• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Ocak 21, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      CHP'li Aşkın Genç: 'Emekliye bin 60 lira, faize günde 5,6 milyar lira'

      CHP'li Aşkın Genç: 'Emekliye bin 60 lira, faize günde 5,6 milyar lira'

      Haleflik seleflik karakterinin analizi

      Haleflik seleflik karakterinin analizi

      32 yılda 20’den fazla 'Siyasi Ahlak Kanunu' tozlu raflarda kaldı!

      32 yılda 20’den fazla 'Siyasi Ahlak Kanunu' tozlu raflarda kaldı!

      Halep-Suriye virajı: Süreç başladığı yerde tıkandı mı?

      Halep-Suriye virajı: Süreç başladığı yerde tıkandı mı?

    • Yaşam
      Hrant Dink katledildiği yerde anılacak: Hakikatin izinde, adaletin peşinde

      Hrant Dink katledildiği yerde anılacak: Hakikatin izinde, adaletin peşinde

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Hayali Kürt-Türk-Arap İttifakı ve gerçek: Kürtsüzleştirilen Halep!

      Hayali Kürt-Türk-Arap İttifakı ve gerçek: Kürtsüzleştirilen Halep!

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

    • Türkiye
      Yoksulluk ve maaş fedakârlığı

      Yoksulluk ve maaş fedakârlığı

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Zulüm devri

      Zulüm devri

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

    • Dünya
      Sınırlar fiilen değişirken Türkiye ve Kürtler

      Sınırlar fiilen değişirken Türkiye ve Kürtler

      Hızlı çöküşün anatomisi

      Hızlı çöküşün anatomisi

      Trump kılığında emperyalizm

      Trump kılığında emperyalizm

      Ahlaksızlığın ahlakı

      Ahlaksızlığın ahlakı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Kimyasal Anahtarlarla Nöron Programlama: Kemogenetik Nedir?

      Kimyasal Anahtarlarla Nöron Programlama: Kemogenetik Nedir?

      Yoksulluk ve maaş fedakârlığı

      Yoksulluk ve maaş fedakârlığı

      CHP'li Aşkın Genç: 'Emekliye bin 60 lira, faize günde 5,6 milyar lira'

      CHP'li Aşkın Genç: 'Emekliye bin 60 lira, faize günde 5,6 milyar lira'

      Batık krediler 600 milyarı aştı: ‘Borçlu yaşam icraya kadar gidiyor’

      Batık krediler 600 milyarı aştı: ‘Borçlu yaşam icraya kadar gidiyor’

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

NATO´nun Afganistan´da işi ne? (Batılı kapitalistlere ibadet)

Haziran 26, 2010 1 comments

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Kur’an’da bulunan 114 sure içinde  iniş sırasına göre 18. sırada yer alan  Kâfirun Suresi, Peygamberimizin, Mekke döneminin ilk yıllarında kâfirlere nasıl meydan okuduğunu anlatır. Meydan okumanın çok erken dönemlerde olmasının yanında, meydan okumada kullanılan kavramlar da çok dikkat çekicidir. Sureye baktığımızda, üç anahtar kavram üzerinden meydan okumanın gerçekleştiğini görüyoruz; kâfir, ibadet ve din.  “Haykır yüzlerine ve de ki: Siz, ey kâfirler! İbadet etmem, ibadet ettiklerinize. Ve siz de ibadet etmezsiniz, benim ibadet ettiğime. Ve ben, sizin için;  ibadet ettiklerinize kul olmam. Siz de kul olmazsınız, benim ibadet ettiğime. Sizin dininiz size, benim dinim bana!” (Kâfirun 109/1-6)


 


Kâfir kelimesinin Türkçe anlamı için, kısa ve öz olarak şöyle söyleyebiliriz; gerçekliğini bildiği halde, üzerini çeşitli şekillerde örterek, onu  inkâr eden kişi… Demek ki, “ey kâfirler!” hitabının muhatapları, Peygamberimizin çağrısının içeriğini bilerek yalanladıkları için, kendilerine açıkça bu sıfatla hitap ediliyor/meydan okunuyor. Buna uygun olarak İbadet ve Din kavramlarının anlam ve içerikleri bakımından hitap eden ve muhatapların aynı bağlamda değerlendirdiklerini görüyoruz.  


           


İbadet kavramının sure boyunca gördüğü işlevi ile din kavramının sure sonunda, sonucu belirleme/süreci bitirme  işlevine bakarak, ibadet kavramının sistemin pratiğini, dinin de teorisini oluşturduğunu söyleyebiliriz. Yolcu ve Yol örneği; herkes yaşadığı sürece yolcudur ve yürüdüğü bir Yol‘u vardır.


           


Din kavramı hakkında bundan önceki yazımızda (Mustazafın zaafı  müstekbir kibrinin gıdası), iki değerli araştırmacı yazar ve düşünürümüzün çalışmalarından alıntı yaparak bilgi vermiştik. Burada da ibadet kavramı ile ilgili bilgi verdikten sonra tartışmamızı sürdürmek istiyorum.


           


‘İbadet’  sözcüğü ‘kendini alçaltmanın, alçak tutmanın veya kendi kibrini, gururunu kırmanın’ son noktasını ifade eder. Bunu ise ancak en son derecede ihsanda/iyilikte bulunan biri hak eder. O da Yüce Allah’tır. İbadet iki çeşittir: 1)Yüce Yaratıcının belirli bir amaç ya da amaçlar doğrultusunda zorla boyun eğdirip sevk etmesi yoluyla gerçekleşen ibadet. 2) isteğe bağlı olarak gerçekleşen ibadet, bu akıl sahipleri tarafından gerçekleştirilir. (bk. Bakara 2/21; Nisa 4/36). İbadet kelimesi “abd” kökünden türemiştir ve en kısa anlamıyla kul köle demektir. Bu bağlamda Dünyaya ve Dünyanın geçici mallarına  “abd” olan kişi/kişiler vardır.. Böyle olan kişi kendini onlara hizmete ve onları gözetmeye, bakıp korumaya adamıştır. Allah Resulü(s.a.v.) şu sözüyle bunu kastetmiştir: “Dirhemin ve dinarın kulu olanlar yok olsun.”  Bu anlamda, her insanın Allah’ın kulu olmadığı söylenebilir. Çünkü burada “abd” sözcüğü “Aabid” (Kulluk eden) anlamındadır. Fakat “Abd” sözcüğü “Aabid” sözcüğünden daha beliğdir/açıktır. (İsfahani, El Müfredat).


 


İbadet: Sözlükte “abd” kökü mastar olarak Arapça’nın tarihsel kök ve komşu dilleri Aramice, Akadça, İbranice, Süryanice, Habeşçe gibi Sami dillerinde; “yapmak”  meydana getirmek ortaya çıkarmak, çalışmak, üretmek” anlamlarına gelmektedir. Yapılan iş ve değerin faili Allah ise buna bedaet, ibda, mubdi; faili insan ise buna da ibadet, ubudiyet, taabbud deniyor. Her ikisinde de ortak anlam;  yapmak, ortaya çıkarmak, üretmektir… Unutulmamalı ki Abd kelimesi Kur’a’ın nazil olduğu dünyada yaygın olarak kullanılıyordu. Kur’an ikliminde abd kavramı “yar ile yolculuk” a dönüşmüştür. Bunun anlamı ise insanın batıl bağlantılardan azat olması, ilahi anlam ve mananın derinliklerinde durmaksızın yol almasını ifade eder. Allah ile canı gönülden dost olması, O’nun sınırsız, boyutsuz ve sonsuz varlığında biteviye öz benliğini açması, iş ve değer üretip ortaya çıkarması, meydana getirmesi, inkişaf ettirmesi manasına gelir. Bu nedenle Allah’ın yapması/üretmesi anlamına gelen yaratmak, varlık oluşturmak, icat etmek birer iş ve oluş yani ibda olduğu gibi, insanın yapması/üretmesi anlamına gelen dua, namaz, salih amel vs. de birer iş ve oluş yani ibadet olur. İnsanın “ibadeti” ilk doğuş amacına uygun olarak Allah dışı varlıklara kulluktan/kölelikten kurtulma, özgürleşme anlamında okunmalıdır…(R.İ. Eliaçık, Nüzul Sırasına Göre Yaşayan Kur’an, Türkçe Meal/Tefsir, ‘Kâfirun 109/2 dipnotu’, İnşa Yayınları, 2008-İstanbul).


 


Yeryüzünün neresinde olursa olsun, herhangi bir beldede insanlara egemen olan  dinin sahipleri, kendi egemenlikleri altında yaşayan herkesten tam olarak bağlılık/ibadet(vatandaşlık, tabi olma) isterler. Bunu istemeyi,  kendileri için bir hak kabul ederler. Çünkü oradaki insanlara/egemen oldukları topluma  hizmet ettiklerini, onları yedirip içirdiklerini, düşmanlardan koruduklarını, aralarındaki iş ve ilişkilerini  adaletle yürüttüklerini, sevgi, özgürlük ve barış tohumlarını ektiklerini iddia ederler ve bunu sık, sık halka hatırlatıp dururlar. Her türlü ekonomik kaynaklar,  medya organları, askeri, yargı ve emniyet güçleri onların elindedir ve  onlara hizmet etmek durumundadırlar. Otorite kimse, bahçeyi de o devşirir.


 


İnsan, beşeri öğretilerden herhangi birisini din(yaşam yolu) olarak kabul ettiyse, böyle bir kişi için, kişisel çıkar ve tatminlerin dışında başka hiçbir amaç ve hedef  yoktur. O, hangi dinde olursa olsun, ilişkileri insanlar arası bir seviyede ve rekabete(daima üste çıkmak/ötekine binmek) dayalıdır.İlişkilerinin Allah ile bir ilgisi ve bağlantısı yoktur. Yani: adalet, eşitlik ve özgürlük gibi insanın temel haklarını gözetmez. Ama bir Müslüman için durum böyle değildir; o Allah’a ve Resulüne itaat, Allah için ibadet/kulluk etmekle yükümlü olduğunun bilincindedir ve buna uygun olarak Allah’tan başka hiç kimseye ve hiçbir şeye kesinlikle kul olmaz/ ibadet ve itaat etmez. Yani o, adalet, eşitlik ve özgürlük peşindedir.


 


Bir Müslüman için, hayatında en değerli olan şey özgürlüğüdür. Özgürlük de  sadece Allah’a ibadet etmekle elde edilebilir.  Allah’a ibadet etmenin önündeki en büyük engel, insanlar arasındaki eşitsizliktir. Aslında adaleti yok eden de, toplumları meydana getiren bireylerin eşit ve özgür olamamalarıdır. İşin en kötü tarafı; toplumdaki bazı birey ve grupların/cemaatlerin başkaları için, kendi eşitlik ve özgürlük haklarından vazgeçmeleridir. Aslında onlar bunu yapmakla,  Allah tarafından kendilerine verilen insani nitelik, hak ve görevlerini reddetmektedirler. İşte böyle bir insanın gerçek anlamda Allah’a ibadet etmesi beklenemez(söz konusu bile edilemez).


 


Kâfirun suresinde ilkin Resulullah’ın sonra da gerçek anlamda O’nun yolunda olan  Müslümanların kahramanca  mücadelelerini görüyoruz. Kâfirler yaşadıkları topumda yönetimi ellerine geçirdiklerinde, herkesten zorla kulluk (vatandaşlık/abidlik) etmelerini isterler/ istiyorlar. Ancak Müslüman/Müslümanlar buna derhal karşı çıkarlar/çıkıyorlar. Nasıl ki kâfirler Allah’a ibadet etmiyorlarsa/hayatlarını Allah’ın istediği şekilde yaşamıyorlarsa, Müslüman/Müslümanlar da onların ibadet ettiklerine ibadet etmeyeceğini açıkça bildirir/bildiriyorlar. O kadar ki, kâfirler kendilerini ölümle tehdit ettiklerinde bile, kendi dininden vazgeçmeyeceğini, yüzlerine haykırıyor. “Sizin dininiz size/sizin, benim dinim bana/benimdir.”  


           


Kâfirun Suresi, küfür ile İslâm arasında hiç bir uzlaşmanın olamayacağını ifade etmekte ve bu hususu pekiştirmek için cümleler tekrar edilmektedir. Bu bağlamda Kâfirun Suresini okurken, Allah’ın Elçisi’nin ve O’nun ashabının/arkadaşlarının tavırlarını hatırlamak, hayatlarını göz önünde canlandırıp  iman ve cesaretlerini görmek, her Müslümanın ilkesi olmalıdır.


 


Neden milyonlarca Afganlı Müslüman yurdunu terk etti.? Onlar namazlarını kılacak,  oruçlarını tutacaklardı da, buna  mı engel  olmak istediler? Hayır!.. İş öyle değil. Afganstan’lı Müslümanlar, emperyalist müstekbirler  gelmeden önce de şahlarla, tağutlarla ve başka işgalci güçlerle savaşıyorlardı. Ta ki şahlar yenilip, mahvolacaklarını anladılar, işte o zaman Rusları(çağırabileceklerini, Alâk 96/17) çağırdılar. Bilindiği gibi,  Afganistan’ı da Doğu Avrupa’daki bazı ülkeler gibi kolayca işgal edeceğini sanan ve bunu gerçekleştirmeye çalışan Sovyetler Birliğinin bu hareketi, kendi birliğinin dağılmasına neden oldu….


 


Şimdi de Emperyalistlerin ortak gücü (ortak put;  çünkü ortaklar onun, kendilerini koruyup gözettiğini söylüyorlar) olan Nato, Afganistan’ın bir kısmını işgal etti ve  o bölgede  Müslümanlara zulmediyor. Bu zalimler, aynı zamanda dünyada ezilen bütün insanların ve özellikle de Müslümanların savunucusu olan İran’ın da iç işlerine karışmaya çalışıyorlar. Ama görüyoruz ki, Avrupa’da ülkeler iflas etmeye, Amerika ise krizlerle sarsılmaya başladı. Allah(c.c.) da onlara yavaş, yavaş darbesini indiriyor. İşte böyle! Gerçekten bir avuç Müslümanın  Allah’a ibadet etmek istemesi neleri ortaya çıkarıyor? Yeter ki, onlara karşı var güçleri ile ölüm pahasına da olsa, “Ey Kâfirler!… Biz size ve ibadet ettiklerinize ibadet etmeyiz! Sizin dininiz size, bizim dinimiz de bize!”, Allah(c.c.) bize yeter!..(Nisa 4/81) diye haykıran Müslümanlar bulunsun. Bunun en açık ve yakın örneğini, Gazze’ye insani yardım götüren Mavi Marmara Gemisine, 31 Mayıs 2010 tarihinde Zalim İsrail’in yaptığı kanlı saldırıda ve devamında gördük.


 


Allah Resulü’nün, kesinlikle kâfirlerin yoluna uymadığını, onlara en küçük bir taviz vermediğini Kâfirun suresinin apaçık vurgulamalarından anlıyoruz. Hz. Peygamber Allah’a iman, adalet, barış, özgürlük, eşitlik ve esenlik davasında iken, müşrikler/kâfirler de  mal ve oğullara  dayalı güç ve iktidarlarını artırma ve koruma peşindeydiler. Kendi putlarına olan bağlılıkları da tamamen günübirlik çıkarlara dayanıyordu. Elbette, Resulullah ile inkârcı müşriklerin dinleri için yaptıkları mücadeleler tarihin bir döneminde olup bitmedi. Onlardan önce olduğu gibi, sonrasında da devam etti, şimdi de devam ediyor ve kıyamete kadar da sürecek…


           


Müslümanların dinlerine sahip çıkmalarındaki haklılıkları ile müşriklerin dinleri üzerindeki diretmeleri konusunda şunları söyleyebiliriz: “Sizin dininiz size/sizin, benim dinim bana/benimdir.”  ayetindeki  din  kavramını hesap anlamında alırsak; sizin hesabınız size, benim hesabım bana aittir. Herhangi birimizin hesabı diğerinden sorulmaz. “Din” cezadır; siz benim dinime karşı geldiğiniz için benim Rabbimden ceza göreceksiniz, fakat benim putlarınızdan herhangi bir ceza görmem söz konusu bile edilemez. “Din” duadır; sizin duanız size, benim duam bana;  kâfirlerin duası sapıklıktan ibarettir. Çünkü yardım için dua ettikleri putlar işitmezler. Onlar, kıyamet günü dile gelirler ve sizin müşrikliğinizi reddederler. Benim Rabbim ise müminlerin duasını kabul eder. “Din” örftür/adettir; müşriklerin adetleri atalarından ve şeytani isteklerinden ibarettir. Peygamberlerin ve Müslümanların örfü ise Allah’ın vahyinden ve Resullerin uygulamalarından alınmıştır.


 


“Sizin dininiz size/sizin, benim dinim bana/benimdir.” meydan okuması, hak ile batıl arasında süren bir mücadeledir, bu mücadelede kazanan daima hak olmuştur/olacak ve batıl hep kaybetmiştir/kaybedecek(İsra 17/80-82). Günümüz dünya sahnesindeki oyunları seyredip yanılgıya düşülmemelidir. İlerlemecilik anlayışı doğrultusunda bilim, teknoloji, kalkınmışlık, ekonomik büyüme oranı, milli gelir, askeri güç, ülke nüfusu, yayınlanan kitap ve makale sayısı, enerji ve su tüketimi, ekonomik fayda açısından yıllık üretim-tüketim, ithalat ve ihracat miktarı ile bunlardaki yıllık artış oranı, vs. hak ve batılın/inananlarla inanmayanların mücadelesinde kazananlarla kaybedenleri belirleyip anlatmaz/ölçü olmaz… Burada sayılan durumların, fert ve toplum bazında yürütülen hak-batıl mücadelesinde dolaylı olarak bir etkisinin bulunduğu söylenebilir, fakat kesin sonucu belirleyen değerler değildirler.


 


Şirk ve inkâr içinde olan zalim insanlar, son tahlilde hiç bir şekilde hiç bir şeyi kazanmış olamazlar, çünkü; dinleri ile rableri kendi uydurduklarıdır.  Din gününde, onların, kendilerine bile yararı olmayacaktır…

1 Comment

  1. alp
    26 Haziran 2010 at 21:28

    lütfen sitedeki yazıların büyütülerek okunmasını mümkünleştirin sayın editörler, yazılar ufak görüntülü okuyamıyoruz… selamlar.

Yorumunuzu bırakın


ZAMAN AKIŞI

Oca 21 19:20
Sağlık

Kış kabusu sinüzit ile vedalaşın: Burun tıkanıklığı ve enfeksiyonlara karşı bilimsel koruma kalkanı

Oca 21 19:14
Ekonomi

Kağıthane pazarında emeklinin isyanı: ‘Doktor ye diyor; ilaçlarımı bile ödünç aldım’

Oca 21 09:14
Ekonomi

Türkiye’de yoksulluk alarm veriyor: Çocukların yüzde 36,8’i risk altında

Oca 21 08:07
Kültür & Sanat

Kar sessizliği

Oca 20 12:55
Sağlık

Mide kanseri sessiz katil: Bu belirtileri görmezden gelmeyin!

Oca 20 12:25
Arkasayfa

Kimyasal Anahtarlarla Nöron Programlama: Kemogenetik Nedir?

Oca 20 12:19
Sağlık

Çay içmek kemik yoğunluğunu artırır mı?

Oca 20 12:17
Sağlık

Ne ayran ne çay kahve için! Sağlığa faydaları ağzı açık bıraktı

Oca 20 10:38
Arkasayfa

Yoksulluk ve maaş fedakârlığı

Oca 20 10:03
Ekonomi

CHP’li Aşkın Genç: ‘Emekliye bin 60 lira, faize günde 5,6 milyar lira’

Oca 20 09:58
Ekonomi

Batık krediler 600 milyarı aştı: ‘Borçlu yaşam icraya kadar gidiyor’

Oca 20 09:57
Ekonomi

İşsizlik maaşı alırken işe başlamak ödeneği keser

Oca 19 13:31
Arkasayfa

Türkiye’de Çocuk Suçluluğu Üzerine

Oca 19 12:11
Arkasayfa

Kürtler ne istiyor? (2)

Oca 19 11:52
Arkasayfa

Haleflik seleflik karakterinin analizi

Oca 19 11:49
Gündem

Sınırlar fiilen değişirken Türkiye ve Kürtler

Oca 19 11:45
Gündem

Hrant Dink katledildiği yerde anılacak: Hakikatin izinde, adaletin peşinde

Oca 19 11:43
Gündem

Hızlı çöküşün anatomisi

Oca 17 10:30
Sağlık

Lipödem geni: Kilo veremiyorsanız suçlu iradeniz olmayabilir!

Oca 17 10:00
Sağlık

Yürüyüşün mucizevi gücü: Erken ölüm riskini yüzde 30 azaltan basit bir adım

Oca 17 08:09
Arkasayfa

32 yılda 20’den fazla ‘Siyasi Ahlak Kanunu’ tozlu raflarda kaldı!

Oca 16 21:00
Gündem

Trump kılığında emperyalizm

Oca 16 20:59
Gündem

Ahlaksızlığın ahlakı

Oca 15 11:12
Gündem

Masonik FETÖ’CÜ Marksist cephe!

Oca 15 11:02
Arkasayfa

Dünya sokakta: Kapitalizm çözülürken insanlık neyi arıyor?

Oca 15 10:51
Gündem

Halep-Suriye virajı: Süreç başladığı yerde tıkandı mı?

Oca 15 10:44
Eğitim

Öğretmenlik meslek kanunu uzantısı sürgün ve hak ihlalleri rejimi

Oca 15 10:42
Arkasayfa

Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

Oca 15 10:40
Arkasayfa

Hayali Kürt-Türk-Arap İttifakı ve gerçek: Kürtsüzleştirilen Halep!

Oca 14 11:56
Arkasayfa

Zulüm devri