• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Ocak 28, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

      Valilik yasaklamış, DEM Parti ‘yapacağız’ demişti: "Öcalan’a özgürlük mitingi" ikinci kez ertelendi

      Valilik yasaklamış, DEM Parti ‘yapacağız’ demişti: "Öcalan’a özgürlük mitingi" ikinci kez ertelendi

      KCK’den bayrak açıklaması: 'Provokasyonla Kürt düşmanlığı körükleniyor'

      KCK’den bayrak açıklaması: 'Provokasyonla Kürt düşmanlığı körükleniyor'

      CHP'li Aşkın Genç: 'Emekliye bin 60 lira, faize günde 5,6 milyar lira'

      CHP'li Aşkın Genç: 'Emekliye bin 60 lira, faize günde 5,6 milyar lira'

    • Yaşam
      Damar Sağlığını Koruyan 5 Süper Besin! Kan Akışını İyileştiriyor, İltihaplanmayı Önlüyor

      Damar Sağlığını Koruyan 5 Süper Besin! Kan Akışını İyileştiriyor, İltihaplanmayı Önlüyor

      Hrant Dink katledildiği yerde anılacak: Hakikatin izinde, adaletin peşinde

      Hrant Dink katledildiği yerde anılacak: Hakikatin izinde, adaletin peşinde

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Hayali Kürt-Türk-Arap İttifakı ve gerçek: Kürtsüzleştirilen Halep!

      Hayali Kürt-Türk-Arap İttifakı ve gerçek: Kürtsüzleştirilen Halep!

    • Türkiye
      30 milyon dolarlık fakir

      30 milyon dolarlık fakir

      Valilik yasaklamış, DEM Parti ‘yapacağız’ demişti: "Öcalan’a özgürlük mitingi" ikinci kez ertelendi

      Valilik yasaklamış, DEM Parti ‘yapacağız’ demişti: "Öcalan’a özgürlük mitingi" ikinci kez ertelendi

      Yoksulluk ve maaş fedakârlığı

      Yoksulluk ve maaş fedakârlığı

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

    • Dünya
      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

      Saatler yine savaşa kuruldu

      Saatler yine savaşa kuruldu

      Kürtlerde öfke ve hayalkırıklığı

      Kürtlerde öfke ve hayalkırıklığı

      Kobani'nin köylerine saldırılar sürüyor

      Kobani'nin köylerine saldırılar sürüyor

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

      Saatler yine savaşa kuruldu

      Saatler yine savaşa kuruldu

      Kürtlerde öfke ve hayalkırıklığı

      Kürtlerde öfke ve hayalkırıklığı

      Makbul Erkek, Görünmez Kadın

      Makbul Erkek, Görünmez Kadın

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

Demir Küçükaydın

Demir Küçükaydın

Soma, “İş Kazaları”, Mutlak Devlet ve Kapitalizm

Mayıs 13, 2023 Yazılar 0 comments

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Soma çocukluğumun geçtiği, kişiliğimin şekillendiği yerdir.

Çocukluğum bu madenci kasabasında, maden işçileri arasında geçmişti. Biz işçi çocukları, kömür kamyonlarının seslerinden hangi marka olduğunu bilme ve kimin olduğunu çıkarma oyunları oynardık. Yıllar sonra Emil Zola’nın Germinal romanını okuduğumda çocukluğumun dünyasına geri dönmüş gibi olmuştum.

Maden İşçileri ocakta, kafalarındaki kasklarının önüne, bir lamba takarlar. O lambanın enerjisi bellerindeki aküden gelir. İşçi ocağa girmeden önce, kendi markasını verip bir lamba alır. İşten çıktığında da teslim eder markasını alır. Bu akülerin her gün bakımı ve yeniden şarj edilmesi gerekir. Babam bu işin yapıldığı “lambahanede” ustabaşıydı.

Önceleri maden ocaklarında (benim çocukluğumda hala özel ocaklarda da) karpit lambası kullanılırdı. Bir devlet işletmesi olan o zamanın Garp Linyitleri İşletmesi’nde ise elektrikle çalışan modern lambalar.

Özel ve devlet işletmeleri arasında lambalarda yansıyan fark, aslında iş koşullarının tümünde görülebilirdi.

*

Karlılık kapitalizmin esas motorudur.

Kar biricik hedef olunca, bunu arttırmak için masrafları düşürmek gerekir. Masrafları düşürmek için ise, işçileri daha kötü şartlarda, daha ucuza çalıştırmak; üretim masraflarını iyice kısmak. (Bu kişilerin ahlakıyla ilgili bir sorun değildir. Sermayenin mantığından doğar bu nedenle biz sosyalistler insanları değil, sistemi suçlarız ve değiştirmeye çalışırız.)

Bütün bunlara karşı işçilerin direnmekten başka çaresi yoktur. Ama direnmek birleşmek ile olur. Birleşmek ise ancak demokratik bir ortamda mümkündür.

Bu nedenle işçiler dünyanın her yerinde ve her zaman demokrasinin en büyük savunucuları olmuşlardır. İşçilerin kendilerini savunmak için demokrasiye ihtiyaçları vardır. Bugün “Batı Demokrasisi” diye tanımlanan rejimlerin ve ülkelerin hepsi aslında işçilerin mücadeleleriyle ortaya çıkmışlardır.

İşçilerin örgütlenmesi ve Demokrasi birbiriyle bağlıdır. İşçiler ne kadar örgütlü ise o ülke o kadar daha demokratiktir. Ne kadar demokratikse o işçiler o kadar kolay örgütlenebilirler.

İşçilerin örgütlerini sadece sendikalar olarak algılamak yanlıştır. İşçilerin esas etkili örgütleri Sosyal Demokrat ve Komünist partiler olagelmiştir. Kuzey Avrupa’da Sosyal Demokrat, Güney Avrupa’da Komünist partiler, işçilerin en etkili savunma araçları olmuşlardır.

İşçilerin partileri iktidara geldiklerinde ille de sosyalizme geçerler diye bir kural yoktur, iktidarda kalıp, kapitalizmi belli sınırlar içinde de tutabilirler ve bu da o ülkedeki işçilerin çıkarına olabilir.

Çünkü bir ülkenin “işçi sınıfı”, işçi sınıfı değildir. İşçi sınıfının bir zümresidir. Çünkü işçi sınıfı dünya çapında dünya tarihsel bir sınıftır ve kavramın içeriği de böyledir. Aslında sınıf analitik bir kavramdır. Elle dokunulabilen ve görülen toplumsal bir olgu değildir.

Bir ülke işçilerinin kendi çıkarını koruması ve savunması işçi sınıfının çıkarını koruma ve savunmayla özdeş değildir. İlişki tıpkı uzun vadeli çıkarlarla kısa vadeli çıkarlar; parçanın çıkarıyla bütünün çıkarı ilişkisi gibidir. Bunlar tarihin çok nadir anlarında birbirleriyle çakışırlar.

Örneğin İsveç gibi ülkelerdeki “sosyal devlet” tam da bunun ifadesidir.

Aslında Avrupa’nın hikâyesi, iktidara gelmiş işçilerin kapitalizmi korumalarının ama aynı zamanda kendi haklarını geliştirmelerinin hikâyesidir.

Güney Avrupa ülkelerinde işçi hareketi daha militan ve kavgacıdır ama aynı zamanda daha bölünmüştür. Bu militanlığına rağmen Güney Avrupa’da işçilerin hakları Kuzeydekiler kadar değildir.

Bunun nedeni, Kuzeydeki sendika ve partilerin, bütün bürokratikliklerine rağmen genellikle tek bir örgütte birleşmiş olmalarıdır.

Bir ülkedeki işçileri kapsayan reformist ve uzlaşmacı ama tek örgüt genellikle her zaman militan, mücadeleci ama bölünmüş bir işçi hareketinden çok daha etkili sonuçlar alır.

İşçiler gerek ekonomik, gerek sosyal, gerek politik olarak ne kadar elverişli konumdalarsa, o ülke o kadar zengindir ve gelirler arasındaki eşitsizlik o kadar azdır.

Çünkü işçilerin hakları ve demokrasi arasındaki ilişkinin benzeri de demokrasi ile zenginlik ve sosyal adalet arasında da vardır.

Neden böyledir?

Çünkü demokrasi ve yüksek bir örgütlülük düzeyi, işgücünün fiyatının yüksekliği demektir aynı zamanda.

İşgücünün fiyatı yüksekse, kapitalist diğer kapitalistlerle rekabet edebilmek için emek üretkenliğini arttırmak; yani daha modern teknikle, daha çok makine kullanarak üretim yapmak zorundadır.

Bu da modern tekniğin ve araçların kullanılmasını; bu yönde araştırma ve geliştirmeler yapılmasını; bu da modern tekniği ve araçları kullanabilecek ve üretebilecek kaliteli, yaygın ve yüksek bir eğitimi vs. zorunlu kılar.

Keza işçilerin örgütlülüğü, burjuvaziye daha büyük vergileri; daha iyi bir kontrolü; vergilerden ezilen sınıfların refahına daha büyük harcamalar yapmayı mümkün ve gerekli kılar. Böylece refah ve gelir eşitsizliklerinin daha ılımlı oluşu, yani tipik bir batılı ülke resmi ortaya çıkar.

Yani sanılanın aksine batı ülkeleri zengin olduğu için demokratik değildir; demokratik olduğu için zengindir.  İşçi sınıfı örgütlenip haklarını iyi savunabildiği için o ülkeler demokrasiyi geliştirebilmişler; bu da işçilerin örgütlülüğünü ve haklarını arttırmış; bu da kapitalistleri daha modern makineler kullanmaya zorlamış bu da o ülkelerin zengin ve ileri olmasının yolunu açmıştır.

Yani amacınız o olmasa bile demokrasi için mücadele ettiğinizde aslında aynı zamanda o ülkenin zenginliği, refahı ve sosyal adaleti için mücadele etmiş olursunuz.

Bu, her zaman nesnel olarak ortaya çıkan sonuçtur.

Bu da değer yasasının bir sonucudur. Mutlak ve nispi artık değer arasındaki faktır bu bir yanıyla.

İşçileri daha uzun ve yoğun çalıştırarak mı ucuza mal edilecektir mallar, yani mutlak artık değer artışıyla mı; yoksa daha modern teknik, daha yoğun makine kullanımıyla mı? Yani nispi artık değer artışıyla mı? İşçiler örgütsüzse ve direnemiyorlarsa, hiçbir güç kapitalisti daha modern teknik kullanmaya zorlayamaz; boğaz tokluğuna çalışan işçi ile ve eski makine ve teknikle üretim devam eder. Örneğin her lokantada on tane işsiz genç garson diye tek bir müşterinin başında bekleşir.

O halde, “Türkiye’de toplum niye bu şarklılıktan çıkamıyor; niye demokrasi gelmiyor; niye geri bir ülke olmaktan çıkamıyor; niye böyle müthiş gelir farkları var?” sorularının cevabı “niye işçiler Türkiye’de örgütsüz ve dağınıktır?” sorusunda gizlidir.

Şundan dolayı: Türkiye’deki devlet ve devletçilik, bu merkezi bürokratik devlet, bütün anti demokratik ve keyfi yasaları ve idaresiyle; bu yapısıyla işçi sınıfının örgütlenip mücadele vermesinin önündeki en büyük engeldir.

Yani aslında bu merkezi bürokratik, keyfi devlettir Türkiye’de kapitalistlerin böylesine hayasızca sömürülerinin nedeni.

Burjuvaziyi ve sermayeyi baş düşman ilan edip bu devlete bir şey söylememek, şark devletinin Almanya’daki devamı olan Prusya Devleti ve Bismark’la anlaşıp, burjuvaziye saldırmaktan, yani Marks’ın mahkûm ettiği Lassale’cılıktan başka bir şey değildir.

Sadece Türkiye’de değil bütün dünyada ve geri ülkelerde de durum böyledir.

Bu devlet parçalanırsa, bu merkezi ve bürokratik mekanizme yıkılırsa, işçiler kendilerini savunabilirler.

Ayrıca bizzat bu devletin geçmişte yaptıkları da işçilerin savunma ve birleşmelerinin önünde bir engeldir. Bu ta Sümerlerden beri gelen, Roma’nın devamı olan devlet, yüzyılın başında değişmemek için değişir ve bur ulusal devlete dönerken, Hıristiyan halkları sürerek, öldürerek ve katlederek, aslında aynı zamanda işçi sınıfının en örgütlü ve modern kesimlerini de yok etmiş; geri kalan Müslümanları ise, öldürdüklerinin kimi kırıntılarıyla satın alarak, işçileri iyice örgütsüz bırakmış, günahına ortak etmiş, her türlü demokratik geleneğin kırıntısını işçi sınıfı içinde kazımıştır. Türkiye’nin işçileri bu lanetle damgalıdırlar. Bu nedenle Türkiye’de bir Yunanistan, İtalya, İspanya, Portekiz gibi güçlü işçi partileri ve örgütleri olmamıştır. Bu nedenle liberallerin Türkiye’yi şarklılıktan kurtaracağını düşündükleri Avrupa Birliği’ne girememiştir. Şarklılıktan kurtulmak isteyen Avrupa’ya değil, İşçilere bakmalıdır.

Türkiye’nin bütün diğer güney Avrupa ülkelerinden farkının ve burada örneğin bir Yunanistan’daki komünist Partisi gibi bir zamanların güçlü partilerinin bulunmaması ve şimdi Türkiye’nin çeyrek ve yarım yüzyıl geriden giderek nal toplamasının nedeni bu katliamlardır.

Bütün bunların sonucu olarak Soma’da yer altında yüzlerce işçi kalmakta ve ölmektedir.

Bu devlet olmasa, diyelim ki bu merkezi ve bürokratik devletin yerine, kuzey Avrupa’daki gibi bir burjuva devlet olsa; iş emniyeti standartları yüksek olurdu, bu standartlara kapitalistin uyup uymadığını yine bizzat işçi örgütleri denetlerdi; merkezi, bürokratik, militer ve kırtasiyeci devlet değil.

Türkiye’de denetlemeyi ise kim yapmış? Bu merkezi ve bürokratik devletin bakanlığı.

*

Yani demokrasi için mücadele ayrı zamanda “iş kazalarına”, cinayetlerine karşı bir mücadeledir de.

İşçiler, tek tek işkolları ve iş yerlerindeki mücadelelerinde, çok özel koşullar olmadıkça yenilmeye mahkûmdurlar.

İşçiler sırf işçilerin koşullarını iyileştirmek için yaptıkları mücadelelerde çok nadiren başarılar kazanırlar.

İşçiler, sadece tüm işçileri değil; tüm toplumdaki gayrı memnunları da birleştirecek bir programa sahip olduklarında ancak belli haklar kazanma yolunda bir mesafe kat edebilirler ve o zaman ancak böyle iş kazaları daha az olur; daha az insan ölür veya sakat kalır.

Bunun için de işçiler, tüm gayrı memnunların farklı mecralarda akan talep ve tepkilerini bir tek büyük nehirde birleştirmelidirler. Bu birleştirme ise ancak gerçekten tutarlı ve radikal bir demokrasiyi hedeflemek ve savunmakla olabilir.

Ancak insanların dili, dini, soyu sopu, cinsi veya cinsel eğilimi nedeniyle herhangi bir baskı ya da ayrımcılığa uğramadığı; devletin bütün bu konularda kör olduğu; devletin veya ulusun bunlarla tanımlanmadığı koşullar için bir mücadele tüm gayrı memnunları birleştirebilir. Bunun yanı sıra ve bunun ayrılmaz bir parçası olarak, ancak merkezi ve bürokratik devletin yapısına ve keyfiliğine karşı mücadele tüm işçilerin ve diğer tüm gayrı memnunların desteğini kazanabilir.

İşçiler, ancak dil, din, kültür, cins vs. bölünmelerine son verebildiğinde gerçekten iktisadi konum ve çıkarlara göre bir bölünme temelinde birleşebilir.

Zaten tam da bu nedenle ancak gerçekten demokratik (insanların, dini, ırkı, kültürü nedeniyle bir ayrımcılığa veya baskıya uğramadığı biçimsel ve hukuki eşitlik) bir düzende sosyalizm (ekonomik eşitlik) hem bir zorunluluk hem bir olanak olarak ortaya çıkar.

Ve yine bu nedenle, işçi hareketi işçi hareketi olmaktan çıktığı ölçüde gerçekten işçi hareketi olur.

*

Kapitalizm öncesi toplumlarda, madenlerde “ekonomi dışı zor” aracılıyla cüceler çalıştırılırdı. “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” masalındaki yedi cücenin madenci olması, insanlardan uzak bir ormanda yaşaması, kapitalizm öncesi toplumlarda, yani basit meta üretimine dayanan toplumlarda, madenlerin işlenişinin gerçeğini yansıtır.

Bizans ve Osmanlı’da Cüce olmak madenci olmaya yazgılı olmak demekti. Cüceler adeta bir kast durumundaydılar. Madenleri de genellikle Şark’ın mutlak devleti angaryayla çalıştırırdı.

Kapitalizm ile birlikte kapitalizm öncesinin “ekonomi dışı baskı”sı ortadan kalktı ve onun yerini ekonomik baskı aldı. Artık “özgür” insanlar vardı. Tüm feodal bağlarından ve üretim araçlarından özgür. Günümüzün moda deyimiyle, artık bir “birey”dir.

Bu bideyler, en küçük bir savunma mekanizması kalmamış, çalışmaz, yani iş gücünü satmazsa aç kalacak insanlar, yepyeni bir tarihsel ve toplumsal kategori olan işçilerdir, loncaların veya kastların bağlarından da ve korumasından da özgür.

Bu nedenle Kapitalist sömürünün “ekonomi dışı zor”a, yani devletin  zoruna ihtiyacı yoktur, kapitalizm öncesi sömürüden farklı olarak. Bu nedenle Das Kapital’de “Devlet” diye bir  bölüm de yoktur.

Kapitalizm öncesinde dilencilik bile bir meslektir ve dilencilerin bile loncası vardır. Kapitalizmde ise işsiz herkes potansiyel veya fiili bir dilencidir, tabii dilenebilecek bir yer bulabilirse.

İş gücünün yaşı, cinsiyeti, ırkı, milliyeti, dini vs. onun ürettiği artı değer üzerinde hiçbir etkide bulunmaz.

Bizlerin “insanların eşitliği”, “çok kültürlülük”, “demokrasi”, “biçimsel ve hukuki eşitlik” vs. dediğimiz, uğurlarına hapislere girdiğimiz, mücadele ettiğimiz bütün bu ulvi değer ve mücadelelerin hepsi, yani bugünün değerleri bütünüyle iş gücünün bu özelliği ile ilgilidir. Bu nedenle son duruşmada aynı zamanda kapitalizmi daha saf ve mükemmel kılarlar.

Bizler din, millet, kültür vs. eşitliği için mücadele ederken aslında tamamen kapitalizmde bütün artı değerin kökeninde bulunan meta olan iş gücünün bu temel özelliğine uygun bir toplumsal ve politik düzenin (yani kapitalizmin) inşası için davranmış oluruz.

Zaten tam da bu nedenle tüm bu biçimsel eşitlikler Kapitalizmi ortadan kaldırmaz ve daha mükemmel bir kapitalizme olanak sağlar.

Ama bu aynı zamanda işçilerin kapitalizme karşı birleşebilmelerinin de temel koşulunu sağlar.

Bu nedenle burjuvazi kapitalizm için bu ideal olan ilişkiye, yani demokrasiye bile karşıdır ve tam da bu nedenle işçiler bayraklarına her şeyden önce biçimsel ve hukuki eşitliği, yani Demokratik Bir Cumhuriyet’i yazarlar.

Bu biçimsel eşitlik, her şeyden önce işçilerin bölünmüşlüğüne son verip, sınıf olarak birleşmelerinin koşullarını sağladığı için işçiler tutarlı (radikal) bir demokrasiyi savunabilecek biricik sınıftır.

Bütün diğer sınıflar demokrasiyi bu kapsamda radikal bir içerik ve biçimle savunmaktan uzaktırlar.

Kapitalizmde kar, rant ve faizin kaynağında, işçilerin sahip olduğu ve gerçekleştirmek için satmak zorunda olduğu tek mal, işgücü denen mal (meta) vardır.

İşgücü’nün kullanımıyla ortaya çıkan şey değerdir yani emektir. Değer yoğunlaşmış emek olduğundan emektir.

Emek, sadece ücreti değil, artı değeri de kapsar.

Bu nedenle “emek en yüce değerdir” gibi güzellemeler aslında burjuvazinin sloganlarıdır.

Nasıl sosyalizmi sınıf mücadelesine indirgemek onu burjuvazinin kavramlarıyla ve burjuvazinin kabul edeceği bir biçimde savunmak ise, aynı şekilde emeğin savunusu ya da güzellemeleri de sosyalizmi burjuvazinin ufku içinde onun savunabileceği biçimde savunmak demektir.

Sınıf mücadelesini ve sınıfların varlığını da; emeğin değerin kaynağında bulunduğunu da burjuva düşünürlerin bulması bir rastlantı değildir. Bunları kabul etmek veya sınıf mücadelesi çağrıları yapıp emeğe övgüler düzmenin sosyalizmle ilgisi yoktur sosyalizmi burjuvaca savunmaktır.

Sınıfların varlığını ve mücadelelerini kabul etmek sosyalizm için yetmez; sınıfları ve mücadelelerini yok etmeyi ve bunun tarihsel olarak bir gereklilik ve imkân olduğunu savunmaktır sosyalizm.

Değerin yoğunlaşmış emek olduğunu kabul insanı sosyalist yapmaz; işgücü denen metaın tüm değerin kaynağı olduğunu kabul ettiğiniz, tüm diğer gelirlerin (kar, faiz, rant) kökeninde bu artı değer denen ödenmemiş emeğin bulunduğunu kabul ettiğinizde sosyalist olursunuz.

Bu değerin içinden işgücünün payı olan ücret’i çıkardığınızda geriye kalana artı değer denir ve bu artı değer de, kar (sanayi ve ticaret karı), faiz ve rant olarak paylaşılır. Bunlar da kapitalist toplumdaki temel sınıfları oluştururlar.

Bunlardan rantiyeler kapitalizmin işlemesi için gerekli olan bir sınıf değildir. Toprak da hava gibi su gibi bir üretim koşuludur. Aslında bütün topraklar kamulaştırıldığında kapitalizm ortadan kalkmaz, daha mükemmel bir kapitalizmin koşulları oluşmuş olur.

Ama burjuvazi, işçi sınıfından korktuğundan, ayrıca toprakları kamulaştırarak deliye taşı andırmak istemediğinden, yani işçilere kendilerinin de mülksüzleştirilebileceğini göstermek istemediğinden tarihsel olarak bu adımı atmaz ve atamaz. Dolayısıyla bu adımı atmak da yine işçilere kalır. Sanılanın aksine toprakların kamulaştırılması sosyalist değil, demokratik bir taleptir.

Aynı durum Türkiye gibi ülkelerde burjuvazi ile kapitalizm öncesinin yadigârı şark Devleti arasındaki ilişkide de vardır.

Aslında soyut olarak, kendi egemenliğinin aracı olacak bir devletten çıkarlıdır burjuvazi. Ama nasıl Toprak sahipleriyle uzlaştı ve toprakları kamulaştırmaya yanaşmadı ise; sınıf olarak onlarla işçilere karşı iş ve güç birliği yaptı ise, aynı şeyi bu kapitalizm öncesinden yadigar, bu merkezi, keyfi ve bürokratik devletle de yapar. Onu tasfiye etmez, onunla iş ve güç birliği yapar.

O halde Türkiye’nin politikasını şu ilişki belirler: burjuva sınıfının demokrasi korkusu ve gericiliği ile devletin mutlak ve merkezi yapısı. Burjuvazinin bu baskıcı güçlü devlete ekmek gibi su gibi ihtiyacı vardır. Merkezi bürokratik aygıtın da böyle kendisine dokunmayacak kendini “ele geçirecek” ve daha gerici yasalarla kendi keyfi yapısını güçlendirecek bir burjuvaziye.

Bu nedenle Türkiye’de devlet, yani kapitalizm öncesinin bir kalıntısı, Türkiye’de kapitalizm ve burjuvazi geliştikçe güçlenir. Budur şarkta kapitalizme geçişin paradoksal görünüşü.

Ham ruhların anlamadığı diyalektik buradadır.

Türkiye’de kapitalist ilişkiler geliştikçe, prekapitalizmin en büyük ve somut ifadesi olan merkezi, bürokratik ve keyfi devlet güçlenir. Türkiye Kapitalistleştikçe ve burjuvazi güçlendikçe, sanılanın aksine sosyalizm için değil, demokratik mücadele ve hedefler için mücadele gereği artar.

Bu nedenle, acil bir görev olarak antikapitalist sloganlar atmak; burjuvaziyi ve kapitalizmi lanetlemek; bu demokratik mücadeleden kaçmanın bir örtüsünden başka bir anlama gelmez. Türkiye’de ve dünyada kapitalizmi tasfiye edebilmek için önce prekapitalizmi tasfiye etmek gerekmektedir.

Prekapitalizmin asli özelliği ağalar falan değil; ekonomi dışı zor ile artı ürüne el koyan, Sümerler çağından kalma devlettir.

Bu merkezi bürokratik devleti tasfiye en acil demokratik görevdir.

Soma’da madende ölen işçilerin bize vasiyeti, demokrasi için, en radikalinden bir demokrasi için mücadeledir.

Ancak o zaman sözlerimiz ve yaptıklarımız hamasi söz ve davranışlar olmanın ötesine geçebilir ve kalıcı bir mücadeleye dönüşebilir.

Demir Küçükaydın

14 Mayıs 2014 Çarşamba

*

“İşçi Sınıfı Cennete Gider”

Dün İstanbul Forumları’nın Yoğurtçu Parkı’nda Soma’daki katliamı ele alan ortak forumu vardı. Bu vesileyle parklara dönüş yapılmış olacaktı.

Dün sabah, erken kalkıp “Parklara Dönerken – Forumlar ve Soma” yazısını bitirdikten sonra Forum’un yapılacağı Yoğurtçu Parkı’na gittim. Forum bir saat geç, 14.00’te başladı.

Sanki bunca eleştiri ve öneri yapılmamış gibi birileri bir yerlerde karar verip “Ağlama duvarı” yöntemiyle forum yaptı. Hiç olmazsa forumu hangi yöntemle yapalım deyip bizzat foruma gelenlere sorabilirlerdi. Böylesine en basit ve sıradan bir demokratik geleneğin bile olmadığı yerde ne olabilirdi ki? Gelenlerin dağınıklığı ve örgütsüzlüğü bir “Hazırlık Komitesi” veya “Gezi Forumları Dayanışması”nın böyle belirlemesine olanak tanıyordu. Eğer bu dağınıklığı gidermek gibi bir amaç olsa, gündemimizin ilk maddesi nasıl bir yöntemle tartışacağımız ve forum yapacağımız olsun denebilirdi mesela.

“Ağlama Duvarı” yöntemi, insanların sırayla söz alıp iki veya üç dakika içinde kafalarındakini anlatmalarıdır. Bir karar, farklı görüş ve alternatiflerin tartışması, tezlerin veya önerilerin birbiriyle çoğunluğu kazanmak için mücadelesi gibi hiçbir şey yoktur. Bunların olmadığı yerde her zaman olan olur: örgütlü ve küçük gruplar yönü belirler.

Dünkü forum da öyleydi. Bu yöntem, Geziden sonraki forumlarda belki hoş görülebilir ve anlaşılabilirdi. O geniş kalabalık, coşku ve dolgunluk içinde belki insanların kendini ifade etmesi için başka bir biçim uygun düşmeyebilirdi. Ama arada bir yıllık bir deneyden, her biri 10-15 kişi ile toplantı yapan forumlardan başkasının gelmediği bir ortamda, aynı yöntemi sürdürmenin anlamı yoktur ve birincisi trajedi ise bu komedi bile değil, bir fars veya vodvil olabilirdi. Ve de öyle de oldu.

Sonuna kadar beklemek artık anlamsız göründü ve sonunu izlemedim. Nasıl olsa ne olduğunu birilerinden duyardım.

Düşünün, tüm İstanbul forumları çağrı yapıyor. Soma’da yüzlerce işçi kurban gitmiş. Yani konu da böylesine can alıcı. Ama “kaç kişi vardı?” derseniz, üşenmedim saydım 300 civarında bir rakam buldum. Haydi, gelen gideni 400 olsun.

Gezi’nin kitlesi yoktu bu Parklara dönüşte ve bununla birleşmiş Soma forumunda.

Gezi açıkça forumları boykot ediyor denilebilir. Gezi’ye gelenler sadece Berkin’in cenazesine geldi. Buhar olup uçmadığını ama kendisini ifade edecek bir biçim bulamadığı için şimdilik görünmez olduğu mesajını verdi. Bir de belki Soma’nın duyulduğu ilk gün Taksim’e geldi. Hepsi o kadar. Açık ki, kiminin “prekarya”, kiminin “orta sınıf”, kiminin “beyaz yakalılar”  dediği Gezi’nin modern ücretlileri bu biçimiyle Forumları boykot ediyor; izlenen politikada kendini bulamıyor.

Dünkü foruma gelenler, “sen, ben, bizim oğlan”dı. Hafızası zayıf, uzun yıllar Türkiye’nin politik ortamlarından uzak kalmış bir insan olmama rağmen benim bile oraya gelenlerin yüzde altmış kadarına göz aşinalığım vardı.

Şunu açıkça kabul etmeli forumlar: Gezi’nin kitlesi forumları boykot ediyor. Uzaktan göz ucuyla gözlüyor ama orada kendini bulamıyor, protesto ediyor ve uzak duruyor. Bu örgüt ve mücadele biçimlerinden rahatsız.

*

Ama sadece Gezi’nin ücretlileri mi? Hayır. Seçimler gösterdi ki, ulusalcı ve Türk milliyetçisi, bu sisteme dokunmayan, sadece iktidara çatan; bu devletin yapısını sorun etmeyen bir muhalefetin de aracı olmak istemiyor ve onlar tarafından kullanılmaktansa, en azından son on yılda yaşamında iyi kötü düzenlemeler yapmış AKP’nin yanında durmayı daha akıllıca görüyor.

İşçi sınıfı, Sünni ve Müslüman alt kesimleriyle de; modern şehirli Gezi’yi yapmış üst kesimleriyle de ulusalcılardan, ulusalcılığa karşı kesin bir savaş açmayanlardan ve mesafe koymayanlardan uzak duruyor ve bu türden muhalefete mesafe koyuyor.

Soma’ya gidenlerin anlattıkları, İşçilerin her şeyi bilmelerine rağmen, Ulusalcıların ve her şeyi sadece hükümeti yıkmaya odaklayanların bir aracı olmaktansa, onlara mesafeli olmayı yeğlediğini gösteriyor.

Bu işçiler bu topraktaki insanların neolitik devrimden beri binlerce yılda biriktirdiği değerleri; sınıflı topluma geçtiğinden beri biriktirdiği sınıf mücadelesi tecrübelerini; aynı tehlikeli işi yapan maden işçilerinin modern zamanlarda oluşturduğu dayanışma gelenekleriyle sentezlemiş; “çizmelerimi çıkarayım mı kirlenmesin” diyen; sağ kurtulur kurtulmaz günlerce kurtarma çalışmalarında günlerdir arandığını bilmeden çalışan; oğlunun ölümünü kabullenmiş anasının yanına gelince, başka analar üzülmesin diye anasıyla bir resim bile çektirmeyen insanlardır.

İşçilerin çok güçlü sınıf içgüdüleri vardır.

Onlar sizden uzak duruyorsa, sorun onlarda değil sizdedir.

Çok açıktır anlayana mesaj, işçi sınıfı Gezi’cisiyle, AKP’lisiyle ulusalcılara; sorunu bir hükümet karşıtlığına indirgeyenlere, CHP’lilere uzak durmakta, mesafe koymaktadır.

Ciddi, sağlam, radikal, ucuz zaferlerin peşinde koşmayan; köklü değişimleri yapacak; insanlara örnek olup onları dönüştürecek bir alternatif arayışındadır.

Klişeleşmiş sloganlar, sekterlikler, manüplasyonlar, şark kurnazlıkları işçileri kandıramamakta ve uzaklaştırmaktadır.

İşçiler ulusalcılara mahkûmiyeti; onlar tarafından kullanılmayı kabul etmemektedir.

*

Sartre “Cehennem başkasıdır” demişti.

Cehennem Fabrikadır, madendir, bilgisayarlı işyeridir.

Cehennem Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Ama “İşçi sınıfı cennete gider.”

“la classe operaia va in paradiso”

Demir Küçükaydın

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Soma’da madende ölen 301 İsimsiz İşçinin İsim Listesi

NoADI-SOYADIİLİİLÇESİ
1ABDULLAH İNALBALIKESİRDURSUNBEY
2ABDULLAH ÖZDEMİRMANİSASOMA
3ABDULLAH SİVRİMANİSASOMA
4ABDÜLMÜTTALİP AKAYİZMİRBERGAMA
5ADEM ABOKANMANİSASOMA
6ADEM ÇETİNERİZMİRKINIK
7ADEM VAROLİZMİRBERGAMA
8AHMET AKBULUTMANİSAAKHİSAR
9AHMET AKDEMİRMANİSASOMA
10AHMET ALİ ASLANİZMİRKINIK
11AHMET AVCUBALIKESİRSAVAŞTEPE
12AHMET BALMANİSASOMA
13AHMET ÇELİKADANA
14AHMET ERGÜNKÜTAHYASİMAV
15AHMET EROLÇORUM
16AHMET GÜLCÜMANİSASOMA
17AHMET GÜVENİZMİRKINIK
18AHMET KAYAMANİSASOMA
19AHMET SOLUKKÜTAHYATAVŞANLI
20AHMET ŞENİZMİRKINIK
21AHMET VARALMANİSASOMA
22AKİF DORUKMANİSAKIRKAĞAÇ
23ALİ BİÇAKMANİSASOMA
24ALİ ÇİFİTCİMANİSASOMA
25ALİ GÜLBALIKESİRİVRİNDİ
26ALİ KAVASMANİSASOMA
27ALİ KİLİTZONGULDAK
28ALİ ŞAHİNBALIKESİRDURSUNBEY
29ALİ ŞENTÜRKKÜTAHYATAVŞANLI
30ALİ YANARKÜTAHYATAVŞANLI
31ALİ YÜKSELMANİSASOMA
32ARİF DEMİRBALIKESİRDURSUNBEY
33AŞKIN KOYUNBALIKESİRSAVAŞTEPE
34AYDIN ÖZGÜNBARTIN
35AYHAN AVCIBALIKESİRSAVAŞTEPE
36BAYRAM ALİ DAĞLIİZMİRKINIK
37BAYRAM BAYINDIRMANİSASOMA
38BAYRAM EROLMANİSASOMA
39BAYRAM İNDİRİKİZMİRKINIK
40BAYRAM PARÇAMANİSASOMA
41BEYTULLAH ÇAKIRİZMİRKINIK
42BİLAL AYİZMİRKINIK
43BİLAL BİLGİMANİSASOMA
44BİLAL MALKOÇBALIKESİRSAVAŞTEPE
45BURAK KARAYELÇANKIRI
46CELAL SEVİNÇMANİSASOMA
47CEMAL KAYABALIKESİRİVRİNDİ
48CEMAL YILDIZMANİSASOMA
49CEMİL TAŞDEMİRBALIKESİRİVRİNDİ
50CENGİZ ÇANTALBALIKESİRSAVAŞTEPE
51CENGİZ KARGIKÜTAHYA
52CENGİZ ŞİMŞEKMANİSAKIRKAĞAÇ
53DAVUT AĞIZKÜTAHYATAVŞANLI
54DAVUT ÇEÇENKÜTAHYATAVŞANLI
55DAVUT DURANKÜTAHYASİMAV
56DAVUT KÖSEMANİSASOMA
57DOĞAN YILDIRIMİZMİRKINIK
58DURSUN DEMİRCANMANİSAKIRKAĞAÇ
59EMİN ESENMANİSASOMA
60EMİN KURTBALIKESİRBALYA
61EMİN MAZIBALIKESİRSAVAŞTEPE
62EMRAH ÇAKIRBALIKESİRSAVAŞTEPE
63EMRULLAH ARMUTHAKKARİ
64ENGİN YILDIRIMKÜTAHYA
65ERCAN CEZELİİZMİRBERGAMA
66ERDAL DEMİRELAYDINDİDİM
67ERDOĞAN KÖSEMANİSASOMA
68ERDOĞAN MERDİMİZMİRKINIK
69ERDOĞAN SEVBENBALIKESİRSAVAŞTEPE
70ERGUN KOYAKKAYAKÜTAHYA
71ERGÜN AKKUŞBALIKESİR
72ERGÜN SİDALİZMİRKINIK
73ERKAN ALTUNTAŞZONGULDAKTOZLU
74ERKAN DOĞDUİZMİRBERGAMA
75EROL IŞIKMANİSAKIRKAĞAÇ
76EROL UYSALİZMİRKINIK
77ERSAN ÇETİNİZMİRKINIK
78ERSİN KEÇELİMANİSASOMA
79EVREN SARIİZMİRKINIK
80FARUK KARAHANBALIKESİRİVRİNDİ
81FATİH KÖSEKÜTAHYA
82FEDAİ BOZDAĞBALIKESİRBİGADİÇ
83FERHAT AVKAŞMANİSASOMA
84FERHAT CANBAZMANİSASOMA
85FERHAT İRENMANİSASOMA
86FERHAT TOKGÖZMANİSASOMA
87FERİDUN ÇELİKBALIKESİRDURSUNBEY
88GAFUR ŞENMANİSASOMA
89GAZİ OSMAN SÜMERISPARTA
90GÖKHAN YILMAZİZMİRKINIK
91GÖKNUR KOCAGEDİKMANİSASOMA
92GÜNGÖR KAYRAKİZMİRKINIK
93HAKAN TAŞDEMİRBALIKESİRİVRİNDİ
94HAKAN UÇKUNMANİSAKIRKAĞAÇ
95HAKKI DOĞAN SALMANİSASOMA
96HALİL ERGÖZMANİSAAKHİSAR
97HALİL İBRAHİM DOĞANBALIKESİRSAVAŞTEPE
98HALİL İBRAHİM HAMURCIKÜTAHYA
99HALİL KOCAMANİSAAKHİSAR
100HALİL ŞEVİKBALIKESİRSAVAŞTEPE
101HARUN KESKİNİZMİRKINIK
102HASAN AKKAŞMANİSAKIRKAĞAÇ
103HAYRİ TÜRKERBALIKESİRSAVAŞTEPE
104HAYRULLAY BAYGÜLBALIKESİRBİGADİÇ
105HİMMET ANAÇLIMANİSASOMA
106HÜSEYİN AVKAŞMANİSASOMA
107HÜSEYİN DALBUDAKİZMİRKINIK
108HÜSEYİN DEMİRMANİSASOMA
109HÜSEYİN KILINÇİZMİRKINIK
110HÜSEYİN KİLİNÇİZMİRKINIK
111HÜSEYİN TOPBALIKESİRSAVAŞTEPE
112İBRAHİM BİÇERMANİSAAKHİSAR
113İBRAHİM ÇELİKDENİZLİ
114İBRAHİM ÇIRAKUŞAK
115İBRAHİM DUMANMANİSASOMA
116İBRAHİM GEZERMANİSAKULA
117İBRAHİM GÖKÇEİZMİRKINIK
118İBRAHİM KUTBEYBALIKESİRDURSUNBEY
119İBRAHİM SALGINİZMİRKINIK
120İBRAHİM SUNGURKÜTAHYATAVŞANLI
121İDRİS ARSLANBALIKESİRDURSUNBEY
122İDRİS DURANBALIKESİRDURSUNBEY
123İLKAY YILDIRIMİZMİRKINIK
124İLYAS ÖZKANKÜTAHYAGEDİZ
125İLYAS YILDIRIMMANİSASOMA
126İSA ALDEMİRBALIKESİRİVRİNDİ
127İSA ÇALIŞMANİSASOMA
128İSA SADANORDU
129İSA SEVBENBALIKESİRSAVAŞTEPE
130İSMAİL ASLANKÜTAHYATAVŞANLI
131İSMAİL ASLANİZMİRBERGAMA
132İSMAİL CANBALMANİSASOMA
133İSMAİL ÇATAMANİSASOMA
134İSMAİL ÇOŞKUNMANİSAKIRKAĞAÇ
135İSMAİL DEĞİRMENBALIKESİRSAVAŞTEPE
136İSMAİL GEZERBALIKESİRSAVAŞTEPE
137İSMAİL GÜRPINARKÜTAHYAGEDİZ
138İSMAİL KALKANKÜTAHYAGEDİZ
139İSMAİL KUTLUBALIKESİRDURSUNBEY
140İSMAİL ÖZTÜRKKÜTAHYATAVŞANLI
141İSMAİL ŞENGÜRBALIKESİRSAVAŞTEPE
142İSMAİL TULUMBALIKESİR
143İSMAİL YILDIRIMÇORUM
144İSMET YILMAZİZMİRBERGAMA
145KADER YILDIRIMMANİSASOMA
146KADİR ÖZELBALIKESİRDURSUNBEY
147KAMBER ÇAĞLARKÜTAHYA
148KAMİL ÇALMANİSASOMA
149KASIM SOFTAMANİSASOMA
150KAZIM KARAÇOBANBALIKESİRİVRİNDİ
151KEMAL ÇOBANMANİSASOMA
152KENAN AKDENİZMANİSAAKHİSAR
153KENAN AKSOYİZMİRKINIK
154KENAN AVCIZONGULDAK
155KORAY KARADAĞMANİSASOMA
156MAHMUT AKBULUTBALIKESİRSAVAŞTEPE
157MEHMET AKİF GÜNAYDINBALIKESİRSAVAŞTEPE
158MEHMET ALİ ÖZCANBALIKESİRİVRİNDİ
159MEHMET ATEŞMANİSASOMA
160MEHMET AZMANMANİSASOMA
161MEHMET ÇELİKBALIKESİRDURSUNBEY
162MEHMET EFEBALIKESİRSAVAŞTEPE
163MEHMET EMİN ÇARDAKMANİSASOMA
164MEHMET ESERBALIKESİRİVRİNDİ
165MEHMET GÜLŞENKÜTAHYA
166MEHMET ŞENTÜRKMANİSASOMA
167MEHMET YAVAŞMANİSAKIRKAĞAÇ
168MEHMET YETİMİZMİRKINIK
169MESUT MEMİŞBALIKESİRDURSUNBEY
170MESUT ÖZKOÇMANİSASOMA
171METİN BURMALIBALIKESİRDURSUNBEY
172METİN USLUİZMİRKINIK
173MİTHAT ÖZDİRİKBARTIN
174MUHAMMED ARSLANCANMANİSASOMA
175MUHAMMED ÇAĞANBALIKESİRSAVAŞTEPE
176MUHAMMED GİRĞİNBALIKESİRSAVAŞTEPE
177MUHARREM ÇİÇEKLİBALIKESİRİVRİNDİ
178MUHARREM ŞENZONGULDAKÇAYCUMA
179MUHSİN TAŞİZMİRKINIK
180MURAT AVCIMANİSASOMA
181MURAT GEZGİNİZMİRKINIK
182MURAT GÜMÜŞMANİSAKIRKAĞAÇ
183MURAT KANDEMİRBALIKESİRSAVAŞTEPE
184MUSA KARAMANİSASOMA
185MUSA KARAÇOBANBALIKESİRİVRİNDİ
186MUSTAFA ÇALIBALIKESİRSAVAŞTEPE
187MUSTAFA DAĞLIİZMİRKINIK
188MUSTAFA FENERLİBALIKESİRİVRİNDİ
189MUSTAFA KAYAMERSİNMUT
190MUSTAFA KOCABAŞMANİSASOMA
191MUSTAFA KORKMAZMANİSASOMA
192MUSTAFA SEDAT TOPRAKBALIKESİRSAVAŞTEPE
193MUSTAFA TÜRKHANBALIKESİRİVRİNDİ
194MUZAFFER ERENMANİSASOMA
195MÜCAHİT YARDIMCIİZMİRBERGAMA
196NİHAT KAYRAKİZMİRKINIK
197NİYAZİ BAYRAMBALIKESİRİVRİNDİ
198NİYAZİ İZMİRİZMİRKINIK
199NİYAZİ KURBANBALIKESİRDURSUNBEY
200NUMAN KANDEMİRKÜTAHYA
201NURAN YANKINMANİSASOMA
202NURETTİN KARAZONGULDAKÇAYCUMA
203NURETTİN YILDIZBALIKESİRSAVAŞTEPE
204NURULLAH KÖSEMANİSAKIRKAĞAÇ
205OKAN MERDİMİZMİRKINIK
206ORHAN ÖKSÜZMANİSASOMA
207OSMAN FINDIKMANİSAAKHİSAR
208OSMAN ÖZGÜNBARTIN
209OSMAN ŞAMMANİSAKIRKAĞAÇ
210ÖMER AFACANBALIKESİRDURSUNBEY
211ÖMER ELİBOLKÜTAHYA
212ÖMER ÖZCANMANİSASOMA
213ÖZAY ERENBALIKESİRSUSURLUK
214ÖZCAN BOZDAĞBALIKESİRBİGADİÇ
215ÖZCAN ÖNCÜBALIKESİRSAVAŞTEPE
216ÖZCAN SARIMANİSASOMA
217ÖZGÜL ÇİFTÇİMANİSASOMA
218ÖZGÜR ÇEVİRGENİZMİRKINIK
219ÖZGÜR ŞENKÜTAHYA
220RAMAZAN ALDEMİRBALIKESİRİVRİNDİ
221RAMAZAN ÇAKIRİZMİRBERGAMA
222RAMAZAN ÇATARÇORUM
223RAMAZAN DOĞANMANİSASOMA
224RAMAZAN KÖKÇÜİZMİRKINIK
225RAMAZAN MERCANMANİSAKIRKAĞAÇ
226RAMAZAN SAVAŞANBALIKESİRSAVAŞTEPE
227RAMAZAN SÖKMENMANİSAGÖLMARMARA
228RAMAZAN ŞAHİNBALIKESİRİVRİNDİ
229RAMAZAN UÇKUNBALIKESİRİVRİNDİ
230RAMAZAN ÜNALZONGULDAKÇAYCUMA
231RAMAZAN YAVAŞİZMİRKINIK
232RECEP ALDEMİRBALIKESİRİVRİNDİ
233RECEP GÜMCÜRMANİSASOMA
234RECEP TERZİMANİSADEMİRCİ
235RECEP TÜRKKÜTAHYATAVŞANLI
236REMZİ ARTARBALIKESİR
237RIDVAN KAZANCIKARABÜKYENİCE
238RIDVAN KOÇHANMANİSASOMA
239RUHİ DAĞLIİZMİRKINIK
240SADETTİN YILMAZMANİSASOMA
241SADIK AKDAĞİZMİRBERGAMA
242SADIK ÇAKIRİZMİRKINIK
243SADİ ALMAZİZMİRKINIK
244SADRETTİN GÜNGÖRBALIKESİRSAVAŞTEPE
245SAFFET ŞAHİNBALIKESİRDURSUNBEY
246SAİM ÖZCANBALIKESİRİVRİNDİ
247SAİT KARACABALIKESİRDURSUNBEY
248SAMİ YILDIRIMİZMİRKINIK
249SEBAHATTİN AYDINBALIKESİRİVRİNDİ
250SEFER HAZARMANİSASOMA
251SEFER YAYLABALIKESİRİVRİNDİ
252SELAHATTİN KAYRAKİZMİRKINIK
253SELAMİ TİZELKÜTAHYA
254SEMAİ AKTAŞMANİSASOMA
255SERKAN BURANİZMİRKINIK
256SERKAN GÜNEŞBALIKESİRSAVAŞTEPE
257SEYİT ALİ ÇETİNKÜTAHYA
258SEZAİ KİLİNÇİZMİRKINIK
259SİNAN YILMAZMANİSASOMA
260SUAT ESENMANİSASOMA
261SÜLEYMAN AKCANKÜTAHYATAVŞANLI
262SÜLEYMAN ALDEMİRBALIKESİRİVRİNDİ
263SÜLEYMAN ÇATAMANİSASOMA
264SÜLEYMAN KANDEMİRMANİSASOMA
265SÜLEYMAN TUNAHAN ULUSOYKÜTAHYAGEDİZ
266ŞABAN İLÇİMANİSASOMA
267ŞAHİN AYDINBALIKESİRİVRİNDİ
268ŞAVKİ DEĞİRMENMANİSASOMA
269ŞENAY BAYGÜLBALIKESİRBİGADİÇ
270ŞERAFETTİN GİRGİNBALIKESİRİVRİNDİ
271ŞERİF GENÇKÜTAHYAGEDİZ
272ŞERİF GEZGİNİZMİRKINIK
273ŞEVKET SABANBALIKESİRSAVAŞTEPE
274ŞİNASİ TOKMAKMANİSAKIRKAĞAÇ
275TEBİB KASKAMANİSAKIRKAĞAÇ
276TALİP ÖZTENKÜTAHYAGEDİZ
277TAYİP ŞENLİKMANİSASOMA
278TEZCAN ŞENTÜRKMANİSASALİHLİ
279TOLGA ÖZCANMANİSASOMA
280TUNCAY SİDALİZMİRKINIK
281TUNCAY ŞAHİNİZMİRKINIK
282TUNCER ÜLHANKÜTAHYATAVŞANLI
283TURGAY YAĞCIMANİSASOMA
284TURGUT YILMAZİZMİRKINIK
285UĞUR CANBEYMANİSASOMA
286UĞUR ÇOLAKMANİSASOMA
287VEYSEL ARKANİZMİRKINIK
288YAHYA AYBAKKÜTAHYA
289YILDIRIM GÜNEYMANİSASOMA
290YILMAZ ÇİFİTCİMANİSASOMA
291YILMAZ EROLBALIKESİR
292YUNUS YILANCIBALIKESİRSAVAŞTEPE
293YÜKSEL AKCANKÜTAHYATAVŞANLI
294YÜKSEL CANGÜLMANİSASOMA
295YÜKSEL YAŞARBALIKESİRDURSUNBEY
296ZABİT ATAŞİZMİRKINIK
297ZEKERİYA KUZUMANİSASOMA
298ZEKİ COŞKUNBALIKESİRSAVAŞTEPE
299ZEKİ GEZERBALIKESİRSAVAŞTEPE
300ZEYNEL UZARÇORUM
301ZÜHTÜ YILDIRIMMANİSAKIRKAĞAÇ

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Yazılar

Rojava, Suriye, PKK, Türkiye ve Dünya

Henry Kissinger'a atfedilen, 1968 civarında Nixon'ın ekibindeyken söylediği rivayet edilen, bir söz...
Kapitalizmin Serüveni: İnsanlık Tarihi Boyunca Oluşumu ve Evrimi Fikir & Yazı
Ocak 22, 2026

Kapitalizmin Serüveni: İnsanlık Tarihi Boyunca Oluşumu ve Evrimi

İslam'ın Ritüelleri yada Kur'an'da Nusûk Kavramı Fikir & Yazı
Ocak 13, 2026

İslam'ın Ritüelleri yada Kur'an'da Nusûk Kavramı

ZAMAN AKIŞI

Oca 28 16:07
Bilim & Teknoloji

Yapay Zekâ Bilimi Otomatikleştirir mi?

Oca 28 16:03
Kültür & Sanat

Kuantum Oyun Teorisi Geleceği Nasıl Değiştirecek?

Oca 28 13:33
Gündem

Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

Oca 27 12:12
Yazılar

Rojava, Suriye, PKK, Türkiye ve Dünya

Oca 27 11:34
Gündem

Saatler yine savaşa kuruldu

Oca 26 12:47
Sağlık

Damar Sağlığını Koruyan 5 Süper Besin! Kan Akışını İyileştiriyor, İltihaplanmayı Önlüyor

Oca 26 11:32
Gündem

Kürtlerde öfke ve hayalkırıklığı

Oca 26 11:27
Gündem

Kobani’nin köylerine saldırılar sürüyor

Oca 23 22:10
Arkasayfa

Makbul Erkek, Görünmez Kadın

Oca 23 16:33
Ekonomi

30 milyon dolarlık fakir

Oca 23 16:31
Gündem

Valilik yasaklamış, DEM Parti ‘yapacağız’ demişti: “Öcalan’a özgürlük mitingi” ikinci kez ertelendi

Oca 23 16:30
Ekonomi

Saray’dan sigaraya zam planı: Sağlık Politikaları Kurulu ‘Paketi en az 300 TL olmalı’ dedi

Oca 23 16:09
Ekonomi

Patronlar 3 yılda İşsizlik Fonu’ndan 208 milyar TL aldı

Oca 23 16:02
Ekonomi

Saraya ayrılan kaynak 19 bin emekli maaşı

Oca 22 13:42
Arkasayfa

Kapitalizmin Serüveni: İnsanlık Tarihi Boyunca Oluşumu ve Evrimi

Oca 22 12:10
Ekonomi

En düşük emekli maaşı belli oldu

Oca 22 12:05
Ekonomi

CHP’li Gürer: ‘Baş tacı demekle emeklinin karnı doymuyor’

Oca 22 11:45
Gündem

Reuters yazdı: SDG’ye saldırılar Şam, Paris ve Irak hattında şekillendi

Oca 22 11:42
Gündem

KCK’den bayrak açıklaması: ‘Provokasyonla Kürt düşmanlığı körükleniyor’

Oca 21 19:20
Sağlık

Kış kabusu sinüzit ile vedalaşın: Burun tıkanıklığı ve enfeksiyonlara karşı bilimsel koruma kalkanı

Oca 21 19:14
Ekonomi

Kağıthane pazarında emeklinin isyanı: ‘Doktor ye diyor; ilaçlarımı bile ödünç aldım’

Oca 21 09:14
Ekonomi

Türkiye’de yoksulluk alarm veriyor: Çocukların yüzde 36,8’i risk altında

Oca 21 08:07
Kültür & Sanat

Kar sessizliği

Oca 20 12:55
Sağlık

Mide kanseri sessiz katil: Bu belirtileri görmezden gelmeyin!

Oca 20 12:25
Arkasayfa

Kimyasal Anahtarlarla Nöron Programlama: Kemogenetik Nedir?

Oca 20 12:19
Sağlık

Çay içmek kemik yoğunluğunu artırır mı?

Oca 20 12:17
Sağlık

Ne ayran ne çay kahve için! Sağlığa faydaları ağzı açık bıraktı

Oca 20 10:38
Arkasayfa

Yoksulluk ve maaş fedakârlığı

Oca 20 10:03
Ekonomi

CHP’li Aşkın Genç: ‘Emekliye bin 60 lira, faize günde 5,6 milyar lira’

Oca 20 09:58
Ekonomi

Batık krediler 600 milyarı aştı: ‘Borçlu yaşam icraya kadar gidiyor’