• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Mart 9, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Abdullah Öcalan: Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır

      Abdullah Öcalan: Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır

      Laikliğe neden ihtiyacımız var?

      Laikliğe neden ihtiyacımız var?

      Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime!

      Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime!

      İktidarın iç cephe konsolidasyonunu önceleyen bir rapor

      İktidarın iç cephe konsolidasyonunu önceleyen bir rapor

    • Yaşam
      "İntihar demeyin" demişti; Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisinin istismar ettiği iddia edilen öz kızı ve anne ölü bulundu!

      "İntihar demeyin" demişti; Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisinin istismar ettiği iddia edilen öz kızı ve anne ölü bulundu!

      ‘Kutsal kase’ çatladı!

      ‘Kutsal kase’ çatladı!

      Birlikte yalnızlık dönemi: Dijital platformlar bağları nasıl koparıyor?

      Birlikte yalnızlık dönemi: Dijital platformlar bağları nasıl koparıyor?

      Ateşi taşımak

      Ateşi taşımak

    • Türkiye
      Vebayla mücadele etmek

      Vebayla mücadele etmek

      "Hedef Türkiye değildi": İran'dan ateşlenen balistik mühimmat imha edildi

      "Hedef Türkiye değildi": İran'dan ateşlenen balistik mühimmat imha edildi

      "İntihar demeyin" demişti; Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisinin istismar ettiği iddia edilen öz kızı ve anne ölü bulundu!

      "İntihar demeyin" demişti; Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisinin istismar ettiği iddia edilen öz kızı ve anne ölü bulundu!

      İran’dan sonra sıra kimde?

      İran’dan sonra sıra kimde?

    • Dünya
      Canlı Blog | ABD ve İsrail'in İran'a saldırısında 6. gün: Tahran'dan Tel Aviv'e yeni füze saldırısı

      Canlı Blog | ABD ve İsrail'in İran'a saldırısında 6. gün: Tahran'dan Tel Aviv'e yeni füze saldırısı

      Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler

      Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler

      Kahrolsun emperyalist-siyonist barbarlık!

      Kahrolsun emperyalist-siyonist barbarlık!

      İran’dan sonra sıra Türkiye’de mi?

      İran’dan sonra sıra Türkiye’de mi?

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Araştırmacı Yazar Hüseyin Anıl Aslan ile  “Kurtuluşun Paradigması” Kitabı Üzerine Röportaj

      Araştırmacı Yazar Hüseyin Anıl Aslan ile “Kurtuluşun Paradigması” Kitabı Üzerine Röportaj

      Canlı Blog | ABD ve İsrail'in İran'a saldırısında 6. gün: Tahran'dan Tel Aviv'e yeni füze saldırısı

      Canlı Blog | ABD ve İsrail'in İran'a saldırısında 6. gün: Tahran'dan Tel Aviv'e yeni füze saldırısı

      Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler

      Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler

      Kahrolsun emperyalist-siyonist barbarlık!

      Kahrolsun emperyalist-siyonist barbarlık!

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter
Safran kırmızı çizgimiz!

Safran kırmızı çizgimiz!

Şubat 6, 2026 Sosyoloji 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Sosyoloji okudu. 18 yıl gazeteciydi. 2001’de meyhaneciliğe geçti. Cibalikapı Balıkçısı’nı kurdu. ‘Cibalikapı Balıkçısı’ndan’ adlı bir kitabı var. İndirim bile kabul etmez, hesabı tam öder.

Behzat Şahin

Marmaray’ın Kartal durağında indim; Adliye, Metro, Sanayi’den de geçen minibüse bindim. O sırada Erkin Koray, ‘Meyhanede’ şarkısına “Öyle sevdalı durma rakı doldur, olan oldu bir defa, bari hepimize yarasın” diye giriş yaptı.

Parayı uzatırken Erol Budan, ‘Meyhane Köşesi’ni (ki dikkatinizi çekerim, bu köşenin adıyla aynı) söylüyordu. “Bir meyhane köşesinde olacak ölümüm, kadehleri şerefime içmeyin o gece” deyip içimi kararttı.

Ardından Selim Koltuk aldı mikrofonu eline. O da köprüleri yakmaya hazır:

“Ne olacaksa olsun, adın çıksın mahallede,

Kıyametler kopsun, eğlenelim meyhanede.”

Yok, hayır, tüm bu meyhane temalı şarkıları çalan minibüsün şoförü değil, benim. Efendim, içinde ‘meyhane, meyhaneci, meyhanede, meyhanesi, meyhanenin, meyhaneler…‘ ve diğer uzantılarının geçtiği şarkıları Spotify’da oluşturduğum Meyhane Köşesi adlı çalma listesinde bir araya getirme işine soyundum. Bu haftanın konusu meyhaneye de havaya girmek için listeyi dinleyerek gidiyorum.

Kartal Esentepe’deyim. Köşede ineyim. Safran Restaurant yürüyerek birkaç dakika ötede. Bir apartmanın giriş katı, kaldırıma kadar çıkılmış.

Dış cephe fotoğrafı çekerken dışarı çıkmasaydı bu kadar iyi anlaşamayacak mıydık? Her türlü anlaşırdık.

Hep yaptığım şey, girmeden önce mekânın dışarıdan fotoğrafını çekerim. O sırada tesadüfen dışarı çıkan beyefendi niye fotoğraf çektiğimi sordu. “Sakıncası var mı?” dedim, “Yok da niye çekiyorsunuz?” dedi. “Gittiğim meyhanelerin fotoğrafını çekiyorum, istemezseniz silerim” dedim, “Anlamadım niye çektiğinizi” dedi. “Peki, yeriniz müsait mi?” dedim, “Hadi buyrun” dedi. Hafif de azarlanıyorum.

Girince karşı köşedeki ilk masayı seçtim. Tüm salona hâkim. İlk müşteriyim. Sırtımı yol tarafına verdim.

Ferah bir salonu var Safran’ın.

Yerleştikten sonra kendimi tanıtıp derdimi anlattım. Gergin başlayan ilişkimiz hemen tatlıya bağlandı. Hem de öyle böyle değil, bal-kaymak… İlişkimizin detaylarına girmeden evvel, Safran’ı tanıtayım:

Ana giriş sağda. Girer girmez sağ sütunda fiyat listesi ve altında büyük harflerle “DIŞARIDAN STRES GETİRMEK YASAKTIR!” tabelası var. Bak, suçlu hissettim kendimi. Taammüden değilse de vesile oldum.

Üstelik dışarıdan stres getirmek yasakmış.

Dedim ya, ilk müşteriyim. Hem erken, hem kandil (evet, yine), hem Fenerbahçe maçı var. Neyse ki burada maç yayını yok.

Hemen 35’liği söyledim. Meze seçmek için salonun sonunda, sağ taraftaki meze dolabına yollandım. Mutfağın da dolabın da ışıkları kapalı. Sunum için açtılar.

Bu arada kafamın içinde hâlâ çalma listesi dönüyor. Metin Şentürk ‘Meyhaneci‘yi söylüyor: “… Mezeler umrumda değil, biraz aşk getir bana, sevgiyi de yanına koy…”

Mezeler benim ‘umrumda‘ ama. Açım. Üstelik mezeler parıldıyor. Yirmi kadar varlar. Görünüşleri bile tazelik ve lezzet vadediyor.

Meze dolabı karanlığa rağmen çok şey vadediyor.

Pancar, beyin, kereviz, şakşuka, taze fasulye istedim. Sıralama hiyerarşik değil; hepsi gönlümüzün sultanı. Yarımşar ama. Daha bunun ara sıcağı, ana yemeği var…

Geldiler. Yuh! Yarımşarı bile çoğu yerin porsiyonundan kifayetli.

Seçtiklerimden pek memnunum, seçmediklerimin de referansı.

Gurme edasıyla meze tadımına geçtim. O da güzel, bu da nefis, şu da… Boş yok. Bana göre tabii.

Ekmek sepeti kondu, ziyan olmasın diye geri gönderirim, içimden gelmedi geri göndermek. Belli, sıradan değil. Yakınlardaki Esentepe ve Çınar fırınlarından gelen ekşi mayalı, kepekli ekmekmiş.

Kan şekerim yerine gelince, etrafı süzmeye başladım.

Sağdaki kapıdan girince, geniş ve ferah bir salon karşılıyor. Sağdaki ve soldaki duvarların dibinde ve ortada sıralı on dört masa var. İçerisi aydınlık. Salonun sonunda sol taraf bar bankosu, ortada kapıları ahşap seperatörle gizlenmiş tuvaletler -hem kadın hem erkek-, sağ köşede de meze dolabının arkasında mutfak.

Çalma listemin diski kafamda dönüyor bir yandan. Ezhel söylüyor:

“Evim gibi meyhane,

Ben içinde beyzade…”

Ay, bi sus.

Kafadakini susturmak için mekânda çalan müziğe kulak verdim. Üç ekran var, biri açık ve JoyTürk’ten dinliyoruz. Çağla&Doğu Swag ‘Seni Düşündüm‘, Gülşen ‘Gel Çarem’, Tarkan ‘Anılarla Yaşamak’, Aşkın Nur Yengi ‘Çağırma Beni‘yi söylüyor.

Oh, kafamdaki listeden kurtuldum.

Şimdi sıra geldi Orhan’a. Bazı dostluklar çatışmalardan sonra doğar ya, bizimki de öyle oldu. Yoksa hemen senli-benli olamıyorum.

Kardeşim Orhan ile bir selfiem olmasın mı?

Orhan (Örnek, 41), kapıda beni karşılayan kişi. Kötü başlangıçtan sonra birbirimizi anladık, ismiyle hitap edeceğim kadar dost olduk. Nasıl olmayayım? İşini iyi yapmak gibi temel bir hassasiyeti var.

Sivaslı bir aileden, doğma büyüme buralı. Yan tarafta tekel bayileri varmış, 2010’da burayı açmış. Dört yıl sonra bayiyi kapatıp buraya yoğunlaşmış. Müşteriler, yakınlardaki adliye, hastane, sanayi sitesinden. Tamamına yakını müdavim.

Bir-iki masa daha geldi. Orhan onlarla ilgilenirken ben yine etrafta gördüklerimi anlatayım:

Karşılıklı iki duvar da tuğla desenli kâğıt kaplı. Üzerlerinde de yüzlerce plaka asılı; kiminde portreler, kiminde rakıyla ilgili özlü sözler.

Benim tarafım daha portre ağırlıklı. Mustafa Kemal, Can Yücel, Attila İlhan, Aziz Nesin, Ahmet Arif, Müslüm Gürses, Sabahattin Ali, Barış Akarsu, Oğuz Atay, Behzat Ç., Ahmet Kaya, Yaşar Kemal, Kazım Koyuncu, Yılmaz Güney, Şener Şen, İlyas Salman, Müzeyyen Senar…

Duvarlarda ‘seçilmişler’in portreleri, özlü sözler, portrelere sıkıştırılmış bağış paraları var. Orhan Gencebay yok ama.

Bir de resimlere sıkıştırılmış banknotlar var. Çok üstünde durmadım, sahtedir herhalde.

Müsait olunca yine geldi Orhan. “Her masa başında Atatürk var” dedi. Söyleyince dikkat ettim, evet öyle.

Peki, bu paralar neyin nesi?

Müdavimlerden biri cebinden bir 200’lük düşürmüş. Orhan fark edip iade edince, “Yok, o artık mekânın kısmeti” deyip duvardaki portrelerden birine kıstırmış. Ondan sonra adet olmuş bu, herkes gönlünden ne koparsa kıstırmaya başlamış portrelerin arkasına.

“Paralar çoğalınca ne yapacağımızı düşündük, bağış yapmaya karar verdik. Önce LÖSEV’e (Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı), sonrakini ZİÇEV’e (Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı), Tomurcuk Vakfı’na, birkaç da SMA’lı (Spinal müsküler atrofi) hastaya gönderdik. Yarın Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne göndereceğiz.” 

Duvardaki paraları toplasan 6-7 bin lira eder. Meğer ‘anlamlı‘ olsun diye üstünü cebinden 10 bin liraya tamamlayıp öyle gönderiyormuş.

“Atatürk’e para taktırmayız ama” diye parantez açtı, “Kırmızı çizgimiz.”

Bir kırmızı çizgi de duvardaki portrelerle ilgili:

  • “Orhan Gencebay da kırmızı çizgimiz. Asla asılmayacak portresi.”

Portresi asılmayacak diğerlerini tahmin etmek zor değil artık. Kırmızı çizgiler bariz.

Ne kadar özel olursa olsun ekmek yemezdim ama “Kokoreç var” deyince süngüm düştü. Yanına bira bile söyledim. Sizce de kokoreç, ekmek ve birayla daha muhteşem değil mi?

Kokoreç toprak kapta geldi. Üç çeşit kokoreci harmanlıyorlarmış.

Kokoreç de benim kırmızı çizgim.

Ardından köfte yedim. O da nefis. Annesinin tarifiymiş. “Bir yiyen bir daha yer” demişti, haklıymış.

Köfte dediği kadar varmış.

Arkamda bira kasaları var. Karşı çaprazımda da yine bira, su ve rakı stokları. Salonumuz aynı zamanda depomuz. Bardaki raflarda da sıra sıra içkiler. Hem de çeşit çeşit. Rakıları dinlendirip servis ediyor Orhan. İmrendim. Burada da bir kırmızı çekti. Kendini ‘göbek‘ diye lanse eden rakıyı sokmuyor dükkâna.

Safran’ın içki stoğu sağlam. Rakıları dinlendirip servis ediyor.

Dükkânı iki kişi çeviriyor. Salonda ‘aksi‘ Orhan, mutfakta Cemal (Karataş, 53) Usta. Tokat, Niksarlı. 40 yıldır meslekte. Basın İlan Kurumu’nun Bayramoğlu tatil köyünde çalışmış yıllarca. Hatta Gazeteciler Cemiyeti’nin Cağaloğlu’ndaki lokalinde çalışmış ki, teğet geçmişiz birbirimizi aynı yıllarda. Aksaray’da Şato Restaurant’da, Çakıl’da da çalışmış. 2013’den beri burada.

“Her gün 20 çeşit meze üretiyorum. Memnunum yaptığım işten.”

Ben de burada olmaktan memnunum.

Adı niye Safran? Orhan daha önce bir firmada çalışıyormuş. Öğlenleri de genellikle yakınlardaki sulu yemek yapan Safran’da yiyormuş. O kadar severmiş ki kendi mekânının adını da Safran koymuş.

Meşrebi anladınız, kandilde açık, Ramazan’da da. Pazar günleri kendileri için kapalı. Öğlen 12:00’de başlayan servis 24:00’e kadar sürüyor.

Erkekler tuvaleti alaturka, tek kabin. Kadınlar tuvaleti de var ama kilitli. Kadınlara özel. Bizim taraf temiz, kadınlarınkini sorgulamaya gerek yok. Anahtar sadece onlara ait.

Kandil. Maç. Dükkân boş. Ama eksik değil…

Bu akşam kalabalık değil. Yakındaki hastaneden iki sağlık görevlisi (sanırım doktorlar), bir bira müşterisi, bir de öğretmen vardı. Tanıştık. Emeğin Birliği’nden. Tabii ki isimsiz. 657’ye tabi.

Kadıköy metrosunun Soğanlık durağı yürüme mesafesinde. Aklımdan geçen, akşamı çok da uzatmamaktı. Öyle olmuyor işte. Meyhane bu, sen plan yaparken o sana gülermiş.

Niyet ettiğim metro saatini çoktan aştım. Bari sonlardan birini yakalayayım.

Hesabım 2 bin 700 lira. Bira 190, 35’lik 1150, mezeler ortalama 190, kereviz 200, beyin 350, Arnavut ciğer 450, ara sıcaklardan sigara böreği 190, tereyağlı yaprak ciğer 500, güveçte kokoreç 500, ana yemeklerden et sote çoban 550, tavuk çeşitleri 375, köfte 425 lira. Hepsi gramajlı. Bir de her şeye rağmen sadece 6’ncı ve 12’nci ayda ‘fiyat ayarlaması‘ yapıyorlar.

Metro durağına yürürken çalma listeme döndüm yine. Yıldırım Caner’den gelsin o zaman:

“Bir meyhane buldum 

Mezarlığın karşısında

Durmadan içiyorum

Sabahtan akşama

Bir gün beni ararsan

Bir gün beni sorarsan

Ya meyhanedeyim

Ya karşısında…”

Not: Çalma listeme şarkıların farklı yorumlarını eklemiyor, aynı şarkıyı söyleyen sanatçılardan sadece birisine yer veriyorum. Lütfen siz de katkıda bulunun, atladıklarım olabilir. İçinde meyhane geçmiyorsa, örneğin ‘Yine Mi Çiçek‘i (Sezen Aksu) ya da ‘Anason’u (Zakkum), bas bas meyhane koksa da bu listeye alamadım. Oysa -afedersin- Orhan Gencebay var.

Listede aynı adlı şarkılar olsa da güfteleri farklı. Bir de sınav sorusu: Listedeki bir şarkının adında meyhane geçse de sözlerinde meyhane yok. Hangisi?

Bir not daha: Geçen yazılarımdaki ‘çekiçte‘ düzeltmemle (!) ilgili iki düzeltme/katkı daha geldi, paylaşayım:

Gürsel (Bayrı) bey, “(…) Çekiçte, yeşil kırma zeytine şehirlerde verilen ad. Kırsal ise daima ‘kırma zeytin’ denir. Bir taş veya tahta aparat ile zeytinin kırıldıktan sonra acılığının giderilmesi ve salamuraya basılması ile elde edilir. 

Çekişte ise, ülkemizde sadece Ödemiş ve yakın çevresinde yetiştirilen, çekirdek şekli hafifçe yay gibi kavisli, sofralık ve yağlık olarak değerlendirilen, yağı polifenollerce çok çok zengin, tadı biraz yoğun, geç hasat edilen bir zeytin çeşididir. Yüz yıldan fazla bir dönemde atalarım bu zeytini, dağlardan delice zeytin fidanlarına aşı yaparak çoğaltmışlardır. Halen yeğenlerim canla başla çalışıp yetiştiriciliğe devam ediyorlar. 

Zeytini sahiplendiğim için adının doğru söylenmesini arzu ediyorum.”

Diğeri de Kıbrıs’tan, Doğu Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr.  Çetin Aydar’dan:

“Yatağan’daki meyhanenin mönüsünde yer alan yeşilzeytin için ‘çekişte/çekiçte’ yorumunuzdan sonra bunun Rumca’dan geldiğini yazdınız.

Ben de Kıbrıs’ta bu tür zeytine Çakıstez dendiğini hatırlatmak istedim.”

Sağ olun, var olun.

  • Kaynak Diken

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Kötülüğün sınırı Fikir & Yazı
Şubat 25, 2026

Kötülüğün sınırı

Ayakkabıdaki toprak, fabrikadaki ‘fitne’: Osmanlı’nın sınıf sancısı Fikir & Yazı
Şubat 17, 2026

Ayakkabıdaki toprak, fabrikadaki ‘fitne’: Osmanlı’nın sınıf sancısı

Beklenti Teorisi Nedir? Neden Kazanç Yerine Kaybetmekten Kaçınırız? Sosyoloji
Şubat 8, 2026

Beklenti Teorisi Nedir? Neden Kazanç Yerine Kaybetmekten Kaçınırız?

ZAMAN AKIŞI

Mar 6 22:40
Arkasayfa

Araştırmacı Yazar Hüseyin Anıl Aslan ile “Kurtuluşun Paradigması” Kitabı Üzerine Röportaj

Mar 5 10:59
Gündem

Canlı Blog | ABD ve İsrail’in İran’a saldırısında 6. gün: Tahran’dan Tel Aviv’e yeni füze saldırısı

Mar 5 10:55
Gündem

Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler

Mar 5 10:48
Gündem

Kahrolsun emperyalist-siyonist barbarlık!

Mar 5 10:34
Arkasayfa

Vebayla mücadele etmek

Mar 4 16:45
Gündem

“Hedef Türkiye değildi”: İran’dan ateşlenen balistik mühimmat imha edildi

Mar 4 16:27
Gündem

İran’dan sonra sıra Türkiye’de mi?

Mar 3 14:42
Gündem

“İntihar demeyin” demişti; Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisinin istismar ettiği iddia edilen öz kızı ve anne ölü bulundu!

Mar 3 13:17
Arkasayfa

İran’dan sonra sıra kimde?

Mar 3 12:41
Eğitim

Bıraksınlar işimizi yapalım!

Mar 3 12:31
Ekonomi

CHP’li Bakırlıoğlu’ndan tepki: ‘Kaynak bir tek emekliye yok

Mar 3 12:29
Arkasayfa

İşveren zamlı ücreti ödemezse tazminatla işten çıkılabilir mi?

Mar 3 12:24
Gündem

Emperyalist haydutluğa karşı Türkiye’de bulunan NATO ve ABD üsleri kapatılmalıdır!

Mar 2 15:28
Gündem

İpin ucu

Mar 2 12:31
Ekonomi

İstanbul’da fiyatı en çok artan ürün belli oldu

Mar 2 12:17
Arkasayfa

‘Kutsal kase’ çatladı!

Mar 2 12:13
Ekonomi

İstanbul’un şubat enflasyonu belli oldu: En çok hangi ürünlerin fiyatı arttı?

Mar 2 12:10
Gündem

İran nereye?

Şub 27 13:33
Gündem

Birlikte yalnızlık dönemi: Dijital platformlar bağları nasıl koparıyor?

Şub 27 12:59
Ekonomi

Şubat ayı zam şampiyonları belli oldu: Mutfakta son 2 yılın artış rekoru kırıldı!

Şub 27 12:32
Arkasayfa

Rastlantılar

Şub 27 12:02
Arkasayfa

Abdullah Öcalan: Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır

Şub 27 11:59
Ekonomi

Türk-İş’e göre açlık sınırı 32 bin 365 TL, yoksulluk sınırı 105 bin 424 TL oldu

Şub 26 15:19
Gündem

Demirtaş ve Kavala nerede?

Şub 26 14:18
Ekonomi

Emekliye bayram ikramiyesi haftaya Meclis’te: AKP’de ne konuşuluyor?

Şub 26 14:13
Emek

İşsizlik Fonu yağması

Şub 26 12:57
Eğitim

Okulda oruç, evde açlık

Şub 25 15:47
Bilim & Teknoloji

Ekrana bu kadar bakmayı bırakmanız gerekiyor!

Şub 25 15:44
Arkasayfa

8 Mart yaklaşırken!

Şub 25 15:38
Arkasayfa

Kötülüğün sınırı