• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Nisan 26, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Ölüm rejimi

      Ölüm rejimi

      Çare kolektif mücadelede

      Çare kolektif mücadelede

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

    • Yaşam
      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

      Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Cezasızlık

      Cezasızlık

    • Türkiye
      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      Hangi 1 Mayıs?

      Hangi 1 Mayıs?

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

    • Dünya
      İki jüri, yüzlerce acı

      İki jüri, yüzlerce acı

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Dijital Köleliğin Gölgesinde 1 Mayıs

      Dijital Köleliğin Gölgesinde 1 Mayıs

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      Hangi 1 Mayıs?

      Hangi 1 Mayıs?

      Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim

      Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter

H.Anıl Aslan

H.Anıl Aslan

Enternasyonaller ve İlgili İdeolojiler

Mayıs 4, 2024 Fikir & Yazı, Yazılar 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Sanayi Devrimi’nin başlangıcına yakın zamanlarda Avrupa nüfusunun yüzde 90’a yakın kısmı tarımla uğraşmaktaydı. Kentlerde yaşayan halkında çok az bir kısmı fabrikalarda işçi olarak çalışmaktaydı. Binlerce yıldır süregelen tarım ağırlıklı yaşam, Sanayi Devrimi sonrasında makineleşme ve sanayileşmeyle birlikte azalmış ve insanların yoğun işgücüne ihtiyaç duyulan işler artmıştır. Fabrikalaşmanın artmasıyla başlayan sanayileşme yarışında fabrika sahipleri ve burjuvalar fabrikalarda çalıştırılan işçileri insanlık dışı koşullarda çalıştırmış, günlük çalışma saatleri en az 12 saat ve izin günleri çok az olmuştur. Sadece yetişkinler değil çocuk işçiler de fabrikalarda, madenlerde acımasızca çalıştırılıyordu. 5 yaşını dolduran çocuklar fabrikalarda madenlerde insanlık dışı koşullarda hizmete zorlanıp günde en az 12 saat çalışmak zorundaydı. Aldıkları maaş ise çok azdı.

Avrupa’da işçi sınıfı uzun zamandır olsa da, Sanayi Devrimi sonucunda işçi sınıfı bilinçlenmeye başlamıştır. En kalabalık sınıfı işçi sınıfı oluşturmuştur. İşçi sınıfı, gününün büyük kısmını ağır işlerde çalışmak için harcasa da haklar bakımından çok gerideydi. Ücretleri düşük, çalışma ve yaşam koşulları çok kötüydü.

1848 DEVRİMİ: Sanayi Devrimi sonrası fabrikatörler ve işletme sahiplerinin gelirlerinde büyük artış olmuş buna karşın sayısı büyük çoğunluğu oluşturan işçi sınıfı ise iyice fakirleşmişti. Açlık ve bedensel sömürünün üstüne salgın hastalıklar da eklenmişti. Tüm bu ortamda Marx ve Engels 21 Şubat 1848 de Komünist Manifesto’yu yayımladı. Manifesto kısaca proletaryanın (alt gelir sınıfı) devrimsel bir hareketle burjuvayı (üst gelir sınıfı) yenerek yönetimi ele geçirip özel mülkiyet ve sınıf kavramlarını kaldırmasını anlatıyordu. Sınıfsız eşit bir toplumla ilgili düşünceler aslında uzun zamandır vardı. Ütopya adı verilen yazılarla bu durum betimleniyordu. Ancak bunun somut ve bilimsel bir kuram olarak işlenmesi bu şekilde oldu. Oluşan olaylar zinciriyle 1848 de Fransa ve Almanya’da devrimler oldu. Sonra tüm Avrupa’ ya yayıldı.

BİRİNCİ ENTERNASYONAL; 1864 yılında ‘’Uluslararası Emekçiler Birliği’’nin kurulmasıyla Londra’da oluşturulmuştur.  Temel amaç işçilerin birleşip örgütlenmesini sağlayacak olan uluslararası bir örgütlenme yapmaktı. Gündem maddeleri; sendikalaşma, siyasi eylemler düzenleme, grev, eşit ve yasal temelli haklardı.

Marx & Engels ve Bakunin Çatışması İncelemesi

 Rus bir devrimci olan Bakunin, ‘’Anarşist Komünizm’’ kuramının kurucusuydu. Bakunin Marx’ın sınıfsız toplum görüşüne katılmıştır ancak merkezi bir hükümet fikrine karşıdır. Bakunin herhangi bir dış otoriteyi reddediyordu. Aradaki farkı kısaca anlatırsak Bakunin ideale ulaşmak için komünizm yolunu devlet eliyle değil de halkların kendi yerel topluluklarını oluşturarak esnek yerel federatif yapıyla yürümesi gerektiğine inanıyordu. Bu şekilde proletarya diktatörlüğü olmadan aşamalar geçilecekti. Huzura ulaşmak için sert ve şiddetli bir devrim taraftarıydı. Devletin bizzat kendisi özgürlük için en büyük engeldi.

Bakunin’e göre devrim en az gelişmiş fakir ülkelerde başlar. Marx ve Engels’e göre de en gelişmiş kapitalist ülkelerdeki işçi sınıflarında başlar. Bakunin devletin yok olma aşamasını en başa Marx ve Engels ise en sona koyar. Bakunin’in tespitini değerlendirmek için dünyanın en fakir ülkelerinden Afrika Kıtası’nın güneyinde yer alan Zimbabve’yi ele alalım. Zimbabve’de hiper enflasyon öylesine yüksektir ki bir kilo et almak için bir bavul Zimbabve doları vermek gerekir. Kişi başı günlük kazanç ortalama 2.5 dolardır. Günlük kazanılan miktarda sadece 1,5 litre süt alınabilmektedir. Burada halkın yüzde 100’e yakını zaten fakirdir. Ülkenin bilinen genel serveti (2020) 14 milyar dolar olup kişi başı yaklaşık 100 dolar düşeceğinden halkın bir devrim yapma içgüdüsü olmayacaktır. Çünkü kaynaklar kıttır. Çevrede tetikleyici bir sınıf farkı yok denecek kadar azdır. Bu tarz ülkelerde önemli olan emperyalist devletlerin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürmesine karşı çıkabilmektir. Ancak Marx’ın dediği gibi bir ülkede büyük sınıfsal farklılıklar olup, bol kaynakların ve paranın elit tabakaya kaymış olma durumu devrimsel fitili ateşleyebilecektir. Bunu bir ülkede yaratan unsurda gelişmiş bir kapitalist sistemdir.

Bakunin’in federatif kümeler sisteminin başarılı olabileceği öngörüsü kısmen doğrudur. 1871 Paris Komün ’ünde, komünarların etkiler devrimin fitilini başlatmıştı. Ancak kısa sürede Fransız Hükümeti tarafından isyan bastırıldı. Sonuç olarak Anarşizm ’in özellikle günümüzde bir işe yaramayacağı, Demokratik Cumhuriyetler de devrimsel yanıtın etkili stratejiler ve doğru söylemlerle sandıklarda sonuç vermesi en doğrusudur.

İKİNCİ ENTERNASYONAL: 1889 yılında Paris’te başlamıştır. Birinci enternasyonal dağıldıktan sonra birçok ülkede sosyalist partiler gelişim göstermiştir. Buna karşın kapitalizm de tüm hızıyla devam etmekteydi. Slogan ‘’Barış ve antiemperyalizm’’ olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcına doğru dağılmıştır. Sosyalistler bu örgütün dağılma nedenlerinden biri olarak yanlarında gibi gözüken sosyal demokratların işçilerin ayaklanmasını örgütlemek yerine parlamentolarda partilerine ödenek verilince hükümetlerinin tarafına geçip burjuvazinin yanında yer almış olmalarını gösteriyordu. Bir diğer nedense kapitalizme eklenen emperyalist faaliyetlerle uğraşan emperyalist devletlerde yaşayan işçilerin, sömürülen ülkelerdeki işçilerden biraz daha fazla kazanması ve hükümetlerine yaranmak için davalarını satmış olması gösteriliyordu.

Marx & Engels ve Sosyal Demokrasi Çatışması İncelemesi

  1. yüzyılda sosyal demokrasi prensip olarak sosyalist temsilcilerin seçilip demokratik bir şekilde reformlar yapılması isteğiyle ortaya çıkmıştır. Kapitalizmin evrimsel sürecini ılımlı olarak işlemek istenmiştir. Kautsky ve Bernstein bu akımın ilk temsilcileri olmuştur. Bu zamanlarda Sosyalist Milliyetçiler ve Merkez grubu diye adlandırılan oluşumlar şiddetle eleştirilmiştir. Örneğin Engels bir yazısında İngiltere’nin emperyalist tutumuna karşı İngiliz işçilerin mutlu olmasını eleştirmiştir. Çünkü devlet hükümet tarafından yönetilir ve kapitalist emperyalist bir hükümet altındaki devlet proletarya için baskı görme ve ezme dışında bir vasıf sağlamaz. Marx a göre de işçinin vatanı yoktur. Vatan olgusu işçileri uyutmak için kullanılır. Aç uyuyan yoksullar vatan ninnileriyle uyuşturulur. Proletarya iktidara gelirse vatan olgusu oluşacaktır. Sosyalist Milliyetçiler gerçekten de sosyalizm gölgesi altında emperyalist politikaları destekliyor, burjuvanın yanında olmaktan mutlu oluyorlardı. Yağmacı politikalar sonucunda burjuvanın yediği pastadan arta kalan artıklar onlara yetiyordu. Fransız ve Alman sosyalist milliyetçiler birçok katliam yapmışlardır.

Merkez grubu ise sosyalist milliyetçilik ve komünistler arasında sürekli yer değiştiriyordu. Özellikle 1.Dünya Savaşı ve devrim zamanlarında kritik yerlerde davalarına ihanet edebiliyorlardı. ‘’Menşevikler’’ diye de adlandırılan grup burjuvaya ilgi besliyor ve hükümet lehine faaliyetlerde bulunabiliyordu. Milletler Cemiyeti de onlara destek çıkmıştır. Farklı bir örnekle anlatmak gerekirse; iyi zamanlarda yanımızda bulunan ama zor zamanlarda olmayan dostlar aslında dost değildir. Belirli bir hedef ortaya koyamayıp bulunduğu kabın şeklini alabilecek insanlarda dost değildir. Bizimle iyi geçinen iş arkadaşlarımızın kötü olan amire yaranmak için haksızca bizi satabilmesi de onların dost olmadığının göstergesidir.

ÜÇÜNCÜ ENTERNASYONAL; 1919 da Moskova’da toplanılmıştır. Lenin 2. Enternasyonal ruhunu tekrar yakalayabilmek için ön ayak olmuştur. Komintern isimli toplantıların 1. ve 2.sinden farkı, farklı sosyalist düşünce şekillerini kabul etmemesiydi. 1917 yılında Çar’ın devrilmesiyle Duma Meclisinde geçici hükümetler görev almış ve aralarındaki çekişme içerisinde Lenin’in önderliğinde Bolşevik Partisi devrimci bir tutum sergileyerek, proleterlerin, asıl düşmanlarının kendi ülkesinde olduğunu aktararak emperyalist tutum sergileyen savaş yerine ülke içindeki burjuvaziye karşı iç savaşa dönüştürme politikası oluşturuldu. Çarlık Rusya’sında 1917’de önce Şubat Devrimi, daha sonra da Ekim Devrimi gerçekleşmiş, işçi sınıfı iktidarı ele geçirmişti. Bolşevikler burjuvazi ile barış yapılması taraftarı değildi çünkü burjuvalar her daim sözlerini tutmuyorlardı ve paranın kölesi olmuşlardı.  Rus Devrimi’nin sosyalistliği yönünde şüpheler vardı. Lenin’ e göre demokrat sosyalistler ‘’dönek’’ idi. Bir konuşmasında bu konuyla ilgili ‘’ Oportünizm, işte baş düşmanımız. İşçi hareketinin üst tabakalarının oportünizmi, proleter olmayan bir burjuva sosyalizmidir. İşçi hareketinin oportünist kanadına mensup militanların burjuvaziyi burjuvalardan daha iyi savundukları kanıtlanmıştır. İşçilerin idaresi onların elinde olmasa, burjuvazi ayakta duramaz.’’ Diye bahsetmiştir. Kastedilen Merkezci fraksiyon ‘Menşevikler’idi. Lenin’e göre burjuvazi devrim ruhu taşımıyordu. Devrim Köylüler ve işçilerle olabilecekti. Lenin bu konuda şöyle demiştir. “Demokrasi mücadelesini tutarlı bir biçimde ancak proletarya verebilir. O, ancak köylü kitleleri devrimi mücadeleye katıldıkları takdirde demokrasi mücadelesinde muzaffer olabilir. Eğer proletarya bunun için yeterince güçlü değilse, burjuvazi demokratik devrimin başına geçecek ve ona tutarsız ve çıkarcı bir muhteva kazandıracaktır. Buna ancak proletaryanın ve köylülüğün devrimci demokratik diktatörlüğü mâni olabilir.”

Menşevikler devrimin öncüsünün burjuvazi olacağına inanıyordu ve Burjuvazinin korkutulmaması gerektiğini onların suyuna gidilmesi gerektiğini savunuyorlardı. Menşevik Martinov’un tespiti şu yöndeydi:

“Hâl böyleyken, proletarya devrim mücadelesini burjuva unsurların ekseriyetini korkutarak verirse, sonuçta mutlakiyetçiliğin ilk hâline geri dönmesini, restorasyona maruz kalmasını sağlayacaktır. Burjuva devrimi sürecine ve ortaya çıkartacağı sonuçlara tesir etmeye dönük mücadele somut ifadesine, ancak proletaryanın liberal ve radikal burjuvazinin iradesine devrimci bir baskı uygulaması, burjuva devrimini mantıksal sonuca ulaştırma konusunda toplumun üst katmanlarını nispeten daha alttaki katmanlarla anlaşmaya mecbur etmesi durumunda kavuşabilir.’’

Menşevikler köylü ve işçiyi akılca ve eğitimce yetersiz görüp, burjuvazinin yardımı olmadan devrimin doğru olmayacağını söylüyorlardı. İşçilerin taleplerini yumuşatması gerektiğine inanıyorlardı.

Merkezci Menşevikler Hakkında İnceleme; Burjuva hakkında çok iyimser olmaları, köylü ve işçileri akılsız olarak görmeleri üzüntü vericidir. Zaten yürütülmekte olan sistemden nemalanan ve parasal gücü yüksek olan burjuvaziye devrim için sırtını dayamak komiktir. Ayrıca bu kadar burjuva özentiliğine hayran olmak herhangi bir vaat ve rüşvette yoldan dönmeye de yol açabilir. Her işçi ve köylüye cahil demek anlamsızdır. Cahil tüm kesimlerde vardır. Fakirler içerisinde de okuyan ve liderlik vasfı taşıyan insanlar olacaktır. Bu grubun içindeki milliyetçi fraksiyon da insanları faşistliğe götürebilir. Bu durum vatanseverlik olgusu gibi değildir. Örneğin; ‘’En büyük ırk İngilizlerdir veyahut Almanlardır’’ gibi sözler hümanizme ve ahlaka terstir. Emperyalist mücadeleler engellenmelidir. Ayrıca toplum içindeki farklı milletlere de saygı duyulmalıdır. Tüm bunlar rengarenk mozaiği oluşturur ve saygı duyulmalıdır.

 DÖRDÜNCÜ ENTERNASYONAL VE TROÇKİZM İNCELEMESİ: 1938 de Paris’te toplanılmıştır. SSCB’nin bozulmuş bir işçi iktidarı olduğu ve buna rağmen savunulması gerekildiği söylenmiştir. Ancak SSCB’deki mevcut bürokrasiye karşı devrim gerekildiğini savunuyorlardı.  Devrimin tek bir ülkede değil dünya genelinde olması gerektiği ana düşünceydi. Troçki’ye göre tek bir işçi devleti tek başına tüm kapital emperyalist devletlere karşı çıkamazdı. Dünya çapında bir hareket olmalıydı. Troçkizm de devrim süreklidir ve devam eder. Geri kalmış ülkeler dahi olsa işçiler devrim yapmalıdır. Bu enternasyonalde karşı çıkılan Stalinizm’in aydın ve okuyan kuşağı ortadan kaldırdığını, idamlar, sürgünler ve Moskova Bürokrasisi’nin sarsıcı ve terörsel ekonomi politikalarının ürünü olan yaygın açlık sonucunda milyonların etkilendiğini ve birçok ölüm olduğunu söylerler. Gerçekten de Stanilist politikalar çok serttir.

Komünizme gidişte ekonomik determinist bakışı hâkim kılmak ve işlevini bitiren devlet yerine çok güçlü ve katı olan devlet uygulaması hedeflenir. Devlet olgusu Marx ve Engels in dediklerine zıt olarak işlemiştir. Bürokrasi halka ait olmamıştır. Devletsiz yerine sınıfsız bir toplum amaçlanmıştır. Stanilizm de sosyalizm tek bir ülkede olabilir. Dünya halkları ile ilgili görüş zayıftır.

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Dijital Köleliğin Gölgesinde 1 Mayıs Arkasayfa
Nisan 25, 2026

Dijital Köleliğin Gölgesinde 1 Mayıs

İki bayram arası sıkışmış sevgi Emek
Nisan 25, 2026

İki bayram arası sıkışmış sevgi

Hangi 1 Mayıs? Fikir & Yazı
Nisan 25, 2026

Hangi 1 Mayıs?

ZAMAN AKIŞI

Nis 25 21:31
Sağlık

Kulak kaşıntısı neden olur? İhmal edilmemesi gereken risk faktörleri

Nis 25 20:32
Arkasayfa

Dijital Köleliğin Gölgesinde 1 Mayıs

Nis 25 20:32
Emek

İki bayram arası sıkışmış sevgi

Nis 25 20:29
Arkasayfa

Hangi 1 Mayıs?

Nis 24 22:59
Gündem

Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

Nis 24 22:25
Arkasayfa

Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim

Nis 24 13:00
Emek

İstanbul’da yaşlılık raporu: Geçim krizi, yoksulluk ve umutsuzluk kıskacı

Nis 24 12:55
Arkasayfa

Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

Nis 23 14:07
Ekonomi

Ekmek, su, çay: Her şey ‘yaz deftere’

Nis 23 12:45
Arkasayfa

Ekmek, barış, özgürlük için 1 Mayıs’a!

Nis 23 12:37
Emek

Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

Nis 23 12:36
Arkasayfa

Yapısal şiddetin anatomisi

Nis 23 12:26
Emek

Doruk Madencilik işçileri Yıldızlar SSS Holding önünden seslendi: ‘Zalim patron bizi duysun diye buradayız’

Nis 22 13:41
Sağlık

Kalp krizi artık sadece ileri yaş sorunu değil: 40 yaş altı riskler neden gençleşiyor?

Nis 22 13:38
Arkasayfa

Onuncu kurban

Nis 22 13:35
Arkasayfa

Ölüm korkusu yaşayanlara ekmek korkusu yaşatmak!

Nis 22 12:23
Emek

İSİG: 2013’ten bu yana en az 852 çocuk işçi hayatını kaybetti

Nis 22 12:16
Emek

İşçi sınıfı ayağa kalkmadan iyileşme yok!..

Nis 22 10:00
Arkasayfa

Sosyalist Mücadele Tarihinde Kadınların Görünmeyen Emeği

Nis 21 13:45
Emek

Enerji Bakanlığı önünde açlık grevine başlamışlardı: 110 madenci gözaltına alındı

Nis 21 12:27
Gündem

İki jüri, yüzlerce acı

Nis 21 12:14
Arkasayfa

Cezasızlık

Nis 21 11:56
Emek

Fazla mesai ücreti ödenmezse ne yapılmalı?

Nis 20 21:34
Arkasayfa

Kapitalizmin büyük dönemeci! – I. Bölüm

Nis 20 21:27
Eğitim

Çocukların kanı…

Nis 19 21:07
Arkasayfa

Köy Enstitüleri: Toprağın İçinden Doğan Devrim

Nis 17 19:42
Gündem

Liseliler güvenli eğitim için MEB’e yürüdü

Nis 17 19:39
Gündem

Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

Nis 17 19:36
Sağlık

İnflammaging nedir? Longevity ile hücresel yaşlanmayı durdurma

Nis 17 19:32
Sağlık

Güç Zehirlenmesi ve Adalet Üzerine