• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Nisan 24, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Ölüm rejimi

      Ölüm rejimi

      Çare kolektif mücadelede

      Çare kolektif mücadelede

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

    • Yaşam
      Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

      Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Cezasızlık

      Cezasızlık

      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

    • Türkiye
      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Yapısal şiddetin anatomisi

      Yapısal şiddetin anatomisi

      Doruk Madencilik işçileri Yıldızlar SSS Holding önünden seslendi: 'Zalim patron bizi duysun diye buradayız'

      Doruk Madencilik işçileri Yıldızlar SSS Holding önünden seslendi: 'Zalim patron bizi duysun diye buradayız'

    • Dünya
      İki jüri, yüzlerce acı

      İki jüri, yüzlerce acı

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim

      Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim

      İstanbul’da yaşlılık raporu: Geçim krizi, yoksulluk ve umutsuzluk kıskacı

      İstanbul’da yaşlılık raporu: Geçim krizi, yoksulluk ve umutsuzluk kıskacı

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Ekmek, su, çay: Her şey 'yaz deftere'

      Ekmek, su, çay: Her şey 'yaz deftere'

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter
Ne düşünmekten ne de mücadeleden vazgeçen bir irade: Marx 202 yaşında!

Ne düşünmekten ne de mücadeleden vazgeçen bir irade: Marx 202 yaşında!

Mayıs 5, 2020 Felsefe, Fikir & Yazı 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Engels ile Marx’ın iç ısıtan dostlukları ve yaşam pratikleri göstermiştir ki, Marksizm salt bir ‘düşünce eylemi’ değil, ‘düşüncenin eylemi’dir. Bu yüzden Mahir Çayan’ın belirttiği gibi, devrimciler Marksizmi ‘dünya devrimci hareketinin trafik polisliğini yapmak için değil, dünyayı değiştirmek için okuyup öğrenir.’

BERKANT GÜLTEKİN

“Marx ardında, zaman ve mekan kategorilerinin ötesinde kesin buyruklarla, mutlak/sorgulanamaz normlarla yüklü bir dizi mesel bırakan bir Mesih değildir (…) Marx, bizim için, değneğini sallayan bir çoban değil, manevi ve ahlaki yaşamın bir ustasıdır. Zihinsel tembelliğin düşmanıdır, uyuklayan ve kıran kırana bir kavga için uyanması gereken büyük enerjiyi ayağa kaldıran kişidir. (…) Geniş ve sakin düşünen bir beyindir, insanlığın kendi varlığının ve kendi oluşunun bilincine varmak, tarihin gizemli ritmini yakalamak ve o gizem havasını dağıtmak, düşüncede daha güçlü ve eylemde daha iyi olmak için yüzyıllardır yürütegeldiği o zorlu arayışta bireysel bir uğraktır. O yaşamamış olsaydı, düşünmemiş olsaydı, kendi tutkuları/kendi fikirleri/kendi acıları/kendi idealleriyle olan çarpışmadan çıkan ışık kıvılcımlarını üzerimize göndermemiş olsaydı, maneviyatımız bugünkü gibi olmazdı.”

Antonio Gramsci, Karl Marx’ın 100’üncü doğum günü vesilesiyle 102 yıl önce Il Grido del Popolo gazetesine yazdığı yazıda böyle diyordu. Marx’ı birkaç cümleyle tanımlamak bugün olduğu gibi dün de çok zordu. Gramsci ise Marx’ı en tutkulu tarafından, devrimciliğinden ele alarak anlatmıştı.

Bugün Marx’ın 202’nci doğum günü. 5 Mayıs 1818’de Almanya’nın en eski şehri Trier’de hayata gözlerini açan Marx, hiç göremediği 20’nci yüzyıla fikirleriyle damgasını vurdu. 2020 dünyasında da bu fikirlerin tüm canlılığıyla farklı bir yaşam düşleyen insanların zihninde yaşadığını söylemek mümkün.

‘ENTELEKTÜEL BİR MAKİNA’ MI?

Hiç şüphe yok ki Marx, çok büyük bir düşünürdü. Hukuk, felsefe, iktisat ve tarih onun için birbiriyle kolayca sentezlenebilecek disiplinlerdi. Bu alanların hepsinde göz kamaştırıcı bir yetkinliği vardı. Hem de öyle gelişigüzel değil. Mesela tarihçi Eric Hobsbawn, “Cambridge’de veya başka bir yerde Marx’la rekabet edebilecek hiçbir tarihçi tanımıyorduk” diyor. Marx ayrıca üç dili (Almanca, Fransızca, İngilizce) iyi konuşur ve yazardı. Engels ve eşi Jenny ile olan mektuplaşmalarında aralara İtalyanca ve Yunanca serpiştirmeler yaptığı da bilinir. İlerleyen yaşlarında Rusçaya da merak sarıp öğrenmişti.

Engels ile ilk kez 16 Kasım 1842’de Köln’de tanışmışlardı. Marx o sıralarda Rheinische Zeitung’un yayın yönetmeniydi. Baskı ve sansürden muzdaripti, “Rheinische Zeitung gibi bir gazeteyi yaşatmak için yılmaz bir inat gerekir” diye yazıyordu. Engels’in Marx’ın ölümünden 12 yıl sonra, 1895’te Franz Mehring’e (Marx’ın yaşam öyküsünün yazarı) yazdığı mektubunda, ilk görüşmelerinin oldukça mesafeli geçtiğini söylüyordu. Ama başladığı gibi gitmemişti.

1943’te eşi Jenny ile Paris’e taşındığında, Marx, Engels’le olan arkadaşlığını hem insani hem de fikri olarak hayli ilerletti. Marx’ın yaşam öyküsünü yazan Mary Gabriel, “Engels, yirmi altı yaşındaki Marx’ta, o güne kadar karşılaştıklarına benzemeyen güçlü bir kişilik ve zeka görmüştü” diyor.

Marx, Fransa’dan da sürüldüğünde Brüksel’e geçti ve Engels’le olan yoldaşlıkları bu şehirde de devam etti. 1848’de dünya tarihinin en bilinen eserlerinden biri olan Komünist Manifesto’yu yayımladılar. İnsanlık tarihinin sınıf mücadeleleri tarihi olduğunu ve işçi sınıfının devrim yaparak, nihayetinde insanlığı sınıfsız ve sömürüsüz toplum idealine ulaştıracağını vurguladılar.

1849 yılında Marx, Londra’ya gitti ve ömrünün sonuna kadar burada yaşadı. Kapital’i de Londra’da yazdı. 14 Mart 1883’te Marx, öğle yemeğinden sonra çalışmak için oturduğu masasında bilincini kaybetti. Engels içeri girdiğinde arkadaşı artık nefes almıyordu.

MARX’I MARX YAPAN NE OLABİLİR?

Engels, Marx’ın mezarı başında “Nasıl ki Darwin organik doğanın gelişim yasasını keşfettiyse, Marx da insan tarihinin gelişim yasasını keşfetmişti” diyerek yoldaşını anlatmıştı.

Bugünden geriye bakınca, Marx’ı salt Engels’le yaptığı çalışmalarla birlikte, insanlığın düşünce tarihine yaptığı entelektüel katkılarla hatırlamak mümkün. Alman İdeolojisi’nden Kutsal Aile’ye, L. Bonaparte’ın 18 Brumaire’inden Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı’ya kadar, Marksizm külliyatı birbirinden zengin ve ufuk açıcı eserler barındırıyor.

Ancak Marx, bundan çok daha fazlasıydı. O, bir düşünce insanı olduğu kadar, pes etmeyi bilmeyen bir eylem insanıydı. Devrimcilik onun için sadece siyasi bir slogan değil, karakterinin en sivrilen özelliğiydi. Daima ‘değiştirmek’ için mücadele etti ve idealleri uğruna zorluklarla yüzleşmekten hiçbir zaman çekinmedi.

ne-dusunmekten-ne-de-mucadeleden-vazgecen-bir-irade-marx-202-yasinda-727019-1.

Berlin’de bulunan Marx ve Engels anıtı.

Marx’ın yaşamı da geçirdiği fırtınaların izleriyle dolu. Maddi yetersizlikler ne kendisinin ne de ailesinin yakasından hiç düşmedi. Evlilikleri boyunca eşi Jenny ile birlikte parasızlık nedeniyle birçok sıkıntı çektiler. Örneğin, 1852 yılında Jenny’nin şehir dışında bulunan eşine yazdığı mektupta şu satırlar yer alıyordu:

“Parasal problemlerle ilgili olarak sana acı çektirmek gibi bir niyetim yok kesinlikle ve ben her zaman olduğu gibi şimdi de buradayım. Fakat Karl, bu gidişat artık hiç iyi değil. Marengo (ev sahibi) geldi ve daha fazla bekleyemeyeceğini söyledi; içime gerçekten korku saldı. Özel eşyalarımızı açık arttırmayla satışa çıkarmış; bununla da bitmiyor, fırıncı, dadı, çaycı, bakkal ve o korkunç adam, yani kasap. Öyle bir durumdayım ki Karl, artık ne yapacağımı bilemiyorum. Bütün bu insanların gözünde yalancı durumuna düştüm. Biraz öğüde ihtiyacım var… Karl burada daha fazla dayanamayacağım. Nereye gideyim? Eğer kaçarsam (alacaklıları başımdan savarsam), asıl o zaman mahvolacağız.”

Bu satırlar, yaşadıkları sıkıntıların yalnızca bir kesiti.

Elbette siyasi baskılar da Marx’ın hiç yakasını bırakmadı. ‘Sürgün’ onun için adeta bir yaşam biçimiydi. Büyük bir inanç ve kararlılıkla yazdığı yazılar, sürekli olarak başına dert açtı. Hakkındaki ‘sınır dışı’ kararlarından ötürü kent kent gezmek zorunda kaldı; Berlin, Köln, Paris, Brüksel ve son olarak Londra’da yaşadı. Hiçbir tehdit, onu devrim için çalışmaktan alıkoymadı. Çünkü içinde sahici bir ‘öfke’ hissediyordu. Ateşli bir kölelik karşıtı olan Marx, kapitalizme ‘soğukkanlı bir entelektüel’ olarak itiraz etmedi, bir insan olarak tüm duygusallığı ve ahlaki duruşuyla bu nefret ettiği sisteme kafa tuttu. “Sefaleti azaltmadan zenginliği artıran bir toplumsal sistemin özünde çürümüş bir şeyler olmalı” diyordu.

DOSTLUK DA MARKSİZM’E DAHİLDİR

Hayatındaki en büyük şansı, Engels gibi bir dosta sahip olmasıydı. Ailesinden gelen parasal bir zenginliğe sahip olan Engels, bu gözlerinden tutku ve zeka fışkıran adama gördüğü ilk günden beri omuz vermekten vazgeçmedi.

ne-dusunmekten-ne-de-mucadeleden-vazgecen-bir-irade-marx-202-yasinda-727014-1.
Marx ve Engels’in çalışmalarını betimleyen bir çizim.

Aralarındaki ilham verici dostluk, bilhassa Engels’in neredeyse doğuştan gelen mütevazılığıyla tarihin en özel ilişkilerinden biri oldu. Engels, Marksizm’e yaptığı o büyük katkılara rağmen öylesine tevazu sergilemişti ki, şaşmamak imkânsızdı. Marx’ın ölümünden 3 yıl sonra kaleme aldığı Ludwing Fuerbach ve Klasik Alman Felsefesi Sonu kitabının bir dipnotunda teorinin neden Marksizm adını taşıdığını şöyle ifade ediyordu:

“Son zamanlarda birkaç kez bu teorinin hazırlanışındaki payım ima edildi, onun için bu noktayı aydınlatacak birkaç söz söylemekten kendimi alıkoyamam. Marx ile kırk yıllık ortak çalışmam sırasında ve ondan önce teorinin hazırlanışında olduğu kadar özellikle geliştirilmesinde de benim belli bir kişisel payım olduğunu yadsıyamam. Ama özellikle iktisat ve tarih alanında yön verici temel fikirlerin büyük çoğunluğu ve özellikle de bu fikirlerin kesin ifadelendirilişleri, Marx’ın işidir. Benim teoriye katkımı, olsa olsa birkaç özel bilgi dalı dışında, Marx, bensiz de gerçekleştirebilirdi. Ama Marx’ın yaptığını ben yapamazdım. Marx, bizim hepimizi aşıyordu; Marx, hepimizden daha uzağı, daha geniş ve daha çabuk görüyordu. Marx bir deha idi; biz ötekiler ise olsa olsa yetenekli kişiler. O olmasaydı, teori bugün bulunduğu yerden çok gerilerde olurdu. Dolayısıyla teori haklı olarak onun adını taşıyor.”

Engels’in “olsa olsa birkaç özel bilgi dalı” dediği birikimiyle, Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni, Komünizmin İlkeleri, Doğanın Diyalektiği, İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu gibi inanılmaz eserler yazdığını; Marksizm’in temel yapıtları arasında yer alan ve Marx’ın görüşlerini hatlarıyla orta koyan Anti-Dühring’in de Engels’in kaleminden çıktığını buraya not edelim.

‘DÜŞÜNCE EYLEMİ’ YA DA ‘DÜŞÜNCENİN EYLEMİ’

Engels ve Marx hiçbir şekilde bir kişi kültü istemedi. Arkalarında sadece dünyanın gerçek dönüşümü uğruna mücadele edenler için, bütünlüklü bir ideolojik perspektif bırakmak istediler. Bunun nasıl yapılacağını da sadece yazarak değil, ortaya koydukları devrimci mücadeleyle gösterdiler. “Madem bilinci belirleyen koşullardır, o halde koşulları en insani şekilde değiştirmek gerekir” dediler. Marx, Felsefenin Sefaleti’nde de dünya gerçekliğinden ve pratikten kopmuş bir zihin faaliyetini mahkûm etti.

Marx, 202 yaşında, teorik çalışmaları kadar işte bize Engels’le birlikte bu insani, ahlaki ve devrimci mirasıyla el sallıyor.

Engels ile Marx’ın iç ısıtan dostlukları ve yaşam pratikleri göstermiştir ki, Marksizm salt bir ‘düşünce eylemi’ değil, ‘düşüncenin eylemi’dir. Bu yüzden Mahir Çayan’ın belirttiği gibi, devrimciler Marksizmi ‘dünya devrimci hareketinin trafik polisliğini yapmak için değil, dünyayı değiştirmek için okuyup öğrenir.’

Marx’ın 1845’te yayınlanan Feuerbach Üzerine Tezler kitabında bir devrimci olarak yaşama bakışını özetleyen ve bugün de Londra’daki Highgate Mezarlığı’nda mezar taşının üzerinde yer alan sözleri, Marksizmin halen dünyanın dört bir yanında dolaşmaya devam hayaletinin ‘sihrini’ anlatmıyor mu:

“Filozoflar şimdiye kadar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumladılar, oysa aslolan dünyayı değiştirmektir.”

Yararlanılan kaynaklar

Gramsci Kitabı- David Forgacs / Dipnot
Aşk ve Kapital- Mary Gabriel / Yordam
Karl Marx, 19. Yüzyılda Yaşanmış Bir Hayat- Jonathan Sperber/ İletişim
Friedrich Engels- Terrel Carver/ Yordam
Felsefenin Sefaleti- Karl Marx/ Sol
Feuerbach Üzerine Tezler- Karl Marx/ Sol
Marksist Klasikleri Okuma Kılavuzu, ‘Marksizmin Klasiklerini Okumak’- Taner Timur/ Yordam
Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, Friedrich Engels/Sol
Aklın İsyanı- Alan Woods, Ted Grant/ Yordam

  • Kaynak Birgün

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim Arkasayfa
Nisan 24, 2026

Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim

İstanbul’da yaşlılık raporu: Geçim krizi, yoksulluk ve umutsuzluk kıskacı Emek
Nisan 24, 2026

İstanbul’da yaşlılık raporu: Geçim krizi, yoksulluk ve umutsuzluk kıskacı

Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi? Fikir & Yazı
Nisan 24, 2026

Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

ZAMAN AKIŞI

Nis 24 22:59
Gündem

Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

Nis 24 22:25
Arkasayfa

Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim

Nis 24 13:00
Emek

İstanbul’da yaşlılık raporu: Geçim krizi, yoksulluk ve umutsuzluk kıskacı

Nis 24 12:55
Arkasayfa

Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

Nis 23 14:07
Ekonomi

Ekmek, su, çay: Her şey ‘yaz deftere’

Nis 23 12:45
Arkasayfa

Ekmek, barış, özgürlük için 1 Mayıs’a!

Nis 23 12:37
Emek

Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

Nis 23 12:36
Arkasayfa

Yapısal şiddetin anatomisi

Nis 23 12:26
Emek

Doruk Madencilik işçileri Yıldızlar SSS Holding önünden seslendi: ‘Zalim patron bizi duysun diye buradayız’

Nis 22 13:41
Sağlık

Kalp krizi artık sadece ileri yaş sorunu değil: 40 yaş altı riskler neden gençleşiyor?

Nis 22 13:38
Arkasayfa

Onuncu kurban

Nis 22 13:35
Arkasayfa

Ölüm korkusu yaşayanlara ekmek korkusu yaşatmak!

Nis 22 12:23
Emek

İSİG: 2013’ten bu yana en az 852 çocuk işçi hayatını kaybetti

Nis 22 12:16
Emek

İşçi sınıfı ayağa kalkmadan iyileşme yok!..

Nis 22 10:00
Arkasayfa

Sosyalist Mücadele Tarihinde Kadınların Görünmeyen Emeği

Nis 21 13:45
Emek

Enerji Bakanlığı önünde açlık grevine başlamışlardı: 110 madenci gözaltına alındı

Nis 21 12:27
Gündem

İki jüri, yüzlerce acı

Nis 21 12:14
Arkasayfa

Cezasızlık

Nis 21 11:56
Emek

Fazla mesai ücreti ödenmezse ne yapılmalı?

Nis 20 21:34
Arkasayfa

Kapitalizmin büyük dönemeci! – I. Bölüm

Nis 20 21:27
Eğitim

Çocukların kanı…

Nis 19 21:07
Arkasayfa

Köy Enstitüleri: Toprağın İçinden Doğan Devrim

Nis 17 19:42
Gündem

Liseliler güvenli eğitim için MEB’e yürüdü

Nis 17 19:39
Gündem

Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

Nis 17 19:36
Sağlık

İnflammaging nedir? Longevity ile hücresel yaşlanmayı durdurma

Nis 17 19:32
Sağlık

Güç Zehirlenmesi ve Adalet Üzerine

Nis 17 18:41
Arkasayfa

Okul saldırılarında suçlu oyunlar mı?

Nis 16 11:44
Arkasayfa

2026 1 Mayıs’ına giderken dünyada ve ülkemizde durum vaziyet!

Nis 16 11:38
Arkasayfa

Listeler

Nis 14 13:36
Arkasayfa

Hacettepe 3’ledi, sırada Malatya mı var?