Onlara ”rekabetçi otokrasiler” deniliyor: Rusya’dan Belarus’a, Azerbaycan’dan Macaristan’a bir dizi ülkenin yönetim tarzı: Seçim var, ama serbest değil. Yarış var, ama eşit değil. Hukuk var, ama adil değil. Otokrat, yargıyı silaha dönüştürerek, rakiplerini hapsederek, basını susturarak, sokağı yasaklayarak ömür boyu iktidarda kalabiliyor
Türkiye, son 15 yılda bunun tipik örneğine dönüştü. Erdoğan, rakiplerini hapsederek, muhalefet partilerine dava açarak, basını susturarak, zayıflayan iktidarını korumaya çalışıyor. Elinde iki önemli kılıç var: Yargı ve polis… Biriyle rakiplerini, diğeriyle sokağı baskı altında tutuyor.
Geçen hafta yaptığı iki atamayla, seçime doğru bu iki kılıcı keskinleştirdi. Adalet ve İçişleri Bakanlığı’na sadık iki tetikçisini getirdi. Akın Gürlek, -CHP liderinin tabiriyle- bir “seyyar giyotin” gibi, o davadan bu davaya atanarak muhalefeti biçmesiyle tanınıyor. Ekrem İmamoğlu davaları onun başsavcılığı döneminde açıldı. Kürtlerin etkili lideri Selahattin Demirtaş’ı hapsettiren, CHP’nin yükselen yıldızı İstanbul il başkanı Canan Kaftancıoğlu’na siyasi yasak getiren, Zafer Partisi’nin radikal lideri Ümit Özdağ’ı tutuklatan oydu. CHP’li belediyeleri kuşattı. CHP’nin kapatılması için Yargıtay’a başvurdu. Barış akademisyenlerine “terörist” diye ceza verdi. Muhalif Sözcü gazetesinin yazar ve yöneticilerini hapsettirdi. Hadi bir de kendimden örnek vereyim: Bütün malvarlığıma el koyduran da oydu. Bu arada kendisinin ömür boyu çalıştıklarıyla satın alamayacağı 16 taşınmazı olduğunu, CHP lideri açıkladı. Sadece birinin fiyatı 2 milyon Euro’nun üzerinde… Gürlek, şimdi bu suçlamalardan kendisini yargılayacak mahkemenin hâkimlerini atayacak pozisyona geldi. Sadece onları değil, seçim sürecinde Erdoğan için yol temizliği yapacak yargıçları da o seçecek. İtiraz edenleri de, yeni İçişleri Bakanı’nın polisleri toplayacak. Güzel plan değil mi?
Kamuoyu yoklamaları, baskılara rağmen muhalefetin yükselişinin durdurulamadığını, Erdoğan’ın adil bir seçimi kaybedeceğini gösteriyor. Son iki atama, bu ihtimali önlemeye yönelik… CHP’yi kapatma davası bile gündeme gelebilir. Erdoğan, “mutlak otoriterliğe” doğru yürüyor. Bu, onun en tehlikeli ve son oyunu olabilir.
BİZE DAİR
Roma’da yayınlanan il Fatto Quotidiano gazetesi, Akın Gürlek Adalet Bakanlığı’na atanır atanmaz sordu:
“Bu atama ne anlama geliyor?” ve “Erdoğan’ın tutuklu İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile ilgili planı ne?”
İki soru birbiriyle ilişkili; o yüzden peşpeşe sorulması mantıklı… Ne yazık ki cevabım çok iç açıcı değil: “Yeni atamalardan amaç, seçimi muhalefetin kazanmasını önlemek ve İmamoğlu’nu mümkünse ömür boyu hapiste tutmak…”
Erdoğan’ın oyununu ancak kararlı bir direniş bozabilir. Türkiye’de bu direnişin potansiyeli var.
Hepinize iyi haftalar.