• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Şubat 8, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Atatürk’ün Cumhuriyeti

      Atatürk’ün Cumhuriyeti

      CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında Adıyaman'da yapılan eyleme katıldı

      CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında Adıyaman'da yapılan eyleme katıldı

      CHP çok iyi bir şey yaptı

      CHP çok iyi bir şey yaptı

      Halkın gündemi Saray’ı panikletti

      Halkın gündemi Saray’ı panikletti

    • Yaşam
      Markov Zinciri İle Geleceği Bugünden Nasıl Hesaplarız?

      Markov Zinciri İle Geleceği Bugünden Nasıl Hesaplarız?

      Deprem bölgelerinde MESEM sayısı iki kat arttı

      Deprem bölgelerinde MESEM sayısı iki kat arttı

      Zihinsel yorgunluk ve bedensel sinyaller: Düşünceler neden durmaz?

      Zihinsel yorgunluk ve bedensel sinyaller: Düşünceler neden durmaz?

      Gündelik imhalar, filler, saçlar, suçlar

      Gündelik imhalar, filler, saçlar, suçlar

    • Türkiye
      6 Şubat'ta enkazda kızının elini bırakmayan baba konuştu: Tarif edilecek gibi değil, bu acı hiç dinmiyor

      6 Şubat'ta enkazda kızının elini bırakmayan baba konuştu: Tarif edilecek gibi değil, bu acı hiç dinmiyor

      İstanbul Depremi Kapıdayken Dayanışma Arama Kurtarma ve Toplumsal Örgütlenme Çağrısı

      İstanbul Depremi Kapıdayken Dayanışma Arama Kurtarma ve Toplumsal Örgütlenme Çağrısı

      Deprem bölgelerinde MESEM sayısı iki kat arttı

      Deprem bölgelerinde MESEM sayısı iki kat arttı

      Beton var, yaşam yok

      Beton var, yaşam yok

    • Dünya
      Jeffrey Epstein: İstismar, imparatorluk ve kapitalizm

      Jeffrey Epstein: İstismar, imparatorluk ve kapitalizm

      Epstein’in kapitalizmi; kapitalizmin Epsteinleri!

      Epstein’in kapitalizmi; kapitalizmin Epsteinleri!

      Dünya çapında cezasızlık: Epstein dosyaları

      Dünya çapında cezasızlık: Epstein dosyaları

      Haklar ihlal edilmiyor, iptal ediliyor

      Haklar ihlal edilmiyor, iptal ediliyor

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Cehalet Kavramı ve İncelenmesi

      Cehalet Kavramı ve İncelenmesi

      Atatürk’ün Cumhuriyeti

      Atatürk’ün Cumhuriyeti

      Deprem bölgelerinde MESEM sayısı iki kat arttı

      Deprem bölgelerinde MESEM sayısı iki kat arttı

      Epstein Vakası ve Sınıfsal Cezasızlık

      Epstein Vakası ve Sınıfsal Cezasızlık

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

Ruşen Çakır

Ruşen Çakır

FETÖ ile nasıl mücadele edilmez?

Haziran 16, 2017 Alıntı Yazılar 0 comments

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

14 Haziran 2017’de medyascope.tv’de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gamze Elvan hazırladı.

Merhaba, iyi günler! “FETÖ ile nasıl mücadele edilmez?” başlıklı bir yayın kararı verip, tanıtımını yaptıktan kısa bir süre sonra CHP İstanbul Milletvekili Gazeteci Enis Berberoğlu’nun “MİT Tırları Davası”ndan 25 yıla mahkûm olduğu ve tutuklama kararıyla cezaevine yollandığı haberi geldi. Kendisiyle tabii telefonda konuşup “geçmiş olsun” dedim. Enis’le bizim çok eski bir hukukumuz ve çalışmışlığımız da vardır. Türkiye’deki en deneyimli gazetecilerden birisidir. Bu aslında “FETÖ ile nasıl mücadele edilemez?” başlığının başlı başına çok çarpıcı bir örneği olarak karşımızda duruyor. Enes Berberoğlu “MİT Tırları Davası”ndan mahkûm ediliyor. Partisi dokunulmazlıkların kaldırılmasına onay vermiş olan CHP, böylece ilk kurbanını vermiş oluyor. CHP dokunulmazlıkların kaldırılmasına onay vererek neyi hesaplamıştı? Bilmiyorum. Son derece yanlış bir karardı. Öncelikle HDP’lileri vurdu, ama sıra CHP’ye de geldi ve Enis de bunun ilk kurbanı oldu maalesef. İlk kurban oldu CHP’den, ama bu aynı zamanda bize, FETÖ denen olayın, ya da darbeyle ve diğer devlet içerisindeki gizli örgütlenmelerle nasıl mücadele edilemeyeceğinin bir örneği olarak karşımızda duruyor.
Şimdi, açık bir şekilde baktığımız zaman, Fethullah Gülen ve cemaatinin önde gelen isimlerinden bir liste yapmaya kalksak, bu listeden herhalde büyük bir kısmı şu anda ne cezaevinde ne başka bir şey; büyük bir kısmı yurtdışında yaşıyor. Yurtiçinde önemli olanlardan bir kısmı, önemli isimler bir şekilde kaçtı ya da kaçmalarına göz yumuldu –artık bilemiyoruz– ve şu anda çok sayıda insan işinden oldu, yerinden oldu, özgürlüğünden oldu ve bu insanların büyük bir kısmının da bu yapıyla alâkaları birinci derecede değil. Kimilerinin hiçbir alâkası yok, kimileri tam bir uzaktan ilişki, en fazla sempatizanlık ilişkisi, hafif tertip bir gönül ilişkisi; ama bu yapının, Fethullah Gülen’in 1970’li yılların başından itibaren sistemli bir şekilde hayata geçirmeye çalıştığı, devletin içerisinde gizlice örgütlenme ve bürokrasiyi ele geçirme stratejisinden belki de haberleri olmayan, haberleri olsa bile dahli olmayan çok sayıda insanın bugün ciddi bir şekilde, ya işlerini, ya huzurlarını tabii ki, ama özgürlüklerini de kaybettiklerini görüyoruz.

Davaların işleyiş seyri
Bu arada tabii bu “Cezaevindeki herkes suçsuz, hiçbir ilişkisi yok” anlamına gelmiyor. Darbe davalarına baktığımız zaman da; Çatı Davası ve diğer davalara da baktığımız zaman; bunların da bir anlamda olayın gerçeğini ortaya çıkartabilecek şekilde gelişmediğini görüyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, biliyorsunuz bu olaya, mahkemelerle ilgili olarak çok sert çıkışlar yaptı, onun derdi büyük ölçüde bu kişilerin cezalandırılması yolunda. Gerçekten de suçlularsa herkesin cezalandırılmasını tabii ki herkes ister, ama burada başka bir beklenti var. Tabii bu tür davaların bir başka özelliği de şudur: Sadece insanların cezalandırılması değil, yargıdan kamuoyuna neyin olup bittiğini de hükmetmesini bekliyoruz. Hukuk devleti böyle bir şeydir, yani birilerinin hızlı bir şekilde mahkûm olması ve birilerinin beraat etmesinden ibaret değildir hukuk; aynı zamanda toplumun kafası karışıkken, neyin ne olduğunu bilemezken, anlamak isterken, adalet sistemi savcılar, yargıçlar, bütün bu prosedür, süreç, kamuoyuna olayın adını koymakla mükelleftir; ama bu yapılan yargılamalardan böyle bir şeyin çıkacağına inanan herhalde çok az sayıda insan vardır. Bu yargılamalar, en fazla “Kim ne kadar ceza aldı/alacak?” yargılamasına dönüşeceğe benziyor. Bir kere çok büyük fırsatın burada kaçırıldığını görüyoruz.

Damatlar olayı
Bir diğer husus; adalet duygusu bakımından zaten Türkiye’nin bir hukuk devletinden bayağı bir uzaklaşmış olduğunu net bir şekilde görüyoruz, ama adalet duygusunu çok ciddi şekilde yaralayan çok önemli gelişmeler oluyor. Göstere göstere oluyor. Önce Kadir Topbaş’ın damadı, ardından Bülent Arınç’ın damadı, bu yapıyla ilişkili olarak tutuklanmış olmalarına rağmen sudan gerekçelerle tahliye edildiler. Aslında şöyle söylemek lazım; sudan gerekçeler olmasa bile, eğer bu gerekçeler haklıysa, bu gerekçelerin uygulanabileceği şu anda yüzlerce tutuklu yargılanan insan var. Yani nedir? Sağlık gerekçesi ki açıkçası Kadir Topbaş’ın damadının nasıl bir sağlık sorunu yaşadığını fotoğraflarına ve biraz önce de gördüğünüz görüntülerine baktığımız zaman kestirebilmemiz mümkün değil. Ama ben mesela biliyorum, birtakım gazeteciler –tanıdığım insanlardan biliyorum–, yaşını başını almış torun sahibi ve hepsi ayrı ayrı sağlık sorunu yaşayan, mesela bir Şahin Alpay, Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan, pekâlâ içeride tutulabiliyor, onların sağlıkları konusundaki iddiaları ya da birtakım beklentilerini kimsenin umursadığı yok; ama baktığımız zaman pek de sağlıksız gözükmeyen genç birtakım tutuklular çıkabiliyor. Ya da en son olayda gördüğümüz gibi Bülent Arınç’ın damadı da sabit bir ikametgâhı olduğu gerekçesiyle –ki bu sabit ikametgâh herhalde tutukluların neredeyse hepsi için geçerli bir şeydir– bırakılıyor.
Bu damat meselesi, aslında eğer Türkiye’de gerçekten özgür bağımsız bir medya olsaydı, Türkiye’de çok şeyi yerinden oynatabilecek bir olaydı; ama şunu biliyoruz: Siyasî iktidara destek veren kesimlerde de çok ciddi bir şekilde rahatsızlığa yol açtı. Ufak ufak görüyoruz, birtakım köşelerde önce mahcup mahcup, sonra biraz daha yüksek sesle bu konuda beyanlar var. En son Abdülkadir Selvi çok sayıda AKP milletvekili, hatta bakanının bu konudan ciddi rahatsızlık duyduğunu söyledi; ama tabii bu rahatsızlıkları alenen adlarıyla dile getirmiyorlar. Yalnız buradaki sorun şu; buradaki sorun Ali’nin Veli’nin çıkması ya da Ali’nin Veli’nin damatlarının tutuksuz yargılanması meselesi değil; bu, göstere göstere yapılan adaletsizlik ve eşitsizlik en katı FETÖ karşıtlarında bile bir burukluğa ve hayal kırıklığına yol açıyor ve bu durumdan en çok kim istifade ediyor?
Tabii ki Fethullah Gülen ve yakın çevresi bundan çok ciddi bir şekilde istifade ediyorlar ve zaten şu anda ilginç bir şekilde, bu soruşturmaların, operasyonların ve yargılamaların bu gidişatı, bu kötü gidişatı Gülen ve çevresini bayağı bir cesaretlendirmişe benziyor ki, uzun bir süredir genellikle düşük profille seyreden bu kişiler seslerini daha yüksek sesle çıkarmaya başladılar. Geçen bir yayında da bahsettim, Fethullah Gülen artık bir periscope yayını yapmaya başladı, başkaları da yapıyor ve artık bir şekilde tekrar, kendilerini sütten çıkmış ak kaşık gibi göstererek bu usulsüzlükleri, bu rahatsızlıkları kullanarak propaganda yapma cesaretini ve iştahını gösteriyorlar. Çok ciddi bir süreçten geçiyoruz, Türkiye çok ciddi bir fırsatı kaybedebilir –kaybetti demiyorum, kaybedebilir– hâlâ bundan geri dönüş olabilir, ama şu âna kadar yapılanlar, şu âna kadar sürdürülen operasyonlar ve gösterilen tavırlar, yapılan ayrımcılıklar, kayırmacılıklar, bu olaya çok ciddi bir şekilde gölge düşürmüş durumda. Örneğin 15 Temmuz şehit yakınlarını takip ettiğiniz zaman, bayağı bir örgütlenmiş durumda bunlar, biliyorsunuz. Özellikle İstanbul’da ve Ankara’da mahkemeleri takip ediyorlar; özellikle mahkemelerin ilk aşamalarında çok büyük rahatsızlıklar dile getiriliyordu, yargılananlar yüksek rütbeli subayların bir nevi cüretkârlığı ve mahkeme heyetlerinin onlara gösterdiği “anlayış”, bu aileleri, yakınlarını 15 Temmuz’da kaybetmiş olan insanları çok ciddi bir şekilde öfkelendirmişti. Bunun üzerine siyasî iktidar biraz müdahale etti, birtakım milletvekilleri gittiler, kapı önünde açıklamalar vs. yaptılar; ama şu âna kadarki gidişat, gerçekten tatminkâr bir gidişat değil.

İtirafçıların bir şey itiraf ettiği yok
Şimdi Ruşen Çakır olarak konuşacak olursam, ben bu hareketi, Gülen’i, gazeteciliğe başladığımdan beri takip ediyorum ve 1990’da kaleme aldığım “Ȃyet ve Slogan” kitabımda –ki yaklaşık 27 yıl önceki kitapta– “Fethullahçılar” diye bir bölüm yazmıştım; o bölümü ona ayırmıştım ve bu hareketin ana hedefinin devlete kadrolar yetiştirmek ve sessiz ve derinden giderek devleti bir şekilde ele geçirmek olduğunu o zamandan beri yazmıştım ve o nedenle de Gülen tarafından hiçbir şekilde makbul görülmeyen bir gazeteciyim. Hatta ana Çatı Davası iddianamesinde Fethullah Gülen’in Türkiye’deki birtakım takipçilerine benim hakkımda yazdığı notlarda bunu açık bir şekilde ifade ettiğini de biliyorum. Tanıdığım insanlar var, bu cemaatin nasıl örgütlendiğini bildiğimi, yani en azından dıştan bakıldığında –tabii ki devletin içerisindeki örgütlenmeleri biz gazetecilerin bilme imkânı yok, ancak bu konuda birtakım duyduklarımız var–, bilen birisi olarak şu anda yapılan operasyonların beni hiçbir şekilde tatmin etmediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Özellikle –her seferinde altını çiziyorum– bugün “itirafçı” olarak ortaya çıkan insanların büyük bir kısmının bir şey itiraf ettiği yok. Kendi günahlarını, suçlarını hiçbir şekilde itiraf etmeyip, dile getirmeyip, başkalarına günah ve suç isnat etmek konusunda her gün yeni yeni şeyler bulma yoluna gidiyorlar, bazıları zaten kısa zamanda gözden düştü. Bu tür insanlarla, bu tür kişileri temel alarak hiçbir soruşturma kamuoyunu tatmin edecek şekilde yapılamaz; bunun altını özellikle çizmek istiyorum, başından beri böyle yanlış bir şey yapıldı.
Şunun özellikle altını çizmek lazım: Bu yapının içerisinde değişik dönemlerde yer alıp, ama bu yapının gerçekleriyle yüzleştikleri zaman samimi bir şekilde bundan uzaklaşmış insanlar var, yurtiçinde ve yurtdışında. Bu insanlar itirafçı değil, onun arasındaki ayrımı çok iyi çizmek lazım: İtirafçılık başka, bu yapılandaki yanlışı görüp buradan uzaklaşanlar başka. Şu âna kadar, ne hükümet yanlısı medya ne de devletin ilgili kurumları bu tür insanları bulma yoluna gitmedi; sadece ve sadece, dün kraldan çok kralcı olan, Fethullah Gülen’in emirlerini fazlasıyla yerine getirmek için ellerinden geleni yapan insanlar, şu anda da aynı şekilde Fethullah Gülen hareketini suçlamak için her türlü şeyi abartarak yapan insanlara dönüştüler. Onları, bazılarını çok yakından tanıyorum, geçmişte bu insanlar gerçekten bu yapının içerisindeki en saldırgan, en sert, kibirli insanlardı; bugün aynı saldırganlıklarını ve kibirlerini muhafaza ederek şu anda itirafçı kimlikleriyle hareket ediyorlar.
Bu kişilerin bir kere artık bu olayın içerisinden çıkartılması lazım, bu kişilerin artık daha fazla söz sahibi olmasına izin vermemek lazım. Bu olayı çok daha serinkanlı bir şekilde, sakin bir şekilde, gerçekten sivil bir şekilde tartışabilmek lazım; artık olayın kriminal boyutlarını Türkiye bir yana bırakıp –yani iptal etmek anlamında değil– onu bir köşede tutup, esas olarak bu olayla toplumsal-siyasal bir yüzleşme yapması lazım; ama bunu yapabilmesi için Türkiye’nin çoğulcu demokratik bir sisteme sahip olması lazım.
Türkiye ilginç bir şekilde 15 Temmuz sonrasından itibaren demokrasiden ve çoğulculuktan daha hızlı bir şekilde uzaklaştı; 15 Temmuz da bunun bahanesi oldu. 15 Temmuz buna bir zemin sundu. Şurası muhakkak; eğer bu darbe girişimi başarılı olsaydı Türkiye çok daha felaket bir yerde olacaktı, muhtemelen bir iç çatışmanın tırmandığı bir ülke olacaktı; ancak böyle bir felaket yaşamıyor olmamız, iyi bir durumda olduğumuz anlamına gelmiyor. Türkiye demokrasiye sahip çıkmadığı müddetçe FETÖ ile filan mücadele edemez, ancak mücadele eder gibi yapar, yarın FETÖ –ya da adı her neyse– Cemaat tekrar da çıkabilir, şu haliyle pek çıkamaz gözüküyor ama, son günlerdeki kıpırdanmaları, tekrardan cesaretlenmeleri, iştahlarının kabarması, –Katar Krizi’nin de bunda etkisi var– gerçekten insanı işkillendiriyor; ama o olmaz başkası olur, bunu unutmamak lazım; Türkiye’de bu tür yapılarla mücadele etmenin yolu öncelikle demokrasiyi, hukuk devletini, çoğulculuğu geliştirmekten geçer; ama Türkiye bundan uzak olduğu için şu anda gerçekten “mücadele ediyor” gözüken bir ülke, “her şeyi bırakmış esas olarak bununla mücadele ediyor” iddiasındaki bir ülke, ama bu mücadele şu haliyle hiçbir şekilde Türkiye’nin hayrına bir şekilde gelişmiyor maalesef.
Halbuki 15 Temmuz –bir musibet olarak– Türkiye’de çok hayırlara kapı açabilirdi, bu fırsatı kaçırmış durumdayız, bu da çok üzücü bir durum. Tekrar bu fırsatı yakalar mıyız? Emin değilim.
Yine kötümser bir yayın oldu, özür diliyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler!

  • Kaynak rusencakir

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Alıntı Yazılar

Yeni Suriye’yi kurmanın bedeli

Yeni Suriye’yi kurmanın bedeli yükleniyor; emperyalist müdahalenin el kitabına göre IŞİD’den...
Alıntı Yazılar

7 cephe savaşı: Bibi’nin şeytani düşleri

Arap rejimlerin çoğu Amerikalı efendilerini memnun etmek için direnişi itibarsızlaştırmaya ve...
Alıntı Yazılar

İmralı aynasında Suriye

Türkiye’de DEM Parti’yi yasal siyasetin adresi olarak gösterirken Suriye’de sivil kanattaki...

ZAMAN AKIŞI

Şub 7 22:20
Arkasayfa

Cehalet Kavramı ve İncelenmesi

Şub 7 15:30
Sağlık

Diyabetik ayak yaraları hakkında bilinmesi gerekenler ve korunma stratejileri

Şub 6 15:45
Gündem

Markov Zinciri İle Geleceği Bugünden Nasıl Hesaplarız?

Şub 6 15:13
Kültür & Sanat

Safran kırmızı çizgimiz!

Şub 6 15:04
Arkasayfa

Atatürk’ün Cumhuriyeti

Şub 6 12:39
Ekonomi

BDDK borç yapılandırma şartlarını açıkladı: O tarihe kadar bankaya gitmeyen hakkını kaybedecek!

Şub 6 12:17
Gündem

6 Şubat’ta enkazda kızının elini bırakmayan baba konuştu: Tarif edilecek gibi değil, bu acı hiç dinmiyor

Şub 6 11:59
Gündem

İstanbul Depremi Kapıdayken Dayanışma Arama Kurtarma ve Toplumsal Örgütlenme Çağrısı

Şub 6 11:06
Gündem

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında Adıyaman’da yapılan eyleme katıldı

Şub 6 11:04
Ekonomi

Türkiye’de fiyatlar rekor kırıyor: Yıllık gıda enflasyonu Avrupa’nın 11,7 katına çıktı

Şub 5 12:57
Sağlık

Kemik iliği nakli artık kardeş vericilerle sınırlı değil

Şub 5 12:31
Sağlık

Tavuk yerken dikkat edin! İşte bozuk olduğunun 4 belirtisi

Şub 5 12:30
Ekonomi

Bu Daha Başlangıç! Selçuk Geçer Uyardı: Enflasyon ve Maaş Oyunu, Altında 10.000 Dolar Senaryosu

Şub 5 12:25
Sağlık

Kapalı alanda sigaraya yeni düzenleme yolda

Şub 5 12:18
Arkasayfa

Deprem bölgelerinde MESEM sayısı iki kat arttı

Şub 5 12:13
Gündem

Jeffrey Epstein: İstismar, imparatorluk ve kapitalizm

Şub 5 12:01
Arkasayfa

Epstein Vakası ve Sınıfsal Cezasızlık

Şub 5 11:39
Gündem

Epstein’in kapitalizmi; kapitalizmin Epsteinleri!

Şub 5 11:34
Arkasayfa

Beton var, yaşam yok

Şub 4 14:10
Sağlık

Zihinsel yorgunluk ve bedensel sinyaller: Düşünceler neden durmaz?

Şub 4 14:08
Sağlık

Mide kanseri tedavisinde hayat kurtaran 5 temel basamak

Şub 4 14:06
Sağlık

Diyabetik ayak yaraları hakkında bilinmesi gerekenler ve korunma stratejileri

Şub 4 13:56
Sağlık

Çocuklukta görülen şiddetin beyin üzerindeki etkileri ve davranış değişiklikleri

Şub 4 13:49
Arkasayfa

CHP çok iyi bir şey yaptı

Şub 4 13:16
Arkasayfa

Geleceğin yokluğu

Şub 4 12:47
Arkasayfa

Tunç Soyer neden hapiste?

Şub 4 11:57
Arkasayfa

Emekliler yıllardır sürdürdükleri siyasi tercihleriyle yüzleşiyor!

Şub 3 13:34
Ekonomi

Şubat ayı kira artış oranı netleşti

Şub 3 12:20
Gündem

Dünya çapında cezasızlık: Epstein dosyaları

Şub 3 12:05
Gündem

Halkın gündemi Saray’ı panikletti