İhsan Çaralan
TÜİK 2026’nın ilk enflasyon verisini dün açıkladı!
TÜİK’e göre ocak 2026 enflasyonu yüzde 4.84 yıllık enflasyon ise yüzde 30.65 olarak gerçekleşti.
Böylece emekliye yapılan zammın yüzde 12.19’luk, asgari ücretliye yapılan yüzde 27’lik zammın yüzde 4.84’ü daha yılın ilk ayında geri alınmış oldu!
Sayılarla söyleyecek olursak en düşük emekli maaşı alan emekliler 20 bin TL’ye çıkarılan maaşlarının 968 TL’sini kaybederken, asgari ücretlinin ocak ayı kaybı ise 1355 TL oldu.
Ekonomistler (ve tabi çarşı pazarı takip eden her yurttaş), şubat ayında da TÜİK enflasyonunun en az yüzde 3’ler dolayında gerçekleşeceğini, dolayısıyla ücret ve maaşlardaki ocak ve şubat kayıplarının yüzde 7-7.5 düzeyini bulacağını belirtiyorlar!
Türk-İş 30 Ocak günü yaptığı açıklamada dört kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı olan açlık sınırının 31 bin 224, yoksulluk sınırın 101 bin 706 liraya yükseldiğini, bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyetinin ise 40 bin 541 lirayı bulduğunu duyurdu. İktidarın emekçi ve emekliye nasıl bir yaşamı layık gördüğünü Türk-İş’in verileri de açıkça gösteriyor!
Emekli ‘Artık yapacak bir şey yok’ demeden mücadele etti!
İktidar partileri AKP ve MHP, emeklilerin karşısında çok sıkışmış bulunuyor. Çünkü emekliler belki birkaç miting dışında büyük mitingler düzenlemediler, ama ülke sathında hemen bütün il ve ilçeleri kapsayan bir yaygınlıkta tepkilerini göstermeye çalıştılar. Basın açıklamaları başta olmak üzere çeşitli eylemlerle “sefalet zammı” dedikleri emekli maaşlarındaki artışa tepkilerini ifade ettiler. Artışın yasal düzenlemeyle sonuçlandırılıp Meclisten geçirilip Cumhurbaşkanı tarafından da resmi gazetede yayımlanmış olmasına karşın emekliler, “Artık yapacak bir şey yok” demeyip tepkilerini devam ettirdiler, daha da devam edecek görünüyorlar. Emekliler tepkilerini sadece bir araya geldikleri irili ufaklı eylemlerle değil; sokakta, çarşıda, pazarda, markette rastladıkları sokak röportajcılarının uzattığı mikrofonlara da ifade etmekten çekinmiyorlar. Dahası; geçmiş yıllarda görülmedik biçimde, tepkilerini son derece açık, sert ve eğip bükmeden daha önce destekledikleri iktidar partilerinin adını da verip şimdi neler düşündüklerini de saklamadan ifade etmekle kalmayıp öfkeyle haykırıyorlar!
En üst yöneticiler emeklinin talebini geçiştirmeye çalıştı
Tepkilerin yaygınlaşması karşısında Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmiş yıllardan farklı olarak emekli maaşlarını genel birtakım değerlendirmelerle geçiştirmeye çalıştı. Nitekim 30 Ocak 2026 günlü Sabah gazetesine yazdığı uzun makalede, her konuda iktidarın icraatlarını savunan Cumhurbaşkanı, 16 milyon emekli ve yakınını ilgilendiren maaş düzenlemesine somut bir şey söylemiyor. Erdoğan sanki gündemde böyle bir konu yokmuş gibi emekli maaşları sorununa dair; “2026’nın büyük şahlanış yılı olacağı”nı söyledikten sonra “2026, enflasyonun belini tam manasıyla kıracağımız ve tek hane hedefimize kararlılıkla yürüyeceğimiz bir yıl olacak” diyerek geçiştiriyor! Yardımcısı Cevdet Yılmaz da aynı gün Sabah gazetesindeki makalesinde emeklilerin tepkilerini yok sayıp, enflasyonla ilgili her vesileyle söylediklerini yineliyor. “Hedefimiz, dezenflasyon sürecini tamamlayarak 2027 yılında tek haneli enflasyona ulaşmak; dengeli büyüme ve güçlü istihdamla üretilen refahı kalıcı biçimde toplumun tüm kesimlerine yaymaktır” diyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “2026’da olacak” dediği şahlanışını bir yıl daha sonraya, 2027’ye erteliyor!
Her konuda açıklamalar yapmaktan pek hoşlanan Saray’ın başdanışmanları da emekli maaşlarıyla ilgili bir şey söylemiyorlar. Bakanlar da sessiz! Sadece Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan, dört ay önce emekli aylıklarının düşük olacağına dair tartışmalar başladığında “Allah’a şükür emekli maaşlarını zamanında ödüyoruz” diyerek, emekli maaşlarıyla ilgili çıtayı “Allah’a şükür”e koymuştu! Önceki gün Ordu’da “yüzyılın konut projesi” kura çekiminden sonra bir çay ocağında karşılaştığı emeklilere yarım simit dağıtarak tutumunu sürdürdü!
Diğer bakanlar ise emekli maaşlarına hiç değinmemeyi tercih ettiler!
İktidarın küçük büyük ortağı MHP’nin Genel Başkanı Bahçeli emeklilere yapılan zammı doğrudan savunamadı. Yapılan artışa “sefalet zammı” diyen Bahçeli 20 bin TL’lik emekli maaşının Meclisten geçirilmesine destek vermesine yönelik eleştirilere, “Biz iktidar ortağı değil ittifak ortağıyız” diyerek siyasi literatüre yeni bir katkı yaptı!
İktidarı savunma heyecanı hezeyana dönüştü!
İktidarın en üst kademeleri emekli maaş zamlarını ve asgari ücretin miktarını geçiştirmeye çalışırken; kimi milletvekilleri, dahası eski ya da yeni il başkanları, hatta belediye meclis üyeleri gibi, hâlâ halkla az çok ilişkisi bulunan AKP ve MHP yöneticileri şimdiye kadar pek görmediğimiz biçimde emekli maaşları konusunda partilerinin siperine girdiler. Hatta bazıları basın açıklaması bile düzenleyerek milletvekili+emekli maaşının (450 bin TL dolayında) yetmediğini söyledi, kimisi Gabar’da bulunan zengin ve yüksek kaliteli petrol ve doğal gazın yeterince çıkarıldığında emeklilerin ve herkesin iyi maaşlar alacağı…konusunda uzun açıklamalar yaptı. Kimisi az maaş alanları ve zamları yetersiz bulanları “şükürsüzlük”le suçlayıp bunun ülkeyi batıracak bir beka sorunu olduğunu ilan etti. Bir başkası, devşirme bir vekil, “Burası İsviçre değil” deyip komşu ülkeleri düşman ilan ettikten sonra onlara karşı savaşa hazırlığı maaş azlığına gerekçe yaparak emeklilerin isteklerini itibarsızlaştırmayı amaçladı, kürsüden Erdoğan ve Bahçeli’ye alkış çağrısı yaptı. Dahası bu kişiler emeklilerin medya ve sosyal medyadaki tepkileri karşısında sıkıştırmalardan kurtulmak için “Söylediklerinin bağlamından koparıldığı” konusunda yeniden yeniden açıklamalarla kendilerini düzeltmeye çalışırken trajikomik hallere düştüler. Heyecanla çıktıkları kürsülerde heyecanları hezeyana dönüştü! Ama önümüzdeki günlerde de bu tür abuk sabuk açıklamaları yapmak zorunda kalacakları anlaşılıyor. Çünkü iktidarın yaptıklarının akıl, vicdan, adalet gibi kavramlardan uzaklaşmadan savunulması mümkün olmaktan çıkmış bulunuyor.
Emekliler mücadelelerini sürdürmekte kararlı
Evet emekliler mücadele ediyor. Öyle görünüyor ki artık emekliler “Meclisten böyle geçti, Cumhurbaşkanı da imzaladı. Öyleyse yapacak bir şey yok” demeden tepkilerini sürdürecekler.
Dahası, emekliler bugüne kadar ağırlıkla destek ve oy verdikleri AKP ve MHP’nin tutumuyla yüzleşmekle de karşı karşıya olduklarını fark etmeye başlamışlardır.
Önümüzdeki dönemin bunu daha derinden fark ettikleri bir zaman olacağını söylemek abartı olmaz.
Nitekim son aylarda yapılan anketler emeklilerin büyük çoğunluğunun artık AKP ve MHP’yi desteklemeyeceklerini göstermeye başlamış bulunuyor.




