İbrahim Varlı
Emperyalistlerin bölgedeki gerici otoriter rejimlerle birlikte yeni bir şekil vermeye çalıştıkları Suriye’de belirsizlikler gerilim üretmeyi sürdürüyor. ABD’den Fransa’ya, İsrail’den Türkiye’ye pek çok aktörün aktif olarak yer aldığı Suriye sahasında hamleler, restleşmeler, tehditler yeni dönemin sancılarını dışa vuruyor.
BARRACK MEKİK DOKUYOR
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack mesaisinin büyük kısmının Suriye’de geçiriyor. Şam-Beyrut-Ankara hattında mekik dokuyan Barrack, son olarak Senato Dış İlişkiler Komitesi’nden senatörlerle birlikte Suriye’de bir dizi görüşme gerçekleştirdi.
Şam’da Ahmed el Şara (Colani) ile görüşen heyet ayrıca Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Dürzi ve Suriyeli Hristiyan azınlıkların temsilcileriyle bir araya geldi. Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin internet sitesinde yapılan açıklamaya göre, senatörler SDG’ye desteklerini iletti. Görüşmede SDG’nin “Suriye Silahlı Kuvvetleri’ne entegrasyonu” masaya yatırıldı.
Suriye’deki en temel sorunların başında Kürtler ve Dürziler’in geleceğinin belirlenmesine dair Şam’a nasıl entegre edileceğine dair anlaşmazlık geliyor. Kürtler uzun yıllardır ülkenin Kuzeydoğusunda kendi yönetimlerine sahipken güneyde de bir süredir Dürziler özerklik etmiş durumda.
FEDERASYONUN ‘BİR TIK’ ALTI!
Suriye’den ayrılmayan “sömürge valisi” Barrack, hafta başında yaptığı açıklamada Suriye için yeni bir yapılanma modeli önerisini dile getirmiş, “Bir federasyon değil ama onun biraz altında, herkesin kendi bütünlüğünü, kendi dilini korumasına izin veren ve İslamcılık tehdidi olmayan bir yapı düşünülmeli” ifadesini kullanmıştı.
Aynı Barrack, geçtiğimiz haftalarda da SDG’ye “tek ordu, tek ulus, tek Suriye” sözleriyle mesaj vermiş ve federasyon yerine Şam’la entegrasyonu önermişti.
Türkiye’de bu “yarı özerklik” önerisi ABD’nin rotasında değişikliğe gittiği yönünde yorumlasa da Washington’ın emperyal planı henüz tam olarak netleşmiş değil. ABD ne Kürtleri ne de Colani’yi kaybetmeyi göze alıyor. Her iki aktörü de bir masada buluşturmanın, uzlaştırmanın derdinde. Daha önce Şam’da buluşturduğu Abdi ile Colani’yi bu kez de Paris’te bir araya getirmek, burada nihai bir uzlaşı sağlamaya çalışıyor. Ancak Colani, Türkiye’nin yönlendirmesiyle Paris zirvesini geçen haftalarda iptal etmişti.
Barrack, Trump’ın en güvendiği elçilerden ve sarfettiği sözler ülkesinin Suriye politikasında bir rota değişikliğinin sinyalini vermiyor. Barrack tam da Trump’ın izinde giderek birbiriyle çelişen demeçler veriyor gibi görünse de esasında “istikrarlı” bir hatta ilerliyor.
ABD, İsrail ile birlikte Ortadoğu’nun toptan dizaynında Suriye’ye özel bir önem atfetmiş durumda. Ve onlar açısından bu ülkedeki dönüşüm genel tasarımı bozmayacak şekilde iletilmek zorunda. “Tek ülke, tek ordu” olsa da merkezi yapının güçlü olmadığı, Kürtlerden Dürzilere ülkedeki siyasal aktörlerin kendi yönetimlerine sahip oldukları bir model inşa edilmek isteniyor. Barrack’ın ABD’nin Suriye politikasında rota değişikliği sinyali mi verdiği yönündeki değerlendirmeler bu nedenle sahadaki ve masadaki gerçeklerden uzak.
KİM, NEYİN PEŞİNDE?
Suriye sahasında pek çok aktör var. İsrail, Türkiye, Fransa, İngiltere, SDG, Dürziler vs. Herkes kendince aslan payını almanın peşinde. Sahanın ve de masanın asli unsurları ABD ve İsrail. Türkiye Colani üzerindeki etkisini kullanarak olabildiğince Kürtlere minimum haklar verilmesinin derdinde.
ABD, Kürtlerin “federasyon” olmasa da ona yakın bir formülasyonlarla kendi idarelerini sürdürmesini tasarlamaya çalışıyor. Geçmişten bu yana Kürtlerle yakın bir ilişkide olan Fransa, Kürtlerin özerk, hatta federatif bir statüye kavuşmasını istiyor. İsrail parçalı, bölünmüş, merkezi yapının güçsüz olduğu bir Suriye peşinde. Güneydeki Dürziler’in hamiliğine soyunarak, burada özerk bir yapıyı dayatıyor. Dürzilerin büyük kesimi de Tel Aviv ile hareket edilmesinden yana. İngiltere Washington ile aynı çizgide. SDG yani Kürtler ise anayasal güvence istiyor, federasyon olmasa da özerk yapının sürmesinden yana. Colani yaptığı açıklamada, “ayrılık dışındaki tüm çözümlerin müzakere edilebileceğini” söyledi. Şara, “Federalizm bölünmeye giden bir yoldur, çözüm ademi merkeziyetçiliktir” dedi.
SEÇİMLER İPTAL
Bu belirsizlikler içerisinde HTŞ yönetimi pazar günü Süveyda, Haseke ve Rakka’da seçimleri erteleme kararı aldı. Gerekçe, “güvenlik koşullarının seçimlerin adil ve şeffaf şekilde yürütülmesini zorlaştırdığı” iddiasıydı. 15-20 Eylül tarihlerindeki meclis seçiminin ertelenmesine Kürtler, “Şam inkâr siyasetini meşrulaştırmaya çalışıyor” sözleriyle tepki göstermişti. “Bölgenin güvensiz olduğu” iddiasının gerçeği yansıtmadığı belirtilmişti. Kararın Kuzeydoğu Suriye’de yaşayan 5 milyondan fazla kişinin iradesine darbe olduğu kaydedilmişti.
Dürzilerin Ruhani Lideri Şeyh Hikmet Hicri, uluslararası topluma çağrıda bulunarak Dürziler için bağımsız bir bölge kurulması konusunda kendilerine destek olunmasını talep etti.
Haftalar önce HTŞ’ye bağlı güçlerle Dürziler arasında çatışmalara sahne olan Suriye’nin güneyindeki Süveyda’da ise Dürzi silahlı gruplar, yerel yönetim ilanından sonra “Ulusal Muhafız Kuvvetleri” adı altında birleşeceklerini duyurdu.
ROTA DEĞİŞMİYOR
Suriye’de istediği dönüşümü yapmak için ağır ama emin adımlarla ilerleyen ABD, teslim aldığı Colani’yi de “plana sadık kalması” karşılığında parlatmayı sürdürüyor. Kürtlerle pazarlıklar yapan, İsrail ile görüşen Colani, beklediği mükâfatları da almaya başladı.
Heyet Tahrir el Şam’ın (HTŞ) lideri Muhammed Colani, (Ahmed Şara) eylül ayında yapılacak Birleşmiş Milletler’in 80’inci Genel Kurulu’nda konuşma yapacak. Colani’yi New York’a götürecek olan ABD’nin bunun karşılığında Şam’dan neler aldığını söylemeye gerek yok.
Barrack ile birlikte Şam’da Colani, Abdi ev diğer azınlık temsilcileriyle görüşen ABD’li yetkilinin, “Sanırım herkes makul bir yol bulmamız gerektiğini söylüyor” diyerek genel yaklaşıma dair ipuçları vermişti. Makul olarak tarif edilen yol ise tarafların her birine bir şeyler vererek ABD-İsrail’in Suriye ve bölgesel politikalarını garantiye almak.




