• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Ocak 14, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Çok kadın! Kork, kadın!

      Çok kadın! Kork, kadın!

      Ekrem İmamoğlu'ndan adaylık açıklaması

      Ekrem İmamoğlu'ndan adaylık açıklaması

      Tek adam rejiminin dışı Saray içi aşevi

      Tek adam rejiminin dışı Saray içi aşevi

    • Yaşam
      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      ‘Peygamber fabrika kurmamızı emretti’

      ‘Peygamber fabrika kurmamızı emretti’

      Derin sahtecilik ve Grok destekli dijital taciz

      Derin sahtecilik ve Grok destekli dijital taciz

      2025 Yılına Damga Varan Beynimiz İle İlgili 10 Çarpıcı Keşif

      2025 Yılına Damga Varan Beynimiz İle İlgili 10 Çarpıcı Keşif

    • Türkiye
      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Hukuk yoksa da sermaye geliyor: Bir yılda 7 milyar dolar yatırım yaptılar

      Hukuk yoksa da sermaye geliyor: Bir yılda 7 milyar dolar yatırım yaptılar

      Erdoğan keskin viraja girdi: Buz üzerinde zorlu yürüyüş

      Erdoğan keskin viraja girdi: Buz üzerinde zorlu yürüyüş

    • Dünya
      ABD'den İran'a gümrük vergisi darbesi: Türkiye'ye etkisi ne olacak?

      ABD'den İran'a gümrük vergisi darbesi: Türkiye'ye etkisi ne olacak?

      Çok kadın! Kork, kadın!

      Çok kadın! Kork, kadın!

      Halep’te kim kazandı?

      Halep’te kim kazandı?

      Muktedirin kurgusu, gerçekle savaş ve müdanasızlık

      Muktedirin kurgusu, gerçekle savaş ve müdanasızlık

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      İslam'ın Ritüelleri yada Kur'an'da Nusûk Kavramı

      İslam'ın Ritüelleri yada Kur'an'da Nusûk Kavramı

      Kalite düzeltmesi ‘telefon tuhaflığı’nı izaha yeter mi?

      Kalite düzeltmesi ‘telefon tuhaflığı’nı izaha yeter mi?

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Çok kadın! Kork, kadın!

      Çok kadın! Kork, kadın!

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

R. İhsan Eliaçık

R. İhsan Eliaçık

İslam’ın Ritüelleri yada Kur’an’da Nusûk Kavramı

Ocak 13, 2026 Fikir & Yazı, Yazılar 0 comments

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

“Ritüel” sözcüğü Hind-Avrupa kökünde “ritu” (saymak) imiş… Oradan Letinceye “ritus” (ayin, tören, merasim, örf, adet) olarak geçmiş, Orta-Latincede “ritüale”  olmuş… Ordan da Fransızcaya  “rituel”, İngilizceye “ritual” olarak yerleşmiş…

“Âyin” kelimesi ise Türkçeye Farsçadan geçmiş ve görenek, tören, merasim anlamına geliyor. Osmanlıcada kullanılan “Şehrâyin” bu anlamda tören, merasim, şenlik ayı demek. “Ayna” kelimesi de bu kökten.  Ayin ve törende belli hareketlerin tekrar “aynısı” yapılır, aynada da kendinin “aynısını” görürsün. “Aynen” de bu kökten olup tekrar ifade eder…

Görüldüğü gibi ritüel veya ayinde bir hareketin “sayısı, tekrarı ve aynılığı” esastır: Her yıl Ganj nehrine girersin (Hinduizm)… Her Pazar kilisede toplanırsın (Hristıyanlık)… Her ramazan ayında bir ay oruç tutarsın… Namazda bir rüku iki secde yaparsın… Abdestte dört uzvunu yıkarsın… Hacda şeytan taşlarsın… Kabe etrafında yedi defa dönersin (İslam)…

Kur’an’da ritüeli karşılayacak kavramın “nüsuk/menâsik” olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla “İslâm’ın ritüelleri” aslında “İslâm’ın nüsukları” demek oluyor.

Nusuk/menâsik kelimesinin Arapçada toprağı ıslah için gübrelemek (nusuku’l-ard), yeni yağmur yağıp yeşillenmiş toprak (ardun nâsike), bir adamın alıştığı yer (en-Neseki) kelimelerinden da anlaşılacağı gibi “gübrelemek, alışmak” gibi anlamları var.

Kur’an’da nusuk 7 yerde geçer.  Salât, oruç, hacc vb. ile birlikte kullanılır.  Bütün ritüelleri kendinde topladığı için özellikle hacc için “menâsik” denir ki aslında diğerlerini de kapsar. Kur’an namaz, oruç, hac ritüllerine ibadet demez. İbadet Kur’an’da 278 civarında yerde geçer ve hiç bunlarla birlikte kullanılmaz.  (bkz. ‘Din ve ibadet anlayışımız 1-2” ve “Dinin direği nedir?” başlıklı makaleler).

Şu halde İslam’ın ritüellerine nüsuk diyeceğiz.

Nüsuk belirli hareketlerin sayılı, tekrarlı ve aynı tarzda yapılması bakımından ritüel ve ayine benzer. Fakat kelime kökünden de anlaşılacağı gibi bunlardan maksat sırf “aynı şeyleri tekrar” edip durma değildir. Amacını kaybetmiş, manasız tekrar olunca ayin, hayatın içindeki bir amaca  “alıştırma” veya hayatta ürün almak için “gübreleme” olunca tekrarlanan hareketler nüsuk oluyor. Bu durumda nüsukun amacı “ibadet” oluyor. İbadet ise bir şeyi hayatın içinde yapmak, iş ve değer üretmek, ortaya çıkarmak, etmek, eylemek demektir.

Nusûk kelimesinin Kur’an’da geçtiği 7 yere tek tek bakalım:

“Biz her ümmet için onu tekrarlayacakları (nâsikuhu) ritüel/tekrarlanan davranış  biçimleri (mensek) belirledik” (22;67)

Görüldüğü gibi ayette nusûk kelimesi 2 kez geçiyor. Kelime kökünde yer alan alışmak,  tekrarlamak manaları yansıtılınca anlamın böyle olması gerekir. Keza nusûkların “her ümmet” için olduğu söyleniyor. Yani Hristiyanlar, Yahudiler, Çinliler,  Avrupalılar, Afrikalılar vb.  dünyanın tüm ulusları ve milletleri için mensek varmış. Demek ki mensek sosyolojik bir kavram. Bunlar dini toplumlar için dini merasim ve ayinler, seküler toplumlar için de anma günleri, yarışmalar, festivaller gibi etkinliklerdir. Çünkü bütün bunlar da tekrarlanan hareketler, sembolik davranışlar ve alışılagelmiş ritüel biçimleri vardır.

Mesela seküler dünyanın çok bildik nüsuku: Her 4 yılda bir olimpiyatlar yapılır. Önceden belirlenmiş hareketler, sembolik davranışlar gerçekleştirilir. Yarışmalar prometeusu temsilen olimpiyat  meşalesinin yakılmasıyla başlar… Bu her 4 yılda bir böyle tekrar ederek devam eder.

“Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye ritüel/tekrarlanan davranış biçimleri (mensek) belirledik” (22; 34).

Yine “her ümmet için” denilerek genelleme yapılıyor yani bunun tüm uluslar için geçerli olduğu ifade ediliyor. Burada anlatılan Arapların her yıl hacc mevsiminde Kabe’ye ihtiyaç sahiplerine verilmek üzere getirdikleri hayvanların dağıtımının/paylaşılmasının bir hac ritüeli olarak anlatılmasıdır. Yani Araplar her yıl sonunda Kabe’de yıllık toplantı yaparlar, sorunlarını görüşürler, bu yıllık kongre sırasında kazandıklarından muhtaçlara dağıtırlar. Tarım ve hayvancılık yaygın olduğundan bunu torbalara konmuş hurma, buğdaş, un ve canlı hayvan (hedy) kalemi üzerinden yaparlardı. Bu her yıl böyle tekrar ederdi.

“Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer bunlardan alıkonulursanız gücünüzün yeteceği bir hediye (hayvan) sunsun. Hediye (hayvan) yerine ulaşıncaya kadar başlarınızı  tıraş etmeyin. İçiniz den hasta olan yahut rahatsızlığı olan kimse oruçtu tarak, sadaka vererek veya (başka türlü bir) tekrarlanan davranrış (nüsuk) ile vaktinden önce tıraş olma özrünü karşılayacak bir şey yapmalıdır.” (2;196)

Bu ayette de oruç ve sadaka keffaret olarak tekrarlanan davranış biçimlerinden ikisi olarak geçiyor ve buna benzer diğer tekrarlanan davranış biçimlerinin de nusûk oduğunu anlıyoruz. (Bkz. Sosyal İslam keffâretler başlıklı makale).

“De ki “Şüphesiz benim destekleşme/dayanışma  çabalarım (salâtî),  tekrarlanan davranışlarım, (nusûkî) hayatım ve ölümüm  âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (6; 162)

Görüldüğü gibi ayette salât ve nusûk birlikte kullanılıyor. Salât ibadet, nusûk tekrarlanan davranış (ritüel) oluyor. Bu nedenle Kur’an’da salât ibadet olduğundan farz (Allah’ın apaçık emri), namaz ise nusûk olduğundan mustehap oluyor (yapılmadığında cezası yok, yapıldığında sevabı umulur).

“Tekrarlanan davranışlarınızı (hac ritüellerinizi) yerine getirdiğinizde, babalarınızı hatırlar gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir hatırlayışla Allah’ı anmaya devam edin (2;200)

Bu ayette ise nusûk/menâsik kavramı Allah’ı zikretmekten ayrı kullanılıyor ve bu ikisi birbirine bağlanıyor. Hec ayetlerinde geçtiği şekilde  Beyt’in etrafında dönmek, Safa ile Merve arasında gidip gelmek, Arafat’ta vakfeye durmak, Arafat’tan dalga dalga akarak Meş’ar-i Haram’a yürümek… Bütün bunlar haccın tekrarlanan davranışları yani ritüelleri/nusuklarıdır.

“İbrahim ve İsmail evin temel­lerini yükseltirken şöyle dua ediyorlar­dı: “Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; her şeyi duyuyor, her şeyi bili­yorsun, hiç şüphesiz! Ey Rabbimiz! Bizi Müslüman­lardan eyle, ardımızdan da Müslüman bir ümmet çıkar. Bize tekrarlanan davranışlarımızı (hac ritüellerini) göster, tövbemizi kabul et” (2;128)

Görüldüğü gibi bu ayet bizi tarihe götürüyor ve Beytin temellerini yükselten İbrahim ve İsmail’in duasını  aktararak onların “Bize nusûklarımızı/menâsikimizi göster” dediklerini ifade ediyor. Buradaki nusûk Evi’in etrafında gelenlerin burada neler yapacağı, toplanmanın nasıl geçeceği, nelerin konuşulacağı/ tartışılacağı,  nelere dikkat edilmesi gerektiği, hangi tekrarlanan sembolik hareketlerin/ritüellerin icra edileceği, böylece Ev olarak inşa edilen anıtın nesiller boyunca tekrarlanacak sembolik davranış mesajlarının neler olacağını istemiş oluyorlar.

***

Şimdi, bu ikili ayırım (nüsuk-ibadet; gübre-ürün) çerçevesinde İslam’ın belli başlı tekrar edilen hareket, tören ve merasimlerine (ritüellerine) bakalım.

HACC:

Hacc kelimesi Kur’an’da 33 kez geçer. Yönelmek, gitmek, delil getirmek, tartışmak anlamlarında kullanılır. 12 yerde ziyarete gitmek, 20 yerde de delil getirmek, tartışmak manası vardır.

Nüsuku: Her (kamerî) yıl sonunda Mekke’deki Kabe (Beyt) ziyaret edilir,  etrafında toplanılır. İhrama girilir. Beyt tavaf edilir; etrafında yedi kez dönülür. Arafat’da vakfe’ye durulur…

İbadeti: Hayatta eve (beyt) dayalı yaşamı yüceltmeyi ve yaşatmayı ifade eder. İnsanlığın ve uygarlığın kökenini hatırlatır. Kabe’yi Adem yapmıştır. Çünkü Adem/Adam ilk ev (beyt) kuran, aileye dayalı yaşamı başlatan, bir arada yaşama hukuku getiren (şeriat) ve insanoğlunun (yeme içme, şehvet, tutku, ihtiras) konusunda kendini frenlemesi (savm/oruç) bilinci uyanan ilk insanın/insanların sembolüdür. Aynı zamanda hacc ziyareti ve toplantıları yerel, bölgesel ve küresel sorunların müzakere edilerek, delile, kanıta dayalı tartışmalar yaparak çözülmesi gerektiğini ifade eder.

İlginçtir “Allahuekber” e benzer tek ifade Kur’an’da “Hacc-ı ekber” olarak geçer (Tövbe; 3). Dikkat ediniz; Allah yerine Hacc geçmiş. Bu durumda Hacc, insanlığın toplaşma, karışma, kaynaşma ve eşitlik ritüeli oluyor. Verdiği mesaj Allahuekber’in yere indiğinde nasıl anlaşılması gerektiğinin tatbikatıdır: Allah’tan (en-Nâs’tan/halktan/toplumdan) daha büyük değilsin! Ona dön!

Hacc “yöneliş” veya “yürüyüş” demek olduğundan, etrafında dönülen Kabe bir an için yukarıya çekilip alınsa ortada esas amaç kalır.  Geriye iki parça beze bürünmüş, karışmış, kaynaşmış, sınıf, tabaka ve kastlardan arınmış, “eşit” hale gelmiş insanlık (en-Nâs) kalır.  İşte tüm yeryüzünde “yöneliş” buna, “yürüyüş” buna doğrudur.

Hac boyunca telbiye yapılması [Lebbeyk Allahume lebbeyk… La şerike leke lebbeyk… İnne’l-hamde, ve’n’imete ve leke mülk la şerîke leke lebbeyk…] topluca yeri göğü inleterek mülkün Allah’a ait olduğunun ve şirkin esasında mülk ile ilgili olduğunun apaçık ilanıdır. [Anlamı: Buyur Allahım buyur. Senin ortağın yoktur buyur. Hiç şüphesiz övgü sanadır, nimet ve mülk (zenginlik, mal ve egemenlik) senindir; kimse sana ortak olamaz , buyur…]

Demek ki hacc ritüelinin bize öğrettiği rütbe, tabaka ve kastlardan arınmış (ihram/tavaf) sınıfsız topluma yöneliş ve insanlıkta/yeryüzünde/toplumlarda bunu sağlamak için durmadan çaba, gayret ve yürüyüş halinde olmaktır. Asıl ibadet budur, diğerleri bunu öğretmeye yönelik menâsiktir. Haccın diğer bütün nüsukları (Arafat, Müzdelife, Mina, Şeytan taşlama, kurban, bayram) bunun nasıl sağlanacağına yönelik sembolik hareket ve ritüellerdir. Her biri bu amacın bir aşamasını/safhasını öğretir. Hacılar bunları öğrenmiş ve hacc menâsikinden gerekli talimatları çıkarmış olarak memleketlerine dönerler. Asıl ibadet döndükten sonra başlar.

Haccın tartışma, delil getirme (hüccet) anlamı nüsuka dahil değildir. Biz sadece nusük/ritüel ifade eden uygulamaları ele alıyoruz.

NAMAZ:

Nusuku: Güneşe ayarlı olarak günün belirli vakitlerinde en önemli hareketleri rüku ve secde olan hareketleri yapmaktır. Hac, cuma ve bayram namazlarında saf halinde dizilinir ve tek tek veya topluca (cemaat halinde) yapılır.

İbadeti: Hayatta hiç kimsenin önünde eğilmemek (ruku), mütevazi olmak (secde) ve eşitliktir (saf).  Eğer ömrünüz güçlülerin önünde eğilerek geçiyorsa yaptığınız ruku sadece nüsuk olarak kalır ve ibadete dönüşmüş olmaz. Peygamberimiz der ki: “Kim birisinin önünde sırf zengin olduğu için eğilirse (ayağa kalkarsa) dininin yarısı gider.” (Beyhakî)… Keza kibirli, kendini beğenmiş, kasıntılı, böbürlenerek yürüyenlerin namazı boştur. Yaptıkları sadece nusuk olarak kalır; ibadet yapmış olmazlar… Yine namazda safa dizildiği, önündeki bir yoksulun çorabının dibine secde ettiği halde dışarı çıkınca kâşanelerine çekilenlerin, topluma üstten bakanların, kast yaratıp sınıf oluşturanların, öksüzü korumayan ve yoksulun yanında olmayanların namazı boştur. Çünkü eşitlik ritüelinden (saf halinde diziliş) çıkıp toplumda eşitsizlik yaratmaktadırlar. Bunların yaptıkları da sadece nusuk olarak kalır, ibadet olmuş olmaz. İbadet dışarıda, hayatta olur; tapınakta değil.

ABDEST:

Nusuku: El ve yüzü su ile yıkama, baş ve ayakları da mesh etme (veya ayakları yıkama) ritüelidir. Gusl abdesti ise bütün vücudu su ile yıkamadır.

İbadeti: Eline, yüzüne (gözüne, kulağına, ağzına), başına (kişiliğine) ve ayaklarına (gittiği yere) sahip olmaktır. Abdest ve gusl bu anlamda “Eline, beline, diline sahip ol” sözünün anlamını çağrıştırır. Çünkü su dinî sembolizmde arınmayı ifade eder.  Bunları su ile yıkamak, bunlara sahip olmak, buralardan insanların zararına bir şey çıkarmamak, yapmamak demektir. Elin, yüzün (kişiliğin), başın ve ayakların kirlerinden temizlenmek, bunlarla işlenen günahları bir daha yapmamak, manevi olarak bunların hepsinden arınmak, temizlenmektir.  Bunları yaparsınız ibadet yapmış olursunuz, aksi halde nusuk olarak kalır.

EZAN:

Nüsuku: İçinde “Allahuekber” ve “Lailahe illallah” sözlerinin en çok geçtiği bilinen cümlelerden oluşan ilan ve çağrıdır. Genellikle günde beş (Sünnîler) ve bazen de üç kez (Şiîler) camilerden yükses sesle okunur. Buna ezan (duyuru, ilan) denir.

İbadeti: Allah’tan (halktan) daha büyük olduklarını sananlara ve Allah’a (halka) rağmen otorite tesis etmeye çalışanlara bir reddiyedir. Mülkü ele geçirerek müstağnileşen ve böylece tuğyan edenlere hatırlatma ve ihtardır. Çünkü İslam’ın şiarlarının merkezinde “Lehu’l-mülk” (Mülk Allah’ındır) vardır. Bu, bir şeye reddiye değil; önce ilan ve duyurudur. Kur’an’ın tüm ruhuna sinmiştir. Öyle ki Kur’an’ın her sayfasının ortasına sanki Lehu’l-mülk damgası basılıdır. Bütün kıssalar, ahkam, nüsuk ve anlatılar bunu açımlar. Konu (parağraf) bitimlerinde yerlerin ve göklerin mülkünün Allah’a ait olduğu sıklıkla vurgulanır.  İşte ezanda kim       yeryüzünün kuvvet arçalarını (bilgi, iktidar ve servet) ele geçirip büyüklenmeye kalkarsa ona reddiye gelir: Allahuekber! [En büyük Allah’tır]. Sonra kişi veya kişiler, kurum veya kurumlar bu büyüklenmeye dayanarak insanlar üzerinde otorite tesis etmeye ve hegemonya kurmaya kalkarsa ona reddiye gelir: Lailahe illallah! [Allah’tan başka ‘ilah’ yoktur].  (Bkz. ‘İslam’ın iki büyük şiarı’ başlıklı makale).

ORUÇ:

Nusuku: Ramazan ayında bir ay boyunca yemeden, içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durmaktır.

İbadeti: Hayatta Şeytanın dört büyük saptırma yolunu tıkamayı ve onlara karşı kendini tutmayı ifade eder: Servet, şehvet, iktidar, şöhret…  Aç kalarak servete ve biriktirmeye, cinsel ilişkiden uzak durarak şehvet ve iktidara (iktidarsızlık!) ve itikafa girerek şöhrete karşı kendinizi tutma talimi yaparsınız. Bu durumda oruç ritüelinin ibadeti servet, cinsellik, iktidar ve şöhret tutkusundan uzak durmanın bizatihi kendisidir. Çünkü her tür şehvetin panzehiri açlıktır. Yeryüzünde bir milyar aç varken, orucu zenginlerin iftar gösterişine çevirenler ibadet yapmış olmazlar. İftar ve sahur sofralarındaki oruç değildir; onun ritüelidir. Bilakis ibadet hayatta öksüzü koruma ve yoksulun yanında olmadır. Böyle bir hayat tarzını benimseme, örneğin siyaseti bunun için yapmadır. Demek ki ramazanda ritüel/nüsuk ile iş/dava öğretilmekte Ramazan ayı çıkınca da ibadeti başlamaktadır.

KURBAN:

Nüsuku: Hacda hediye olarak kesilen hayvanlara denir. Bazı İslam toplumlarında hac dışında da kurban kesmek büyük eşitlik ritüeline (hac) bulunduğu yerden katılım sağlamak amacıyla adet olmuştur. Kurbanlar üçe bölünür: Bir parçası hane halkına, ikincisi komşulara, üçüncüsü yoksullara dağıtılır.

İbadeti: Hayatta birbirine yakınlaşma, hediyeleşme, kaynaşma ve kucaklaşmadır. Oluşmuş tabakalaşma ve sınıflaşmaların kaldırılması, herkesin birbirini ziyaret etmesi, hacda ihram ve tavaf ile sergilenen sınıfsızlaşmaya yaşanılan yerden katılma, öteki için fedakarlık, onun halini anlama ve empati yapmadır. Nimetleri paylaşmalı: Bilgiyi, iktidarı ve serveti de kurbanı üçe böldüğümüz gibi taksim etmeli, paylaşmalı, dağıtmalı ve yaymalıyız. Bir tek yerde temerküz (kenz) ederek tabakalaşma ve eşitsizlik meydana getirmemeliyiz. Bunun için bayrama i’ydu’l-edha yani fedakarlık, öteki için kendini feda etme, diğergamlık bayramı denmiştir.

DOMUZ ETİ:

Nüsuk: Yemek olarak domuz (hınzır) etini yememektir.

İbadeti: Hayatta; para, ticaret ve devlet ilişkilerinde domuzlaşmamak yani yiyicilik yapmamaktır. Çünkü öteden beri Mezopotamya-Akdeniz havzası halklarında domuz yiyiciliğin ve pisliğin sembolü olarak görülürdü. Buradan sembolize edilerek domuz eti yememek haram helal demeden her şeyi yemenin, yiyicilik yapmanın, yemede kırmızı çizgisi olmamanın sembolü olarak yasaklanmıştır. Bizzat domuz eti yememek işin ritüeli, domuzlaşmamak ise ibadetidir.  “Allah’tan başkası adına kesilenleri yememek” de böyledir. Yani kimse Allah izin vermeden birisini kesemez (öldüremez) denmek istenir. Böyle bir şey yapanın kestiği protesto edilerek yenmez. Allah’ın izin vermesi ise saldırıya uğrama, kısas, meşru hayvan kesimi, av gibi hallerde söz konusu olur.

Yoksa bir şehre tanklarla girip çoluk çocuk demeden binlerce insanı kesip (öldürüp) ardından lokantada “helal et” sormak abesle iştigal olup dindarlık falan değildir… Masada kardeşinin ölü etini yeyip dururken (gıybet) garsondan kebabın “helal et” olup olmadığını sormak da böyledir… Keza yanında asgari ücretle işçi çalıştırıp emeği sömürerek (yiyicilik yaparak) katlar yatlar sahibi olduğu halde hala işçisi kirada oturan birisinin “zinhar domuz eti yemem, haram” deyip durması da böyledir. Çünkü böyle birisi ritüel olarak domuz eti yemediği halde iş ilişkisinde domuzun tekidir. Nüsukunu yapmakta ve fakat ibadetine yanaşmamaktadır. Sırf nüsuk (ritüel) kişiyi kurtarmaz.

CENAZE:

Ölen kişi musalla taşına konur. “Er (veya hatun) kişiyi nasıl bilirdiniz?” ve “Hakkınızı helal ediyor musunuz?” diye sorulur. Cemaat “İyi bilirdik, helal olsun” der ve Kıbleye dönmüş vaziyette cenaze namazı kılınır.  Sonra omuzlar üzerinde mezara götürülüp gömülür. Mezarda genellikle Yasin suresi okunur. Cenaze sahiplerinin evine gelinerek taziyede bulunulur.

İbadeti: Ölüm en büyük eşitleyici ilkedir. Kişi ölmekle eşitlenmiş olur. Bunu temsilen musalla taşına yatırılır. Cemaate kimin hakkını yeyip yemediği sorulur. Başka bir şey değil; sadece üzerinde “kul hakkı” olup olmadığı sorulur. Bunun anlamı ölenin cemaate ( topluma/halka) tepeden bakıp bakmadığının, emek sömürüsü yapıp yapmadığının, hak ihlali yapıp yapmadığının sorulmasıdır. Adeta denmek istenir ki: “Bu er (veya hatun) kişi adalet ve eşitlik ilkelerini ihlal etti mi etmedi mi? Bu konuda bir şikayeti olan var mı yok mu?” Aslında bu ahiretteki sorgunun da ön tatbikatıdır. Orada da ilk buradan sorulacaktır… Mezarda Yasin suresinin okunması ise ölen için değil; mezara gelen diriler içindir. Keza evdeki taziye de aynen diriler içindir. Taziye “acıyı paylaşma” demek olup cenaze sahiplerini hayata döndürmek için yapılan gönendirici konuşmalardır…

***

Görülüyor ki İslam’ın bütün ritüelleri dönüp dolaşıp aynı kapıya çıkmaktadır:   Kerem! Bu ise Kitab’ın kapağında yazılı olan şeydir: Kur’an’ı Kerim…

Demek ki İslam’ın ritüellerini de “kerim” gözle okumamız gerekiyor.

Kerim cömertlik ve şeref demek olup en genel anlamıyla paylaşma/bölüşme ilkesini ifade eder. Dikkat ediniz, her şey bunun gerçekleşip gerçekleşmediği, ihlal edilip edilmediği ile ilgili: Bilgide, servette, iktidarda; yerde, gökte, karada, denizde, havada…

Aslında diğer dini düşence sistemlerinde de birçok ritüel ve sembol bununla ilgilidir.

Mesela Yahudilikte cumartesi yasağı “sahip olmama” veya “mülkiyet edinmeme günü” demekti. Altı günde kazandıklarını yedinci gün paylaşırsın. Hristıyanlıkta “komünyon ayini” de böyledir. Hz. İsa hep arkadaşlarıyla beraber yemek yerdi. Son akşam yemeğinde de böyleydi. Ortaklaşa yenen yemeğe “agape” denirdi. Onun için komünyon (cemaat/toplu) halde, hep birlikte yenen yemek deniyor. Peygamberimizin Medine’deki “suffe” uygulaması da böyledir. Suffe, miskinlerin sığındığı yer değil; toplu halde olunan yer demektir, oraya herkes gelir ve paylaşma/bölüşme öğrenilir. Sufilikte, Ahilikte, Alevilikte de böyle uygulamalar çoktur ve hepsi de aynı mantığın ürünüdür. Zaten “tekke” paylaşmanın/bölüşmenin öğrenildiği yer demektir. Alevilikteki “kırklar cemi” de böyledir.

Bunların hepsi bir zamanlar toplu halde olmayı, cemaat (comün) halinde yaşamayı ifade ediyordu. Fakat sonra gelenler bunları unutarak ritüel’i yüceltip (ayin) asıl maksadı unuttu. Bugün mesela domuz etini asla yemeyip iş hayatında domuzlaşan yığınla Müslüman olduğu gibi, Cumartesi yasağının ne yasağı olduğunu unutan yığınla Yahudi bulunuyor. Keza İsa’nın kanı yerine şarabı, eti yerine ekmeği yemekle komünyon ayini yapan ve fakat hayatta ne ekmeğini ne suyunu kimseyle paylaşmayan yığınla Hristıyan bulunuyor.

***

Görülüyor ki dinî düşünce dünyası sembollerin ve ritüllerin çokca kullanıldığı bir dünyadır. Bu açıdan Kur’an modern tarih, fizik, matematik, jeoloji, astronomi vb. kitaplarına pek benzemez. Onun kendine özgü anlatım tarzına aşina olunca çetrefil gibi görünen bir çok mesele kolayca açıklığa kavuşur.

Dinî düşünce sistemlerinin kimi sembol ve ritüellerle insanlıkta ne yapmaya çalıştığı sanırım anlaşılıyor.

Bugün İslam içinde biri ritüellere diğeri maksat ve ruha vurgu yapan iki akım bulunuyor. Bunların birine Sünnîlik diğerine Alevîlik deniyor. Sunnîlik ritüelin din sosyoloji açısından önemini kavrayarak onları sık sıkıya korumak isterken, Alevilik bunların esasında ne maksatla varolduğunun mesajını veriyor.

“Bir kez gönül kırdın ise bu kıldığın namaz namaz değil” ve “Allah de ne istersen becer, oh ne ala ne şeker” cümlelerindeki “gönül” , “namaz”, “Allah” ve “Ne istersen becer” sözleri ritüel ile ruhun, dolayısıyla Sünnîlik ile Alevîlik arasındaki “mesajlaşmanın” ayrıntısını ele verir. Birisi ritüele ve şekle, diğeri maksat ve ruha ağırlık verir. Birinin aşırı gittiği yerde diğeri ona mesaj gönderir. İyice düşünülürse Sunnîlik İslam’ın klasik (tarihsel) aklı olurken, Alevîlik ruhu olmaktadır.

Kanımca Peygamberin şahsında her ikisi de birleşmiş durumdaydı. Sonraki asırlarda bu sürekli parçalandı ve her biri elindeki parça ile asıl benimki doğru diye övünerek /sevinerek yol ve kimlik oluşturdu. Asla, köke inince her ikisinin de bütün içinde kaybolduğunu ve asıl yerini bulduğunu göreceksiniz…

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Kalite düzeltmesi ‘telefon tuhaflığı’nı izaha yeter mi? Ekonomi
Ocak 13, 2026

Kalite düzeltmesi ‘telefon tuhaflığı’nı izaha yeter mi?

Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz! Fikir & Yazı
Ocak 13, 2026

Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

Çok kadın! Kork, kadın! Dünya
Ocak 13, 2026

Çok kadın! Kork, kadın!

ZAMAN AKIŞI

Oca 13 21:06

Mastering strategies for success in gambling

Oca 13 13:54
Arkasayfa

İslam’ın Ritüelleri yada Kur’an’da Nusûk Kavramı

Oca 13 11:16
Ekonomi

Kalite düzeltmesi ‘telefon tuhaflığı’nı izaha yeter mi?

Oca 13 11:15
Ekonomi

Tapuda yeni ödeme sistemi yolda: Zorunlu uygulama için tarih belli oldu!

Oca 13 11:12
Gündem

ABD’den İran’a gümrük vergisi darbesi: Türkiye’ye etkisi ne olacak?

Oca 13 11:10
Arkasayfa

Erdoğan’ı kızdıracak anket yayımlandı… İşte AKP Türkiye’si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

Oca 13 10:14
Gündem

Çok kadın! Kork, kadın!

Oca 13 10:09
Ekonomi

Altın örümceğin trilyonluk ağı: Altın da çürüdü

Oca 13 10:07
Emek

İşten ayrılan işçi son zamdan faydalanabilir mi?

Oca 13 10:05
Emek

Metal işçisi MESS patronlarının oyunlarını boşa çıkarabilir!

Oca 12 20:00

Pin Up markasına üye olmaya mantıklı mı? Fayda ve risklerin incelemesi

Oca 12 19:24

İddaa Siteleri Rehberi: Güvenilir Siteler, Ekstra Ödüller ve Yöntemler

Oca 12 12:25

2025’in En Güvenli ve Son Dönem Çevrimiçi Kumarhane Kılavuzu

Oca 12 10:42
Arkasayfa

Ekrem İmamoğlu’ndan adaylık açıklaması

Oca 12 10:37
Gündem

Halep’te kim kazandı?

Oca 12 10:17
Ekonomi

Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

Oca 12 10:05
Ekonomi

Zamlar, seçimler, hayaller, hayatlar

Oca 12 09:51
Gündem

Muktedirin kurgusu, gerçekle savaş ve müdanasızlık

Oca 10 10:21
Gündem

Halep’i kuşatan güç denklemi: Kürtler için güvence nerede?

Oca 9 11:40
Arkasayfa

Hukuk yoksa da sermaye geliyor: Bir yılda 7 milyar dolar yatırım yaptılar

Oca 8 10:57
Gündem

‘Peygamber fabrika kurmamızı emretti’

Oca 8 10:47
Arkasayfa

Tek adam rejiminin dışı Saray içi aşevi

Oca 8 10:43
Arkasayfa

Onun gazeteciliği hâlâ hedefte

Oca 8 10:42
Ekonomi

Yoksulluk çocuğun tabağını boşalttı

Oca 8 10:40
Gündem

Venezuela Özgürlük ve Sosyalizm Partisi lideri: Tüm kıta birlikte direnmeli

Oca 8 10:32
Ekonomi

Ekonomik mengene

Oca 8 10:09
Arkasayfa

Kadınların güvenliğini kim tehdit ediyor?

Oca 7 09:23
Gündem

İran’da isyan dalgası: Çarşı kapandı, ölü sayısı artıyor… Kürt partilerden ortak açıklama

Oca 7 09:20
Arkasayfa

Huzurlarınızda emperyalizm!

Oca 7 09:15
Gündem

Venezuela rejimi nasıl ‘şeytanlaştırıldı?’