• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Ocak 30, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Endüstrileşmeden spekülatif despotik kapitalizme, sanayileşmeden MÜTAMAŞERİK yamaklık okullarına

      Endüstrileşmeden spekülatif despotik kapitalizme, sanayileşmeden MÜTAMAŞERİK yamaklık okullarına

      Hukuksuzluk, ahlakı, güvenliği ve devleti de yok eder!

      Hukuksuzluk, ahlakı, güvenliği ve devleti de yok eder!

      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

      Valilik yasaklamış, DEM Parti ‘yapacağız’ demişti: "Öcalan’a özgürlük mitingi" ikinci kez ertelendi

      Valilik yasaklamış, DEM Parti ‘yapacağız’ demişti: "Öcalan’a özgürlük mitingi" ikinci kez ertelendi

    • Yaşam
      80 Yılda Devr-i Âlem

      80 Yılda Devr-i Âlem

      Damar Sağlığını Koruyan 5 Süper Besin! Kan Akışını İyileştiriyor, İltihaplanmayı Önlüyor

      Damar Sağlığını Koruyan 5 Süper Besin! Kan Akışını İyileştiriyor, İltihaplanmayı Önlüyor

      Hrant Dink katledildiği yerde anılacak: Hakikatin izinde, adaletin peşinde

      Hrant Dink katledildiği yerde anılacak: Hakikatin izinde, adaletin peşinde

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

    • Türkiye
      Endüstrileşmeden spekülatif despotik kapitalizme, sanayileşmeden MÜTAMAŞERİK yamaklık okullarına

      Endüstrileşmeden spekülatif despotik kapitalizme, sanayileşmeden MÜTAMAŞERİK yamaklık okullarına

      Görüş gününe yetişen yazı

      Görüş gününe yetişen yazı

      30 milyon dolarlık fakir

      30 milyon dolarlık fakir

      Valilik yasaklamış, DEM Parti ‘yapacağız’ demişti: "Öcalan’a özgürlük mitingi" ikinci kez ertelendi

      Valilik yasaklamış, DEM Parti ‘yapacağız’ demişti: "Öcalan’a özgürlük mitingi" ikinci kez ertelendi

    • Dünya
      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

      Saatler yine savaşa kuruldu

      Saatler yine savaşa kuruldu

      Kürtlerde öfke ve hayalkırıklığı

      Kürtlerde öfke ve hayalkırıklığı

      Kobani'nin köylerine saldırılar sürüyor

      Kobani'nin köylerine saldırılar sürüyor

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Mahfi Eğilmez: İşsizlik gerçekten düşüyor mu?

      Mahfi Eğilmez: İşsizlik gerçekten düşüyor mu?

      Görüş gününe yetişen yazı

      Görüş gününe yetişen yazı

      Haklar ihlal edilmiyor, iptal ediliyor

      Haklar ihlal edilmiyor, iptal ediliyor

      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

      Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

R. İhsan Eliaçık

R. İhsan Eliaçık

Muktedirin Kaderi

Mayıs 22, 2010 Yazılar 4 comments

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

“Madencinin kaderi bu” cümlesi bana İsmet Özel’in “Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor” dizesini hatırlattı. Hani “Böylesine hazırlıklı değilim daha/Bilmek. Bu da ürkütüyor. Gene de biliyorum/Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda…” diye devam eden Erbain’in o ünlü dizeleri…

“Madencinin kaderi bu” sözünün anlamı hakikaten ürkütücüdür. Bu sözü söyleyenin kişiliği, kimliği ve yetiştiği dinî iklim düşünüldüğünde, olayın sadece bir dil sürçmesi olmadığı, memleketin ‘muhafazakâr’ bilinçaltını yansıttığı görülür.  Onun için ‘kapanmaz bu sözün açtığı yara vicdanlarda’…

Türkiye’de muhafazakâr bir çok çevrenin bilinçaltında bu zihniyet var.

Bu vesile ile “İslam’da kader” konusunu ele alacağım ancak izninizle birkaç kelam etmem lazım.

Bir kamu görevlisi olarak ülkenin Başbakanı meydana gelen bir felaket hakkında “Kaderlerinde var” diyemez. Bu, sorumluluğu bilinmezliğe havale edip olaydan kaçmak anlamına gelir. Keza “kader” dinî bir kavram olduğuna göre, sorumluları sorgulanamaz kılmak anlamına gelir. Laikliğe aykırı olduğundan filan değil; bilakis benim görüşüme göre Emevî zihniyeti ve Muaviyecilik olduğundan. Buna birazdan geleceğiz…

Oysa yapılması gereken olay hakkında rasyonel bilgi vermek, alınan önlemlerden bahsetmek, karşılaştıkları güçlükleri sıralamak, yapılan yanlışları ve hataları cesaretle dile getirmek, kurtarma çalışmaları hakkında kamuoyunu bilgilendirmek gibi herkesin makul karşılayacağı şeyler olmalıydı. Onun oturduğu makamdan bakınca yerin 500 metre altına gömülen madencinin kendi oğlundan farkı yoktur. “Gemicik” sahibi olmak nasıl oğlunun kaderi değilse maden ocaklarında can vermek de madencinin kaderi olamaz.

***

Sadede gelelim…

“-Söyle bakalım İslam’ın şartı kaç?”  “- Peki imanın şartı kaç?” diye devam edip giden konuşmaların yüzlercesine şahit olmuşsunuzdur.

Artık böyle sorular soruluyor mu bilmiyorum, ama bizim çocukluğumuzun en ünlü sorularıydı bunlar… Özellikle misafirliklere gidildiğinde çocuklara en çok bu ve benzeri sorular sorulurdu. Çünkü ‘muhafazakâr dindâr’ büyüklerimize göre bunlar ilk öğrenilmesi gerekenlerdendi, bilmemek çok ayıptı. Bu tür sorulara verilen cevaplar çocuğun dini öğrenmeye başlayıp başlamadığının da testi ve göstergesi sayılırdı…

Gel gör ki bu tür “şartlı refleksler” tâ Emevî devrinden kalma ezberden başka bir şey değil. Bari doğru olsa, üstelik yanlış bir ezber.

Bakın nasıl.

***

İslam kelam tarihinde İmam Maturidi’den sonra ekol içinde ikinci adam durumda olan Ebu Muin en-Nesefi (öl.508/1114), Eş’arî’den sonra Bakıllanî gibi Maturidîliği daha sistematik bir tarzda ele almış, derinlemesine temellendirmiştir. Ebu Muin’in’in en önemli eseri Tabsıratu’l-Edille Maturidîliğin serancamına paralel olarak pek tesirli olamamış, bunun yerine Eş’arî eğilimli şerhleri rağbet görmüştür.

Eserde iman ve İslam’ın şartları diye bilinen sıralamada dikkat çekici bir farklılık gözden kaçacak gibi değil.

Ebu Muin en-Nesefi Tabsıra’sında aynen şöyle demektedir: “Deriz ki, inançlara gelince, din alimlerine göre bunlar beş esasa ayrılır; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe iman. İbadetler de onlara göre beşe ayrılmış olur: salât, savm, hacc, zekat ve cihad…” (bkz. İhyadan İnşaya adlı çalışmamızın İslam’ın şiarları böl.)

Ebu Muin en-Nesefî bu sıralamayla dikkat çekici bir şekilde “kaza ve kaderi” iman esasları arasında saymamakta, İslam’ın üzerine bina olduğu şeyler arasında da “cihadı” zikretmektedir.

Buna göre “imanın ve İslam’ın şartları” olarak bilinen esaslar beş teorik beş de pratik olmak üzere on esastan ibaret oluyor. Büyük ihtimalle Cibril hadisi olarak bilinen rivayetin en sahih varyantı Tabsıra’da geçtiği gibidir.

Demek ki iman edilecek esasların özeti beştir: 1-Allah’a iman 2-Meleklere iman 3-Kitaplara iman 4-Peygamberlere iman 5-Ahiret gününe iman… Aynı şekilde İslam’ın üzerine bina olduğu esaslar da beştir:1-Salât 2-Savm 3-Hacc 4-Zekat 5-Cihad…

Yani bu dinde teorik olarak 1- Tek Allah’a, 2- Gökte pasif sukûnete çekilmeyip alemde dinamik güçleri olduğuna (melâike), 3- Tarih boyunca insanlıkla sürekli iletişim halinde olduğuna (risalet), 4- İnsanlığın sorunlarına bigâne kalmayıp yol gösterici suhuflar/bildiriler/kitaplar gönderdiğine (kitab), 5- Bunlar aracılığı ile işin sonunu düşünerek davramamızı, her şeyin hesabının sorulduğu bir son gün olduğuna inanacaksın (ahiret)…

Pratik olarak da 1- Dua, tazarru, yakarış, secde ve tevâzu halinde olacak, kibirlenmeyecek, haddini bilecek, Allah’a içtenlikle yönelerek sadece onun önünde eğileceksin, başka hiçbir gücün, kişinin, kurumun önünde eğilmeyeceksin (salât), 2- Çevrene zarar vermekten sakınacak, ahlakî tutarlığa sahip olacak, açı yoksulu unutmayacak, bir aylık talimle de olsa kendini tutmasını öğreneceksin (savm), 3- İmkanın varsa her yıl insanlık ve eşitlik gösterisine katılacak; buradan ögrendiklerinle insanlar arasında dil, renk, ırk, kavmiyet, mülkiyet, cinsiyet ayrımcılığı yapmayacaksın(hacc), 4-  İhtiyaçtan fazla mal ve mülk biriktirmeyecek; fazla olanı herhangi bir orana bağlı olmaksızın sürekli vereceksin (zekat), 5- Yeryüzünde zulme karşı adaletin, yalana karşı gerçeğin, ezene karşı ezilenin yanında yer alarak sürekli devrim için mücadele edeceksin (cihad)…

İşte bu dinin teorik ve pratik özeti bundan ibarettir.

***

Bu özetleme gayet anlaşılabilir ve mantıkî bakımdan da gayet tutarlıdır. Çünkü beş teorik beş de pratik ilke vazediyor. “Bu dinde nelere inanmam ve neler yapmam lazım” sorusuna kısaca ve özet halinde cevap veriliyor.

Buna benzer özetlemeler Kur’an’da da yapılır. (ör. Bakara; 2/177).

Ancak bu özetlemelerin hiçbirinde “kadere iman” zikredilmez. Kur’an’da kader bir iman esası değildir ve fakat tevekkül, tevhid, şirk vb. bir Kur’an kavramıdır.

Bu anlamda kader varlık ve oluş kanunları anlamına gelmektir. Her şeyin bir oluş ve bozuluş (kevn ve fesad) kanunu veya gidiş yasası vardır; evren buna göre işler. Demek ki takdir insanın, tarihin, hayatın ve doğanın işleyiş yasaları olmaktadır. Bunlara uyulmalı ki tarih, hayat ve tabiat felaketimiz olmasın. Eğer başımıza bir felaket geliyorsa bu kendi ellerimizle yaptıklarımızdan dolayıdır. Varlık ve oluş kanunlarını tayin etmek (kâdir) ve sürdürmek (emr) ise Allah’a aittir. İkbal der ki “Kader, insanın tarihte Allah ile yaptığı bir yürüyüştür.”

Hal böyleyken “kadere imanın” özellikle Emevî döneminde dinî doktrin haline getirilerek bu ezbere dahil edildiği ve “rivayet piyasasının” da ona göre şekil aldığını görüyoruz.

Hicri 40 yılında Muaviye tarafından, “cemaat yılında”, Medine mescidinde elinde kılıcıyla “Bu iş kaza ve kader iledir” diyerek ilan edildi.  91 küsur yıllık Emevî dönemi boyunca  resmi doktrin haline getirildi ve siyasal mana yüklenerek “Bizim ümmetin başında olmamız Allah’ın kaza ve kaderi iledir” argümanı geliştirildi. Buna itiraz eden ilk yüzyıl aydınlanmacılarından Amr el -Maksus, Mabed el-Cuhenî ve Ca’d bin Dirhem gibi bir çok sima “kaderi inkar ettiği” gerekçesiyle ağır işkenceler altında şehit edildi. Üstelik saray ulemasınca “Rafızî, Kaderiyye” diye yaftalanarak…

İlginçtir Roma döneminde de örneğin Aziz Justin kaderi inkar ettiği gerekçesiyle idam edilmişti. Emevî kabileci ganimet düzeni, nasıl “kendi elleriyle” kurduğu statükoyu Allah’ın kaderi olarak görüyorsa , Roma’nın köleci düzeni de Stoacı kader anlayışı ile savunulurdu. Her ikisinde de düzene itiraz edenler kaderi inkar etmekle suçlanırdı.

***

İslam kelam tarihinde Emevî sultanı Abdülmelik’e Hasan-ı Basri tarafından gönderilen risale meşhurdur. Risale, dönemin iklimini ve argümanlarını bütün açıklığı ile yansıtıyor. Özellikle Emevî Sultanının Hasan-ı Basri’ye hitabı esnasında kullandığı argümanlar çok ilginç ve çok da tanıdık: (!)

“Emiru’l Mu’minin Abdülmelik bin Mervan’dan Hasan Basri’ye…

Sana selam olsun. Zatından başka ilah olmayan Allah’a hamdü sena ederim. İmdi, daha önce geçen alimlerin hiç birinden duyulmadık bir şekilde kader meselesini izah etmeye çalıştığın bana ulaştı. Halbuki ben bu meselenin daha önceden beri senin anlattığın gibi izah edildiğini hiç duymamıştım. Senin salih, alim, faziletli, istekli, titiz birisi olduğunu biliyorum. Doğrusu senden duyduğum bu tür sözler hiç de hoşuma gitmedi. Bu meseleyle ilgili görüşlerini bana yaz. Bu iddialarını nereye dayandırıyorsun? Sahabeden birisinin görüşüne mi, Kur’an’ın bir hükmüne mi yoksa kendi görüşlerine mi? Biz daha önce kader meselesini senin gibi anlatan birisine hiç rastlamamıştık. Bu husustaki görüşlerine bana bildir…”

Hasan-ı Basri de mektubunda görüşlerini yazıyor ve insanın irade ve sorumluluğunu ortadan kaldıran kader anlayışını açık bir dille reddediyor ve özgür iradeyi savunuyor. Bu bakımdan risale baştan sonra bir “özgür irade” savunması mahiyetindedir. Kur’an’dan onlarca ayetin tefsirini yapan Hasan-ı Basri, ısrarla insanın özgür irade sahibi olduğunu, kulların fiillerinden bizzat kendilerinin sorumlu olduğunu, başımıza gelenlerin önceden tayin edilmediğini, zulümlerin ve kötülüklerin O’na nispet edilmesinin Allah’ın adaletine sığmayacağını anlatıyor. (Risalenin tam metni için bkz. “İslam’ın Yenilikçileri” adlı kitap çalışmamız, c.1, ‘Hasan-ı Basri’ böl.).

Böylece Emevîlere demek istiyordu ki: “İşlediğiniz zulümler kendi ellerinizle yaptıklarınızdandır. Bunların kaderimiz olduğu görüşü batıldır. Allah zulmedenleri sevmez. Bilakis böyle durumlarda zulme uğrayanlara cihadı emreder…”

Emevîler de demek istemekteydi ki: “Kime karşı cihad? Biz de Müslümanız. Hiç kelimeyi şahadet getirene karşı cihad olur mu?” Buradan İslam’ın esaslarına cihadın kaldırılıp kelime-i şahadetin eklenmesinin ne manaya geldiği de anlaşılıyor olmalı. Oysa iman esaslarında “Allah’a iman…Peygambere iman…” derken zaten kelime-i şehadeti ifade etmiş oluyorsun.

Görülüyor ki tarih boyunca siyasi iktidarlar bir taraftan kader inancını yardımlarına çağırırken, diğer yandan da cihadı (emr-i bi’l maruf neyh-i ani’l münker) çok sevimsiz ve tehlikeli görmektedirler. Bu nedenle halk kitlelerine kodlanıp ezberletilen “şartların” bilinçli bir tercihi yansıttığını söylemek mümkündür. Bu, Emevî yönetiminin kendilerine zulüm gerekçesiyle karşı çıkanları bertaraf etmek, ellerini kollarını bağlamak için geliştirdiği bir argümandı.

Bugün için artık bir anlamı bulunmuyor.

Anlamı olsa bile aktardığımız şekilde yeniden aslına uygun sıralanması gerekiyor.  O bile yapılmayıp kör bir taklit sürüp gidiyor.

Tabi bu İslam’ın hükümlerinin sadece bunlardan ibaret olduğu anlamına da gelmiyor. Bu olsa olsa anlama kolaylığı bakımından bir özetleme olabilir. Bu özetlemenin örnekleri de yukarıda değindiğimiz gibi Kur’an’da verilmekte…

Demek ki “Söyle bakalım İslam’ın şartı kaç?” diye bilgiç bir edayla sorduğumuz sorunun cevabını bile yanlış biliyoruz.

***

“Madencinin kaderi bu” sözünün sahibine çocukluğunda bu sorular çok sorulmuştur ve o da bu ezberi çok tekrarlamıştır. Yetiştiği dinî iklim onu böyle ele verince kömür ocaklarındaki hazin ölümler madencinin kaderi oluyor.

Vicdanı donmadıysa ‘sözünün anlamı ürkütür’ adamı.

Aksi halde açıklayamadığınız  veya sorumluluğundan kaçmak istediğiniz şeye kader der geçersiniz.

Peki, o zaman, iktidarda olmanın kaderinde de iktidar zenginleri yaratmak var.

Belediyeci olmanın kaderinde ihalelerden yüzde almak var.

Üçüncü köprü yapmanın kaderinde güzergâhtan arsa kapatma yarışı var.

İktidarın kaderinde oğluna gemicik almak, damadını medya patronu yapmak var.

Banka hesabına servet yığmak var.

Öyle mi?

Muktedirler hep buradan yıkılmadı mı?

Ne kadar ilginç, ‘muktedir’ ile ‘kader’ aynı kökten; neyin ‘kader’ olduğunu tayin eden demek, ‘iktidar’ da tayin edici erk/güç…

İnsanların kaderini tayin edici olmaya başladığınız an ‘muktedir’ oluyorsunuz.

‘Muktedir’ olmakla birlikte yıkılışınız da ‘mukadder’ oluyor.

‘Muktedir’ kibirle bakıyorsa ağurdu çökmüşe

‘İktidar’ ‘kader’ demeye başlamışsa bir felakete

Çanlar artık onun için çalıyor demektir.

“Kadermiş” öyle mi? Haşa, bu söz değil doğru

Belanı istedin, Allah ta verdi, doğrusu bu

Kader; şerâiti mevcud olupta meydanda

Zuhura gelmesidir mümkinatın a’yanda

(Mehmet Akif Ersoy: Safahat; Fatih kürsüsünde)

Not: Patlamada ölen maden işçilerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı dilerim.
 
http://ihsaneliacik.wordpress.com/

4 Comments

  1. suyuuti
    24 Mayıs 2010 at 07:57

    Başbakan da hepimiz gibi hasarlı, yaralı.. Allah bize şifa ( kuran ) versin..

  2. misafir
    24 Mayıs 2010 at 10:09

    Evet AKP kapitalist ekonominin bir aktörü ve en büyük zaafıda burası. Ya diğerleri? Bence onlar tam bir özgürlük düşmanı. Nasıl gelmişse öyle gider zihniyetindeler ve üstelik ekonomik anlamda da söylem dışında AKP den çok farklı değiller. Hiç bir sorunu çözmeye yanaşmıyorlar. Çözüm isteyenlere de yıllardır elde ettikleri güçle karşı çıkıyorlar. Her özgürlük talebinin önüne ellerindeki ikonla duvar örüyorlar. AKP nin tüm hatalarına rağmen, halen alternatifi yok. Umarım AKP bu tür yol gösterici yazılardan ders çıkarır da, hatalarını telafi eder. Yoksa 28 şubatlara rahmet okutacak bir anlayış pusuda.

  3. yavuz soysal
    25 Mayıs 2010 at 12:08

    Mesele başbakanın küçük zaafları,dil sürçmeleri ya da o kibirli,bağıran konuşmaları değil.Sorun onun kişiliği değil.Burada çok temel teorik bir hata ve onun yaşamımıza olan yansıması var.Hoca diyor ki kader ile ilgili yanlış bilgi,kaderi sömürü düzeninin bir argümanı haline getiriyor,ve müslümanları dilsizleştiriyor.Kader ile ilgili yanlış bilgi vicdanımızı katılaştırıyor,ağlamamız gereken yerde,çığlık atmamız gereken yerde,en azından kalbimizle ilenmemiz gereken yerde donuk,taşlaşmış,rahat öylece bekliyoruz.Dinin kavramları kapitalizmin argümanları haline geliyor.Bu argümanı kapitalizmin elinden alıphalkın kurtuluşunun anahtarları haline getirmeliyiz.Yani yeniden söze duyulan büyük ihtiyaç en önemli gündemimiz olmalı.Çünkü ülkemiz ve yeryüzü her zamankinden daha fazla islamın kavramlarına muhtaç. Ama devrimci bir islamın…

  4. misafir
    27 Mayıs 2010 at 10:43

    Ben Hocayı uzun zamandır takip ediyorum. Yine bu sitede Abdulkerim Suruş üzerine yazdığı enfes makalesini beğeniyle okudum. Bursa da kendisini canlı dinleme bahtiyarlığını yaşadım. Meal tefsirini ders edinip okuduk, okuyoruz.
    Yazdığı ve söylediği konularda teorik olarak hatalar tespit edilebilir fakat hayattaki karşılığı olarak hiç kimse bu yara bizim yaramız değil sen beyhude yazmışsın diyemez. Her söylediğinin hayatta çok ciddi karşılığı var.
    Benim eleştirim yazdığı ve gündeme getirdiği konularla ilgili değil. Yazmadığı ve ısrarla gündemden uzak tuttuğu fakat hayatta çok ciddi etkiler bırakan konularla ilgili. Ergenekon süreciyle ilgili, islami bütün şiarlara direkt savaş açanlarla ilgili, yasakları her türlü komik duruma düşme pahasına ısrarla savunanlarla ilgili, emevi usülü “dindarlara” meşruiyet zemini oluşturanlarla ilgili.
    Bilmem anlatabiliyormuyum. Samimi olarak bu kesimle ilgili hocanın görüşlerini merak ediyorum.

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Yazılar

Rojava, Suriye, PKK, Türkiye ve Dünya

Henry Kissinger'a atfedilen, 1968 civarında Nixon'ın ekibindeyken söylediği rivayet edilen, bir söz...
Kapitalizmin Serüveni: İnsanlık Tarihi Boyunca Oluşumu ve Evrimi Fikir & Yazı
Ocak 22, 2026

Kapitalizmin Serüveni: İnsanlık Tarihi Boyunca Oluşumu ve Evrimi

İslam'ın Ritüelleri yada Kur'an'da Nusûk Kavramı Fikir & Yazı
Ocak 13, 2026

İslam'ın Ritüelleri yada Kur'an'da Nusûk Kavramı

ZAMAN AKIŞI

Oca 30 14:22
Ekonomi

Mahfi Eğilmez: İşsizlik gerçekten düşüyor mu?

Oca 30 14:20
Gündem

80 Yılda Devr-i Âlem

Oca 30 13:36
Ekonomi

İPA: İstanbulluların yüzde 63,4’ü dışarıda yeme-içme harcamalarını kıstı

Oca 30 13:25
Ekonomi

Türk-İş’e göre açlık sınırı 31 bin lirayı aştı, yoksulluk sınırı 102 bin liraya dayandı

Oca 30 13:18
Gündem

Endüstrileşmeden spekülatif despotik kapitalizme, sanayileşmeden MÜTAMAŞERİK yamaklık okullarına

Oca 29 12:31
Bilim & Teknoloji

Biyolojik yaş hesaplama: Organlarınız gerçekten kaç yaşında?

Oca 29 12:24
Ekonomi

İş dünyasında yeni kavram “Sessiz Çatlama”

Oca 29 12:21
Gündem

Hukuksuzluk, ahlakı, güvenliği ve devleti de yok eder!

Oca 29 12:16
Arkasayfa

Görüş gününe yetişen yazı

Oca 29 11:43
Kadın

Manisa ve Ankara’da 2 kadın katledildi, 1 kadın ağır yaralı

Oca 29 11:25
Sağlık

Kapalı alanda sigaraya yeni düzenleme yolda

Oca 29 11:21
Ekonomi

Selçuk Geçer’den Küresel Alarm: Altın 10.000 Dolara Koşuyor, Türkiye İçin Büyük Tehlike!

Oca 29 11:14
Arkasayfa

Haklar ihlal edilmiyor, iptal ediliyor

Oca 28 16:07
Bilim & Teknoloji

Yapay Zekâ Bilimi Otomatikleştirir mi?

Oca 28 16:03
Kültür & Sanat

Kuantum Oyun Teorisi Geleceği Nasıl Değiştirecek?

Oca 28 13:33
Gündem

Rojava aynasından ABD-Türkiye ilişkileri

Oca 27 12:12
Yazılar

Rojava, Suriye, PKK, Türkiye ve Dünya

Oca 27 11:34
Gündem

Saatler yine savaşa kuruldu

Oca 26 12:47
Sağlık

Damar Sağlığını Koruyan 5 Süper Besin! Kan Akışını İyileştiriyor, İltihaplanmayı Önlüyor

Oca 26 11:32
Gündem

Kürtlerde öfke ve hayalkırıklığı

Oca 26 11:27
Gündem

Kobani’nin köylerine saldırılar sürüyor

Oca 23 22:10
Arkasayfa

Makbul Erkek, Görünmez Kadın

Oca 23 16:33
Ekonomi

30 milyon dolarlık fakir

Oca 23 16:31
Gündem

Valilik yasaklamış, DEM Parti ‘yapacağız’ demişti: “Öcalan’a özgürlük mitingi” ikinci kez ertelendi

Oca 23 16:30
Ekonomi

Saray’dan sigaraya zam planı: Sağlık Politikaları Kurulu ‘Paketi en az 300 TL olmalı’ dedi

Oca 23 16:09
Ekonomi

Patronlar 3 yılda İşsizlik Fonu’ndan 208 milyar TL aldı

Oca 23 16:02
Ekonomi

Saraya ayrılan kaynak 19 bin emekli maaşı

Oca 22 13:42
Arkasayfa

Kapitalizmin Serüveni: İnsanlık Tarihi Boyunca Oluşumu ve Evrimi

Oca 22 12:10
Ekonomi

En düşük emekli maaşı belli oldu

Oca 22 12:05
Ekonomi

CHP’li Gürer: ‘Baş tacı demekle emeklinin karnı doymuyor’