksektir.

Türkiye’yi örnek verirsek kuruluştan bugüne ortalama büyüme oranlarıyla 1923’te emekli olup bir ev alan kişinin şu an altı, yedi ev alması gerekirdi. Ancak gerçek böyle değildir. Gelirin adil dağılımı ile ilgili TÜİK’in 2023 yılına ilişkin “Gelir Dağılımı İstatistikleri “ne bakarsak en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay, 2023’te bir önceki yıla kıyasla 1,8 puan artarak yüzde 49,8 olmuştur. En düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay 0,1 puan azalarak yüzde 5,9’a gerilemiştir. Bu oranlara müteakip Avrupa’da gelir dağılımı eşitsizliğinde Türkiye ilk sırada yer almıştır. Dünyadaki 130 ülke içinde ise 102. sırada yer almıştır. Yani Türkiye’de son yıllarda ekonomik durum nedeniyle yoksul daha da fakirleştirirken zenginler servetlerini hızla artırmıştır. Ayrıca işçilerin milli gelirden aldığı pay azalırken şirketlerin payı  artmıştır. Türkiye ekonomisi yüksek hızlı büyüme konjonktürü içinde olmasına rağmen istihdam yaratamamaktadır. Yani, “istihdamsız büyüme” sergilemektedir. GSYİH artışlarının diğer makroekonomik büyüklüklerle de uyumlu olması gereği vardır. İleri teknoloji ve nitelikli işgücü ile çalışan, ihracat kabiliyeti yüksek sektörlerde yoğunlaşarak, ekonomik büyüme ile anlamlı bir dış ticaret politikasının ortaya konması gerekmektedir. Mevcut dış ticaret uygulaması, ekonomiyi sürdürülemez bir dış açığa itmektedir. İhracat rekorlar kırıp, ülke ekonomisi büyürken, dış açığın sürekli artması ülkenin kırılganlığını yükseltmektedir. Ülke ihracatının ithal girdilere bağımlılığının artması, istihdam politikalarını da olumsuz etkilemektedir.

Kaynak; TÜİK

Bu tablodan hareketle Türkiye Cumhuriyeti’nin yıllık ortalama büyüme oranının yüzde 5 olduğu söylenebilir. En az büyüme trendi 2. Dünya Savaşı’nın yıllarında olmuştur. En çok büyüme trendi ise Cumhuriyet’in kurulduğu ilk dönemde yakalanmıştır.

                                YILLAR          UYGULANAN POLİTİKALAR
                                1923-1929Karma Ekonomi Modeli (Devlet ve Liberal) Kalkınma Amaçlı Yabancı Sermayeye İzin ve Yerli Milli Burjuvazi Oluşturma Odaklı Sistem
                                1930-1939Büyük Buhran Sonrası Ilımlı Devletçilik Modeli. Devlet Bazlı ve Devletin Ulaşamadığı Yerlerde Özel Sektör Destekli Model
                                1940-19492.Dünya Savaşı ve Sonrası Sert Devletçilik Modeli, Ek Vergiler Alınması, Marshall ve Truman Yardımları
                                1950-1959Liberalizm Modeli, Yerli Burjuvazi Oluşturma Odaklı Sistem, Dış Yardımlar Alma
                                1960-1969Planlı Kalkınma Dönemleri, İthal İkameci Politikalar
                                1970-197960-69 dönemine ek olarak Petrol krizi, Kıbrıs Barış Harekâtı ve Ambargolar
                                1980-1989Neo-liberal Politikalar Modeli, Devlet Müdahalesi Minimum İ, Serbest Döviz
                                1990-19991994 Krizi, Dışa Açılma Politikası Devamı, IMF Anlaşması
                                2000-20092001 Krizi, Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı, Liberal Politikaların Devamı, AB ile İlişkilerin Artması
                               2010 ve sonrasıMücadeleci Politikalar ve Yeni Krizler

 

Dünya’da da durum benzer şekildedir. Uluslararası Para Fonu, (IMF) nin yayımladığı ‘’Dünya Ekonomik Görünümü’’ raporunda Dünya’daki bireylerin ortalama GSMH’si 2023 yılı itibariyle 13.350 dolardır. Peki bu ortalamayı tutturan ülke sayısının oranı kaçtır dersek tüm Dünya ülkelerinin yüzde 30’u bile değildir. (Türkiye’de tutturamıyor) Bu hesaba göre Nijerya’da 4 kişilik ailenin toplam GSMH’si 53.400 dolar olması gerekirken 3.400 dolar bile değildir. Öte yandan Dünya’nın en zengin 30 ailesi Dünya’nın yarısı kadar GSMH toplamaktadır. Peki ülkemizde ters giden şey nedir? Neden büyüme arttığı halde yoksullaşma artmaktadır? Bir ülkenin en önemli iktisadi araçlarından birisi olan ekonomik büyüme, “yoksullaşmaya neden olabilir mi?” sorusundan hareketle araştırmalarını yürüten Bahagwati, “Yoksullaştıran Büyüme” hipotezini, 1958 yılında gerçekleştirmiş ve bu çalışmanın ardından hipotez, pek çok bilim insanının çalışmasına konu olmuştur. Nispeten gelir düzeyi daha düşük olan küçük bir ülke dış ticaretin taraflarından biri olduğunda ve dış ticaret sonucunda bu ülkenin dış ticaret hadlerinde bozulma yaşandığında bu ülkelerde yoksullaştıran büyüme olayı görülebilmektedir. Bu ülkede yaşanan ekonomik büyüme ülkenin daha zengin ve refah seviyesi daha yüksek bir ülke haline gelmesinden ziyade, ekonomik büyüme yaşanmadan önceki durumdan daha düşük bir seviyeye gelmesine neden olabilmektedir. Bu duruma ülkelerin dış ticaret hadlerindeki çarpıklıklar neden olmaktadır. Türkiye için elde edilen sonuçlar istihdam yaratmayan bir ekonomik büyümenin varlığını ortaya koymaktadır. Ayrıca ilgili çalışmalarda ihracatın büyük bir bölümünün ithal girdiler ile yapılması gerekçesiyle, döviz kurunda meydana gelen değişikliklerin, ithal girdi fiyatlarını etkilediğini bu durumun doğrudan ekonomik büyüme üzerinde etkili olduğunu belirtilmiştir. Türkiye’nin 1980 sonrası uygulamaya başladığı bu politikalardaki amaç ekonomik büyümeydi. Fakat ihracata dayalı büyüme modeline dayanarak hedeflenen büyüme seviyelerine ulaşılamadığı görülmüştür. Buna ek olarak, Türkiye’nin ithalat oranı ihracata oranla çok daha hızlı büyümüştür. Türkiye için dış ticaret hadlerinde bozulmaların yaşandığı bir sürecin varlığı söz edilmeye başlanmıştır. Türkiye’nin ticari anlamda üretim yapısı incelendiğinde ithal hammadde ve ara mallara bağımlılığı göze çarpan ülkelerden biridir. İhraç edilen malları üretebilmek için ithalat yapılması gerekmektedir. Bu da Türkiye için döviz kuru politikasının ayrıca önemli olduğunu ifade etmektedir. Döviz kurunda yaşanan yükselişler üretim için gerekli olan hammadde ve ara malın ithalatını güçleştirmekte, üretim sürecini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle Merkez Bankalarının para politikalara içerisinde yer alan döviz kuru politikasını doğru bir şekilde belirlemesi gerek görülen hususlardan bir tanesidir. Özellikle de çoğu ithal hammadde ve ara malın ABD doları cinsinden temin edilmesi nedeniyle ABD dolarının kuru ülke için kritik noktalardan biri olarak göze çarpmaktadır.

Ülkeler arası karşılaştırma yaparken sadece GSMH ve ekonomik büyüme ölçüt alınmamalıdır. Bir toplumun yaşam kalitesi, eğitim kalitesi, yaşadığı yerin altyapısı, bilimin gelişmişliği, adaletin tarafsızlığı gibi pek çok ölçüt vardır. Bunları araştırmada 2 kaynak önemli yer tutar. Bunlar Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan ‘’İnsani Gelişmişlik Endeksi’’ ve Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan ’Küresel Rekabet Raporu’dur.

İnsani Gelişmişlik Endeksi; Dünya‘daki ülkeler için yaşam uzunluğu, okuryazar oranı, eğitim ve yaşam düzeyi doğrultusunda hazırlanan bir ölçümdür. İnsanların düzgün yaşaması, özellikle çocuk hakları için bir ölçün teşkil eder. Bu araştırma sonucunda bir ülkenin gelişmiş, gelişmekte olan ya da gelişmemiş bir ülke olduğu; bunun yanı sıra ekonomisindeki etkinin yaşam niteliği ne düzeyde etkilediğini gösterir.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından yayımlanan ‘’2022 İnsani Gelişme Raporu’’na göre Türkiye 191 ülkeden 48. sırada yer almıştır.  Bu raporda Dünya genelinde beklenen yaşam süresi, eğitim ve ekonomik refah gibi ölçütler baz alınır. İnsani Gelişme Endeksi’nin zirvesinde 84 yıllık beklenen ömür, 16,5 yıllık eğitim süresi ve 66 bin dolarlık medyan gelirle İsviçre yer almıştır. Listenin sonunda ise 55 yıllık ömür, 5,5 yıllık eğitim ve yıllık ortalama 768 dolarlık gelirle Güney Sudan bulunuyor.

Küresel Rekabet Endeksi ise Dünya ülkelerinin, rekabetçilik puanlarına göre sıralanmış bir listesidir. Ülkelerin rekabetçilik puanları Dünya Ekonomik Forumu tarafından her yıl tekrar edilen kapsamlı bir çalışma ile ölçülür. Dünya Ekonomik Forumu, rekabetçilikle ilgili olarak ülkelerin üretkenlik düzeylerini, kurumlarının, politikalarının ve faktörlerinin birbirleriyle etkin çalışıp çalışmadığını analiz ederek Küresel Rekabetçilik Raporu’nu her yıl yayımlamaktadır. 2005 yılından bu yana, artan sayıda ülke ve kurum tarafından ulusal rekabet gücü konusunda kıstas olarak göz  önünde bulundurulan Küresel Rekabetçilik Endeksi’nin net yapısı, her ülkeye ulusal rekabet gücünü, zayıf ve güçlü yönlerini belirlemesinde yardımcı olmakta, politika reformu süreçlerinde yol gösterici olmaktadır.

 

TEMEL GEREKSİNİMLERETKİNLİĞİ ARTTIRICILARGELİŞMİŞLİK FAKTÖRLERİ
1) Kurumlar5) Yüksek Eğitim ve Öğretim11) İş Gelişmişliği
2) Altyapı6) Mal Piyasası Etkinliği12) Yenilikçilik
3)Makroekonomik Çevre7) İşgücü Piyasası Etkinliği
4) Sağlık ve Temel Eğitim8) Finansal Piyasa Gelişimi
9) Teknolojik Hazırlık
10) Piyasa Büyüklüğü

Tabloda rapordaki toplam faktörler gösterilmektedir.

Türkiye’nin temel gereksinimler, etkinliği arttırıcılar ve yenilikçi gelişmişlik faktörleri açısından sıralaması;

2015-2016(140 Ülke)2016-2017(138 Ülke)2017-2018(137 Ülke)
Küresel Rekabet    Endeksi515553
A.Temel Gereksinimler575660
1)Kurumlar757471
2)Altyapı534853
3)Makroekonomik Stabilite-Çevre685450
4)Sağlık ve Temel Eğitim737984
B.Etkinliği Arttırıcılar485351
5)Yüksek Eğitim ve Öğretim555048
6)Mal Piyasasının Etkinliği455253
7)Emek Piyasasının Etkinliği127126127
8)Finansal Piyasa Gelişimi648280
9)Teknolojik Hazırlık646762
10)Piyasa Büyüklüğü161714
C.Yenilikçilik ve Gelişmişlik Faktörleri566566
11)İş Gelişimi586567
12)Yenilikçilik607169

Kaynak: Son 3 Yıla Ait The Global Competitiveness Report Verileri

Ayrıca Küresel Rekabetçilik Endeksinde Türkiye’nin 2016 ve 2017 yılına ait Kamu ve Özel Kurumlar hakkındaki sıralaması şöyledir;

2016 YILI (140 Ülke)2017 YILI (138 Ülke)
1-KURUMLAR7574
A. KAMU KURUMLARI7378
1.Mülkiyet Hakları6177
Mülkiyet Hakları5362
Fikri Mülkiyet Haklarının Korunması8295
2.Etik ve Yolsuzluk5950
Kamu Fonlarının Dağıtımı5438
Politikacılara Güven7674
Düzensiz Ödemeler ve Güven5255
3.Kamuya Müdahale102100
Yargı Bağımsızlığı107107
Hükümet Kararlarındaki Yanlılık8480
4.Kamu Sektörü Performansı6372
Devlet Harcamalarının İsrafı3838
Yönetmeliklerin Düzenlenmesi6571
Anlaşmazlıkların Çözümünde Yasal Çerçevenin Etkinliği7696
Politikacıların Şeffaflığı4147
5.Güvenlik8587
Terörün İşletmelere Maliyeti112119
Suç ve Şiddetin Maliyetleri6176
Organize Suç6977
Polis Hizmetlerinin Güvenilirliği10368
B. ÖZEL KURUMLAR7372
1.Kurumsal Etik9993
Firmaların Etik Davranışları9993
2.Hesap Verebilirlik5557
Denetim ve Raporlama Standartlarının Gücü8282
Şirket Yapılarının Etkinliği7457
Hissedarların Paylarının Korunması6682
Yatırımcının Korunması1320

 

2016 YILI (140 Ülke)2017 YILI (138 Ülke)
MAKROEKONOMİK ORTAM6854
Devlet Bütçe Dengesi4023
GSMH10394
Enflasyon128121
Devlet Borçları4527
Ülke Kredi Notu–98

 

Bu tablolardaki sıralamaların çoğunda ülkesel olarak rekabet ve insani gelişme olarak Dünya standartlarının altında kaldığımızı söyleyebiliriz. Piyasa büyüklüğü olarak Dünyada ilk 20 de olan ülkemiz için bu sonuçlar üzücüdür. Yatırımlarda yatırımcıların korunmasına rağmen de desteğin azalıyor olması uluslararası güven kaybını gösterir. Ülke kredi notu olarak da geri sıralarda olmamız, enflasyonun ve kur dengesinin kıvrak olması da buna nedendir. Kur artışı ile başlayan olumsuz durum faiz ve maliyet enflasyonu artışıyla devam eder.

Ülkemiz 2000’li yıllar itibariyle; 1960’lardaki ithal ikameci sanayileşmeyi bırakıp, 1980’lerde başlanan neoliberal politikalarla dirilmeye çalışan, dış müdahalelere açık, kapitalist sistem düzenini kendine inşa etmeye çalışan, stabil fiyat politikası olmayan, düşük gelirlilerin yoğunlukta olduğu bir ülke olarak büyüyen kamu borçlarını devleti küçültüp özel sektöre devretmeye çalışan ve IMF tarafından alınan borçlarla kısa vadeli çözüm yollarını deneyen bir ülkedir. Özelleştirmelerle devletin rolünü küçültülüp özel sektörden likidite akışı sağlamak ve kamu kaynaklarını zararına finanse etmek yoluna gidilmiştir. Bu şekilde birkaç yıl büyüme oranı ve milli gelir yükselse de özellikle 2013 ve 2014 sonrası yine işler ters gitmeye başlamıştır. Aslında bu durum ülkemizde defalarca yaşanmıştır. Borçlanmalara ve rantlaşmaya dayalı ucuz döviz kaynaklarıyla sağlanmaya çalışılan ekonomik gelişmeler, kaynakların tükenmesiyle yerini krizlere bırakmıştır.

Ülkemizde büyük üretim imkanları ve gücü bulunmaktadır. Mesele imkanları elverişli ve doğru kullanmaktır. Devlet, sektörlerdeki pasif rolünü bırakmalı kazanan sektörler oluşturmayı denemelidir. Bu şekilde yapamayınca da yabancı sermayelere muhtaç kalıyor sonradan ölçüsüz büyüyüp gerileme sürecine giriyoruz. Yükselen kur ve enflasyonlarla da yabancı sermayeye talep, borç yükü olarak geri dönmektedir. Dışa bağlılık ve fiyat istikrarını çözememe sorunu yüzünden dışarıda oluşan mali krizlere karşı çok hassas olmaktayız. Ayrıca bankalar enflasyonun stabil olmamasından dolayı vade riskini azaltmak için uzun vadeli ve aynı faizli ticari kredi vermekten çekinmektedir.  Yüksek faizle kredi almak istemeyen firmalar ise çareyi dövizde bulur.  Enflasyonla mücadele de daha ciddi adımlar atılmalıdır. Düşük enflasyon ve fiyat istikrarı bu açıdan çok önemlidir. Üretkenlik ve ekonominin direncini yükseltecek reformlar yapılmalıdır.

 

_________________________________________________________________

Kaynakça:

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1019923

https://adaso.org.tr/Content/WebDosyalar/K%C3%9CRESEL%20REKABET%C3%87%C4%B0L%C4%B0K%20ENDEKS%C4%B0%20T%C3%9CRK%C4%B0YE.pdf

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/426152

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/86063

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-62829958

https://eurasianacademy.org/index.php/eurasian/article/view/420/1153

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2779048

 

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Dijital Köleliğin Gölgesinde 1 Mayıs Arkasayfa
Nisan 25, 2026

Dijital Köleliğin Gölgesinde 1 Mayıs

İki bayram arası sıkışmış sevgi Emek
Nisan 25, 2026

İki bayram arası sıkışmış sevgi

Hangi 1 Mayıs? Fikir & Yazı
Nisan 25, 2026

Hangi 1 Mayıs?

ZAMAN AKIŞI

Nis 25 21:31
Sağlık

Kulak kaşıntısı neden olur? İhmal edilmemesi gereken risk faktörleri

Nis 25 20:32
Arkasayfa

Dijital Köleliğin Gölgesinde 1 Mayıs

Nis 25 20:32
Emek

İki bayram arası sıkışmış sevgi

Nis 25 20:29
Arkasayfa

Hangi 1 Mayıs?

Nis 24 22:59
Gündem

Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

Nis 24 22:25
Arkasayfa

Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim

Nis 24 13:00
Emek

İstanbul’da yaşlılık raporu: Geçim krizi, yoksulluk ve umutsuzluk kıskacı

Nis 24 12:55
Arkasayfa

Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

Nis 23 14:07
Ekonomi

Ekmek, su, çay: Her şey ‘yaz deftere’

Nis 23 12:45
Arkasayfa

Ekmek, barış, özgürlük için 1 Mayıs’a!

Nis 23 12:37
Emek

Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

Nis 23 12:36
Arkasayfa

Yapısal şiddetin anatomisi

Nis 23 12:26
Emek

Doruk Madencilik işçileri Yıldızlar SSS Holding önünden seslendi: ‘Zalim patron bizi duysun diye buradayız’

Nis 22 13:41
Sağlık

Kalp krizi artık sadece ileri yaş sorunu değil: 40 yaş altı riskler neden gençleşiyor?

Nis 22 13:38
Arkasayfa

Onuncu kurban

Nis 22 13:35
Arkasayfa

Ölüm korkusu yaşayanlara ekmek korkusu yaşatmak!

Nis 22 12:23
Emek

İSİG: 2013’ten bu yana en az 852 çocuk işçi hayatını kaybetti

Nis 22 12:16
Emek

İşçi sınıfı ayağa kalkmadan iyileşme yok!..

Nis 22 10:00
Arkasayfa

Sosyalist Mücadele Tarihinde Kadınların Görünmeyen Emeği

Nis 21 13:45
Emek

Enerji Bakanlığı önünde açlık grevine başlamışlardı: 110 madenci gözaltına alındı

Nis 21 12:27
Gündem

İki jüri, yüzlerce acı

Nis 21 12:14
Arkasayfa

Cezasızlık

Nis 21 11:56
Emek

Fazla mesai ücreti ödenmezse ne yapılmalı?

Nis 20 21:34
Arkasayfa

Kapitalizmin büyük dönemeci! – I. Bölüm

Nis 20 21:27
Eğitim

Çocukların kanı…

Nis 19 21:07
Arkasayfa

Köy Enstitüleri: Toprağın İçinden Doğan Devrim

Nis 17 19:42
Gündem

Liseliler güvenli eğitim için MEB’e yürüdü

Nis 17 19:39
Gündem

Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

Nis 17 19:36
Sağlık

İnflammaging nedir? Longevity ile hücresel yaşlanmayı durdurma

Nis 17 19:32
Sağlık

Güç Zehirlenmesi ve Adalet Üzerine