• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Ocak 30, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Endüstrileşmeden spekülatif despotik kapitalizme, sanayileşmeden MÜTAMAŞERİK yamaklık okullarına

      Endüstrileşmeden spekülatif despotik kapitalizme, sanayileşmeden MÜTAMAŞERİK yamaklık okullarına

      Hukuksuzluk, ahlakı, güvenliği ve devleti de yok eder!

      Hukuksuzluk, ahlakı, güvenliği ve devleti de yok eder!

      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

      Valilik yasaklamış, DEM Parti ‘yapacağız’ demişti: "Öcalan’a özgürlük mitingi" ikinci kez ertelendi

      Valilik yasaklamış, DEM Parti ‘yapacağız’ demişti: "Öcalan’a özgürlük mitingi" ikinci kez ertelendi

    • Yaşam
      80 Yılda Devr-i Âlem

      80 Yılda Devr-i Âlem

      Damar Sağlığını Koruyan 5 Süper Besin! Kan Akışını İyileştiriyor, İltihaplanmayı Önlüyor

      Damar Sağlığını Koruyan 5 Süper Besin! Kan Akışını İyileştiriyor, İltihaplanmayı Önlüyor

      Hrant Dink katledildiği yerde anılacak: Hakikatin izinde, adaletin peşinde

      Hrant Dink katledildiği yerde anılacak: Hakikatin izinde, adaletin peşinde

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

    • Türkiye
      Endüstrileşmeden spekülatif despotik kapitalizme, sanayileşmeden MÜTAMAŞERİK yamaklık okullarına

      Endüstrileşmeden spekülatif despotik kapitalizme, sanayileşmeden MÜTAMAŞERİK yamaklık okullarına

      Görüş gününe yetişen yazı

      Görüş gününe yetişen yazı

      30 milyon dolarlık fakir

      30 milyon dolarlık fakir

      Valilik yasaklamış, DEM Parti ‘yapacağız’ demişti: "Öcalan’a özgürlük mitingi" ikinci kez ertelendi

      Valilik yasaklamış, DEM Parti ‘yapacağız’ demişti: "Öcalan’a özgürlük mitingi" ikinci kez ertelendi

    • Dünya
      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

      Saatler yine savaşa kuruldu

      Saatler yine savaşa kuruldu

      Kürtlerde öfke ve hayalkırıklığı

      Kürtlerde öfke ve hayalkırıklığı

      Kobani'nin köylerine saldırılar sürüyor

      Kobani'nin köylerine saldırılar sürüyor

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Mahfi Eğilmez: İşsizlik gerçekten düşüyor mu?

      Mahfi Eğilmez: İşsizlik gerçekten düşüyor mu?

      Görüş gününe yetişen yazı

      Görüş gününe yetişen yazı

      Haklar ihlal edilmiyor, iptal ediliyor

      Haklar ihlal edilmiyor, iptal ediliyor

      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

R. İhsan Eliaçık

R. İhsan Eliaçık

“Dabbetu’l-arz” nedir “Yecüc ve Mecüc” kimdir?

Aralık 29, 2009 Yazılar 0 comments

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Kuran’da yer alan “Dabbetu’l-arz” ve “Yecüc ve Mecüc tabirleri bin bir türlü tartışma konusu olmaya devam ediyor. Öyle ki bu iki kelime üzerine başlı başına bir dini edebiyat üretildiğini söylememiz bile mümkündür.

Peki, Kuran bu tabirlerle ne anlatmaktadır?

Denmek istenen aslında nedir?

Bu yazının konusunu bunlar oluşturuyor.

DABBETU’L-ARZ; YERYÜZÜNÜN DİLE GELİŞİ

Kuran’da dabbetül-arz tabiri şöyle geçmektedir;

Harfi harfine: “Söz üzerlerine vaki olduğu zaman onlar için yeryüzünden bir ‘dâbbe’ çıkarırız. Onlara ‘kelime’ olur da insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadığını söyler.” (Neml; 27/82)

Daha serbest çeviriyle; “Söz gerçekleştiği zaman, yeryüzünü canlandırıp dile getireceğiz. İnsanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını bir bir yüzlerine vuracak. (Neml; 27/82)

Daha sonra ayet şöyle devam ediyor; “O gün her milletten ayetlerimizi yalanlayanları ayrı bir grup olarak toplayacağız. Böylece topluca huzurumuza çıkarılacaklar. Huzura çıktıkları zaman Allah “Demek siz Benim ayetlerimi anlamadan dinlemeden yalanlıyordunuz? Değilse ne yapıyordunuz?” diyecek.” (Neml; 27/83-84)

Ayette geçen [DABBETU’L-ARZ] tabirinin “Yeryüzünün canlanışı” anlamında bir deyim olduğu anlaşılıyor. Sözlükte [DBB] kökü “Yavaş yavaş yürümek, yumuşak yürümek, emeklemek” anlamına geliyor.

Hastalık yavaş yavaş sirayet etti (dabbe’l-maraz), nehir yavaş yavaş aktı (dabbe’l-nehr), yavaşca yürütmek (idbâb), hayvan, yerde kımıldayan hayvan (dâbbe), ayı (debbu), tank (debâbe), emekleme, yavaş yürüyen, sürünen hayvan (debîb) kelimeleri bu köktendir…

Demek ki ayette geçen “Yeryüzünden bir ‘dâbbe’ çıkarırız, onlara ‘kelime’ olur da insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadığını söyler” ifadesi bağlam içinde “Yeryüzünü canlı bir varlık gibi dile getirip konuştururuz; onlara ayetlerimize doğru dürüst inanmadıklarını, hep şüpheler içinde kıvranıp durduklarını söyler” anlamında kullanılmaktadır.

Kuran’ın, yerin, göğün, dağın, taşın, tabiatın, tarihin, güneşin, yıldızların, gecenin, gündüzün, tanyerinin, hatta insanın bizzat kendi ellerinin, gözlerinin, kulaklarının vs. dile gelip konuşturulması üslûbuna aşina olanlar için burada ne denmek istendiği gayet açıktır.

Ayette geçen [DBB] kelime kökünde yer alan “Yavaş yavaş yürümek” ile [KLM] kökünde yer alan “Kelâm etmek, yaralamak, yara açmak” anlamları ifadeye “Yeryüzü dile gelip konuşacak, onlara üzerinde yaşadıkları sürece ne yaptıklarını bir bir haber verecek, günahlarını yüzlerine vuracak” manası verir. Bu yorumu “varlığın dili ile konuşan Kuran’ın” metafizik gerilim içinde gelen üslûbundan çıkarıyoruz…

Yani burada durum şu ayetlerdeki gibidir;

“Sonra duman halindeki göğe yöneldi. Ona ve yeryüzüne “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de “İsteyerek geldik” dediler. (Fussilet; 41/11).

“Cehenneme yaklaştıklarında kulakları, gözleri ve derileri dile gelip yaptıklarını bir bir anlatacak. Derilerine “Niçin dile gelip yaptıklarımızı bir bir anlattınız?” diyecekler. Onlar da “Bizi her şeyi söyleten Allah dile getirdi. Sizi de ilk defa O yarattı, yine O’na götürülüyorsunuz” diyecekler. Pervasızca günah işlerken kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin bir gün dile gelip aleyhinize tanıklık edeceğini hiç düşünmüyordunuz. Yaptıklarınızdan çoğunu Allah’ın bilmeyeceğini sanıyordunuz. (Fussilet; 41/20-22)

Öte yandan bununla kıyametten önce “dabbatu’l-arz” diye bir yaratığın ortaya çıkacağı, onun kıyamet alâmetlerinden olduğu da ileri sürülmüştür. Bu konudaki rivayetleri sıralayan Razi bu ayetin tefsirinde Allah’ın kitabında bunlara delâlet eden hiçbir delilin bulunmadığını söyler. Bu yorum “dabbe” kelimesine “bir yaratık” manası verilmesinden kaynaklanmaktadır. Burada bir isimden değil bir olaydan, bir fiilden bahsedildiğini düşünürsek, peri masallarına yatkın doğu kültürümüzde algılandığı şekliyle ağzından alevler saçan yedi başlı bir ejderhadan değil, bir dile gelmeden, bir tanık olmadan bahsedildiğini anlarız. Olay “Yeryüzünden canlı bir varlık çıkarmak” değil, mecazî olarak “Yeryüzünün canlı bir varlık gibi dile getirilişi”dir.

Şüphesiz bu Kur’an’ın tarihi olayları ve doğal çevreyi metafizik gerilim içinde konuşturan, hepsini tek bir organizma gibi kavrayan bakış açısının yansıtılmasıdır.
Bu bakış açısına göre bütün oluş ve akış tek bir organizma olup bölünmez bir bütündür. Hepsi birbiriyle etkileşim ve iletişim halindedir. Örneğin yeryüzü üzerinde yaşayan tüm canlıların ne yaptığını bir gün dile gelip ortaya dökecektir. İçine gömülü cesetlere “Haydi çıkın hesap vermeye” diyecektir. Güneş, ay, yıldızlar vs. hepsi dile gelerek kendilerini tanrılaştıranları ifşa edecektir. Gece dile gelip bağrında ne günahlar işlendiğini bir bir haber verecektir. Dahası insanın bizzat kendi eli, ayağı, gözü, kulağı vs. dile gelip ne günahlar işlendiğini haber verecektir.

Bu nedenle insanoğlu bizzat kendi organları başta olmak üzerine bastığı toprağın, içinde yaşadığı tabiatın ve yaşadığı tarihin tanıklığından kaçabileceğini sanmamalıdır. Çünkü hepsi tek bir canlı organizma olup, “Mutlak Oluş” un karakterini ve davranışı yansıtmaktadırlar. Nitekim Türkçede çok bilinen ‘Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı/Düşün altında binlerce kefensiz yatanı” (M. Akif) mısraı bu manayı çağrıştırır. İşte dabbetu’l-arz tabiri ile de buna benzer bir şekilde “Üzerinde yaşadığın yeryüzünü toprak diyerek geçme tanı/Düşün bir gün dile gelip her şeyi anlattığını” denmek istenmektedir…

 

YECÜC VE MECÜC; HERCÜ MERC/ KARGAŞA

“Onlar “Ey Zulkarneyn, Ye’cuc ve Me’cuc. bu yerde fesat çıkarıyorlar. Bu yüzden onlarla bizim aramızda bir set yapman için sana bir vergi ödesek olur mu?” dediler. (Kehf; 18/94)

Ayette geçen [YE’CUC VE ME’CUC] tabiri sözlükte Arapça olmayan iki isim olarak geçer. Genel olarak din dilinde “Yeryüzünde fesat çıkaran topluluklar” anlamında kullanılmaktadır.

Kuran’da “Ey Zulkarneyn, Ye’cuc ve Me’cuc bu yerde fesat çıkarıyorlar” (18/94), “Yecüc ve Me’cuc her köşeyi sarıncaya kadar” (21/95-97) şeklinde geçerken İncil‘de “Bin yıl tamamlanınca Şeytan atıldığı zindandan serbest bırakılacak. Gog’la Magog’u (Yecuc ile Me’cüc’ü) savaş için toplayacak. Toplananların sayısı deniz kumu kadar çoktur (Vahiy; 20-7) şeklinde yer alıyor. Tevrat’ta ise İsrail’in düşmanları alarak geçiyor (Çıkış; 10-2, Tarihler I; 5, Hazakiel; 38-2, 39-6)…

Bu tabirle kimin kastedildiğine dair yığınla rivayet üretildiğini görüyoruz. Bu rivayetleri üretenler aslında kendilerinden bahsedildiğinin farkında değiller. Şöyle ki: Önce şu ayetleri dikkatle okuyalım; “İyi dinleyin! Sizin ümmetiniz tek bir ümmettir. Çünkü hepinizin Rabbi Benim. Öyleyse Bana ibadet edin. Ama insanlar aralarındaki bu birliği paramparça ettiler. Hem de sonunda topluca bize döneceklerini unutarak. Kim iman edip iyilik, güzellik ve doğruluk için çalışırsa karşılığını bulacaktır. Çünkü lehine her şeyi kaydetmekteyiz. Bu bakımdan yok etmeye karar verdiğimiz bir halkın artık geri dönüşü yoktur. Ta ki Ye’cüc ve Me’cüc başlayıp her köşeyi sarıncaya kadar. O zaman başa gelmesi kaçınılmaz olan söz de yaklaşmış olacaktır…” (21; 92-97).

Demek ki Ye’cüc ile Me’cüc tarihin belirli bir döneminde yaşamış veya mekânın belirli bir yerinde bekleyip duran bir halk değildir. Yecüc ile Me’cüc aslında her çağda sürekli yaşamaktadır.

Türkçede “herc-ü merc” deyimi bu tabirle ne anlatılmak istendiği hakkında bir fikir verebilir (Herc-ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab-M. Akif). “Karışıklık, kargaşa, altüst olma” anlamına gelen herc-ü merc, Ye’cüc-ü Me’cuc ile aynı manadadır. Nitekim yukarıdaki Kuran, Tevrat ve İncil’deki kullanımların tümünde bu manada kullanılmıştır.

Demek ki bu tabirle aslında toplumların çöküş, kokuşma ve yok oluş sürecine girmeleri anlatılmak istenmektedir. Birlik içinde iman ve salih amel üzere olan bir topluluk, kötülüğün, fesadın, kokuşmuşluğun, kargaşanın her köşeyi sarması, toplumun herc-ü merc olmasıyla yani Yecüc ve Mecücün ortaya çıkmasıyla giderek çöker. Bu, Allah’ın söz verdiği bir toplumsal çöküş yasasıdır. Böyle her çöküşten sonra insanlık aklını başına toplarsa yeniden kendine gelebilir ve ayağa kalkabilir. Buna da yükseliş yasası (iman ve amel-i salih) denir.

Bu duruma düşmemek için kokuşmuşluğun her yanı kaplamasına karşı setler örülmeli, kötülük duvarın arkasında kalmaya mecbur edilmelidir. Bu tek tek başarılamıyorsa iktidar gücü kullanılarak fesat ve kötülüklerin önüne demir külçelerle sağlam duvarlar örmelidir. Onlara bu hususta bedenen ve malen destek olunmalıdır ki toplumda huzur sağlansın, maddi ve manevi kokuşmuşluk toplumu yok etmesin. Aksi halde bu işin geri dönüşü yoktur. Toplum işgal, esaret, afet veya tabiî bir şekilde yavaş yavaş yok olur. Yaşadığı yer harabeye, konuştuğu dil ölü diller durumuna düşer, milletler mezarlığına gömülür.

Nihayet bu kokuşmuşluk bir toplumla sınırlı kalmaz tüm dünyaya yayılırsa, kötülüğün bütün setleri yıkılır, yani yeryüzünün her köşesi karışır, yecüc ve mecüc her yanı kaplarsa, insanlık toptan bir hercümerc hali yaşarsa, o zaman da “hak söz” yerine gelir. İnsanlık halk-ı cedid ile yeniden diriltilir yani yaratılış yenilenir, kıyamet koparak yeni bir yaratılış zamanına geçilir…

Görüldüğü gibi Yecüc ve Me’cücün “Belirli bir halk, zaman veya mekana” tahsis edilmesi mümkün görünmemektedir. Her eşcinsel sapıklığa -talihsiz bir şekilde- Hz. Lut’un üzerinde kalan “Lûtilik” denmesi, her kadın eşcinselliğine hemcinslerine düşkünlüğü ile meşhur Lesbos’lu kadın şair Sappho’dan kalma “Lezbiyenlik” denmesi, her azgın despota eski Mısır’dan kalma “Firavun“, eski Babil’den kalma “Nemrut” denmesi, her cesur çıkışa Hz. Ali’den kalma “Haydarâne” denmesi gibi Yecüc ile Mecüc de Zulkarneyn döneminden kalma bir adlandırma ile “Her fesat çıkaran topluluk” için genel bir ad olmak durumundadır.

Zira Yecüc ve Mecüclük bir halkın veya insanlığın tümünün davranışı ve ahlâkî pozisyonu ile ilgilidir. Zaman, mekân veya bir bölge ile kayıtlamak, gaybı bir haberin gerçekleşmesi beklentisi içinde sağa sola bakınarak Yecuc ve Mecuc aramak ham hayalden ibarettir. Üstelik Kuran’ın evrensellik iddiasındaki ruhuna da aykırıdır
Örnek tarihten veriliyor, ama anlatılan bugündür; yaşayan hayattır. Hz. Âdem kıssası dâhil aslında bütün kıssaları böyle okumak icap eder. Nasıl ki her doğan çocuk yeni bir Âdem’dir ve Âdem kıssası her doğan çocukla birlikte yeniden başlar. İnsanoğluna yaşamın ve ölümün, doğrunun ve yanlışın anlamını gösterir. Nasıl ki her hayata atılan genç bir Yusuf’tur ve Yusuf kıssası her hayata atılan gençle birilikte yeniden başlar ve insanoğluna hayatın içinde desise, yalan, dolan, ihtiras, şehvet gibi kötülük dürtülerine karşın söz, namus, vefa, doğruluk, dürüstlük, erdem gibi iyilik değerlerinin yükselişini anlatır, aynen böyle, Yecüc ve Mecüc de insanlık tarihindeki kokuşmuşluk, bozulma, çürüme ve insanlıktan giderek uzaklaşma ile birlikte yok oluşun kaçınılmazlığını anlatır.

Şu halde Yecüc ve Me’cüc tarih aktıkça her an, her yerde ve her edvarda (her devirde, çağda) ortaya çıkan herc-ü merc olma halinin din dilindeki ifadesi olmaktadır.

 

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Yazılar

Rojava, Suriye, PKK, Türkiye ve Dünya

Henry Kissinger'a atfedilen, 1968 civarında Nixon'ın ekibindeyken söylediği rivayet edilen, bir söz...
Kapitalizmin Serüveni: İnsanlık Tarihi Boyunca Oluşumu ve Evrimi Fikir & Yazı
Ocak 22, 2026

Kapitalizmin Serüveni: İnsanlık Tarihi Boyunca Oluşumu ve Evrimi

İslam'ın Ritüelleri yada Kur'an'da Nusûk Kavramı Fikir & Yazı
Ocak 13, 2026

İslam'ın Ritüelleri yada Kur'an'da Nusûk Kavramı

ZAMAN AKIŞI

Oca 30 14:22
Ekonomi

Mahfi Eğilmez: İşsizlik gerçekten düşüyor mu?

Oca 30 14:20
Gündem

80 Yılda Devr-i Âlem

Oca 30 13:36
Ekonomi

İPA: İstanbulluların yüzde 63,4’ü dışarıda yeme-içme harcamalarını kıstı

Oca 30 13:25
Ekonomi

Türk-İş’e göre açlık sınırı 31 bin lirayı aştı, yoksulluk sınırı 102 bin liraya dayandı

Oca 30 13:18
Gündem

Endüstrileşmeden spekülatif despotik kapitalizme, sanayileşmeden MÜTAMAŞERİK yamaklık okullarına

Oca 29 12:31
Bilim & Teknoloji

Biyolojik yaş hesaplama: Organlarınız gerçekten kaç yaşında?

Oca 29 12:24
Ekonomi

İş dünyasında yeni kavram “Sessiz Çatlama”

Oca 29 12:21
Gündem

Hukuksuzluk, ahlakı, güvenliği ve devleti de yok eder!

Oca 29 12:16
Arkasayfa

Görüş gününe yetişen yazı

Oca 29 11:43
Kadın

Manisa ve Ankara’da 2 kadın katledildi, 1 kadın ağır yaralı

Oca 29 11:25
Sağlık

Kapalı alanda sigaraya yeni düzenleme yolda

Oca 29 11:21
Ekonomi

Selçuk Geçer’den Küresel Alarm: Altın 10.000 Dolara Koşuyor, Türkiye İçin Büyük Tehlike!

Oca 29 11:14
Arkasayfa

Haklar ihlal edilmiyor, iptal ediliyor

Oca 28 16:07
Bilim & Teknoloji

Yapay Zekâ Bilimi Otomatikleştirir mi?

Oca 28 16:03
Kültür & Sanat

Kuantum Oyun Teorisi Geleceği Nasıl Değiştirecek?

Oca 28 13:33
Gündem

Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

Oca 27 12:12
Yazılar

Rojava, Suriye, PKK, Türkiye ve Dünya

Oca 27 11:34
Gündem

Saatler yine savaşa kuruldu

Oca 26 12:47
Sağlık

Damar Sağlığını Koruyan 5 Süper Besin! Kan Akışını İyileştiriyor, İltihaplanmayı Önlüyor

Oca 26 11:32
Gündem

Kürtlerde öfke ve hayalkırıklığı

Oca 26 11:27
Gündem

Kobani’nin köylerine saldırılar sürüyor

Oca 23 22:10
Arkasayfa

Makbul Erkek, Görünmez Kadın

Oca 23 16:33
Ekonomi

30 milyon dolarlık fakir

Oca 23 16:31
Gündem

Valilik yasaklamış, DEM Parti ‘yapacağız’ demişti: “Öcalan’a özgürlük mitingi” ikinci kez ertelendi

Oca 23 16:30
Ekonomi

Saray’dan sigaraya zam planı: Sağlık Politikaları Kurulu ‘Paketi en az 300 TL olmalı’ dedi

Oca 23 16:09
Ekonomi

Patronlar 3 yılda İşsizlik Fonu’ndan 208 milyar TL aldı

Oca 23 16:02
Ekonomi

Saraya ayrılan kaynak 19 bin emekli maaşı

Oca 22 13:42
Arkasayfa

Kapitalizmin Serüveni: İnsanlık Tarihi Boyunca Oluşumu ve Evrimi

Oca 22 12:10
Ekonomi

En düşük emekli maaşı belli oldu

Oca 22 12:05
Ekonomi

CHP’li Gürer: ‘Baş tacı demekle emeklinin karnı doymuyor’