• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Şubat 18, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Komisyon raporu: Demokratik entegrasyon mu otoriter konsolidasyon mu?

      Komisyon raporu: Demokratik entegrasyon mu otoriter konsolidasyon mu?

      Adalet Bakanlığı’ndan tartışmalı düzenleme: LGBT’ye destek olana hapis cezası geliyor!

      Adalet Bakanlığı’ndan tartışmalı düzenleme: LGBT’ye destek olana hapis cezası geliyor!

      Gerçeğin duvarı ve asalak ilişkiden çıkış

      Gerçeğin duvarı ve asalak ilişkiden çıkış

      Sebahat Tuncel: Kürtler artık kime oy vereceği tartışmasından çıkmalı, birini iktidara taşımak zorunda değiliz

      Sebahat Tuncel: Kürtler artık kime oy vereceği tartışmasından çıkmalı, birini iktidara taşımak zorunda değiliz

    • Yaşam
      Kamusal dilde yükselen öfke toplumsal iklimi değiştiriyor

      Kamusal dilde yükselen öfke toplumsal iklimi değiştiriyor

      Adalet Bakanlığı’ndan tartışmalı düzenleme: LGBT’ye destek olana hapis cezası geliyor!

      Adalet Bakanlığı’ndan tartışmalı düzenleme: LGBT’ye destek olana hapis cezası geliyor!

      2026 fitre ve fidye belli oldu: 1 günlük ve 1 aylık kaç TL?

      2026 fitre ve fidye belli oldu: 1 günlük ve 1 aylık kaç TL?

      Meteoroloji il il uyardı: Çok kuvvetli yağış etkili olacak

      Meteoroloji il il uyardı: Çok kuvvetli yağış etkili olacak

    • Türkiye
      İktidar hayata savaş açtı

      İktidar hayata savaş açtı

      Türkiye: Mutlak otokrasiye doğru

      Türkiye: Mutlak otokrasiye doğru

      Camiye gitmeyen imam olur mu?

      Camiye gitmeyen imam olur mu?

      Adana Kadın Platformu: Epstein’den Meclis'e uzanan karanlığa çocuklarımızı teslim etmeyeceğiz

      Adana Kadın Platformu: Epstein’den Meclis'e uzanan karanlığa çocuklarımızı teslim etmeyeceğiz

    • Dünya
      ABD için ölümcül tehdit: Küba

      ABD için ölümcül tehdit: Küba

      Fabrikalardan tarlalara 300 milyon işçi ayakta

      Fabrikalardan tarlalara 300 milyon işçi ayakta

      Küba dayanışması büyüyor

      Küba dayanışması büyüyor

      Taliban'dan yeni yasa: Kölelik ve istismar yasallaştı, 'Hanefi' mezhebinden ayrılmak suç sayıldı

      Taliban'dan yeni yasa: Kölelik ve istismar yasallaştı, 'Hanefi' mezhebinden ayrılmak suç sayıldı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      İktidar hayata savaş açtı

      İktidar hayata savaş açtı

      Bütçede öncelik gıda değil silah

      Bütçede öncelik gıda değil silah

      Gelecek umudu eridi

      Gelecek umudu eridi

      Komisyon raporu: Demokratik entegrasyon mu otoriter konsolidasyon mu?

      Komisyon raporu: Demokratik entegrasyon mu otoriter konsolidasyon mu?

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

Ruşen Çakır

Ruşen Çakır

AKP küskünleri parti kurar mı? Kurarlarsa ne olur?

Şubat 12, 2019 Alıntı Yazılar 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

7 Şubat 2019’da medyascope.tv’de yaptığım değerlendirmeyi yayına Şükran Şençekiçer hazırladı.

Merhaba, iyi günler. Neredeyse her seçim öncesi Türkiye’de hep aynı dedikodular, spekülasyonlar ortaya çıkıyor. O da Adalet ve Kalkınma Partisi’nde bir dönem etkili yerlerde bulunmuş, ama daha sonra dışlanmış, küsmüş, küstürülmüş kişilerin yeni bir oluşuma girişip girişmeyecekleri, daha doğrusu girecekleri iddiası.
Bu her seçim öncesinde dile getiriliyor. Özellikle Abdullah Gül’e çok atfedilirdi bu. Ama Abdullah Gül’ün en son gerçekleşmeyen cumhurbaşkanlığı adaylığından sonra Gül’ün adı pek anılmaz oldu. Onun yerine Ali Babacan’ın ve Ahmet Davutoğlu’nun ayrı ayrı adları geçiriliyor. Haberler çıkıyor, kulis haberleri çıkıyor ve “bu sefer ciddi” minvalinde haberler çıkıyor. Birkaç ay önce Murat Sabuncu bu konuda Ankara’da birtakım temaslardan sonra T24‘te yazdığı yazılarda bu olaya vurgu yapmıştı. Murat’ın söylediklerini önemsemek lazım; çünkü o doğrudan, dedikodularla değil aktörlerle görüşerek yazmıştı. Şimdi de en son Etyen Mahçupyan, Yavuz Oğhan’a anlatmış ve bu sefer ciddi olduğunu –daha çok eski bakanlar diye– söylüyor.

Tabii isim zikredilmiyor, ama isimler geliyor akla. Herhalde akla gelenlerin başında Sadullah Ergin, Hüseyin Çelik gibi isimler vardır. Bülent Arınç’ın durumu sürekli değişti. En son Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında fotoğraf verdi. Böyle bir iddia var.

Bu olur mu olmaz mı? Bana olurmuş gibi gelmiyor. Ama şunu da söylemek lazım: Bu konuda bir arayışın, bir niyetin olduğu da muhakkak. Çünkü bu kişiler artık kendilerini AKP içerisinde; Erdoğan’ın yönetimi tamamen tekeline aldığı bu yapılanma içerisinde –ki Erdoğan sadece AKP’yi değil, tüm devleti tekeline almış durumda– kendilerine siyasî bir gelecek görmüyorlar ve kendileri de siyaseten varlıklarını sürdürmek istiyorlar. Yani Erdoğan’ın liderliği altında kendilerine bir yer yok. Belki arada –ki Erdoğan bunu yapıyor– hiç umulmadık bir zamanda dışlandığı düşünülen, küskün olduğu düşünülen bir ismi bir yerden aday gösterebiliyor ya da bir konuma getirebiliyor. En son mesela Ordu’da şu anda belediye başkan adayı olan Hilmi Güler –eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı–, uzun bir süre adı geçmiyordu ve Erdoğan’ın üzerini çizdiği söyleniyordu. Birden karşımıza Ordu’da belediye başkan adayı oldu. Ya da Abdullah Gül’e çok yakın olduğu bilinen eski milletvekillerinden Murat Mercan birden Tokyo’ya büyükelçi oldu. Dolayısıyla içlerinden bazıları bir şekilde Erdoğan tarafından değişik konumlara getirilebiliyor. Şu âna kadar biz o konumlara getirilen, kabul edenleri gördük. Belki bir şeyler önerilip reddedenler olmuştur, ama bunlar yansımadı.

Sonuçta bu insanlar, bu kişiler üst düzey yöneticilik yapmış, parti kuruluşunda yer almış, kritik yerlerde görevler yapmış, bakanlıklar yapmış, önemli süreçlerde etkili olmuş birçok insan yalnız kaldılar ve bir arayış içerisindeler.

Bu arayış öteden beri var. Öteden beri derken, bu özellikle Erdoğan’ın partiyi Abdullah Gül yerine Ahmet Davutoğlu’na teslim etmesinden itibaren var. O tarihte Erdoğan cumhurbaşkanı olduktan sonra partinin başına Abdullah Gül’ün geçmesini bekleyenler bir müddet itirazlarını askıya almışlardı, bekleyişlerini askıya almışlardı. Ama Erdoğan tarafından Davutoğlu’nun partinin başına getirilmesiyle tekrardan arayışların hızlandığı görüldü. İşin garip tarafı, bir süre sonra Davutoğlu da tasfiye edildi ve onun da adı bu kişilerle ya da bu kişilerden ayrı olarak yeni bir oluşum içerisinden telaffuz edilir oldu.

Kurarlar mı? Parti kurabileceklerini sanmıyorum. İstedikleri muhakkak. Ama en büyük arzuları herhalde tekrar Adalet ve Kalkınma Partisi’nin içerisinde güçlü olmaktır. Ama bunun imkânını görmüyorlar. Dolayısıyla yeni bir arayışa gitme niyetleri pekâlâ anlaşılır bir şey. Ama kurabileceklerini sanmıyorum. Çünkü parti kurmak öyle he deyince olan, beş kişinin bir araya gelmesiyle oluşan bir olay değil. Çok ciddi bir maddi imkâna sahip olmak gerekiyor. Maddi imkân için de bu hareketi birilerinin maddi olarak desteklemesi gerekiyor. Şu anda Erdoğan’a karşı kurulma iddiasıyla varlık gösterecek bir partiyi finanse etmeye az da olsa katkıda bulunmaya razı olacak bir iş insanı tasavvur edemiyorum açıkçası. Birincisi bu.

İkincisi, Erdoğan buna izin vermeyecektir. Hiçbir şekilde izin vermeyecektir. Engelleyecektir. Engellemenin de bir dizi yolu var. Öncelikle çok basit bir yolu var. Bu kişilerin girişimlerinin ciddiyete doğru evrilme ânında bu girişimler sabote edilir. Şu âna kadarki yaşananlardan biliyoruz. Adları geçen isimlerin büyük bir kısmı değişik dönemlerde değişik vesilelerle saldırıya uğradılar. Trol saldırısına uğradılar ve bundan çok rahatsız oldular. Dolayısıyla bu kişiler trollere karşı çok savunmasız hissediyorlar kendilerini ve çok öfkeleniyorlar. Yani yok da sayamıyorlar, mücadele de edemiyorlar.

Birincisi böyle bir şey var. İkincisi, bir başka yöntem tabii, çok daha sert bir yöntem, gizli tanık. Yani siz bugün Türkiye’de herhangi birisini pekâlâ gizli tanık yapıp, istediğiniz herhangi birisinin hayatını değiştirebilirsiniz. Ve burada da en çok kullanılacak olayın çok basit bir şekilde FETÖ olacağını tahmin etmek hiç şaşırtıcı olmaz. Zaten değişik dönemlerde AKP’nin bazı eski muktedirleri hakkında FETÖ’cü şâyiaları dolaştırıldı. Buradaki birtakım yayınlarda değişik vesilelerle bunu dile getirmiştim. Fethullah Gülen’le AKP’nin, dolayısıyla Erdoğan’ın işbirliği yaptığı, ittifak yaptığı dönemde, o ittifaka rağmen bundan rahatsız olan, rahatsızlıklarını açık ya da dolaylı bir şekilde dile getiren ne kadar tanıdığım AKP’li varsa bir şekilde şu anda Erdoğan’dan uzak durdukları için, hatta uzak tutuldukları için FETÖ’cülükle itham edilebiliyorlar. Bu tamamen komik bir hâdise, ama pekâlâ “Dün dündür, bugün bugündür” oluyor ve geçmiş, hiç kimsenin bildiği ve merak ettiği bir şey değil. Çok çabuk çarpıtılabilen bir şey. Dolayısıyla FETÖ’cülük suçlaması tehdidi birçok kişinin üzerinde sallanıyor.

Ama daha önemli bir husus; paradan ve devletin engellemesinden de öte bir husus: Böyle bir hareketin altyapısının, politik altyapısının, toplumsal altyapısının olması lâzım. Yani birileri şöyle bir şey diyor olabilirler: “Bizim AK Parti iktidarının ilk yılları çok güzeldi, yani İslami terminoloji ile söyleyecek olursak ‘asr-ı saâdet’ ya da Batı terminolojisi ile ‘altın çağ’dı. Ama belli bir tarihten sonra Erdoğan bizleri tasfiye etti ve buradan bambaşka bir döneme geçtik. Ve bir gerileme dönemine geçildi. Şimdi işte biz tekrar o altın çağa, asr-ı saâdete dönebiliriz.” Bu böyle, İslâmiyet dahil çok değişik dinlerde çok yapılan bir şey. Ama böyle bir şey olamıyor. Yani siz bütün bu tarihsel yaşanmışlıkları atlayarak tekrar başa dönemiyorsunuz, bir.

İkincisi, bugünkü durumdan rahatsız olan toplumsal kesimler bu rahatsızlığının kökenlerini bu kişilerin “altın çağ” dediği ya da “asr-ı saâdet” dediği dönemlerde buluyorlar. “Biz Türkiye’yi tekrar AK Parti’nin ilk yıllarına taşımak istiyoruz, çok güzel yıllardı onlar” diyerek oy alma imkânının çok fazla olacağını sanmıyorum. Böyle bir beklentinin de…

Yani bu devirler geride kaldı. Artık Türkiye’de söylenecek olan, ileriye yönelik bir şeylerdir. Yani geçmişe referans yapılarak değil ileriye referans yapılarak bir şeyler söylenmesi lâzım. İşte bu çevrelerden bu tür sözler duymuyoruz, görmüyoruz ve toplumsal anlamda da böyle bir arayış varsa bile, onlar bu arayışa liderlik edebilecek durumda değiller. Çünkü hep geriye doğru bakıyorlar, ileriye doğru baktıkları söylenemez.

Peki ne olabilir? Parti de kurabilirler ama bu partinin etkili olabileceğini sanmıyorum, bir varlık gösterebileceğini sanmıyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi’ni rahatsız eder belki; ama çok da fazla bir etkisi olacağını sanmıyorum. En önemli sorun bence şu: Bu kişiler zamanında, ilk anda tepkilerini açıkça dile getirmedikleri için bugün etkilerini kaybediyorlar. Etkileri iyice kaybolmuş durumda. Şimdi birtakım bakanlık yapmış, başbakan yardımcılığı yapmış, AK Parti kuruculuğu yapmış, genel başkan yardımcılığı yapmış, hatta genel başkanlık yapmış, başbakanlık yapmış isimler bugün çıkıp insanlara, “Erdoğan ülkeyi kötü bir yere götürüyor, bana destek verin, bize destek verin” diyeceği zaman, dediği takdirde, insanların onlara vereceği cevap çok kolay bir şekilde, “Yeni mi aklınıza geldi?” olacaktır.

Mesela farklı kişiler bir zamanlama yaptı, birtakım hesaplar yaptılar ve hesapları tutmadı. Birtakım beklentilerle sustular. Beklentileri gerçekleşmedi ve gerçekleşeceğe de benzemiyor. Ve işin acı tarafı, o meşhur slogandaki gibi, başkalarının, kendi partileri içerisinden, parti dışından, şuradan buradan insanların başına gelenlere sessiz kaldılar. Ve bir süre sonra kendi başlarına da bir şeyler geldi; yani sustular ve sıra kendilerine de geldi. Şimdi bir araya gelip ortak bir ses çıkartmaya çalışıyorlar. Ama burada çok ciddi bir şekilde zorlanacaklarına eminim.

Sayıları giderek artıyor. Geçen Ahmet Taşgetiren yayınında söylediğimi tekrar söylemek istiyorum. Sayıları, bu tür itiraz edenlerin, küskünlerin sayıları artıyor; ama sayılarının nicelik olarak artması, onların itirazının gücünün nitelik olarak artmasına tekabül etmiyor, tam tersi oluyor. Sayıları arttıkça etkileri azalıyor. Yani ne diyoruz? Bir zamanlar dışlanan bir iki kişi, mesela Abdüllatif Şener ilk çıktığında, AK Parti’den ilk koptuğunda büyük bir olaydı. Partinin dört ana isminden birisiydi. Kopuşu bir olaydı; ama etkili olamadı. Daha sonra başka isimler geldi, daha sonra başka isimler ve isimler eklendikçe ve dışlanan, tasfiye edilen insanlar “Kol kırılır yen içinde” politikasıyla ağızlarını açmadıkça, bu sefer bu olay artık normalleşti.

Şimdi kimse kalkıp da birilerinin bir araya gelip, işte, “Biz bu harekete çok emek verdik, bu ülkenin kalkınması, demokratikleşmesi için çok çabalar sarf ettik; ama Recep Tayyip Erdoğan hepimize haksızlık etti, bizleri dışladı. Biz tekrar sizlere iyi bir Türkiye, şöyle bir Türkiye vaat ediyoruz” dedi diye o insanların peşinden gelecekleri sanmıyorum. Peki ne olabilir? Eğer Türkiye’de yepyeni bir hareket çıkarsa, AK Parti ile doğrudan alâkalı olmayan yepyeni bir siyasî hareket çıkarsa –merkezde, sağda, solda hiç önemli değil–, bu hareketin içerisinde bu kişiler grup halinde ya da tek tek yer alabilirler. Ve orada belki o hareketin yarattığı dalga ile beraber kendi birikimlerini oraya taşıyarak belki tekrar siyaseten etkili olabilirler.

İYİ Parti ortaya çıktığı zaman geçmişte AK Parti’de siyaset yapmış birtakım isimler de İYİ Parti’nin kuruluşunda yer aldılar. Mesela Ersönmez Yarbay gibi, Mukadder Başeğmez gibi. Ama onların zaman içerisinde, bu kadar geçen süre içerisinde İYİ Parti içerisinde öne çıktıklarını görmedik. Zaten İYİ Parti’nin de ilk o partiye yönelik beklentilerle geldiği nokta arasında bayağı bir fark var. Yani İYİ Parti değil benim kastettiğim, yeni bir hareket. İYİ Parti şu haliyle MHP’nin alternatifi olmanın ötesine pek gidebilecek gibi durmuyor, gitmeye de niyetli gibi de durmuyor sanki. O ayrı bir yayının konusu olsun.

Türkiye’de belki de bütün var olan parti yapılarının dışında yeni bir siyasî hareket, yeni bir siyasî lider ortaya çıkabilir. Tabii şu anda bunun işareti hiçbir şekilde yok. Ve öyle bir hareketin içerisinde, AK Parti’de değişik dönemlerde görev yapmış, sorumluluk üstlenmiş, zamanında yıldızları parlamış ama şimdi sönmüş olan isimler de bunun içerisinde yer alabilirle. Ama geçmişlerini, AK Parti içerisindeki geçmişlerini sermaye yaparak bir parti kurmaları bana çok mümkün gibi gelmiyor. Hadi diyelim ki böyle bir parti kurdular. Bu partinin Türkiye’de bir şeyleri değiştirebileceğini, Erdoğan’ı rahatsız etmek dışında bir şeyleri değiştirebileceğini açıkçası çok fazla sanmıyorum.
Evet, söyleyeceklerim bu kadar. İyi günler.

  • Kaynak rusencakir.com

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Alıntı Yazılar

Yeni Suriye’yi kurmanın bedeli

Yeni Suriye’yi kurmanın bedeli yükleniyor; emperyalist müdahalenin el kitabına göre IŞİD’den...
Alıntı Yazılar

7 cephe savaşı: Bibi’nin şeytani düşleri

Arap rejimlerin çoğu Amerikalı efendilerini memnun etmek için direnişi itibarsızlaştırmaya ve...
Alıntı Yazılar

İmralı aynasında Suriye

Türkiye’de DEM Parti’yi yasal siyasetin adresi olarak gösterirken Suriye’de sivil kanattaki...

ZAMAN AKIŞI

Şub 18 10:00
Arkasayfa

İktidar hayata savaş açtı

Şub 18 09:58
Ekonomi

Bütçede öncelik gıda değil silah

Şub 18 09:53
Ekonomi

Gelecek umudu eridi

Şub 18 09:42
Arkasayfa

Komisyon raporu: Demokratik entegrasyon mu otoriter konsolidasyon mu?

Şub 17 11:53
Gündem

Kamusal dilde yükselen öfke toplumsal iklimi değiştiriyor

Şub 17 11:47
Sağlık

Her 20 kişiden birinde görülebilir: Ölüm oranı yüzde 50!

Şub 17 11:44
Gündem

Adalet Bakanlığı’ndan tartışmalı düzenleme: LGBT’ye destek olana hapis cezası geliyor!

Şub 17 11:39
Ekonomi

TCMB verileri: Konut fiyatları ocakta arttı

Şub 17 11:37
Ekonomi

200 TL nasıl pul oldu?

Şub 17 11:33
Ekonomi

CHP’li Bülbül: Sofraya et getirmek hayal, zeytin, peynir özel tüketim oldu

Şub 17 11:30
Gündem

ABD için ölümcül tehdit: Küba

Şub 17 11:17
Emek

Pandemi gerekçesiyle kıdem eksiltilir mi? İşçinin yasal hakları neler?

Şub 17 11:12
Arkasayfa

Ayakkabıdaki toprak, fabrikadaki ‘fitne’: Osmanlı’nın sınıf sancısı

Şub 16 11:35
Arkasayfa

Türkiye: Mutlak otokrasiye doğru

Şub 16 11:16
Arkasayfa

Camiye gitmeyen imam olur mu?

Şub 16 11:09
Sağlık

Kadıköy’de ‘Eziyet Yönetmeliği’ne tepki: “Ekrana değil hastaya bakmak istiyoruz”

Şub 16 10:15
Arkasayfa

Gerçeğin duvarı ve asalak ilişkiden çıkış

Şub 16 10:12
Emek

Sosyal güvenlikte devrim şart!

Şub 16 09:29
Gündem

Sebahat Tuncel: Kürtler artık kime oy vereceği tartışmasından çıkmalı, birini iktidara taşımak zorunda değiliz

Şub 16 09:26
Bilim & Teknoloji

Tıp ve savaş arasında bilim

Şub 13 18:20
Gündem

2026 fitre ve fidye belli oldu: 1 günlük ve 1 aylık kaç TL?

Şub 13 17:50
Gündem

Adana Kadın Platformu: Epstein’den Meclis’e uzanan karanlığa çocuklarımızı teslim etmeyeceğiz

Şub 13 09:10
Gündem

Fabrikalardan tarlalara 300 milyon işçi ayakta

Şub 13 09:05
Emek

Örnek grevde zafer direnen emekçinin

Şub 13 09:00
Gündem

Küba dayanışması büyüyor

Şub 13 08:26
Gündem

Diyarbakır’da toplanan 25 tır yardım malzemesi Kobani’ye ulaştı

Şub 11 20:29
Gündem

Meteoroloji il il uyardı: Çok kuvvetli yağış etkili olacak

Şub 11 20:05
Arkasayfa

İlk İslam fetihlerinde Kürtler

Şub 11 09:00
Ekoloji

485 maden sahası ihaleye açıldı: Büyüklüğü İstanbul’un yüzölçümünden fazla

Şub 11 08:55
Gündem

HDK davası: Ercüment Akdeniz’in duruşması ertelendi