Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen’in Türkiye ile yıldızı bir türlü barışmadı. 2021’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeye Türkiye’ye gittiğinde o sırada Avrupa Konseyi Başkanı olan Charles Michel’in Erdoğan’ınkiyle denk tek mevcut koltuğa oturması üzerine daha uzaktaki bir kanepeye oturmak zorunda kalmıştı. Epey tartışma yaratan o buluşmadan sonra geçen hafta yeni bir kriz yaşandı. Von der Leyen, Hamburg’da Die Zeit’ın 80. yıl etkinliğindeki konuşmasında, AB’nin genişlemesini desteklediğini belirttikten sonra dedi ki: “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz.”
Kurduğu üç cümle birbiriyle çelişkiydi: 1999’dan beri AB’ye aday ülke statüsünde olan Türkiye, AB’nin hasmı değil, genişleme planının bir parçasıydı. Çin ve Rusya ile aynı cümlede anılması büyük hataydı. Hele Avrupa, “büyük ve stratejik” düşünecekse Türkiye’yi dışlamamak, tersine kazanmak zorundaydı.
Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’un dediği gibi, “Bu yaklaşım, güvenlik ve savunma alanlarında daha güçlü işbirliğine yönelik mesajlarla tamamen tutarsızdı ve jeopolitik açıdan hatalı bir analizdi.”
Avrupa Komisyonu’nun en üst düzeyde sergilediği bu yaklaşım, Türkiye’de büyük öfke yarattı. Türkiye’yi sadece NATO’da asker ve mülteci akınında baraj olarak gören Batılı dışlayıcı tavır, zaten ülkede büyük bir Avrupa karşıtlığı yaratmıştı. Vor der Leyen de Türkiye’yi Avrupa’ya uzak bir kanepeye oturtarak, “Yerimiz Rusya’nın ve Çin’in yanı olmalıdır” diyen Avrasyacılara büyük bir koz verdi. Sözcüsü aracılığıyla sözlerini düzeltmeye çalışması işe yaramadı. ABD’nin yokluğunda Avrupa’yı güçlendirmeyi hedefleyen “jeopolitik akıl”, Von der Leyen’in zaten Batı’ya karşı temkinli olan Türkiye’yi biraz daha uzağa itti. “Daha uzağa” derken, belki Rusya’ya, belki Çin’e kadar uzağa… Türkiye, Moskova ve Pekin çizgisine yaklaştığında Avrupa çok pişman olacaktır; ama asıl bedeli, Türkiye’de bir zamanlar Batı’nın savunduğu değerler için mücadele edenler ödeyecektir.