• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Ocak 13, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Ekrem İmamoğlu'ndan adaylık açıklaması

      Ekrem İmamoğlu'ndan adaylık açıklaması

      Tek adam rejiminin dışı Saray içi aşevi

      Tek adam rejiminin dışı Saray içi aşevi

      Huzurlarınızda emperyalizm!

      Huzurlarınızda emperyalizm!

      Erdoğan keskin viraja girdi: Buz üzerinde zorlu yürüyüş

      Erdoğan keskin viraja girdi: Buz üzerinde zorlu yürüyüş

    • Yaşam
      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      ‘Peygamber fabrika kurmamızı emretti’

      ‘Peygamber fabrika kurmamızı emretti’

      Derin sahtecilik ve Grok destekli dijital taciz

      Derin sahtecilik ve Grok destekli dijital taciz

      2025 Yılına Damga Varan Beynimiz İle İlgili 10 Çarpıcı Keşif

      2025 Yılına Damga Varan Beynimiz İle İlgili 10 Çarpıcı Keşif

    • Türkiye
      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Hukuk yoksa da sermaye geliyor: Bir yılda 7 milyar dolar yatırım yaptılar

      Hukuk yoksa da sermaye geliyor: Bir yılda 7 milyar dolar yatırım yaptılar

      Erdoğan keskin viraja girdi: Buz üzerinde zorlu yürüyüş

      Erdoğan keskin viraja girdi: Buz üzerinde zorlu yürüyüş

      İşçi 2026 yılında en az iki ay devlete çalışacak

      İşçi 2026 yılında en az iki ay devlete çalışacak

    • Dünya
      Halep’te kim kazandı?

      Halep’te kim kazandı?

      Muktedirin kurgusu, gerçekle savaş ve müdanasızlık

      Muktedirin kurgusu, gerçekle savaş ve müdanasızlık

      Halep’i kuşatan güç denklemi: Kürtler için güvence nerede?

      Halep’i kuşatan güç denklemi: Kürtler için güvence nerede?

      Venezuela Özgürlük ve Sosyalizm Partisi lideri: Tüm kıta birlikte direnmeli

      Venezuela Özgürlük ve Sosyalizm Partisi lideri: Tüm kıta birlikte direnmeli

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Ekrem İmamoğlu'ndan adaylık açıklaması

      Ekrem İmamoğlu'ndan adaylık açıklaması

      Halep’te kim kazandı?

      Halep’te kim kazandı?

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Zamlar, seçimler, hayaller, hayatlar

      Zamlar, seçimler, hayaller, hayatlar

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

Ruşen Çakır

Ruşen Çakır

Saadet Partisi neden hüsrana uğradı?

Temmuz 6, 2018 Alıntı Yazılar 0 comments

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Saadet Partisi Millet İttifakı içerisinde yüzde 1,34 oy olabildi, Temel Karamollaoğlu ise cumhurbaşkanı seçiminde yüzde 0,89 –diyelim ki yüzde 0,9– oy alabildi. Temel Karamollaoğlu’nun oyu 450 bin civarında; SP’nin oyu da 600 bin civarında. Bu büyük bir başarısızlık. Şöyle baktığımızda, 2002’de ilk girdiği seçimde yüzde 2,5 civarında bir oy almış SP, daha sonra 2007’de 2,34 –tabii burada Erbakan’ın hayatta olduğunu biliyoruz–, Haziran 2011’de yüzde 1,27 — yani düşüş sürüyor. 7 Haziran 2015’te yüzde 2 oy alıyor. Orada Büyük Birlik Partisi’yle ittifak söz konusuydu, 1 Kasım 2015’te yüzde 0,68 — bu SP’nin aldığı en düşük oy. 24 Haziran’da 1 Kasım’ın iki katı oy almış durumda, ama bu hiçbir anlamı yok. 1,34 SP için gerçekten büyük bir başarısızlık — beklentiler çok yüksekti.
Riskli bir şey yaptı SP; AKP’nin karşısında yer aldı, CHP’yle beraber bir ittifakta yer aldı. İlk konuşulduğu gibi sadece İYİ Parti ve Demokrat Parti’yle olsaydı, durum belki biraz daha değişik olabilirdi, ama CHP’yle birlikte aynı ittifakta yer aldığı için AKP’liler tarafından ihanetle suçlandı, bütün imkânlarını kullandırdılar SP’yi etkisizleştirmek için ve özellikle de büyük medyada SP’nin görülmemesi için. Onun dışında ; devlet yardımı da alamayan bir parti olarak SP, taraftarlarının fedakârlarıyla belli bir yere gelebiliyor, ama daha ötesine gidemiyor — bunu gördük. Bu oran, gelecek için hiçbir vaat içermiyor, SP tabii ki kapanacak bir parti değil, kapısına kilit vurmayacaktır, ancak motivasyonun çok düştüğünü söylemek hiç yanıltıcı olmaz. Önümüzdeki yerel seçimlere de yine girecektir, ama hiçbir iddiası olacağını sanmıyorum.

Söylem sorunu
Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan’ın seçimden kısa bir süre önce kendisinin ayrı bir parti kuracağını söylediğini biliyoruz; herhalde o hazırlıklarını daha da hızlandırmıştır, SP’nin bu yaşadığı hüsranın üzerine ona alternatif bir partiyle Erbakan adını orada yaşatmak isteyecektir — bunu görebiliyoruz. Peki ne oldu da SP, bu kadar kötü bir sonuç elde etti? Bunun birçok nedeni var; bir tanesi başta değindiğimiz gibi AKP’nin karşı propagandası, önünü kapatması ve SP’yle beraber hareket edenleri dışlaması, dışlayacağını söylemesi. Bunun belli bir etkisi olduğu muhakkak, ama onun ötesinde SP’nin söylem anlamında bir sorunu var, dil anlamında bir sorunu var.
Bu seçimlerde sahip çıktığı, Temel Karamollaoğlu’yla beraber öne çıkarttığı yumuşak üslûp, daha sola yakın üslûp, demokrasi vurgusunun, adalet vurgusunun, eşitlik vurgusunun çok fazla öne çıktığı bu üslûp, aslında Milli Görüş Hareketi’yle birebir örtüşen bir üslûp değildi. Gelinen noktada SP, Temel Karamollaoğlu liderliğinde ve belli ki birtakım genç isimlerin katkılarıyla dilini daha solda, daha özgürlükçü bir şekilde yeniledi. Bu, muhalefet cenahında bir ilgi uyandırırken, belli ki geleneksel tabanında tam tersine bir irkilmeye, rahatsızlığa yol açmış — bu anlaşılıyor.
Eğer SP burada ısrar ederse geçmişinden iyice kopabilir; o zaman da Milli Görüş’ün devamı iddiasından iyice uzaklaşacaktır. Böyle bir garip bir durumla karşı karşıya SP. Mesela “adil düzen”, Erbakan’ın Milli Görüş’le özdeşleşmiş en meşhur sloganıdır. Bunun tarifi vardı belki ; ama “adil düzen” diye bir slogan yapılmadı, dile getirilmedi, Erbakan’ın en çok öne çıkan hususu olan dış dünyaya bakış konusundaki perspektifini de bu seçimde görmedik. Yani SP’nin, tartışmasız bir şekilde Milli Görüş’ün devamı olarak; kadrolar anlamında baktığımızda, eski kadrolar, yaşlı kadrolar orada olduğu için Milli Görüş’ün devamı tanımlamasını hak ederken, söylem olarak aslında Milli Görüş’ün söyleminden epey bir uzaklaşmış olduğunu görüyoruz. Bu uzaklaşmayı şahsen ben olumlu buluyorum ; ancak belli ki tabanında çok da fazla böyle bir olumlu bakış olmamış.

İmkan yetersizliği
Bir diğer husus tabii ki imkânsızlık meselesi. Artık Türkiye’de seçimler, bir zamanlar 80’li, 90’lı yıllarda Refah Partisi’nin yapabildiği kadar fedakârlıklarla tek başına götürebilecek bir şey olmaktan çıktı; çok geniş ekonomik imkânlar gerektiriyor ve bu ekonomik imkânları bulma konusunda da insanların, daha doğrusu partilerin bir iddiası olması gerekiyor; yoksa küçük partilere kimse doğru dürüst maddi yardım sunmuyor, küçük partiler aynı zamanda devlet imkânlarından da, Hazine yardımından da yararlanamıyor. Dolayısıyla SP gerçekten imkânsızlıklar içerisinde bir kampanya yürütmeye çalıştı diyebiliriz.
Karşılaştıracak olursak, bir Muharrem İnce’nin kampanyası başlı başına –yani AKP’yi saymıyorum tabii; AKP devletin imkânlarıyla da beraber çok büyük paralar harcıyor, ama muhalefet cenahına baktığımız zaman– bir Muharrem İnce’nin kampanyasında harcanan paranın herhalde onda birini harcayabilmişlerdir SP’liler. Tabii burada muhalefetin içerisinde, Millet İttifakı içerisinde yepyeni bir parti olan –diyelim ki SP 30 küsur yıllık bir hareket, 69’da milâdını alırsak neredeyse 50 yıllık bir hareket– ama altı aylık bir parti olan İYİ Parti yüzde 10 civarında oy alabildi. Burada da aslında onu görüyoruz: İYİ Parti nasıl oldu da aldı? Aynı imkânsızlıklar onda da vardı; aynı AKP tarafından dışlanma, medyaya ulaşımının engellenmesi onda da vardı. Ama İYİ Parti ve Meral Akşener bir şey diyordu ya da bir şeyi değiştirebilme iddiası vardı. SP’nin belli ki böyle bir iddiası olamadı, varsa da bu insanların çok fazla ilgisini çekmedi.

AKP’den MHP’ye oy kayması
Bir diğer husus, Saadet Partisi’nin oy alabileceği yer esas olarak Adalet ve Kalkınma Partisi’ydi. AKP’de umduğunu bulamamış, artık bu sefer AKP’ye oy vermek istemeyen, hatta onu cezalandırmak isteyen kesimlerin oyuna talipti öncelikle. Ama baktık ki bu seçimlerde AKP’den kaçan oylar büyük ölçüde MHP’ye gitmiş. Bunu rakamlarla, karşılaştırmalı tablolarda, birçok yerde görmek mümkün. Karadeniz’de, İç Anadolu’da, özellikle Doğu Anadolu’da AKP’nin oylarında azalma ve MHP’nin oylarında yükselme var. Dolayısıyla AKP’den duyulan memnuniyetsizlik, İslamcı bir arayışa yol açmamış –Saadet Partisi gibi–, tam tersine milliyetçi bir arayışa yol açmış — MHP gibi. Dolayısıyla burada Saadet Partisi’nin de kendi tabanında ya da komşu tabandaki mahalledeki trendleri tam olarak okuyamama var. Okuduysa da, diyelim ki milliyetçiliğin yükselişte olduğunu görüyor olsa da, buna eklemlenmek istememesi var. Bu kendi tercihleri de olabilir.
Ama sonuçta baktığımız zaman bu tercih, bu ısrar –bir taraftan İslamî bir duruşta ısrar, diğer taraftan demokrasi vurgusunda ısrar–, çoğulculuk iddiası oy getirmiyor. Bunu çok açık bir şekilde gördük. Saadet Partisi bu kampanya boyunca ekonomik, sosyal konularda çok fazla bir şey söylemedi. Söylediyse bile bunlar geride kaldı. Daha çok politik açılımlar yaptı. Politik duruşunu sergiledi ve AKP’yle kendi arasındaki farkı, demokrasi, adalet gibi kavramlar üzerinden tanımlamaya çalıştı. Bu seçim sonuçları bize gösteriyor ki en azından bu cenahta, AKP tabanındaki kesimlerde, bu tür önermelerin, bu tür karşı çıkışların çok fazla bir değeri yok.

SP’nin başarısızlığı AKP’nin başarısına kapı açtı
Saadet Partisi’nin başarısızlığı tek başına Saadet Partisi’nin başarısızlığı olmadı. Aynı zamanda seçimin kaderini değiştirdi. Çünkü bu partiye atfedilen oy oranlarını ve Temel Karamollaoğlu’na atfedilen oy oranlarını yakalayabilmiş olsalardı, cumhurbaşkanlığı seçimleri pekâlâ ikinci tura kalabilirdi. Yani Temel Karamollaoğlu yüzde 3-5 gibi telaffuz edilen rakamları yakalamış olsaydı, Tayyip Erdoğan’ın yüzde 52’si gerçekleşmezdi. Öte yandan aynı şekilde genel seçimlerde de, milletvekili seçimlerinde de benzer bir şekilde Saadet Partisi yüzde 3, yüzde 5, o rakamlara ulaşabilmiş olsaydı, aynı şekilde Cumhur İttifakı Meclis çoğunluğunu sağlayamayabilirdi.
Ama şu aşamada baktığımız zaman, Saadet Partisi’nin Meclis’e sokabildiği sadece iki milletvekili var. Onlar da Saadet Partisi listelerinden değil, CHP listelerinden Saadet Partisi’ne tanınan kontenjanla girdi. Aslında üçtü. Bunlardan Prof. Emre Bağce, kazandığı ilan edilen seçimi yurtdışından gelen oylarla birlikte kaybetti. 3’ten 2’ye düştü. 2 milletvekiliyle Meclis’te temsil edilecek. Henüz bu milletvekilleri daha mazbatalarını almadılar. Henüz CHP milletvekili olarak biliniyorlar. Daha sonra ne yapacaklar, onu şu anda söylemek mümkün değil. Muhtemelen Saadet Partisi’ne geçip orada muhalefetle beraber hareket edeceklerdir. Böyle varsaymamız gerekiyor. Ama 2 milletvekili gerçekten hiç anlamlı bir rakam değil.
Dolayısıyla Saadet Partisi’nin önümüzdeki dönemde Türkiye’de 2002’den beri başlayan sönüşünün devam edeceğini öngörmek mümkün. Bu aynı zamanda Türkiye’de Milli Görüş döneminin, Milli Görüş hareketinin sönmesi anlamına gelecek. AKP her ne kadar belli anlamlarda Milli Görüş’ün devamı olarak kabul edilse de –çünkü AKP’nin içerisinde hâlâ bu hareketten gelen, MSP olmasa bile Refah Partisi’nden, Fazilet Partisi’nden geçmiş olan çok sayıda kadro var, ki başlarında da Erdoğan’ın kendisi var–, ama AKP özellikle son dönemde, son birkaç yıldır yaşadığı dilini milliyetçileştirme çizgisini sürdürdüğü ölçüde, Milli Görüş çizgisinden de uzaklaşmış oluyor. Dolayısıyla 24 Haziran seçimleri Milli Görüş hareketinin belki de son anlamlı seçimlerinden birisi olarak tarihe geçmişe benziyor. Buradan artık silkinip yeni bir ufuk açabilmesi gerçekten mucize olur. İmkânsız değil, ama gerçekten çok çok zor.

AKP’nin çözülmesi kaçınılmaz
Eğer Saadet Partisi belli bir oy oranını yakalayabilmiş olsaydı, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin orta ve uzun vadede, hatta belki de yakın vadede yaşayabileceği bir çözülmeden ilk olarak istifade edecek parti olabilirdi. Böyle bir imkân olabilirdi. Böyle bir yatırım olmuş olabilirdi 24 Haziran seçimleri. Ama bu başarısızlık bunu da mümkün kılmıyor. Bana göre AKP’nin çözülmesi kaçınılmaz; ancak bundan istifade edecek parti, şu günün verileriyle baktığımız zaman Saadet Partisi olarak gözükmüyor. Belki MHP, belki bir ölçüde İYİ Parti, az da olsa CHP ya da yepyeni ortaya çıkabilecek olan, İslamî iddialı birtakım oluşumlar. Ama Saadet Partisi şu hâliyle herhangi bir istikbal vaat eden bir parti olarak gündemimizde değil. Onun seçim dönemindeki olumlu çıkışlarına, olumlu değişikliklerine anlam yükleyerek bunun Türkiye’de belli bir oy artışına da tekabül etmesi gerektiğini düşündüğümüz için de, Türkiye’deki seçmenin, özellikle sağ seçmenin demokrasi konusundaki, özgürlükler konusundaki kayıtsız tutumunu okumamış olarak, biz de bu anlamda tarihe geçmiş olduk — ben ve benim gibi kişiler. Hâlâ bunca yalandan sonra, ülkenin tarihinden sonra, hâlâ Türkiye’de Türk sağının demokrasiyle kurduğu o garip ve genellikle menfi ilişkiyi tam olarak görmüyoruz. Belki de görmek istemiyoruz, böyle de bir hata yapıyoruz.
Bu da bize ders olsun diyelim. Evet, söyleyeceklerim bu kadar. İyi günler.

  • Kaynak ruşen çakir

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Alıntı Yazılar

Yeni Suriye’yi kurmanın bedeli

Yeni Suriye’yi kurmanın bedeli yükleniyor; emperyalist müdahalenin el kitabına göre IŞİD’den...
Alıntı Yazılar

7 cephe savaşı: Bibi’nin şeytani düşleri

Arap rejimlerin çoğu Amerikalı efendilerini memnun etmek için direnişi itibarsızlaştırmaya ve...
Alıntı Yazılar

İmralı aynasında Suriye

Türkiye’de DEM Parti’yi yasal siyasetin adresi olarak gösterirken Suriye’de sivil kanattaki...

ZAMAN AKIŞI

Oca 12 23:44

The evolution of casinos A journey through history

Oca 12 21:50

How technology is revolutionizing gaming at Sweepstakes Casinos

Oca 12 14:19

Bahsegel sitesi Mobil Arayüz ve Mevcut Erişim Süreci

Oca 12 11:53

Bahsegel servisi Telefon Yazılım ve Güncel Giriş Süreci

Oca 12 10:42
Arkasayfa

Ekrem İmamoğlu’ndan adaylık açıklaması

Oca 12 10:37
Gündem

Halep’te kim kazandı?

Oca 12 10:17
Ekonomi

Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

Oca 12 10:05
Ekonomi

Zamlar, seçimler, hayaller, hayatlar

Oca 12 09:51
Gündem

Muktedirin kurgusu, gerçekle savaş ve müdanasızlık

Oca 10 10:21
Gündem

Halep’i kuşatan güç denklemi: Kürtler için güvence nerede?

Oca 9 11:40
Arkasayfa

Hukuk yoksa da sermaye geliyor: Bir yılda 7 milyar dolar yatırım yaptılar

Oca 8 10:57
Gündem

‘Peygamber fabrika kurmamızı emretti’

Oca 8 10:47
Arkasayfa

Tek adam rejiminin dışı Saray içi aşevi

Oca 8 10:43
Arkasayfa

Onun gazeteciliği hâlâ hedefte

Oca 8 10:42
Ekonomi

Yoksulluk çocuğun tabağını boşalttı

Oca 8 10:40
Gündem

Venezuela Özgürlük ve Sosyalizm Partisi lideri: Tüm kıta birlikte direnmeli

Oca 8 10:32
Ekonomi

Ekonomik mengene

Oca 8 10:09
Arkasayfa

Kadınların güvenliğini kim tehdit ediyor?

Oca 7 09:23
Gündem

İran’da isyan dalgası: Çarşı kapandı, ölü sayısı artıyor… Kürt partilerden ortak açıklama

Oca 7 09:20
Arkasayfa

Huzurlarınızda emperyalizm!

Oca 7 09:15
Gündem

Venezuela rejimi nasıl ‘şeytanlaştırıldı?’

Oca 7 09:13
Ekonomi

Hak mücadelesinden emekli olunamaz

Oca 6 14:25
Arkasayfa

Kur’an’dan Hurafeye: Dinden Sapmanın İncelenmesi

Oca 6 09:42
Ekonomi

Asgari ücretliden sonra emekliye de açlık: Sistematik yoksullaştırma

Oca 6 09:13
Ekonomi

ASGARİ ÜCRET

Oca 6 09:10
Arkasayfa

Erdoğan keskin viraja girdi: Buz üzerinde zorlu yürüyüş

Oca 6 09:03
Gündem

Birleşmiş bir halkı hiçbir kuvvet yenemez

Oca 6 08:59
Bilim & Teknoloji

Derin sahtecilik ve Grok destekli dijital taciz

Oca 6 08:53
Eğitim

Tez yazılır, ünvan satılır!

Oca 6 08:51
Ekonomi

Beş emekli birleşse yoksul olamıyor