• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Ocak 13, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Çok kadın! Kork, kadın!

      Çok kadın! Kork, kadın!

      Ekrem İmamoğlu'ndan adaylık açıklaması

      Ekrem İmamoğlu'ndan adaylık açıklaması

      Tek adam rejiminin dışı Saray içi aşevi

      Tek adam rejiminin dışı Saray içi aşevi

    • Yaşam
      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      ‘Peygamber fabrika kurmamızı emretti’

      ‘Peygamber fabrika kurmamızı emretti’

      Derin sahtecilik ve Grok destekli dijital taciz

      Derin sahtecilik ve Grok destekli dijital taciz

      2025 Yılına Damga Varan Beynimiz İle İlgili 10 Çarpıcı Keşif

      2025 Yılına Damga Varan Beynimiz İle İlgili 10 Çarpıcı Keşif

    • Türkiye
      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Hukuk yoksa da sermaye geliyor: Bir yılda 7 milyar dolar yatırım yaptılar

      Hukuk yoksa da sermaye geliyor: Bir yılda 7 milyar dolar yatırım yaptılar

      Erdoğan keskin viraja girdi: Buz üzerinde zorlu yürüyüş

      Erdoğan keskin viraja girdi: Buz üzerinde zorlu yürüyüş

    • Dünya
      ABD'den İran'a gümrük vergisi darbesi: Türkiye'ye etkisi ne olacak?

      ABD'den İran'a gümrük vergisi darbesi: Türkiye'ye etkisi ne olacak?

      Çok kadın! Kork, kadın!

      Çok kadın! Kork, kadın!

      Halep’te kim kazandı?

      Halep’te kim kazandı?

      Muktedirin kurgusu, gerçekle savaş ve müdanasızlık

      Muktedirin kurgusu, gerçekle savaş ve müdanasızlık

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      İslam'ın Ritüelleri yada Kur'an'da Nusûk Kavramı

      İslam'ın Ritüelleri yada Kur'an'da Nusûk Kavramı

      Kalite düzeltmesi ‘telefon tuhaflığı’nı izaha yeter mi?

      Kalite düzeltmesi ‘telefon tuhaflığı’nı izaha yeter mi?

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Çok kadın! Kork, kadın!

      Çok kadın! Kork, kadın!

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

İnsanı Allah´la bombalamak: Hükmullahizm

Temmuz 16, 2010 11 comments

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

İlk makale Allah’tan söz açmanın asıl hedefinin insana dair konuşmak olduğu gerçeği idi. İkinci makale Kur’an’ı Kerim’den yola çıkıp Kur’an’cılık yaparak oyalanmanın tahlili üzerine, üçüncü makale ise eşitlik ve adalet söylemlerine komünistlik-solculuk suçlamaları ile yaklaşan ve kendi gerçeğinden kaçan Abdestli Kapitalist zihniyetin perdelediği ve gözümüzden kaçırdığı yaşamın gerçekleri üzerine idi.


 


Önceki üç makalenin sonuncusu olan bu makalede, insanın yakasını Allahçılığın elinden kurtararak “İnsanın Rabbiyle birlikte yürümesi” üzerinde durmaya çalışacağım.


 


İnsana elinize geçirdiğiniz her şeyle savaş açabilirsiniz. Hatta bu savaşı farkında olmaksızın karşı cepheden değil, insana sağından, solundan, önünden ve arkasından yaklaşarak da verebilirsiniz. Hatta melekçe bir iş yaptığınızı sanarak.


 


Ama daha korkuncu, insanı Allah’la bombalamak, onu “din” ile kendisine yabancılaştırmak, insanı iman eden bir maymuna çevirip yeryüzüne karşı duyarsız hale getirmek ve topluma dair suni duyarlılıklar üreterek bunun sektörünü oluşturmaktır.


 


Evet, yeni bir din pazarı, Allahçılık pazarından bahsediyorum…


 


Konuya bir romandan alıntı ile başlamak istiyorum. Üzerinde konuşmak için seçtiğim metin bir Hıristiyan’ın romanından alınma. Kendi gözümüzdeki merteği eleştirmeye ise Hıristiyan dünyasının gözündeki çöpü eleştirerek başlayalım. Bakalım bizim gözümüzdeki mertek, Kazancakis’in işaret ettiği gözdeki çöpten ne kadar farklı?


 


Önce meraklısı için romana dair kısa bir açıklama yapmak istiyorum:


 


Bir köy rahibinin roman boyunca süren arayışı, iç savaşın kanlı çatışmaları içinde boğuşup duran yoksul insanların arayışıyla bütünleşir. Kül rengi, acılı bir köy: Akdeniz adalarının acımasız güneşi altında kavrulmuş kapkara evler; yoksullukla boğuşan, tutkularla kavrulan insanlar. Ve tutkuların en amansızı olan nefret; kardeşi kardeşe kırdırtan öldürücü bir nefret. Bu haksızlıklar selinin ortasında, çığlığı çölde yitip gittiği için umutsuz, umarsız kalmış, arayış içindeki köy papazı Yannaros’un gözünde bu kötülükler dizisi, kendi papazlığının da saçmalığını ortaya koymaktadır.


 


Papaz Yannaros, özgürlüğü arayan yeni bir düşünceye kapılmıştır. Marks’ın öğretisidir bu. Hıristiyanlığa büyük eleştiriler getiren, çağdaş bir İsa arayan, bu yüzden de Yunan kilisesinin aforoz ettiği birisidir.


 


Kazancakis, en çarpıcı eserlerinden biri olan Kardeş Kavgası adlı romanında sembolik bir betimleme üzerinden Peder Yannaros’u konuşturur Tanrıyla. “Beni yalnız bırakma, bana yardım et” diye İsa’nın ayaklarına kapanmak isterken varlığının derinliklerinden yükselen esrarlı bir ses, sert ve öfkeli bir şekilde der ki:


 


 – Benden emir beklemeye utanmıyor musun Peder Yannaros? Özgürsün. Seni özgür yarattım. Neden bana bağlı kalmak istiyorsun? Ayağa kalk Peder Yannaros! Bırak diz çöküp durmayı, sorumluluğunu benimse, kimseden öğüt isteme, özgür değil misin? Seç…


 


–       Özgürlük çok ağır Tanrım. Bu ağırlığı insanoğlu nasıl kaldırabilir?


 


Bu kez alçak ve hüzünlü bir ses duyuldu:


 


–       Gerçekten ağırdır, ama cesaret!


 


Varlığının derinliklerinde yırtık perde kapandı, ses kesildi. Peder Yannaros, göğsüne eğdiği başını kaldırdı. Kilisenin taşlarından bir güç ağır ağır yükseldi, kubbedeki İsa’dan üstüne bir güç indi. Göğsünü kabarttı, dizlerini sağlamlaştırdı. Tanrısıyla konuşurken hiç böyle bir yüreklilik, böyle bir inanç duymamıştı.


 


Elini göğsüne bastırdı, yüksek sesle, ant içercesine:


 


–       Köyümün sorumluluğunu üstüme alıyorum öyleyse, dedi. Mahvolması ya da kurtuluşuyla ilgili kararı ben vereceğim. Haklısın, özgürüm ben; şeref ya da utanç bana bağlı. Özgürüm. İnsanım ben!


 


Ve son kez haykırdı sorumluluğundaki köylülere:


 


–       İnsan olun, diyor bizlere. Küçük çocuklar gibi paçalarıma yapışmaktan vazgeçin. Kalkın ayağa, tek başınıza yürümeyi öğrenin.


 


İşte Kazancakis’in sembolik betimlemesindeki diyalogda okuyucunun önüne serdiği Katolik Tanrı’cının gözündeki çöp, klasik dinciliğin radikal, gelenekçi, cihatçı versiyonlarında koca bir mertek olarak karşımıza çıkmaktadır:


 


– Önemli olan Halk değildir, Hakk’tır!


 


– Özgürlükte neymiş? Önemli olan kulluktur!


 


– Beşeri ideolojilere Lâ, Allah’ın hâkimiyetini kurmak lazım…


 


– Allah’ın hikmetinden sual olunmaz


 


– Biz bilmeyiz Allah bilir


 


– Yeryüzü kâfirin cenneti, Mü’min’in cehennemidir.


 


– İslam’da eşitlik yoktur, adalet vardır.


 


Tevhitçilik söylemleriyle topluma parçacı bir şekilde bakan zihin, Hakk’ı Halk’ın içinde görünür kılmanın çabasından uzaktır. Hakk’ı Halk’ın üzerinde temsili iktidarlarda görmek, “beşeri ideolojilere Lâ” demek olduğu yanılgısı ile halkın karşısına davetçilik adı altında hakk sopası ile çıkmayı doğuruyor…


 


Sormak lazım, yeryüzünde beşeri olmayan bir ideoloji, dava veya hedef kurmak/koşturmak mümkün müdür?


 


Bu kuru slogandan yola çıkarak Allah’ı ve kitabını beşerin karşısına rakip bir siyasi manifesto olarak çıkarmak, beraberinde bunu yapanları da insanlığın karşısına Allahçı jakobenler olarak çıkarmaktadır.


 


Bu durum, Aydınlanmacı Burjuva’nın “Laik, seküler jakobenler”inden kaçanların “Allahçı jakobenler”in kucağına düşmelerine neden oluyor. Bununla birlikte Allahçı jakobenlerden kaçanların da “Aydınlanmacı, materyalist, laik jakobenler”in ağına düşmelerini doğuruyor.


 


Kulluğu özgürlükle iç içe değil de özgürlüğün rakibi ve özgürlüğün üzerinde görmek biraz da özgürlüğü aydınlanmacı burjuvazinin zihinsel kodları üzerinden okumaktan kaynaklanıyor. Özgürlüğü istemeyi tehlikeli bulan bu bakış açısı, karşı tarafı her türlü cinsel sapkınlığa meyilli olmaktan yola çıkarak özgürlüğü onun eline kaptırmamak için kendi sınırlarını kullukçulukla belirginleştirip özgürlüğe de akidevi bir karşıtlık üzerinden yaklaşmakta…


 


Bu bakış açısının varlığı ve insanı okuyuşunun arkasında ise şu gerçek yatıyor. İnsan’ın beşeri ideolojilere kölelik yapmaktan kurtaracak olan sadece Allah’a kölelik/kulluk yapmasıdır!


 


İşte bu ifadenin pratiği karşımıza nasıl çıkar dersek o da şudur:  Allah’ı insanların karşısında temsil eden dini otoritelere/liderlere köle ve kul olmak.


 


Allah’ın insana bahşettiği yanlışı doğrudan ayırabilme yetisi olan hikmetten bir “Hükmullahizm” icat edip iktidar mekanizmaları üretmeye çalışmak…


 


Hiyerarşik bir şekilde mülk-iktidar ve kontrol mekanizmalarını beşeri sistemlerin reddiyesi üzerinden ayrı bir kutsallık ve kulluk basamağı kılmak…


 


Sonuç: Allahçılık!


 


Yoğun bir İlah-Rabb vurgusu ile insanı ve tabiatı ikinci plana düşürerek insanı kapitalizmin çarklarına kayıtsız bir hale getirdikten sonra modern aydınlanmacı ilahlara karşı dinci mahallelere/cemaatlere bölerek kendi içinde iktidarlar yaratmak ve bu mahalleleri romantik bir itkiyle ümmet/velayet dayanağı ile tekel bir iktidara bağlamak…


 


Peki bu bizi Sünni’yse Hilafet, Şii’yse İmamet diktatöryasına götürmez mi? 


 


İşte bu Allahçılık, tersinden Laikliği ve Allahsızlığı sadece ve sadece besler. Muhammed İkbal’in tabiri ile Allahçı Mollalar Kafir üreten Mü’minlerdir!


 


Şimdi de Bonheffer’e bakalım.


 


Ünlü Alman İlahiyatçısı Bonhoeffer’i Batı Terörü isimli kitabına alan Roger Garaudy de aynı temaları ön plana çıkararak Bonhoeffer’den alıntıladığı şu pasajlarla bize kafamızı dine gömmek yerine İslam’dan ilham alarak, şuurlu bir baş kaldırışı telkin eder:


 


“Bize yardım etmesi gereken artık Tanrı değildir; Tarihin tüm yenilgileri döneminde Tanrı’ya yardım etmek bize düşer. İsa yangında boğulan bir insanın üzerine su sıkan bir itfaiyeci gibi bizi “kurtarmaya” gelmemiştir. Her zorlukta kendi güçsüzlüğümüzden bizi çıkartması için Tanrı’nın “gücüne” yalvaran bütün korkak ve sızlanıcı dinlerden bizi kurtarmaya gelmiştir. İsa bize yolunu gösterdiği ve örneğini sunduğu yeni ve büyük bir hayatın sorumluluğunu eksiksiz bilen insanlar olarak ayakta ve başı dik yaşamayı öğretmiştir. Hiçbir kilise bizlerin çocukmuşuz ya da sakatmışız gibi sorumluluğumuzu üstlenemez. Günahlarımızı bağışlayamaz ya da bizi cezalandıramaz.”


 


Protestan peder Bonhoeffer’in Naziler tarafından infaz edilmeden önce söylediği şu sözleri de içten içe düşünmemiz gerekiyor:


 


“Hıristiyan olmak, dindar olmak anlamına gelmez; o, yalnızca insan olmaktır. İsa bizi yeni bir dine değil, hayata, baştan sona sorumluluk taşıyan bir hayata çağırmıştır.”


 


Yukarıdaki alıntıda Bonhoeffer’in dile getirdiği Hıristiyanlığın gözündeki çöpten kıyasla kendi merteğimize baktığımızda göreceğimiz şey, Bonhoeffier’den çok da farklı olmayacaktır.


 


İslam dinlerden bir din olmadığı için cümleyi şu şekilde okuyabiliriz:


 


“Müslüman olmak, din(i)dar olmak anlamına gelmez; o yalnızca insan olmaktır. Muhammed bizi yeni bir dine değil baştan sona sorumluluk taşıyan bir hayata/tevhide çağırmıştır.


 


Peki, insan olmak ne demektir diye sorduğumuz zaman ise:


 


İnsan Homo-Sapiens olarak tanımlandı modern süreçte. Düşünebilmesine vurgu yapıldı. Bunlara Homo-Ludens (oynayan insan), Homo-Negans (hayır diyen insan) ve Homo-Esperans (umut eden insan) da eklenebilir.


 


İnsanın ne olduğu konusunda son sözü söyleme iddiasında olmamakla birlikte insana dair, insandan anladığımı “La İlahe İllallah” devrimci parolamız üzerinden “Hayır” diyen ve umut eden insan olarak gördüğümü belirtmeliyim.


 


“Din, insanlığı sırtına vurulmuş olan yüklerden ve boynuna dolanmış olan  zincirlerinden kurtarmak için vardır. Nitekim peygamberin misyonu da budur (7/158). Dolayısıyla bu dinin tabiatında itaat değil, isyan vardır. “La ilahe illallah”la statükoyu yıkar, hiyerarşiye (ast-üst ilişkisi) son verir, hegemonik ilişki biçimlerini reddeder, hiç kimsenin bir diğeri üzerinde tahakküm kurmasına müsaade etmez. “La kuvvete illâ billah”la en-Nâs’ı, yani toplumu ön plana çıkarır.” (A. Fikri Ergun; Anarşist İslam: İtaat kültüründen isyan kültürüne)


 


İşte tevhidin bu çağrısı bizi Homo-Negans’a yani “Hayır” diyebilen ve kendi iradesini eline alabilen insana götürür.

 

Ya Umutluluk? Yani Homo-Esperans: Umud eden insan…


 


İşte burada Klasik din(i)darın insan üzerinden yağmaladığı ve insanı yani umudu yabancılaştırdığı noktaya geleceğiz.


 


Umudun yabancılaşması “Yarıncılık”tır.


 


İnsanın beklentilerini yarınlara ertelemenin her türlüsüdür. Yarınlara ertelemek ise sadece oturup beklemek değildir. Yarınları kurtarmak adına bugünün zulüm düzenlerinin başına geçmeyi hedeflemektir. Yani mülkü ve iktidarı ele geçirmektir.


 


Firavun’u “Firavun” yapan zorbalığın tabiatı ile hesaplaşmak yerine Ahlaklı Karun(!), takvalı Firavun(!) üretmek, sözde “rabbani mücadele”, “tevhidi uyanış”, “İslamla yöneliş” “selefi cihadizm” ve tüm bunların pratikteki sonucu, Harun gibi gelirken Karun gibi malı götürmek, hatta bunu “Müslüman en iyisine layıktır” ve “Allah nimetlerini kulunun üzerinde görmek ister” gibi abdestli kapitalist fıkhı ile meşrulaştırmaktır.


 


Bu yarıncılığa dair vahşeti ancak bir zaman diliminde iktidarı ele geçirince ele geçireceklerinden dem vuranların:


 


İslam gelecek vahşet bitecek…


 


Hıristiyanlık gelecek vahşet bitecek…


 


Hilafet gelecek vahşet bitecek…


 


İmamet gelecek vahşet bitecek…


 


Komünizm gelecek vahşet bitecek…


 


Anarşizm gelecek vahşet bitecek…


 


DTP gelecek vahşet bitecek…


 


Saadet gelecek vahşet bitecek…


 


AKP gelecek vahşet bitecek…


 


CHP gelecek vahşet bitecek…


 


Bütün bunlar -başka versiyonları da dâhil olmak üzere- aslında aldatıcı birer slogandır. Hiçbir şey, din, ideoloji, proje, paket program vs.nin gelişi ADALET’in garantisi değildir. Adaletin garantisi şu andadır…


 


Şu an adil miyiz? Nerede mi? Tabii ki, o küçük iktidar alanlarında…


 


İşletmelerinizde, cemaatlerinizde, vakıflarınızda, dershanelerinizde, evlerinizde, ortaklıklarınızda, hani şu kentlerde, komşuluk ilişkilerinizde, trafikte, hani şu doğaya karşı, en basitinden serçelere karşı, sokak kedilerine karşı bile… Tinercilerin, dilencilerin, evsizlerin, kimsesizlerin arasında ve daha sayamadığım pek çok yerde!


 


Diğergam mıyız? Sömürü ve yoksulluk ana derdimiz mi? Yoksa bütün adalet vaatlerimiz elimize geçireceğimiz iktidarlarımıza mı bağlı?


 


İşte burası umudun yabancılaşmasıdır. Yani insanlığın ve doğanın yağmalanmasına rağmen iktidarlar uğruna akideleri ussallaştırma, gerekçelendirme, meşrulaştırma tam da burasıdır. Mazlumun zalime döndüğü kırılma noktası tam da burasıdır.


 


Ne yorgun reformculuk ne de sözüm ona köktenci serüvencilik. İkisi de gerçeği görmezden gelerek umudun üzerini örtmektedir. Yani umudun küfrüdür!

 

Umut ileriye dönük beklentilerle ayakta tutmak zanneden anlayışlarla, bizzat umut romantizminin ta kendisi olan bir sahtekârlığa kapı aralamaktadır. Umut, şu an insanı ayakta tutan ve ileriye yönelik vaatlerini şu andan itibaren hayata geçirerek toplumsallığını gerçekleştiren insanlardır.


 


İşte bu insanların yan yana gelişi serüvenciliğin, köktenciliğin ve mülkiyetçiliğin ve hâkimiyetçiliğin insanı sessizce ele geçirip kendisine yabancılaşmasından insanı korur…


 


İnsanın bu şekildeki yürüyüşüne Rabb’in eşlik etmesi demek, insanın zulme uğrayan ezilenlerin arasından adalete ve eşitliğe yürümesinden başka bir şey değildir…


 


Allah adına Allahçılığa yürüyenler ise iktidar ve mülkiyete kavuştuklarında karşınıza despot statükocular olarak çıkacaklardır… İşte bu yüzden tarih ne yazık ki, Rebeze’nin tekerrüründen ibaret olmuştur.


 


Kaleme aldığımı bu son makaleyle birlikte ilk üç makalem ve diğer yazarların yazıları 1 Mayıs 2010’dan bu yana duruşumuza ve yürüyüşümüze şahitlik etmesi için adilmedya.com tarafından sizlere sunuldu.


 


Biz Rebeze’nin tekerrürüne de karşı çıkmak için çığlıklarımızı tutuşturduk. Yüreği ezilenlerden yana çarpan tüm erdemli ve devrimci şahsiyetlere yabancılaşmanın dindar mahallelerdeki yansımalarını kısmen elimden geldiğince açmaya ve tartışmaya çalıştım.


 


Selam olsun derdi insan-tabiat ve adalet olan tüm emektar insanlara…


 


Sözü değerli fikir adamı ve mücadele insanı Muhammed İkbal’e bırakarak çekiliyorum:


 


“Hür olan insana sıkıntı verir, başkalarınca kurulan bir dünyada yaşamak!


 


Ey hakikat adamı! Bir kılıç gibi keskin ol, kendi dünyanın kaderini yoğur.” (Muhammed İkbal; Cavidname, s. 225)


 


Brahman mabedin eşiğinde uykuya dalmış, Müslüman camiinin kemerleri altında kaderine ağlamış.


 


Ne Doğu’ya dön yüzünü ne de Batı’ya, Yaratılışın seni, her geceyi gündüze çevirmeye çağırır.


Karanlıktan aydınlığa çıkmanda rehber yaratılışındır. (Muhammed İkbal; Darb-ı Kelim, s. 107)


 


“Doğu’nun ötesine geç ve Batı’ya diren


 


Yenisi ve eskisi, bunlar bir arpa tanesi etmez


 


Sen inciyi karanlığın insanlarıyla değiştin


 


Cebrail’e güvenmek daha mı değersiz?


 


Hayat kendini bilmek, yaratmak ve onun birliğini oluşturmaktır


 


Ey Kervanla yolculuk eden


 


Onunla birlikte ol


 


Ama bağımsız olmayı da başar


 


Sen ayın on dördünden daha parlaksın


 


Öyle yaşa ki, her zerren senin nurundan aydınlansın” (Muhammed İkbal; Cavidname s. 230)

11 Comments

  1. Z.DEVRİM
    16 Temmuz 2010 at 17:18

    Değerli Hocam;
    Son derece ellit bir mekale okuduk.”İnsanı Allahla bombalamak” hakikaten çok anlamlı ve çokça derindi, ki dini artık ekmek teknesi gibi görenler ne yapar/eder bilemem.Yalnız biz insanlar en çok darda Allaha sarılırız ve kendi işimize yardım etmesini dileyerek, sıkıntımızı anlatır ve her olumsuz anımızda beklenti içinde oluruz.Allah işimizi rast getirdiğinde onu unutur sapıklıklara düşer ve daha çok kazanmak için artık makyavelistçi oluruz. OYSA insan özgürdür ve kendini iyi tanıyabilirse; zaten olgunluk hakkiyla adalet olur, ki zaten dinin amacı da bu değil mi?

    Sanırım bizler Din ile ideolojiyi, Allah ile Resulu anlayamadık ve anlamk da istenmiyor gibi bişey çünkü işimize gelmiyor. Adaletli olmak maneviyatı zenginleştirir lakin maddi olarak yoksullaştırır!

    Ve son olarak Müslüman olmak başını kumlara gömmek değildir.

    En etkin bomba bence Allahın adını kulanarak atılan bombalardır…

    Hocam en içten selamlarımı, saygılarımı bıraktım.

    Z.D.Y

  2. Derviş Enes Kır
    16 Temmuz 2010 at 19:18

    Böyle arkadaşlar ilk başta hümanist takılırlar ardından sosyalizme kayarlar sonra da Allah muhafaza iş ilahi adaleti sorgulamaya kadar gider ve Allah muhafaza ateist olurlar… Tabii bunu böyle bir yaklaşımlar sergileyen kimselere anlatamazsınız. Adamlar baştan aşağı kibir ve aşağıdan yukarıya kadar da ucub içinde oluyorlar. Zaten bir insan kendini beğeniyorsa ondan hiç bir hayır bekleyemezsin. Kibir ise şeytani İlahi huzurdan kovdurtmuştur, detaylandırmaya bile gerek yok…. Ne diyelim Allah yardımcısı olsun.

  3. Derviş Enes Kır
    16 Temmuz 2010 at 19:27

    Kıymetli Yazar şöyle;”Allah’ın insana bahşettiği yanlışı doğrudan ayırabilme yetisi olan hikmetten bir “Hükmullahizm” icat edip iktidar mekanizmaları üretmeye çalışmak… ” demiş….

    Bu kadar pervasızca konuşabilmek ve yazabilmek için gerçekten aşmış olmak lazım.Aşmış olmak lazım derken ilk baştada belirttiğim gibi haddi aşmayı kastediyorum.

    Çünkü yazarın insanlarca icat edildiğini iddia ettiği ve kast olarak “şeriate dayalı bir düzen isteme” anlamına denk gelen ifadelerinden kendisinin Kur’ani bilgiye yabancı olduğunu anlıyor ve “cahilde bir yaklaşım diye” değerlendirmekten başka bir seçenek bulamıyoruz yazarımız için. Allahın kanunları vardır ve Allah yeryüzünde Allah’ın dediği olmalıdır. Ve hakkı hakim kılmak iktidarın şeri olması için çalışmakta her müslüman için farzdır. İslam hukuku var. Allah’ın hükümleri var. Bunu anlamak için müfessir olmaya gerek yok. Karşı olmama rağmen yazar mealci takılsa yine bunları anlayabilirdi.

    (Mealciliğe karşıyım, insan hayatında en az bir set tefsir okumalı. bu apayrı bir konu, o yüzden üzerinde durmuyorum )

  4. Derviş Enes Kır
    16 Temmuz 2010 at 22:19

    Sırf farklı olmuş olmak adına kaleme alınmış; İslamı da hiç anlayamamış, edebten yoksun bir kimsenin kaleme aldığı bir yazıdan başka bir şey değil. İslam dünyasının bir martin luthere ihtiyacı yokturrr!

    İslam’da Allah’a, Rasulullaha ve bizden olan ulul emre itaat vardır ve bu kölelik değildir.

    Sırf litaratürde yer almak adına lafzatullahı -cılık ekiyle kullanmak yahut cihadçılık gibi yine cılık bolluğu yaşanan kelimeler üretmek… Hadbilmezlikten öte ne ile ifade edilebilir söyler misiniz?

    Bu vatandaşın batı düşüncesine (yahut felsefeye) olan vukufiyeti arttıkça İslami anlayışı perdelenmiş. Ukalaca bir yazı. İnşaallah belirttiği gibi son yazısı olur yazarın.Yeni bir edip yüksele tahammül edemez bu ümmet. Gerçi bunun onun kadar İslami bilgisi de yok ya, iyi bir taklidi olur belki…

    Allah subhanehu ve teala, batı felsefesinden ve gavur romanlarından (: etkilenerek sırf farklı olmak adına, sırf emo takılmak için müslümanları eleştiren böyle entel, modernist reformist ne derseniz deyin işte haddini aşan ademlerden ümmeti muhammedi (sav) muhafaza buyursun inşaallah.

    İlim sahibi olmadan fikir sahibi olunursa böyle oluyor işte…

  5. MURAT
    16 Temmuz 2010 at 23:20

    İNSANIN RABBİYLE BERABER YÜRÜMESİ ,ALLAHIN ONA VERDİĞİ ÖZGÜR İRADEYLE KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURAN , HAYATI ANLAMLI KILAN TERCİHLERİYLE ÖZGÜRLEŞEN , KENDİ OLMAYI ANLATAN , YANLIŞ ALLAH İNANCINI SORGULAYAN ANLAMLI BİR YAZI .
    BELKİ BAŞLIK DAHA BAŞKA OLABİLİRDİ , MURADINI DAHA İYİ ANLATMA AÇISINDAN , MALUM İNSANIMIZ BAŞLIKTAN YAZININ GENELİNİ ANLAMA GİBİ BİR KOLAYLIĞA DÜŞÜYOR VEYA ÖN YARGI EDİNİYOR DİYEYİM .EMEĞİNE SAĞLIK .ESENLİKLER DİLERİM

  6. Mehmet Lütfü ÖZDEMİR
    16 Temmuz 2010 at 23:54

    Allahın dini eşitliktir. Adalettir. Sevgidir. Merhamettir. Hayatın tam içindendir. Barıştır. Erdemdir. Bunu anlamayanlara anlatacak biridir Kadir kardeşim. Bu ve bundan önceki yazıları Allahı ve dinini anlamak adına kaleme alınmıştır. Yolun açık olsun dostum.. Aydınlat kalplerimizi..

  7. ethem ethemoglu
    19 Temmuz 2010 at 00:16

    osmanlıdada bu anlayış vardı kuvvetsiz hadisleri kuvvetliymiş gibi gösterip devletin bekası adına meşru hale getiriyoduk yaptıgımız hareketi kutsallık atfediyoduk biz böyle kutsallık atfedersek şuna buna ozamanda insanlar bu zokayı islam olarak algılarlar ve ayetleri felsefeye kurban ederler bi yaşanmışla anlatacak olursam bir ermeni öldürene cennetin kapısı yarılanır 3 tane öldürene cennetin kapısı açılır die bi fetva verir hoca geçinen bi zat biride hocam ben 30tane öldürdüm diince senin sülalen cennetlik der hoca adama olay komiktir evet ama hangi kurandan hareketle bu fetvayı verir bu hoca yada güncele inersek daha düne kadar komünistler öldürmeyi haklı gören fetvalar vardı bu memlekette o yüzden biraz daha bakmak okumak aydınlanmak islamın ne oldugunu bilmek veya ne olmadıgını bilmek lazım gelir hocam ellerinize saglık sizi destekler nitelikte bişeyler yazdım acizane yazılarınız ve başarınızın devamı dilegiyle saygılar

  8. yavz soysal
    19 Temmuz 2010 at 15:57

    Abdestli kapitalizmi alt-üst edecek şaşkına çevirecek nefis bir yazı.

  9. Selahaddin Mirza
    19 Temmuz 2010 at 16:29

    Derviş Enes Kır;Bir Allah ve Din Pazarlamacısı Kadir Bal Kardeşimizi ağzından çıkardığı karuzatla rahatsız etmeye çalışıyor..Fakat bir karuzat faresinin ”Allah’la Bombalamak” adlı Mekaleyi anlamasını beklemiyorduk..İmha heedfimizde olan Karuzat pisliği Derviş Enes Kır cinsinden Fosebtik Müslümanlığına ithafen yazılmış bir yazıydı…Tasavvufculuk bilmem neycilikle uğraşan yavşak islam anlayışında ki balon kafaların işlerine gelmeyecektir sözlerimiz..Şeyhlerinin veya üstdalarının koca Popolarını ve göbeklerini ne ile beslediklerini deşifre ediyoruz..Biraz Allah biraz Peygamber sevgisini ağzılarından muridinin ağzına kusarak beslenme kültü oluşturdular…Lanet olası Parazitler..

  10. Mehmet
    12 Kasım 2010 at 11:17

    Ona İnsanı Allahla bombalamak değil. Ayette dediği gibi . Sakın sizi şeytan Allah ile kandırmasın dır. İnsaları Allah ile kandırmak. Yeni bir şey söylemiyorsun yani anlıyacağın. İnsanı insanlada kandırmak da mümkündür. İnsan bir kere kanmaya hazır olmasın . İneklede kandırmak mümkün oluyor anlıyormusun. Şu İnsnaları Rabb ve ilah söylemine boğmak gibi bir ibere okudum yazılarında .Ya meramını anlatamamışsın yada yanlış biliyorsun. Rabb ve ilah kavramından o senin söylediklerin çıkmaz. Onun hakkını vererek anlayanlarda anlatanlarda senin bahsettiğin kişiler olamaz. Bilmem anlatabiliyormuyum. tevhitçilik vesaire bir sürü şeyden bahsetmişsin ,kendi çapında eleştirmişsin ama neyse biz buna romantizm diyelim geçelim.

  11. canan (çukurova)
    2 Ocak 2011 at 18:16

    sa üstad öncelikle makaledede değindiğiniz gibi önemli bir tehlikeyle yani dine karşı din tehlikesiyle karşı karşıyayız .ne der ali şeriatı şirk iki türlüdür birincisi alenen ve açıkca yapılan şirk ikincisi ise tevhid maskesi adı altında yapılan şirk ve en tehlikeli olanı da budur sinsice ilerler ve din adına yapıldığı için farkedilmesi zordur insanlık tarihiyle yaşıt olan bu şirk tehlikesi günümüzüde kapsamakta ve din(i)dar olanlar yani maskeliler mümin olan kesime dini afyon olarak kullanmaktadırlar .özellikle günümüzde dini bir meta haline getirip burjuva için kılıf olarak kullanmaktadırlar sizde makalenizde bu tehlikeye dikkat çektiğiniz için eyvallah son olarak m.ikballe bırakıyorum sözü ;Tanrıya şöyle soruyordu gözü tok yoksulun biri ‘yoksulum bu derdimden hiç mi hiç yakınmam sana ama bağışla nolur ;meleklerine izin veren sen misin kişiliksiz alçaklara devleti ve zenginliğini dağıtmak için ?’…

Yorumunuzu bırakın


ZAMAN AKIŞI

Oca 13 21:06

Mastering strategies for success in gambling

Oca 13 13:54
Arkasayfa

İslam’ın Ritüelleri yada Kur’an’da Nusûk Kavramı

Oca 13 11:16
Ekonomi

Kalite düzeltmesi ‘telefon tuhaflığı’nı izaha yeter mi?

Oca 13 11:15
Ekonomi

Tapuda yeni ödeme sistemi yolda: Zorunlu uygulama için tarih belli oldu!

Oca 13 11:12
Gündem

ABD’den İran’a gümrük vergisi darbesi: Türkiye’ye etkisi ne olacak?

Oca 13 11:10
Arkasayfa

Erdoğan’ı kızdıracak anket yayımlandı… İşte AKP Türkiye’si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

Oca 13 10:14
Gündem

Çok kadın! Kork, kadın!

Oca 13 10:09
Ekonomi

Altın örümceğin trilyonluk ağı: Altın da çürüdü

Oca 13 10:07
Emek

İşten ayrılan işçi son zamdan faydalanabilir mi?

Oca 13 10:05
Emek

Metal işçisi MESS patronlarının oyunlarını boşa çıkarabilir!

Oca 12 20:00

Pin Up markasına üye olmaya mantıklı mı? Fayda ve risklerin incelemesi

Oca 12 19:24

İddaa Siteleri Rehberi: Güvenilir Siteler, Ekstra Ödüller ve Yöntemler

Oca 12 12:25

2025’in En Güvenli ve Son Dönem Çevrimiçi Kumarhane Kılavuzu

Oca 12 10:42
Arkasayfa

Ekrem İmamoğlu’ndan adaylık açıklaması

Oca 12 10:37
Gündem

Halep’te kim kazandı?

Oca 12 10:17
Ekonomi

Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

Oca 12 10:05
Ekonomi

Zamlar, seçimler, hayaller, hayatlar

Oca 12 09:51
Gündem

Muktedirin kurgusu, gerçekle savaş ve müdanasızlık

Oca 10 10:21
Gündem

Halep’i kuşatan güç denklemi: Kürtler için güvence nerede?

Oca 9 11:40
Arkasayfa

Hukuk yoksa da sermaye geliyor: Bir yılda 7 milyar dolar yatırım yaptılar

Oca 8 10:57
Gündem

‘Peygamber fabrika kurmamızı emretti’

Oca 8 10:47
Arkasayfa

Tek adam rejiminin dışı Saray içi aşevi

Oca 8 10:43
Arkasayfa

Onun gazeteciliği hâlâ hedefte

Oca 8 10:42
Ekonomi

Yoksulluk çocuğun tabağını boşalttı

Oca 8 10:40
Gündem

Venezuela Özgürlük ve Sosyalizm Partisi lideri: Tüm kıta birlikte direnmeli

Oca 8 10:32
Ekonomi

Ekonomik mengene

Oca 8 10:09
Arkasayfa

Kadınların güvenliğini kim tehdit ediyor?

Oca 7 09:23
Gündem

İran’da isyan dalgası: Çarşı kapandı, ölü sayısı artıyor… Kürt partilerden ortak açıklama

Oca 7 09:20
Arkasayfa

Huzurlarınızda emperyalizm!

Oca 7 09:15
Gündem

Venezuela rejimi nasıl ‘şeytanlaştırıldı?’