• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Nisan 29, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Sürecin enfekte olma hali

      Sürecin enfekte olma hali

      İcra dosyaları arttı | CHP’li Şevkin: Üretim düşüyor, borç yükü büyüyor

      İcra dosyaları arttı | CHP’li Şevkin: Üretim düşüyor, borç yükü büyüyor

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Ölüm rejimi

      Ölüm rejimi

    • Yaşam
      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

      Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Cezasızlık

      Cezasızlık

    • Türkiye
      Sürecin enfekte olma hali

      Sürecin enfekte olma hali

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      İki bayram arası sıkışmış sevgi

      Hangi 1 Mayıs?

      Hangi 1 Mayıs?

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

    • Dünya
      İki jüri, yüzlerce acı

      İki jüri, yüzlerce acı

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Ekmeğin ve Emeğin Adalet Arayışı

      Ekmeğin ve Emeğin Adalet Arayışı

      Emek Üretir, Sermaye Sahiplenir

      Emek Üretir, Sermaye Sahiplenir

      Sürecin enfekte olma hali

      Sürecin enfekte olma hali

      İcra dosyaları arttı | CHP’li Şevkin: Üretim düşüyor, borç yükü büyüyor

      İcra dosyaları arttı | CHP’li Şevkin: Üretim düşüyor, borç yükü büyüyor

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter
Sağlıkta Dönüşüm Programı Neleri Dönüştürdü?

Sağlıkta Dönüşüm Programı Neleri Dönüştürdü?

Kasım 4, 2024 Sağlık 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

         Op. Dr.  Cengiz Başkaya Yazdı

 

 

2003 te uygulamaya konulan Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın’ hedefleri, sağlık hizmetlerinin etkili, verimli ve hakkaniyete uygun’ olarak ‘organize edilmesi, finansmanının sağlanması ve sunulması’ şeklinde açıklanmıştı.

Yıl 2004.  Ege bölgesi il sağlık müdürleri ve hastane başhekimlerini sağlıkta dönüşümle ilgili bilgilendirme toplantısı. Konuşmacı büyük holdinglerden birinin genç bir eğiticisi. Sağlıkla hiçbir ilgisi yoktu. Fakat neoliberalizmin hasletleri konusunda çok bilgili olduğu belliydi.  Bundan sonra hasta denmiyecek, müşteri denecek, hekimler rekabetçi olacak, bu da sağlık hizmetinde kaliteyi  arttıracaktı.

Söz istedim. Sağlığın bir meta olarak gõrülmesinin sakıncalı olacağını, hasta-hekim ilşkisinin asimetrik olduğunu, hastanın danıştığı konuda çok az bilgisi olacağını ya da hiçbir bilgisi olmayabileceğini  söyledim. Sağlık hizmeti almak örnek olarak bir gömlek satın almakla eş tutulamazdı. Hekimler arasında rekabet değil, yardımlaşma ve bilgi alışverişinin esas olduğunu ifade ettim.

Herşeyin uzmanı olan genç danışman “Arkadaşlar, ne zaman bir yenilik, bir değişim olsa bu tarz itiraz ve direnişlerle  karşılaşıyoruz. Fakat bu tür engelleri mutlaka aşacağız dedi. Ben ona göre tutucuydum ve yeniliklere karşıydım.  Salondakilere de gözdağı vermiş oldu. İkinci bir itiraz gelmedi.

Sağlıkta dönüşüm hızla uygulamaya kondu. Sosyal Sigortalar Kurumuna ve diğer kurumlara ait hastaneler Sağlık Bakanlığı’na bağlandı. Fakat daha sonra birçok hastane özel hastanelere ve şehir hastanelerine uygun ortam oluşturmak için kapatılacaktı.  Örneğin Ankara’nın   uzmanlık eğitimi da veren, erişilmesi kolay köklü hastaneleri kapatıldı. Ankara Numune Hastanesi, Ankara Hastanesi, Yūksek İhtisas Hastanesi, Onkoloji Hastanesi, Sami Ulus Çocuk Hastanesi ve  konusunda Ortadoğu’nun branşında en büyük hastanesi olan Zekai Tahir Burak Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi kapatıldı. Bu hastaneler içlerindeki bütün donanımlarla birlikte terkedildi ve şehir merkezinden ulaşılması çok güç olan Bilkent ve Etlik Şehir Hastanelerine taşındı.  Eğitim veya hizmet hastanesi olup olmadıklarına bakılmadan çorba gibi devasa şehir hastanelerine adeta boca edildi. Boşaltılan hastane binalarının ve çok değerli alanlarının şehir hastanelerini kuracak şirketler tarafından turizm ve ticaret amacıyla kullanabileceklleri kaydını anlaşmalara eklemek de ihmal edilmedi.  Şehir hastaneleri genellikle bir yabancı ortağı da olan konsorsiyumlar tarafından işletiliyor. Bu tedbirin amacı ilerleyen zamanda hukuki sorunlar doğarsa yerel mahkemelerin değil uluslar arası mahkemelerin yetkili olmasını sağlamaktı.

 

 

Sağlık Bakakanlığı bu şirketlere kira ödüyor

 

Tabii ki özel hastaneler şehir merkezinde bulunuyorlar. Ulaşılmaları kolay.  Avantajlı konumdalar.

 

Sağlıkta dönüşüm uygulamaları doğal olarak sağlık eğitiminde  dönüşümle parelel gidecekti. Özel Üniversitelerin açılması yasal olarak mümkün değildi. Fakat vakıflar için engel yoktu. Hızla vakıflar oluşturuldu. Özel Üniversiteler kuruldu.Diger branşlarla birlikte çok sayıda özel Tıp Fakültesi açıldı. Büyük çaplı özel hastane zincirllerinin artık Tıp Fakülteleri de var. Kamu Üniversiteleri de çok sayıda yeni Tıp Fakültesi kurdular. Bir bakıma Tıp Fakültesi enflasyonu ortaya çıktı. Nüfusu, dolayısıyla olgu potansiyeli az illerde de akademik kadro sıkıntısı çekilse de Tıp Fakülteleri kuruldu. Bazı ilçelerde de artık Tıp Fakültesi var.  1970 te dokuz Tıp Fakültesi vardı. halen 87 si devlet, 29 u Vakıf (özel) olmak üzere 116 Tıp Fakültemiz var.

Tıp Fakültesi enflasyonu konusunda herhalde Kuzey Kıbrıs’ın dünyada bir benzeri yoktur. 380 bin  nüfusu var. Karşılaştırmak gerekirse Izmir’in Bornova ilçesinin nüfusundan 70 bin daha az. Fakat  Kıbrıs’ta genellikle öze sekiz Tıp Fakültesi var. Yani yaklaşık 50 bin kişiye bir Tıp Fakültesi.  Türkiye’de 664 bin kişiye bir Tıp Fakültesi düşüyor. Avrupa ülkelerinin ortalaması bir milyon beş yüz seksen bin kişiye bir. Yani Avrupa ülkeleri ortalamasıyla ile Kuzey Kıbrıs arasında kabaca 30 kat fark var.

Kuzey Kıbrıs’ta YÖK’ün karşılığı olan kurum YÖDAK. Açlılımı “Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu”. Mevcut sekiz fakülteden üçü YÖK ve YÖDAK’a, beş fakülte sadece YÖDAK’a bağlı.

Tıp eğitimi uygulamalı bir eğitim. Sadece teorik bilgiyle sürdürülemez. Öğrencilerin birçok farklı hastayı görmeleri, örneğin akciğer ve kalp seslerini, barsak seslerini dinlemeleri, hastalık bulgularını gözlemleri ve yorumlamaları  gerekir. Bütün branşlarda ne kadar farklı olguyla karşılaşırlarsa o kadar iyidir.  Olgu azlığı uzman eğitimi için de ciddi bir sorun olacaktır. Özellikle cerrahi branşlarda asistanların yeterli düzeyde yetiştirilmesi çok sayıda uygulamayla başarılı olabilir.  Türkiye’de kısıtlı nüfusa hitap eden Tıp Fakülteleri için de benzer sorunlar söz konusudur.

Çok sayıda Tıp Fakültesi açılması sağlık sisteminin daha iyi olmasının garantisi değil.

Türkiye nüfusu Almanya nüfusundan bir milyon  kişi fazla. Yani kabaca eşit sayılabilir. Türkiye’deki 116 Tıp Fakültesine karşılık Almanya’da 32 Tıp Fakültesi var.  Bizdekinin neredeyse dörtte biri.

Sağlık hizmetlerinin önceliği sağlığı korumaktır. Hastalıkları önlemek en ucuz, en verimli yöntemdir.

Türkiye 1960 tan itibaren sağlıkta sosyalizasyon sistemini uygulamasını başlatarak dünyada örnek olacak bir model geliştirmişti. Köylerde sağlık evleri vardı. Bu evlerde ebeler görevlendirildi. Belli sayıda nüfusa hitap edecek, merkezi komumda sağlık ocakları kuruldu. Bir ya da birkaç hekim, yazışmaları düzenleyen bir memur, hemşire, sağlık memuru, çevre sağlığı teknisyeni, hizmetli ve kurum aracını kullanan şöför vardı. Aşılama hizmetleri düzenli olarak yapılıyordu. Evler tek tek gezilip ev halkı tespit formları oluşturuluyor, evin sağlığa uygun olmayan unsurlar kaydediliyordu. Sağlık ocaklarının bağlı olduğu bir hastane, komplike olguların sevk edildiği bir bölge hastanesiyle zincir tamamlanıyordu. Bölgenin özelliğine göre ayrıca sıtma savaş, Verem savaş, Trahom savaş, Lepra savaş birimleri kurulmuştu. Doğu Anadolu’da başlatılan uugulama zamanla bütün ülkeye yayıldı.

Sağlık ocakları  modernize edildi. Belirli tetkiklerin yapılabilmesi için donanım sağlandı. Artık yapılacak bir reform varsa amaç sistemin çalışan ve donanım gereksinmesinlerini tamamlamak olmalıydı. Fakat neoliberal politikaların sağlık sistemine uygulanmaya başlanmasıyla bütün kurumlar ve kazanımlar birer birer ortadan kaldırıldı. Birinci basamak sağlık hizmetleri bile özelleştirildi. Sağlık ocağı yerine aile aile hekimliği uygulaması getirildi.

 

 

 

Bazı özel hastanelerde yaşanan yenidoğan yoğun bakım skandalı sağlıkta dönüşüm uygulamalarının gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor. Türkiye’de toplam 13657 yenidoğan yoğun bakım yatağının % 52 si özel hastanelerde, % 35’i Sağlık Bakanlığı hastanelerinde, % 13 ü Üniversite hastanelerinde. Bu tablo kamu ve Üniversite Hastaneleri’nde konuyla ilgili yatak sayısınin arttırılması gerektiğini gösteriyor.

 

Yenidoğan Yoğun bakım üniteleri dört evreli, başka deyimle dört düzeyli oluyor. En riskli, en ağır olgular dördüncü evre ünitelerde tedavi ediliyor. Dördüncü evrede mutlaka neonatolji (yeni doğan) uzmanı bulunması gerekiyor. İlgili yönetmeliğe göre birinci ve ikinci evre ünite oluşturulmadan üçüncü evre kurulamıyor. Fakat bazı özel hastanelerde ilk iki basamak oluşturulmadan doğrudan üçüncü evre ünite açıldığı tespit ediliyor.

 

Yine yönetmeliklere aykırı olarak hastanelerin bazı ünitelerinin taşeron şirketlere kiralandığı görülüyor. Bu uygulama kiralama değil, danışmanlık hizmeti gibi gösteriliyor. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinden başka bazı özel hastanelerin görüntüleme, laboratuvar, hattâ acil ünitelerini de taşerona kiraladığı görülüyor. Bu tuhaf duruma “özelleştirmenin özelleştirilmesi” dense yeridir. Böyle bir yöntemi dünyada başka bir ülkede görmek herhalde mümkün değildir.  Çünkü bunu akıl edemiyecekler, daha doğrusu akıllarından bile geçirmiyeceklerdir. Bir sorun olduğunda sorumluluğu kim üstlenecektir? Hastane yönetimi mi, birimi kiralayan ve işleten şirket mi? Ya da iki taraf da kendilerini sorumluluktan muaf mı tutacaktır?

 

Yenidoğan yoğun bakım ünitellerinde  ileri evrelerde daha yüksek fiyatlandırma yapılıyor. Bu nedenle etik kurallara uymayan hastanelerde birinci evre ünitede tedavisi mümkün bir bebeğin doğrudan ikinci veya üçüncü evreye alınmasının sıklıkla yapıldığı anlaşılıyor.

 

Malûm skandalda yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavisi gerekmeyen bazı bebeklerin de daha fazla kazanç için bu ünitelere alındığı da anlaşılıyor. Ayrıca iyileşen bebeklerin sadece yüksek kazanç için yoğun bakımda tutulmaya devam edilmesi de sık başvurulan bir yöntem olmuş. Yoğun bakım ünitelerinde tedaviye dirençli hastane enfeksiyonu riski diger bölümlere göre daha yüksek.

 

Bir başka yolsuzluk çok pahalı ilaçların kullanılmadığı halde bedellerinin faturalandırılması. Aynı ilacıı, ilacı kullanmadan defalarca satmaktan daha kazançlı bir yöntem olabilir mi?

 

Yenidogan yoğun bakım skandalıns adı karışan şirket (taşeron da denebilir) 14  özel hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesini çalıştırıyor.  (İşletiyor demek daha uygun.)  Başka hastanelerde boş yenidoğan yoğun bakım yatakları varken şirketin kontrol ettlği 350  yatak her zaman dolu oluyor. Şirketin Bunu 112 çalışanlarıyla çıkar ortaklığı kurarak sağladığı anlaşılıyor. Tamam, sağlık sistemi ticarileştide, ticaretin de bir etiği, ahlâkı, kuralı yok mudur?

 

Hemşirelerin zaman zaman doktor yerine çalıştırıldığı da itiraflarla kesinleşmiş durumda.

 

Bir kuaför salonu açma ruhsatı alabilmek için başta ustalık belgesi olmak üzere birçok belge istenir. Ben 14 hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesini işleteceğim diyen kişide herhangi bir yeterlilik aranıyor mu?

 

 

Sağlık bir meta olarak görülünce en yüksek kazanç için her yöntemin kullanılması sıradanlaşıyor.

 

 

Sağlikta dönüşum uygulamaları hizmet kalitesini değil, kazancı, niceliği önceliyor. Daha fazla cerrahi girişim, daha fazla tetkik, daha uzun ve pahalı tedavi yöntemleri. Sağlık hizmeti sıradanlaştırıldı. Hastaneler ticarethane gibi çalıştırılırsa hastalar da müşteri olacaktır. Sağlık acımasız piyasa kurallarına teslim edilmiştir. Özetle Sağlıkta Dönüşüm Programı sağlık sistemimizi büyük ölçüde çökertmiş ve kuralsızlaştırmış durumda.

 

Koruyucu hekimlik ve halk sağlığına, birinci basamak sağlık hizmetine gerekli önem verilmelidir.  Aile hekimleri birçok sorumluluğu üstlenmek durumundalar. Fakat gerektiği kadar destek alamıyorlar.

 

Eşitlikçi, kolay erişilir, nitelikli sağlık hizmeti her yurttaşın temel hakkıdır. Nicelik değil, nitelik esas alınmalıdır.

 

 

 

 

 

 

  • Kaynak AdiLMedya

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Gençlerde kolorektal kanser neden artıyor? 5 kritik risk faktörü Sağlık
Nisan 26, 2026

Gençlerde kolorektal kanser neden artıyor? 5 kritik risk faktörü

Kulak kaşıntısı neden olur? İhmal edilmemesi gereken risk faktörleri Sağlık
Nisan 25, 2026

Kulak kaşıntısı neden olur? İhmal edilmemesi gereken risk faktörleri

Kalp krizi artık sadece ileri yaş sorunu değil: 40 yaş altı riskler neden gençleşiyor? Sağlık
Nisan 22, 2026

Kalp krizi artık sadece ileri yaş sorunu değil: 40 yaş altı riskler neden gençleşiyor?

ZAMAN AKIŞI

Nis 29 10:00
Arkasayfa

Ekmeğin ve Emeğin Adalet Arayışı

Nis 29 09:57
Arkasayfa

Emek Üretir, Sermaye Sahiplenir

Nis 27 18:36
Emek

Diyarbakır’da derinleşen tarım krizi ve çiftçilerin borçları Meclis gündeminde

Nis 27 18:33
Arkasayfa

Sürecin enfekte olma hali

Nis 27 18:30
Arkasayfa

İcra dosyaları arttı | CHP’li Şevkin: Üretim düşüyor, borç yükü büyüyor

Nis 26 20:58
Sağlık

Gençlerde kolorektal kanser neden artıyor? 5 kritik risk faktörü

Nis 25 21:31
Sağlık

Kulak kaşıntısı neden olur? İhmal edilmemesi gereken risk faktörleri

Nis 25 20:32
Arkasayfa

Dijital Köleliğin Gölgesinde 1 Mayıs

Nis 25 20:32
Emek

İki bayram arası sıkışmış sevgi

Nis 25 20:29
Arkasayfa

Hangi 1 Mayıs?

Nis 24 22:59
Gündem

Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

Nis 24 22:25
Arkasayfa

Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim

Nis 24 13:00
Emek

İstanbul’da yaşlılık raporu: Geçim krizi, yoksulluk ve umutsuzluk kıskacı

Nis 24 12:55
Arkasayfa

Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

Nis 23 14:07
Ekonomi

Ekmek, su, çay: Her şey ‘yaz deftere’

Nis 23 12:45
Arkasayfa

Ekmek, barış, özgürlük için 1 Mayıs’a!

Nis 23 12:37
Emek

Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

Nis 23 12:36
Arkasayfa

Yapısal şiddetin anatomisi

Nis 23 12:26
Emek

Doruk Madencilik işçileri Yıldızlar SSS Holding önünden seslendi: ‘Zalim patron bizi duysun diye buradayız’

Nis 22 13:41
Sağlık

Kalp krizi artık sadece ileri yaş sorunu değil: 40 yaş altı riskler neden gençleşiyor?

Nis 22 13:38
Arkasayfa

Onuncu kurban

Nis 22 13:35
Arkasayfa

Ölüm korkusu yaşayanlara ekmek korkusu yaşatmak!

Nis 22 12:23
Emek

İSİG: 2013’ten bu yana en az 852 çocuk işçi hayatını kaybetti

Nis 22 12:16
Emek

İşçi sınıfı ayağa kalkmadan iyileşme yok!..

Nis 22 10:00
Arkasayfa

Sosyalist Mücadele Tarihinde Kadınların Görünmeyen Emeği

Nis 21 13:45
Emek

Enerji Bakanlığı önünde açlık grevine başlamışlardı: 110 madenci gözaltına alındı

Nis 21 12:27
Gündem

İki jüri, yüzlerce acı

Nis 21 12:14
Arkasayfa

Cezasızlık

Nis 21 11:56
Emek

Fazla mesai ücreti ödenmezse ne yapılmalı?

Nis 20 21:34
Arkasayfa

Kapitalizmin büyük dönemeci! – I. Bölüm