Feray Aytekin Aydoğan
Maraş merkezli depremin yaşanmasından bugüne 3 yıl geçti.
3 yılın ardından hâlâ inşası tamamlanmayan, planlaması dahi yapılmayan okullar var. Örneğin depremden önce yaklaşık 10 bin nüfusa sahip Hatay’ın Defne ilçesine bağlı Armutlu mahallesinde okul öncesi, ilkokul ve ortaokul mevcut iken mahalle imar planında okula yer verilmedi.
Rezerv alana alınan Elektrik Mahallesi’nde okul binası için alan ayrılmış olmasına rağmen okul binası ile ilgili hiçbir gelişme olmadı. Depremden sonra yıkılan (Hacı Ali Nur Lisesi, Çekmece Yılmaz Nurlu İlkokulu vb.) okul binaları yapılmadı.
Elektrik, internet, su kesintileri eğitim öğretimi sıklıkla kesintiye uğratıyor. Kış koşullarında onlarca okulda yaşanan ısınma sorunu en büyük problemlerin başında geliyor. Okullara ulaşım ise kalıcı çözüm noktasında adım atılmayan temel bir sorun. Çocuklar otostop çekerek veya kilometrelerce uzaktaki okullara inşaatlar arasından çamurlu yollarda yürüyerek ulaşmaya çalışıyor.
Deprem bölgesinde yalnızca okul öncesi ile sınırlı olan okul yemeği de geçtiğimiz yıl “eğitimde tasarruf” denilerek çocukların elinden alındı.
Sorunlar, yoksulluk artıkça öğrencilerin okuldan kopuşu da hızlanıyor. Örneğin; Defne’de depremden önce 36 bin olan öğrenci sayısı geçtiğimiz yıl 28 bin 780’e, bu yıl ise 23 bin 991’e düşmüş durumda. Antakya’da deprem öncesi 118 bin 406 olan öğrenci sayısı geçtiğimiz yıl 77 bin iken bu yıl 72 bine dek geriledi.
∗∗∗
Aynı zamanda çocuk yaşta işçilik deprem bölgesinde hızla artıyor. İnşaatlarda, tamirhanelerde, restoranlarda çalıştırılan çocukların görüntüleri deprem bölgesinin olağanı haline gelmiş durumda.
Okul terki verilerinin yanı sıra çocuklar, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) aracılığıyla da eğitimden koparılıyor. MESEM’lerde çalıştırılan çocuklar okul terki verilerinde yer almıyor, okulda görünüyor. Verilerde çocuklar örgün eğitimde, okulda gösterilerek çocuk yaşta işçiliğin üzeri örtülüyor. Oysaki artık herkes biliyor: MESEM’ler okul değil çocuk işçi merkezleridir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca açıklanan sayılar üzerinden Hatay, Antep ve Maraş (ağır hasarlı ve depremde çöken bina sayısı Maraş’ta 8 bin 633, Hatay’da 8 bin 268, Antep’te 10 bin 777) en büyük yıkımın yaşandığı üç il.
Deprem bölgesine ilişkin Bakanlık ve il milli eğitim verileri arasında en dikkat çekici verilerin başında da bu üç ildeki MESEM artışı geliyor.
Hatay’da deprem öncesi 5 olan MESEM sayısı 2024-2025’te 10’a, Maraş’ta 4’ten 8’e, Antep’te 7’den 14’e yükselmiş. Üç ilde de üç yıl içinde MESEM’de iki kat artış yaşanmış.
Çocukların okuldan koparılmasının tek adı MESEM değil. Geçtiğimiz yıl yayımlanan mesleki ve teknik eğitim politika belgesi sonrası dört yeni okul modeli meselesi de meslek liselerinin de MESEM’leştirilmesi projesi. Deprem bölgesinde sektör içi, sektöre entegre (dört yeni okul modeli isimleri) okullara da hız verilmiş.
Örneğin, Hatay İl Milli Eğitim sayfasında 15 Ocak’ta yayımlanan protokollerden biri mesleki eğitim sektör içi okul protokolü. ÖZKA Lastik ve Kauçuk Sanayi Ticaret A.Ş. ile imzalanmış.
Peki sektör içi, sektöre entegre okul nedir? Sektör içi/sektöre entegre okul “işletmelerde eğitim alacaklar” denilerek meslek liselerinde 9 ve 11. sınıftan itibaren çocukların çocuk işçi haline getirilmesinin adı. Çocukları gece yarılarına kadar, en tehlikeli işlerde çalıştıran bu şirketler çocukların “hamileri” ilan ediliyor. Her meslek lisesinin artık patronu var.
Deprem bölgesi sermaye için rezerv alan, riskli alan adıyla kocaman bir rant alanı oldu. Yalnızca o güzelim topraklar değil o toprakların çocukları da MESEM, sektör içi, sektöre entegre okul denilerek o şirketler rantlarına rant katsınlar diye çocuk yaşta işçi haline getiriliyor.



