• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Nisan 24, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Ölüm rejimi

      Ölüm rejimi

      Çare kolektif mücadelede

      Çare kolektif mücadelede

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

    • Yaşam
      Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

      Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Cezasızlık

      Cezasızlık

      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

    • Türkiye
      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

      Yapısal şiddetin anatomisi

      Yapısal şiddetin anatomisi

      Doruk Madencilik işçileri Yıldızlar SSS Holding önünden seslendi: 'Zalim patron bizi duysun diye buradayız'

      Doruk Madencilik işçileri Yıldızlar SSS Holding önünden seslendi: 'Zalim patron bizi duysun diye buradayız'

    • Dünya
      İki jüri, yüzlerce acı

      İki jüri, yüzlerce acı

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim

      Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim

      İstanbul’da yaşlılık raporu: Geçim krizi, yoksulluk ve umutsuzluk kıskacı

      İstanbul’da yaşlılık raporu: Geçim krizi, yoksulluk ve umutsuzluk kıskacı

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

      Ekmek, su, çay: Her şey 'yaz deftere'

      Ekmek, su, çay: Her şey 'yaz deftere'

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter
Ölümden Sonrası Varsa Bile, Oraya Giden ”Siz” Olmayacaksınız!

Ölümden Sonrası Varsa Bile, Oraya Giden ”Siz” Olmayacaksınız!

Mart 4, 2020 Felsefe 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

2017 yılında Netflix üzerinden yayına giren The Discovery filminde Robert Redford, ölümden sonrasının var olduğunu ispatlayan bir bilim insanını canlandırıyor. Filmde karakteri şöyle diyor: “Vücut öldükten sonra, bilincimizin bir kısmı bizi terk eder. Bu da ölümden sonra yaşamı doğrular.” Redford, bunu ispatlamak için bir makina kullanır. Filmde bir diğer bilim insanı karakterinin izah ettiği üzere bu makina, “atomaltı düzeyde beyin dalgalarını ölçerek, ölümden sonra bilincin vücudu terk ettiğini göstermektedir”.

Bu yaklaşım, kuantum bilinç adı verilen gerçek bir bilim teorisinden çok daha uzak değildir. Bu teori üzerinde çalışan uzmanlar arasında fizikçi Roger Penrose gibi büyük bilim insanları olduğu gibi, bir hekim olan Deepak Chopra da bulunmaktadır. Bu teorinin bazı versiyonları, bilincimizin katı bir şekilde beynimizin bir ürünü olmadığını ve bilincin maddesel temelden bağımsız olarak var olduğunu savunmaktadır. Dolayısıyla fiziksel vücudunuzun ölümü, bilinçli varlığınızın sonu değildir. Ne var ki bu tip bir yaklaşımda hem bilimsel hem de dini anlamda çok sayıda önemli hata bulunmaktadır.

İlk hata, kişiliğimizin anılar içerisinde bulunduğu varsayımıdır. Bu varsayıma göre anılarımız kalıcı bir şekilde beyinde kaydedilir. Eğer ki bunlar kopyalanabilseydi ve bir bilgisayara aktarılabilseydi veya bir diğer bedene transfer edilebilseydi, biz de öldükten sonra yaşamaya devam edebilirdik. Ancak hafıza bu şekilde çalışmamaktadır. Hafıza, bir video kayıt cihazı değildir. Anılarınızı olduğu gibi kaydedip, size zihninizin arka planında bir ekran üzerine tekrardan oynatamaz. Hafıza, sürekli olarak düzenlenir ve son derece akıcı bir süreçtir. Bu süreç, beyninizdeki nöronların faaliyetine doğrudan ve tamamen bağlıdır. Uykuya dalıp ertesi gün uyandığınızda veya bir ameliyat için anesteziyle uyutulup da birkaç saat sonra ayıldığınızda anılarınız geri gelirler. Öyle ki, ciddi bir hipotermi veya kalp durması sonrasında bile anılara bir şey olmaz. Bir deneyde, bir hastanın beyni 10oC’ye kadar soğutulmasına rağmen uzun dönem anıları bozulmamıştır. Bu sıcaklıkta nöronlardaki elektriksel aktivitenin tamamı durur. Bu da, uzun dönem hafızanın statik olarak depolandığını göstermektedir. Ancak bu, beyniniz ölürse bu şekilde olmaz. Bu nedenle bir kalp krizi ya da boğulmadan sonraki birkaç dakika içerisinde CPR yapılması gerekir; çünkü beyne oksijence zengin kan gitmeyince, nöronlar ölür. Nöronlarla birlikte onlar içerisinde saklanan anılar da…

İkinci hatalı nokta, beynin “konektom“unu (tüm nöral bağlantılarının bir şemasını), bazı bilim insanlarının önerdiği gibi, bir bilgisayara aktarmanın veya birçok dinin öngördüğü gibi sizin fiziksel benliğinizin ölümden sonrasında var olduğuna inanılan hayatta geri gelmesinin, uzun bir uykudan uyanmaktan farksız olduğu varsayımıdır. Bunda şöyle bir sıkıntı var: Sizin anılarınızın, zihninizin ve hatta var olduğuna inanılan “ruh”unuzun bir kopyası, siz değilsiniz! Bu, sizin bir kopyanız; ancak bu kopya, bir ikizden farksızdır. Hiçbir ikiz kardeş, diğer ikizine bakıp da “Aa ben aslında oradayım.” demez. Kopyalama da, yeniden dirilme de sizi bir başka varlık düzlemine taşıyamaz.

Üçüncü hata, sizin eşsiz kimliğinizin, size ait el değmemiş anılarınızdan fazlası olmadığı düşüncesidir. Bu düşünceye göre sizin kimliğiniz, aynı zamanda sizin kişisel dünya görüşünüz tarafından da belirlenir. Howard Hughes Tıp Enstitüsü’nden olan ve Beyin Koruma Vakfı’nın başkanı olan sinirbilimci Kenneth Hayworth, kişisel kimliği “hafıza-benlik” (MEMself) ve “görüş-benlik” (POVself) olarak ikiye ayırmaktadır. Onun düşüncesine göre hafıza-benlik tümüyle bir bilgisayara aktarılacak olursa (ya da “cennet” olarak inanılan yerde yeniden doğacak olursa), görüş-benlik de uyanacaktır. Bu, doğru değildir. Eğer ki bu, bir insan ölmeden önce yapılabilecek olsaydı, iki ayrı hafıza kişiliği olurdu. Her birinin kendi görüş-benliği olurdu ve dünyaya kendi eşsiz gözlerinden bakabilirlerdi. Bu anda, her ikisi de hayatta farklı bir patika seçerdi ve dolayısıyla farklı anılar ve deneyimler edinirlerdi. “Kişi”nin kendisi bir anda iki ayrı kişisel dünya görüşü kazanıvermezdi. Eğer ki ölürseniz, görüş-benliğinizi beyninizden bilgisayara (ya da cennete) aktarmanın bilinen hiçbir yolu bulunmamaktadır. Kişisel dünya görüşü, tamamiyle kişinin kendisinin bir andan diğerine doğru olan sürerliliğine bağlıdır. Bu sürerlilik bir uyku veya anestezi dolayısıyla kesintiye uğrasa da, devam eder. Ölüm, bu sürerlilikte kalıcı bir kırılma noktasıdır. Dolayısıyla sizin kişisel dünya görüşünüz bir beyinden başka bir ortama aktarılamaz. Ne şimdi, ne herhangi bir diğer zamanda…

Eğer ki bu moral bozucu gibi geliyorsa, tam tersi olduğunu bilmelisiniz. Kendi ölümlülüğümüzün farkında olmak son derece moral vericidir; çünkü her bir an, her bir gün, her bir ilişki anlamlı demektir. İçinde yaşadığımız dünya ve beraber yaşadığımız bilinçli diğer insanlarla derinlemesine etkileşime geçmek, hayata anlam ve amaç katmaktadır. Her birimiz dünyada ve tarihte, hem coğrafi hem de kronolojik olarak eşsiziz. Genomlarımız ve konektomlarımızın olduğu gibi kopyalanması imkansızdır. Dolayısıyla bireyler olarak bizler, kendi ölümlülüğümüzün farkındalığı ve bunun ne anlama geldiğinin bilincinde olmamız sayesinde korunmuş vaziyetteyiz. Bu ne demektir? Yaşam, aslen büyük şovu öldükten sonra başlayacak geçici ve sahte bir düzmece değildir. Kozmos tiyatrosunda, şimdi ve hemen burada sahip olduğumuz kişisel sahnenin ta kendisidir!

  • Kaynak Evrim ağacı

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Realizm Felsefe
Mart 27, 2026

Realizm

Okültizm Felsefe
Mart 26, 2026

Okültizm

Sherlock Holmes Oyun Teorisine Nasıl Katkı Sağladı? Felsefe
Ocak 4, 2026

Sherlock Holmes Oyun Teorisine Nasıl Katkı Sağladı?

ZAMAN AKIŞI

Nis 24 22:59
Gündem

Artık kendimi çocuk yerine koymuyorum!

Nis 24 22:25
Arkasayfa

Görünmez Özneler: 23 Nisan, Çocukluk Felsefesi ve Özgürleştiren Eğitim

Nis 24 13:00
Emek

İstanbul’da yaşlılık raporu: Geçim krizi, yoksulluk ve umutsuzluk kıskacı

Nis 24 12:55
Arkasayfa

Şiddet nedir? Yaşananlar bireysel şiddet mi kurumsal örgütlü şiddet mi?

Nis 23 14:07
Ekonomi

Ekmek, su, çay: Her şey ‘yaz deftere’

Nis 23 12:45
Arkasayfa

Ekmek, barış, özgürlük için 1 Mayıs’a!

Nis 23 12:37
Emek

Emeklinin gözü bu iki sorudaydı: Temmuz ayında ek zam var mı, ikramiye ne kadar olacak?

Nis 23 12:36
Arkasayfa

Yapısal şiddetin anatomisi

Nis 23 12:26
Emek

Doruk Madencilik işçileri Yıldızlar SSS Holding önünden seslendi: ‘Zalim patron bizi duysun diye buradayız’

Nis 22 13:41
Sağlık

Kalp krizi artık sadece ileri yaş sorunu değil: 40 yaş altı riskler neden gençleşiyor?

Nis 22 13:38
Arkasayfa

Onuncu kurban

Nis 22 13:35
Arkasayfa

Ölüm korkusu yaşayanlara ekmek korkusu yaşatmak!

Nis 22 12:23
Emek

İSİG: 2013’ten bu yana en az 852 çocuk işçi hayatını kaybetti

Nis 22 12:16
Emek

İşçi sınıfı ayağa kalkmadan iyileşme yok!..

Nis 22 10:00
Arkasayfa

Sosyalist Mücadele Tarihinde Kadınların Görünmeyen Emeği

Nis 21 13:45
Emek

Enerji Bakanlığı önünde açlık grevine başlamışlardı: 110 madenci gözaltına alındı

Nis 21 12:27
Gündem

İki jüri, yüzlerce acı

Nis 21 12:14
Arkasayfa

Cezasızlık

Nis 21 11:56
Emek

Fazla mesai ücreti ödenmezse ne yapılmalı?

Nis 20 21:34
Arkasayfa

Kapitalizmin büyük dönemeci! – I. Bölüm

Nis 20 21:27
Eğitim

Çocukların kanı…

Nis 19 21:07
Arkasayfa

Köy Enstitüleri: Toprağın İçinden Doğan Devrim

Nis 17 19:42
Gündem

Liseliler güvenli eğitim için MEB’e yürüdü

Nis 17 19:39
Gündem

Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

Nis 17 19:36
Sağlık

İnflammaging nedir? Longevity ile hücresel yaşlanmayı durdurma

Nis 17 19:32
Sağlık

Güç Zehirlenmesi ve Adalet Üzerine

Nis 17 18:41
Arkasayfa

Okul saldırılarında suçlu oyunlar mı?

Nis 16 11:44
Arkasayfa

2026 1 Mayıs’ına giderken dünyada ve ülkemizde durum vaziyet!

Nis 16 11:38
Arkasayfa

Listeler

Nis 14 13:36
Arkasayfa

Hacettepe 3’ledi, sırada Malatya mı var?