• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Nisan 24, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Ölüm rejimi

      Ölüm rejimi

      Çare kolektif mücadelede

      Çare kolektif mücadelede

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

    • Yaşam
      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Cezasızlık

      Cezasızlık

      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

      Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

      Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

    • Türkiye
      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Yapısal şiddetin anatomisi

      Yapısal şiddetin anatomisi

      Doruk Madencilik işçileri Yıldızlar SSS Holding önünden seslendi: 'Zalim patron bizi duysun diye buradayız'

      Doruk Madencilik işçileri Yıldızlar SSS Holding önünden seslendi: 'Zalim patron bizi duysun diye buradayız'

    • Dünya
      İki jüri, yüzlerce acı

      İki jüri, yüzlerce acı

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      İstanbul’da yaşlılık raporu: Geçim krizi, yoksulluk ve umutsuzluk kıskacı

      İstanbul’da yaşlılık raporu: Geçim krizi, yoksulluk ve umutsuzluk kıskacı

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Ekmek, su, çay: Her şey 'yaz deftere'

      Ekmek, su, çay: Her şey 'yaz deftere'

      Ekmek, barış, özgürlük için 1 Mayıs’a!

      Ekmek, barış, özgürlük için 1 Mayıs’a!

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter
Gangsterin dönüşü!

Gangsterin dönüşü!

Ocak 5, 2026 Dünya 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Fehim Taştekin

“Otuz üç yıl dört ay boyunca aktif askeri hizmette bulundum ve bu süre zarfında zamanımın büyük kısmını büyük sermaye, Wall Street ve bankerler için yüksek sınıf bir kabadayı olarak geçirdim. Kısacası ben bir haraççıydım, kapitalizm için çalışan bir gangsterdim.

1914’te Meksika’yı, özellikle Tampico’yu, Amerikan petrol çıkarları için güvenli hale getirmeye yardım ettim. Haiti ve Küba’yı, National City Bankın adamlarının gelirlerini rahatça toplayabileceği ‘uygun’ yerler haline getirmeye katkıda bulundum. Wall Street’in çıkarları uğruna yarım düzine Orta Amerika cumhuriyetinin yağmalanmasına yardım ettim.

1902-1912 yılları arasında Nikaragua’yı Brown Brothers Uluslararası Bankacılık Hanesi için ‘temizledim’. 1916’da Dominik Cumhuriyeti’ne Amerikan şeker çıkarları adına ‘Işık götürdüm’. 1903’te Honduras’ı Amerikan meyve şirketleri için ‘uygun’ hale getirmeye yardım ettim. 1927’de Çin’de, Standard Oil’in yoluna engellenmeden devam edebilmesini sağladım.

Geriye dönüp baktığımda, Al Capone’a birkaç ipucu verebilirmişim diye düşünüyorum. Onun yapabildiği en fazla şey, işini üç bölgede yürütmekti. Ben ise üç kıtada faaliyet gösterdim.”

Bu sözler, 1898-1931 arasında Amerikan deniz piyadelerinde geçirdiği yılları “War is a Racket” adlı kitabında anlatan Tümgeneral Smedley Butler’a ait… Meksika, Haiti, Nikaragua, Honduras, Küba ve Çin’deki askeri operasyonlara katılmış, iki kez onur madalyası almış bir asker.

Meksika’da olan neydi? Amerikan şirketlerinin petrol, araziler ve demir yolları üzerindeki imtiyazlarını korumak için Veracruz Limanına yapılan çıkarma ve 7 ay süren işgaldi.

Haiti ve Küba’yı National City Bank (Citibank) için uygun hale getirmek, Haiti’nin 1915’te işgal edilmesi, ulusal bankaya el konulması, topraklarının yağmalanması ve ülkenin 19 yıl boyunca Amerikan kontrolü altında kalması; Küba’nın 1906’dan itibaren 3 yıl işgal altında tutulması, özellikle şeker üretimi için kullanılan arazilerin gasbedilmesi, çiftçilerin mülksüzleştirilmesiydi.

Nikaragua’da ‘temizlik’, askeri işgal, rejim değişikliği ve Brown Brothers ile J. P. Morgan için ülkenin maliyesine el konulmasıydı.

Dominik Cumhuriyeti’ne götürülen ‘ışık’, fiilen ülkenin askeri işgaliydi; devletin mali-siyasal yapısının Amerikan şirketlerinin çıkarlarına bağlanmasıydı.

Honduras’ın ‘uygun hale getirilmesi’, askeri güç tehdidi ve müdahalelerle Amerikan şirketlerinin çıkarlarını korumaktı. ‘Muz cumhuriyeti’ ifadesinin vücut bulduğu dönemdi.

Butler’ın kanlı çizmeleri bugün ABD Başkanı Donald Trump’ın ayağında. Trump emperyalizmin en eski el kitabıyla yol alıyor. Küstah kibri ve pervasızlığıyla yeni sayfalar ekliyor.

Venezuela’nın başına gelen, ‘uyuşturucu kartelleriyle mücadele’ gibi üretilmiş bahanelerle emperyal oyunun yeniden sahnelenmesidir.

Birkaç katmanlı olarak sahnelenen operasyonun son perdesinde ülkenin limanları, havaalanları, askeri karargahları bombalanırken Başkan Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores kaçırıldı.

Bu sadece bir lideri sahneden almak değil ülkeye tamamen el koyma operasyonudur. Trump, Amerikan çıkarlarının temin edildiğinden emin oluncaya kadar Venezuela’yı yöneteceklerini söylüyor. Petrole el koyma hedefi zaten aleni!

Bu, Amerikan emperyalizmini batı yarım küreye yeniden hakim kılmak için Venezuela’nın prototip olarak seçildiği bir senaryo.

Senaryonun ilk bölümü Venezuela liderini kaldırmak, New York’ta uyuşturucu karteli olarak sanık sandalyesine oturtarak itibarını sıfırlamak, adım adım rejim değişikliğine gitmek, ülkenin petrol kuyularına boruları yeniden indirmek, değerli madenler ve nadir toprak elementlerine çökmek için yazıldı. Trump uyuşturucu kartellerine ait olduğu iddiasıyla teknelere karşı yargısız infazlar, petrol tankerlerine el koyarak tekrarlanan korsanlık ve adam kaçırmak suretiyle haydutluk şeklinde üç katmanlı bir operasyon ile amacına ulaştı.

İkinci başlık Latinler başta olmak üzere tüm Güney Amerika’yı hizalamak için yazılıyor. İlk etapta Küba, Meksika ve Kolombiya açıktan hedefte… Brezilya, Arjantin ve Honduras gibi ülkelere de sıranı bekle deniyor.

ABD’nin batı yarım küre ile ilişkileri askeri darbeler, darbe girişimleri, acımasız diktatörlerle yağlı-ballı ortaklıklar ve Amerikalı petrol kartellerinin ceplerini dolduran büyük bir yağma tarihidir. O yüzden Caracas operasyonu şaşırtıcı değil. Bu tür bir adam kaçırma operasyonu en son 1989-90’da Panama’da gerçekleşmişti. CIA’nın eski adamı Manuel Noriega başkanlık koltuğundan indirilip ABD’de sanık sandalyesine oturtulmuştu.

Trump, Venezuela’daki eskiyi arıyor. Müdahaleci tayfa ABD’nin bu ülkeyle ilişkisini, sömürü çarkına ‘dur’ diyen Bolivarcı iktidara kadar müttefiklik ilişkisi olarak tanımlıyor. Aslında bu bir sömüren ve sömürülen ilişkisiydi. Venezuela, Amerikalı petrol devlerini beslediği için askeri ortaklık ve F-16 dahil Amerikan silahlarıyla donanmak gibi bazı ayrıcalıklara sahipti. Sonuçta kıtada komünizmin yayılmasını önlemede Venezuela güvenilir bir iş birlikçiydi. Daha önemlisi Rockefeller ailesine ait Standard Oil’in doğurduğu Exxon, Chevron ve Conoco gibi şirketlerin kasalarını şişiriyor olmasıydı. Ülkenin üsleri Amerikan ordusu ve istihbarat servislerinin emrindeydi. 3 Ocak’taki operasyonda bombalanan Fuerte Tiuna, Amerikan güçlerinin ana karargahıydı. 1998’de Hugo Chávez’in iktidara gelmesi bu ilişkileri dramatik bir şekilde değiştirdi. Birkaç yıl içinde Amerikan ordusu ve istihbaratı kapı dışı edildi, petrol devleri ayrıcalıklarını yitirdi. Bu yüzden CIA’nın 5-6 darbe girişimiyle yüzleşti. 2002’deki girişimde bir süreliğine kendini hapiste de buldu…

Trump’ın büyük bir hışımla dönmek istemesi, kaybettikleri ayrıcalıkları geri alma hırsından kaynaklanıyor.

Amerikan müdahaleciliği sömürgeci tarihe değil Maduro’nun yolsuzluklarına odaklanmamızı istiyor. Maduro, Chavez’in mirasını çarçur ettiği için yoldaşları tarafından taşa tutulabilir. Bundan dolayı Amerikalılar yas tutacak değil ya! Maduro, Amerikan çıkarlarını garantileseydi 2024’teki seçim sonuçları sorun olmayacaktı.

Bu müdahalenin jeopolitik denklemle ilişkisi çok önemli.

Chavez’le birlikte ABD dışarı, Rusya ve Çin içeri girmişti. Bu, batı yarım küresinde Amerikan hegemonyasında açılan önemli bir yarıktı. Çin ticarette kıtanın güneyinde ABD’yi geride bıraktı.

Çinli heyet bu saldırıdan birkaç saat önce Maduro ile görüşmüştü. Bu, Pekin’in açık desteğiydi. Fakat Çin kınamanın ötesine geçemedi. Çin, ABD ile hesaplaşma eğer askeri bir boyut kazanacaksa bunu kendi periferinde görmek ister, batı yarım küresinde değil.

Trump’ın bir numaralı önceliği batı yarım küresini rakip güçlere kapatmaktır.

Bunun için Monroe Doktrini’ne bir Trump eki ilave ederek geri döndü. 1823 tarihli bu doktrinle ABD, Avrupalı sömürgecilere “Artık batı yarım küre benimdir” diyordu. Kıta dışından yeni bir sömürgeci maceraya sınır çekiyordu. Trump’ın yeni ulusal strateji belgesinde şu ifadeler bugünkü operasyonun hedefini ve kapsamını anlatıyor:

“Yıllarca süren ihmallerin ardından, ABD, batı yarım küredeki Amerikan üstünlüğünü yeniden tesis etmek için Monroe Doktrini’ni yeniden uygulayacaktır. Yarım küre dışı rakiplerin, yarım küremizde güç veya diğer tehdit edici yetenekler konuşlandırma veya stratejik açıdan hayati önem taşıyan varlıklara sahip olma yeteneğini reddedeceğiz.”

Bu doktrin diyor ki, ABD, Venezuela’da durmayacak. ‘Trump eki’ ile yaptıkları güncelleme Latin Amerika’nın tamamının yeniden sömürgeleştirilmesi anlamına geliyor.

Emperyalist doktrinin yazılmasında Venezuela’nın yeri büyüktü.

Geçen yüzyılın başında Venezuela ile eski Avrupalı sömürgeciler arasında borç krizi patlak vermişti. Venezuela yönetimi İngiltere, Almanya ve İtalya’ya borçlarını ödemeyi reddetmişti. Bunun üzerine 1902’de Venezuela denizden abluka altına alındı. Limanlar bombalandı, gemilere el konuldu. Halbuki Avrupalıların bu müdahalesi Monroe Doktrini’ne aykırıydı. Dönemin ABD Başkanı Roosevelt devreye girdi; borçları Lahey Tahkim Mahkemesine havale etti. 1903’te Avrupa üçlüsü gemilerini çekti.

Bunun üzerine ABD Başkanı, Monroe Doktrini’ne meşhur Roosevelt ekini ilave etti.

Mantığı şuydu: Eğer bir Latin Amerika ülkesi borçlarını ödeyemezse, buna kıta dışından herhangi bir güç değil, sadece ABD müdahale edebilir. Latin Amerika ülkeleri cezalandırılacaksa, limanları bombalanacaksa veya gümrükleri ele geçirilecekse bu işi Avrupalı rakipler değil ABD yapar. Yani ABD kendini batı yarım kürenin polisi ilan ediyordu.

Roosevelt’e göre makul olan ya da nezaketle davranan Latin Amerika ülkelerinin korkmasına gerek yoktu. Bunun anlamı; ABD’nin müdahale, işgal, istila, gasp yetkisini tanımıyorsan makul ve nazik olamazsın!

Bu doktrinle kıtadaki Amerikan tasallutu arttı. İster darbeyle, ister askeri müdahale ve işgalle. Mesela Venezuela’ya 1908’den 1935’e kadar hükmeden Juan Vicente Gómez koltuğunu Amerikan müdahalesine borçluydu. Katıksız bir diktatördü. “Kedi Balığı” lakabıyla Hitler ve Mussolini ile kıyaslanırdı. Muhalifleri hapishanelerde çürüttü, açlıktan öldürdü, demir yollarında çalışmaya mahkum etti ya da sürdü. Dokunulmazdı çünkü Amerikalı şirketlere imtiyazlar dağıtıyordu. Rockefeller ailesi ondan memnundu, Wall Street de öyle. Gómez’in ölümünün ardından ardı ardına generaller koltuğa oturdu. Zamanla muhalefetin üzerindeki baskıyı azaltmak zorunda kaldılar. 1947’de ilk doğrudan seçimle iktidara gelen romancı Rómulo Gallegos yabancı petrol şirketlerinin kârlarından alınan vergiyi yüzde 43’ten yüzde 50’ye çıkarmıştı. Amerikan devleri bu kadarına bile tahammül edemedi.

Gallegos dokuz ay içinde Amerikan güdümlü darbeyle indirildi. Venezuela, Albay Marcos Pérez Jiménez’in elinde bir on yıl daha acımasız bir diktatörlüğe maruz bırakıldı. Bu diktatör de ABD Başkanı Eisenhower’ın elinden liyakat nişanı aldı. Latin Amerika’da ABD işte budur… Fakat bu sömürü çarkı solu büyüttü. 1958’de Nixon başkan yardımcısıyken ziyaret ettiği Caracas’tan kaçmak zorunda kalmıştı. Konvoyu taş ve çöp yağmuruna tutulmuştu… Aslında petrol endüstrisinin millileştirilmesi Chavez döneminden çok önceydi. 1976’da Carlos Pérez’in başkanlığı döneminde atılan bir adımdı. Farkı şuydu; Amerikalı petrol şirketlerine milyarlarca dolar tazminat ödenmişti… Yani Trump’ın “Venezuela ABD’den petrol ve toprak çaldı” iddiasının temeli yok. Toprak zaten Amerikan mülkiyetinde değildi. Fakat o tarihten sonra da Amerikalıların ayrıcalıkları bitmedi. Yabancı petrol şirketleri, yeni isimlerle Venezuela devlet petrol şirketi PDVSA’nın alt kuruluşları olarak çalışmaya devam ettiler. Chávez onların imtiyazlarına dokundu; suçu buydu.

Müdahaleden sonra yasa gereği başkanlık görevini Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez üstlendi. Trump “Rodriguez istediklerimizi yaptığı sürece Venezuela’ya asker konuşlandırmayacağız. Hazırız; ikinci dalga çok daha büyük olacak. Rodriguez’le defalarca konuştuk, durumun farkında” diyor. Trump’a göre Rodriguez denileni yapmaya istekli. Açıklamalarıyla direndiği görüntüsünü veren Rodriguez ise “Bir daha asla sömürge olmayacağız” diyor.

Trump belli ki dikkatli gidiyor; büyük bir dirençle karşılaşmamak için mevcut kadrolar üzerinden bir geçişi hedefliyor. Köprüyü geçerken de misyonu Nobel Barış Ödülü’yle parlatılan neofaşist dostu Machado’ya bırakmayı riskli görüyor. O yüzden “Çok iyi bir kadın ama ülkeyi yönetebilmesi çok zor. Yeterli desteğe ve saygın bir konuma sahip değil” diyerek üstünü çiziyor. Halbuki Machado, Amerikan darbesini alkışlayan, ulusal petrolü devretme sözü veren, İsrail’e şirinlik yapan ve Nobel’i Trump’a ithaf ederek hazır olda bekleyen bir figür. Bir süre sonra koltuğu 2024 seçimlerinin galibi olduğunu iddia eden Amerikan destekli Gonzalez’e bırakabilirler mi? Haydut müdahalesine hak veren Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un düşü bu yönde. Fakat Trump önce çıkarları hangi iktidar denkleminin garanti edeceğini görmek ister.

Trump, Venezuela’yı kimin yöneteceği sorusuna Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savaş Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine’i işaret ederek “Biz yöneteceğiz. Bir ekiple yöneteceğiz. Bunlar büyük ölçüde bir süre arkamdaki insanlar olacak” yanıtını verdi.

Amerikan medyasına göre bu süreci Küba başta olmak üzere sol kuşağı takıntı haline getiren Rubio idare edecek.

Venezuela yağmalanmaya değer bir yer! Egemen sınıfların hayalleri karıncalanıyor. Hedge fonları ve varlık yöneticileri yatırım fırsatları için Caracas’a gitmeye hazırlanıyor. Askerler önden, sermaye ardından… Standart Oil’in çağdaş türevleri için Trump biçilmiş bir kaftan.

Ayrıca jeostratejik denklem yeniden kuruluyor. Trump, “batı yarım küredeki Amerikan egemenliği bir daha asla sorgulanmayacak” derken özellikle Çin’e set çekiyor.

Trump burada başarırsa, küresel hegemonyadaki gerilemeyi durdurmak için saldırganlığını başka coğrafyalarda genişletebilir. Küresel rezerv para birimi olarak doların tahtı sallanıyor. Yani hegemonya, savaş çağrısı yapıyor. Ayrıca Trump’ın içerde Epstein lağımından paçalarını kurtaracak bir gündeme ihtiyacı var.

  • Kaynak Evrensel

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

İki jüri, yüzlerce acı Dünya
Nisan 21, 2026

İki jüri, yüzlerce acı

Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler Dünya
Nisan 17, 2026

Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“ Dünya
Nisan 13, 2026

Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

ZAMAN AKIŞI

Nis 24 13:00
Emek

İstanbul’da yaşlılık raporu: Geçim krizi, yoksulluk ve umutsuzluk kıskacı

Nis 24 12:55
Arkasayfa

Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

Nis 23 14:07
Ekonomi

Ekmek, su, çay: Her şey ‘yaz deftere’

Nis 23 12:45
Arkasayfa

Ekmek, barış, özgürlük için 1 Mayıs’a!

Nis 23 12:37
Emek

Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

Nis 23 12:36
Arkasayfa

Yapısal şiddetin anatomisi

Nis 23 12:26
Emek

Doruk Madencilik işçileri Yıldızlar SSS Holding önünden seslendi: ‘Zalim patron bizi duysun diye buradayız’

Nis 22 13:41
Sağlık

Kalp krizi artık sadece ileri yaş sorunu değil: 40 yaş altı riskler neden gençleşiyor?

Nis 22 13:38
Arkasayfa

Onuncu kurban

Nis 22 13:35
Arkasayfa

Ölüm korkusu yaşayanlara ekmek korkusu yaşatmak!

Nis 22 12:23
Emek

İSİG: 2013’ten bu yana en az 852 çocuk işçi hayatını kaybetti

Nis 22 12:16
Emek

İşçi sınıfı ayağa kalkmadan iyileşme yok!..

Nis 22 10:00
Arkasayfa

Sosyalist Mücadele Tarihinde Kadınların Görünmeyen Emeği

Nis 21 13:45
Emek

Enerji Bakanlığı önünde açlık grevine başlamışlardı: 110 madenci gözaltına alındı

Nis 21 12:27
Gündem

İki jüri, yüzlerce acı

Nis 21 12:14
Arkasayfa

Cezasızlık

Nis 21 11:56
Emek

Fazla mesai ücreti ödenmezse ne yapılmalı?

Nis 20 21:34
Arkasayfa

Kapitalizmin büyük dönemeci! – I. Bölüm

Nis 20 21:27
Eğitim

Çocukların kanı…

Nis 19 21:07
Arkasayfa

Köy Enstitüleri: Toprağın İçinden Doğan Devrim

Nis 17 19:42
Gündem

Liseliler güvenli eğitim için MEB’e yürüdü

Nis 17 19:39
Gündem

Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

Nis 17 19:36
Sağlık

İnflammaging nedir? Longevity ile hücresel yaşlanmayı durdurma

Nis 17 19:32
Sağlık

Güç Zehirlenmesi ve Adalet Üzerine

Nis 17 18:41
Arkasayfa

Okul saldırılarında suçlu oyunlar mı?

Nis 16 11:44
Arkasayfa

2026 1 Mayıs’ına giderken dünyada ve ülkemizde durum vaziyet!

Nis 16 11:38
Arkasayfa

Listeler

Nis 14 13:36
Arkasayfa

Hacettepe 3’ledi, sırada Malatya mı var?

Nis 14 11:56
Emek

İşten çıkarılma tehdidi altındaki hamile işçi ne yapmalı?

Nis 13 13:49
Kültür & Sanat

1984’te bir gün…