İsmail Gökhan Bayram
Son yıllarda ‘beyaz yaka’ ağırlıklı sektörlerde işten çıkartmalar tartışma konusu olduğunda dile getirilen önemli iddialardan biri yapay zekanın bu işleri yapabilecek hale geldiği ve pek çok sektördeki işten çıkartmaların bununla bağlantılı olduğu. İlk bakışta kulağa makul gelen; Duolingo ve King gibi kimi tekil örneklerde gerçeklik payı da olan bu iddia toplam tabloyu açıklamak için yetersiz kalıyor. Tabloyu berraklaştırmaya yarayacak bazı sorular, biri Cumhuriyetçi diğeri Demokrat iki ABD senatöründen geldi. Senatör Chuck Grassley ve Senatör Dick Durbin; hemen hepsi işten çıkartmalar söz konusu olduğunda çeşitli şekillerde yapay zekaya atıfta bulunan Amazon, Meta, Apple, Google ve Microsoft’tan “Şirketlerin işe alım ve istihdam uygulamaları ile H-1B vize sahipleri ve Amerikalı çalışanlar arasındaki maaş ve sosyal haklardaki farklılıklar hakkında bilgi ve veriler”i talep etti. Şirketlere yazdıkları mektupta senatörler ABD teknoloji sektöründe işsizliğin diğer sektörlerin çok üzerinde olduğunu vurgulayarak bunun göçmen işçilerin ucuza ve daha kötü koşullarla çalıştırılmasının bağını sorguluyor.
Senatörlerin veri talep ettiği şirketler arasında Amazon’un durumu en çarpıcı olanı. ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri verilerine göre Amazon sadece 2024’te 14 bin göçmen işçiyi H-1B vizesine sponsor olarak işe alırken aynı sürede on binlerce işçiyi işten çıkartıyor. 2022 ve 2023’te önce iş gücünün dörtte birini işten çıkartan ardından 2025’te bu sayıya 3 bin 500 işçiyi daha ekleyen Meta 5 binin üzerinde H-1B vizesinin sponsoru oluyor. Diğer şirketlerde de örüntü aynı. Her biri rekor kâr elde eden dev teknoloji şirketleri için iş gücünü ucuzlatmanın yolu göçmen işçiler haline gelmiş. Bu tabloya olan öfkenin popülist bir manipülasyonla kolayca şirketlerden göçmen işçilere yönelebileceği riskini not düşelim.
Söz konusu şirketlerin beyanları ne olursa olsun asli öncelikleri kâr. Eğer kâr edebileceklerse gözlerini bile kırpmadan bir kalemde on binlerce çalışanı yapay zeka araçları ile değiştirirler. Ancak mevcut propagandanın aksine yapay zeka araçları henüz o noktaya gelebilmiş değil. Pek çok iş açısından da gelebilecekleri şüpheli. Elbette bu şirketleri bu konuda deneme yapmaktan alıkoymuyor. Çalışanları yapay zeka araçları ile takas edip sonrasında pişman olan Klarna gibi vakalar mevcut. Şirketlerin bu tip denemelerinin iptal olması ya kullandıkları sistemlerin ciddi maliyetli bir büyük hatasına ya da vadedilen o harika verimi sağlayamamasına bakıyor. Kimi iş kollarında ise bu tip deneme yapmak alınamayacak kadar büyük bir risk.
Yapay zeka sistemlerinin en başarılı olduğu alanlardan birini, radyolojiyi ele alalım. 2016’da Turing Ödülü sahibi Bilgisayar Bilimci Geoffrey Hinton “Artık radyolojist eğitmemize gerek olmadığını” ilan ediyordu. 2017’de CheXNet’ten başlayarak, yapay zekaya dayalı sistemler röntgen filmlerinden hastalık tespitinde insanlardan daha başarılı hale geldi. Her yıl onlarca yeni tespit modeli ABD Gıda ve İlaç Dairesinden kullanım onayı alıyor. Bütün şartlar radyolojistlerin işten atılıp yerlerine yapay zeka sistemlerinin konmasına uygun yani. Ancak ABD’de radyoloji işleri insanlarla dolmaya ve radyoloji en yüksek gelirli mesleklerden biri olmaya devam ediyor.
Burada birkaç sebepten bahsedebiliriz. İlk sebep tıbbi alanlarda çalışanların muhtemelen bir önceki paragrafı okurken kızmalarının da sebebi: Radyolojistlerin işi görüntü yorumlamakla sınırlı değil. Bu işlerinin sadece küçük bir parçası. İkincisi ise modellerin pratik performanslarının kıyas testlerindeki performanslarının oldukça altında kalması. Veri kümelerinde baskın olan vakalarda zorlanmazken diğer vakaların tespitinde zorlanmaları. Bir diğer sebep ise yapay zekanın hukuki sorumluluğu karmaşası. Yani yapay zeka modellerinin teşhis ve kararlarının sorumluluğunun kime ait olduğu. Biraz değiştirerek pek çok alana genellenebilecek bu iki sebep güncel yapay zeka araçlarının pek çok sektörde insanların işini ellerinden alamamalarının da sebebi.
Güncel modellere içkin halüsinasyon gibi yapısal sorunlar bu tablonun en azından mevcut gidiş yolu ile değişmeyeceğine işaret ediyor. Bu çeşitli sektörlerde kimi değişiklikler olmayacak ya da yapay zeka araçları çeşitli şekillerde kullanılmayacak demek değil elbette. Ancak yapay zeka propagandacılarının sunduğu tablo da gerçekçi değil.




