çok tartıştık vakti zamanında, devrimciler mücadelede kaybettiği arkadaşlarına şehit demeli mi-dememeli mi diye.
ama onun yerine daha güçlü bir kavram da bulamadık ve kaldı öylece. belki bir ihtimal ‘’feda’’ denebilirdi diye düşündüm hep.
devrim şehitleri
devrim fedakarları
herşeye rağmen günlük hayatımdaki, dini ritüel içeren kavramları kültürel olarak kullandığımdan pek de sorun görmedim.
ırak’ta amerikan işgali başlar başlamaz neredeyse 30 kadar sosyalist-devrimci kurum ortak platform kurmuştuk.
islamcı olarak bir tek özgür-der vardı.
3 sene boyunca hemen her hafta eylemler yaptık.
iftara denk geldiğinde eylemleri ya iftar öncesine ya da sonrasına kaydırdık.
öyle ya demokrasi denen biçim, çoğunluğa değil azınlığa ait birşeydi aslında.
çoğunluk ifade ederdi kendini her nasılsa
sadece ırak için değil ikinci filistin intifadası için de beraber eylemler yaptık.
ağırlıklı dövizimiz
yüzünü puşiyle örtmüş sapanla taş atan,
gözlerinden anladığım kadarıyla yaşı onbeşlerde olan gençti
‘ırak canım sana feda’ diye türkçeleştirilen sloganı
arapça ve türkçe attık
arapçasını zarzor telaffuz ettiğimiz haliyle
benim açımdan nasıl bir sosyalizm kritik soruydu
bir de özgürlükçü…
bir de feminist…
bir de cinsel tercihleri destekleyen…
bir de çevreci…
bir de…
sadece sosyalist olmak hepsini karşılamaz mıydı
hayır…
karşılasaydı
sosyalizm uygulamalarında bu kadar farklılıklar olmazdı zaten
yarını bugünden kuracaksak
bugünden tartışmalıyız
latin amerika devrimcileri başka
çin başka
sovyetler birliği başka
arnavutluk başka
yugoslavya başka
ırak işgaline karşı
bizler komünistler olarak
ırak komünist partisinin amerika’dan yana taraf olduğunu bilerek
ırak komünist partisinin karşısında,
özgür-der ise yüzlerce müslüman kurum veya anlayış arasında tek olduğu haliyle kendi benzerlerinin karşısında
bütün bunlar hayatın karmaşaları
dışarıdan baktığınızda
komünist komüniste karşı
müslüman müslümana
ve karmaşa devam ediyor
komünist, kömüniste müslüman için karşı
müslüman müslümana, komünistlerle beraber karşı
ama müslümanlar için
gözümün önünde ikinci filistin intifadasında iki ateş altında kalan baba ve oğlu var;
çocuğunu öyle bir sarıp sarmalamış ki
tüm kurşunlar bana gelsin
tüm kurşunlar
bana
…
o çocuğun babası
el fetih’li miydi?
yoksa hamas’ lımı?
müslüman mı?
hristiyan mı?
ermeni’ mi?
dürzi mi?
israilli bir arap mı?
yüzünü hiç görmediğimiz insanlar
ve belki hiç gitmeyeceğimiz
ırak için eylemdeyiz
onların varolma hakkı için
nasıl varolacağı ona kaldığı haliyle
denizler yirmili yaşlarının bir dönemin fkö saflarında geçirdiler
mahirler filistine her daim destek verdi bedeniyle
filistin kendi kaderini belirlesin diye
imc’de her sabah basın express var
suncem koçer,
independent’in haberini okuyor
başer esad’ı karşılayan halkın gülen yüzlü resmi var
haber ‘şüpheli karşılama’ diye verilmiş
gerçekten mutlular mı, yoksa korkudan mı gülüyorlar? diye
‘akıllarından zorları olsa gerek’ demek istiyor
‘delirmiş olmalılar’ demek istiyor independent
türkçesi ‘bağımsızlık’ olan gazete
şüphe iyidir de,
kendinden de şüphelenmek kaydıyla
ya da şüphelenileceliğini bilerek
soru şu;
iyi insanlar nereye gider öldüklerinde?
iyi insan,
iyi insandır
tek dileğim kısa hayatında çocuğum, sevdiği gibi yaşasın
diğer çocuklar gibi
ve elbette ben de sevdiğim kadınla aytül’le ağaç gölgesinin altında çay ve sigara içebileyim
diğer insanlar gibi
hepsi bu
ve bilmek ile vicdan arasında direkt bir ilişki yoktur
bilmek sizi yolunuzdan caydırabilirde;
korkularınız yüzünden,
arzularınız yüzünden
hiç varolmamış gibi yaşamak ve ölmek zordur insana
yoksa herbirimiz
iz bırakmaya çalışıyoruz
‘buradaydım…’
fotoğrafların tek anlamı bu
yazmanın,
sanatın,
siyaset yapmanın,
reddetmenin dahi
ve belki çocuk yapmak dahi
sadece bir odanın içinden çıkmadan oturduğunuz halde dünyayı istiyorsunuz
gitmediğiniz, gitmeyeceğiniz yerleri
bir müslüman soruyordu
herhangi bir dine, cennete, tanrıya inanmadığınız halde nasıl ve niye direniyorsunuz?
meseleleri havale edebileceğimiz ikinci bir hayatım yok
tek seçeneğim var o da yaşadığımdır
ve diğerkam olmak
devrimcilerin düsturudur
f tipi cezaevlerine karşı direnen ölüm orucundakileri hatırlıyorum
ilerleyen günlerde bilinçlerini kaybediyorlardı
o hallerinde zorla kollarına serum takıyordu devletin doktorları
bir şekilde ayıldıklarında
serumları fırlatıp atıyorlardı
bir eylem biçimi olarak bedenlerini yatırıyorlar ölüme
mücadelesinin sonu ihtimal ölüm
ama son ana kadar bilinçli olmalı,
mücadelesini sürdürebilsin diye
ama bir yandan da ölüyor beden kendini yiyerek
bilinç ise ayık kalmaya çalışıyor varolmak için
ölüm ve yaşam arasındaki gerilimde gezmek
che guevera,
yaralı olduğu haliyle kendisini öldürmek üzere nişan almış askere dönüp,
‘ateş et ödlek alt tarafı bir adam öldüreceksin’ diyor.
onu öldüren asker mi?
hayatının geri kalanını yok olarak yaşadı
ve hala yok
doktor che guevera
hayat veren che guevera
öleceğini bilerek hayata sarılmak
yaşamak için ölmek
okudum ve duydum ki tartışıyormuşsunuz
o mu şehit bu mu şehit diye!…
vicdan yok ise bizden geriye kalan herşey yazıdan ibaret
bilmek insanı vicdanlı yapmayabilir
‘sadece bilen’ yapabilir de
sahi filistinli o baba hangi dinden di ya da halktan?
fkö filistinde ölen türkiyeli devrimcilere ne der?
şehit mi?
hiç bilmiyorum
ben devrimci olduğum için mutluyum
hepsi bu
kemal bozkurt
mart 2012
ömer hayyam
imla; aytül hasaltun
www.adilmedya.com


