İhsan Çaralan
MESS, TİS görüşmelerinde, işçiler ve sendikalarıyla alay eden tekliflerinde ısrardan vazgeçmiyor.
MESS ile Türk Metal arasında 13 Ekim 2025’te başlayan 2025-2027 dönemi grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde, 9 Aralık 2025’te yapılan toplantıda MESS’in yüzde 10’luk zam dayatması üzerine uyuşmazlık tutanağı tutulmuştu. MESS’in bu yüzde 10’luk teklifi karşısında Türk Metal ve Birleşik Metal-İş Sendikası üyesi işçiler çeşitli eylemlerle tepkilerini ortaya koymuşlardı.
MESS’in Türk Metal’e yaptığı çağrıyla 8 Ocak 2026 günü İstanbul’da yapılan toplantıda, patronlar tekliflerini “yenilemiş” bulunuyor. Ama bu yenileme sadece 1 Eylül 2025’ten geçerli olmak üzere ilk altı ay için ücret artışı yüzde 7.5 + seyyanen 17.30 TL oldu! Ki, bu teklifin oransal karşılığı ücretlerde yüzde 15’lik bir artışa karşılık geliyor.
Oysa ilk altı ay için Türk Metal yüzde 39, Özçelik-İş yüzde 40, Birleşik Metal-İş Sendikası ise yüzde 58’lik bir artış istiyordu. Dahası MESS’in bu teklifi ilk altı ayla sınırlı kalıyor. Çünkü MESS sözleşmenin devam eden diğer altı aylık dilimleri için herhangi bir ücret artışı teklifi yapmıyor. Sosyal haklarla ilgili yıllık artış oranı yüzde 32.95 olarak kalırken ikinci yıl için hiçbir teklif sunulmuyor.
Türk Metal’in MESS’le yapılan bu son görüşmeden sonra yaptığı açıklamada ifade ettiğine göre MESS patronlarının;
– TİS’in 3 yıllık olarak yapılması,
– İkramiyelerin kesinti yapılarak ödenmesi,
– Denkleştirme ve telafi uygulamalarının sözleşmeye bağlanması,
– Tamamlayıcı sağlık sigortasının mevcut haliyle (Mevcut halinde tamamlayıcı sigorta primlerini patron ödüyor) uygulanmaması,
– İşe girişteki 2 ay olan deneme süresinin 4 aya çıkarılması gibi kazanılmış hakların gasbında da ısrar ettiği belirtiliyor.
Nitekim MESS’le yapılan 8 Ocak toplantısından sonra Türk Metal tarafından yapılan açıklamada; “Heyetimiz, verilen zam teklifinin yetersiz olduğunu belirterek kazanılmış haklarımızı geriye götürecek işveren taleplerinin masada tutulmasını kabul etmemiş ve görüşmeyi sonlandırmıştır” denildi.
MESS, TİS’i ‘Hakem Heyeti’ne götürmek istiyor!
İş kolundaki üç sendika ile MESS arasında yapılan ve 155 bin metal işçisini kapsayan TİS görüşmeleriyle ilgili daha önce gazetemizde ayrıntılarıyla verilmiş olan gelişmeleri burada yeniden uzunca aktarmamızın nedeni var. Çünkü MESS’le üç işçi sendikası arasındaki TİS görüşmelerinde MESS’in ayak sürüyen tutumu amaçlarına dair önemli ipuçları veriyor.
Şöyle ki; iş kolundaki üç sendika ile MESS arasında yapılan görüşmelerde ara buluculuk aşaması bile geride kalırken, patronlar ilk altı aylık dilim dışındaki diğer üç aylık dilimler için hiçbir teklifte bile bulunmayarak TİS görüşmeleriyle sonuç alma niyetinde olmadıklarını göstermiş bulunmaktadır.
Böylece patronların bir taşla birkaç kuşu birden vurmak istediği açıkça anlaşılıyor.
Çünkü patronlar böylece;
2025 yılı içinde imzalanan TÜPRAŞ, kamu işçileri, kamu emekçileri sözleşmelerinin, iktidarın koyduğu sınırları aşmamasını kendileri için de referans olarak kullanırken, 2026 yılı asgari ücretinin açlık sınırının 2-3 bin TL altında, emekli maaşlarının açlık sınırının üçte ikisinin bile altında kalmasını da kendi lehlerine psikolojik bir dayanak olarak kullanarak, metal işçisini yüzde 15’lik artışa razı etmeyi amaçlamaktadır.
MESS, TİS sürecini uzatmak için ayak sürürken, ilk altı ay için son teklifinde bile yüzde 15’lik bir artışta ısrar ederek işçileri ve sendikalarıyla alay eden bu teklifine metal işçisini alıştırmayı da amaçlamış görünmektedir.
Bugüne kadar 2 yıllık yapılan TİS’in süresinin 3 yıla çıkarılmasının dayatılması, sosyal haklarda artışın beklenen enflasyona bağlanmak istenmesi, “ara bulucu” süresinin sona ermesine karşın 8 Ocak’taki toplantıda MESS’in son teklifinin ilk altı ay ücretlere yüzde 15 artışla sınırlı kalması ve TİS görüşmelerinde pek görülmemiş bir biçimde sonraki altı aylar için bir teklifte bile bulunulmaması, açıkça göstermektedir ki patronlar ve örgütleri MESS, sözleşmeyi işçi sendikalarıyla uzlaşarak değil Hakem Heyetine götürerek sonuçlandırmak istiyor.
‘Üretimden gelen gücü kullanmaya, dayanışmaya ve ortak mücadeleye!’
Tabii burada akla, “Evet ara bulucu aşaması bitti ama hemen ‘Hakem Heyetine gidilmeyeceği çünkü grev aşamasına geçileceği” gelir.
Eğer işçiler greve başvurursa, 155 bin işçinin grevi MESS’i de arkasındakileri de yıkıp geçer denebilir. Nitekim daha önce Birleşik Metal-İş’in iki kez grev yasağına rağmen grevi sürdürerek başardığını biliyoruz. Patronlar ve örgütleri MESS de bunu biliyor. Ama Türk Metal ve Özçelik-İş’in greve başvurmayacaklarını ya da eğer başvururlarsa bile Cumhurbaşkanının 155 bin işçinin grevini de yasaklayacağını, iktidarla karşı karşıya gelmek istemeyen Özçelik-İş ve Türk Metal’in de yasağa uyacaklarını, Birleşik Metal-İş’in de MESS+iktidar+Türk Metal ve Özçelik-İş’in baskısı karşısında geri adım atacağını, böylece sözleşmenin Hakem Heyetine gideceğini umuyor olmalılar!(*)
Bu MESS’in hesabı olabilir ama bir de işçilerin ve mücadeleci sendikacıların da hesabı var: 155 bin işçinin hangi sendikanın üyesi olduğuna bakmadan talepleri etrafında birleşip grev hakkını kullanarak patronları ve onların en organize örgütü olan MESS’i dize getirecek bir grevi layıkıyla hayata geçirmeleri!
Ve elbette önceden şöyle davranmışlardı, böyle yapmışlardı demeden, her şeye rağmen Türk Metal ve Özçelik-İş’in MESS’in işçiler ve sendikalarıyla alay eden teklifleri karşısında patronların hesaplarını boşa çıkararak üyelerinin talepleri doğrultusunda davranan sendikalar olarak hareket etmeleri için girişimler yapılması da önemli olacaktır!
Gerek 8 Ocak öncesi gerekse bu görüşme sonrasında iş yerinde iş bırakmalar ve yürüyüşlerle tepkilerini ifade eden metal işçileri, grev aşamasına da gelindiğine göre, şimdi metal işçisine yakışan bir grev için harekete geçmek durumundadırlar. Çünkü işçiler daha önceki mücadelelerden de öğrenilenle iş yerlerinde taleplerini öne çıkarıp örgütlenmelerini yenilemek, grev komitelerini de kurarak ilerlemekle karşı karşıyadır.
Çünkü patronların hesabını bozmanın başka bir yolu yoktur!
MESS’in son teklifini dayattığı gün Türk Metal’le yaptığı toplanın öncesinde gelişmeleri değerlendiren Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar yaptığı açıklamada, “Metal işçileri olarak ürettik. Ülke ekonomisini sırtladık. Şimdi adil ve hakkaniyetli bir toplu sözleşme için patronların ellerini cebine atma zamanı” diyerek MESS patronlarını uyardı.
Sözleşmede gelinen aşamanın önemine dikkat çeken Atar, sözleşme kapsamındaki tüm sendikalara üye metal işçilerini “Etkili ve gerçekçi eylemlerle üretimden gelen gücü kullanmaya, dayanışmaya ve ortak mücadeleye” çağırdı.
Çünkü birlik ve bütünlük içinde, taleplerinin arkasında duracak 155 bin metal işçisinin taleplerini elde etmesini engelleyebilecek hiçbir güç yoktur!
(*) MESS, Türk Metal ve Özçelik-İş TİS’i kendi dayatması kapsamında imzalayacak kıvama getirirse, elbette bu iki sendikayla sözleşme imzalayarak Birleşik Metal-İş’i tek başına bırakmak isteyebilir.




