İnternette açıkça tez, ödev ve proje satışı yapılıyor. Çeşitli adlardaki sitelerde tez ücreti; bölümüne, kapsamına göre değişse de ortalama ücretler 50 binden 120 bin TL’ye kadar çıkıyor. Parayı veren tezini yazdırarak akademik ünvanı alabiliyor.
Eylem Nazlıer
Türkiye’de üniversitelerin, akademinin durumu uzun süredir tartışma konusu. Akademisyen kıyımları, kadrolaşma, diplomalı işsizlik, niteliksiz eğitim gündemden düşmüyor. Fakat akademideki çürümenin bir yüzü daha var. İnternette açık açık tez satılıyor, ödev ve proje hazırlanıyor, intihaller çıkarılıyor. Google’da ‘tez yazdırma’ yazdığınızda karşınıza onlarca site çıkıyor. Her biri farklı paket ve ücretlerle tez ‘hizmeti’ sunuyor. Firmaların internet sitelerinde adres, telefon ve e-posta bilgileri açıkça yer alıyor. Sayfa başı ücret de veren var lisans, yüksek lisans tezine ayrı ücret de veren. Ortalama ücret ise 50 bin TL’den başlayıp 120 bin TL’ye kadar çıkıyor. Eğitimciler, akademinin tamamen ticarileştirilmesinin bu zemini yarattığına dikkat çekiyor.
‘Üç yöntem, üç farklı fiyat’
Biz de bu sitelerden bazılarını aradık. Konu olarak “Suriyeli mültecilerde ortak Arap kimliği- Türkiye ve göç alan bir başka ülkeyle karşılaştırma” çalışmasını istediğimizi söyledik. Bundan sonra yaşananlar, ‘tez piyasasının’ nasıl işlediğini ortaya koydu. İlk aradığımız yerin danışmanına tez konusunu aktararak fiyat bilgisi talep ettik. “Analiz yöntemini siz mi belirleyeceksiniz, yoksa biz mi hazırlayalım?” sorusuna ‘Yöntemi siz belirleyin’ dediğimizde, karşılaştırma yapılacak ülke hakkında üç seçenek sundular: Almanya, Ürdün ve Lübnan. Danışman, üç farklı araştırma yöntemi ve buna bağlı olarak üç ayrı fiyat teklifi sundu. Danışman, birinci yol olan NVivo analiz yöntemi için 100 bin TL, ikinci yöntem olan betimsel ve karşılaştırmalı analiz için 120 bin TL, üçüncü yöntem olan literatür taraması için ise 70 bin TL talep etti.
Hoca görüşmesi, tanıtım videosu, hizmet planı…
İkinci siteyi aradığımızda benzer bir tabloyla karşılaştık. “Tez konunuz nedir?” sorusundan sonra ülke önerisi istediler; öneriyi kendilerinin yapmasını söylediğimizde, “Ürdün’de Suriyeli mülteciler üzerine çok kaynak var, bu çalışmayı yapabiliriz” karşılığını aldık. İstersek bizi bir hocayla telekonferans üzerinden görüştürebilecekleri söylendi. Ayrıca süreçle ilgili hazırladıkları bir tanıtım videosu da gönderildi.
‘İntihal oranı az olacak’ sözü
Ardından ayrıntılı bir çalışma planı sunuldu: “Üniversitenin yazım kılavuzuna uyulacak. İntihal oranı yüzde 20’nin altında tutulacak. Çalışma bölüm bölüm yazılıp her aşamada danışman hocaya onaylatılacak. Her bölümün onayından sonra ödeme alınacak. Sonunda Turnitin raporu teslim edilecek. İstenirse İstanbul Bostancı’daki ofisimizde yüz yüze görüşme yapabiliriz. Bu hizmetin fiyatı ise 50-55 bin TL.”
Sayfa başı 270 TL, revizeler ücretsiz!
Bir başka sitede farklı bir modelle karşılaştık: Sayfa başı 270 TL. “Revizeler ücretsiz. Danışman hocadan gelecek tüm düzeltmeleri yaparız” denildi. Ayrıca analiz için 6 bin 500 TL, tartışma-sonuç bölümü için 5 bin 500 TL istendi. “Fiyatta tekrardan yardımcı olmak isterim. Hocalarımızın hepsi alanında uzman doktorasını tamamlamış akademisyen kişilerdir çalışmanızı sorunsuz bir şekilde size en kısa sürede teslim ederiz” ifadeleriyle çalışmanın kısa sürede teslim edileceği taahhüt edildi.
Parayla tez yazdırmak suç ama…
Mevzuata göre, tezini, ödevini ya da bitirme projesini başkasına hazırlattığı tespit edilen öğrencinin bu çalışması iptal olabiliyor. Parayla tez yazdırmak, Türk Ceza Kanunu’na göre suç. 5237 sayılı TCK’nin 158. maddesi uyarınca, başkası adına tez, proje, ödev veya akademik bir çalışma yaparak maddi kazanç elde etmek, nitelikli dolandırıcılık kapsamında değerlendiriliyor. Ayrıca bu suçtan yalnızca tez yazan kişinin değil, tezini yazdıran öğrencinin de cezai sorumluluk taşıdığı da dikkat çekiyor.
‘Sen parayı ver biz hallederiz’
Bu alanda çok sayıda şirket olduğu için reklam ve kendini diğer sitelerden ayırmak da önemli. Bu yüzden birçok sitenin en çok üzerinde durduğu müşteri memnuniyeti! Bir sitenin girişinde ‘Türkiye’nin en iyi tez ve ödev sitesine hoşgeldin!’ yazısının altında şu ifadeler yer alıyor: “Ödevden tez ve proje yazımına, sunumdan veri analizine kadar tüm akademik ihtiyaçlarında 8 yıllık deneyim ve uzman kadromuz ile profesyonel destek veriyoruz! Tez hazır değil mi? Sayfalar boş mu? Strese mi girdin? Merak etme biz hallederiz.”
Çok sayıda dolandırıcılık da var
Bazı kişi ve şirketler de tez yazma vaadiyle çok sayıda kişiyi dolandırıyor. ‘Şikayetvar’ üzerinden paylaşılan mesajlarda, talep edilen ücret ödenmesine rağmen birçok kişinin makale ve tezlerini teslim alamadığı yazıyor. Parayla tez yazdırma gibi kanunda suç sayılan bir eyleme rağmen, bazı kişilerin “Sizi mahkemeye vereceğim” veya “Savcılığa suç duyurusunda bulunacağım” şeklinde tepkiler göstermesi de dikkat çekiyor.
YÖK suç duyurusunda bulunmuştu
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 2021’de para karşılığında tez hazırlayan ve hazırlatan hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunun ardından bazı tez yazdırma siteleri kapansa da aradan bir süre geçtikten sonra yeniden hizmet vermeye başladılar.
‘Akademinin ticarileştirilmesinin sonuçları’
Parayla tez yazdırılması konusunda sorularımızı yanıtlayan Eğitim Sen İstanbul 6 No’lu Üniversiteler Şubesi Başkanı Burak Çetiner, “Bu Türkiye’de üniversitelerin, akdeminin çürümesiyle doğrudan ilişkili bir tablo” dedi. Bu durumun açık bırakılmış bir alandan kaynaklandığını dile getiren Çetiner “Kanuni bir açıktan bahsetmiyoruz; parayla tez yazdırmak elbette yasal olarak mümkün değil. Ancak eğitimin ticarileşmesi ve vakıf üniversitelerinin geldiği nokta nedeniyle ne yazık ki böyle bir iş kolu oluştu” dedi. Yaşananların akademinin değersizleştirilmesiyle ortaya çıktığını ve çeşitli siteler tarafından para kazanma aracına dönüştürüldüğünü dile getiren Çetiner “Eğitimi bir ticaret alanı olarak görürseniz, başkaları da bunu istismar eder. Devlet, YÖK ve ilgili mekanizmalar denetlemediği için bu garabet ortaya çıkıyor” diye konuştu. Sözlerinin meşrulaştırma olarak algılanmaması gerektiğinin altını çizen Çetiner, “Eğitim emekçilerinin geçinemediği ortada. Düşük maaşlar, yüksek enflasyon, kira krizi… İstanbul ve Ankara gibi şehirlerde bir öğretmenin maaşıyla kira ödemek imkansız. Aynı durum araştırma görevlileri ve doktor öğretim üyeleri için de geçerli” ifadelerini kullanan Çetiner, ekonomik koşulların çalışanları farklı yönlere ittiğini söyledi.
‘Fon bul, proje yap; bilimsel üretimi geriye at!’
Akademinin tamamen ticarileştirilmesinin bu zemini büyüttüğünü kaydeden Çetiner, “Özel vakıf üniversitelerinin niteliksiz ve hızla artan sayısı böyle bir alan açıyor. İnsanlar doğru olmayan yollara yönelerek para kazanmaya çalışıyor. Daha meşru görüleni ise akademisyeni ‘projeciliğe’ yönlendirmek. ‘Maaşın bu kadar, daha fazlası için fon bul, proje yap; bilimsel üretimi geri plana at’ deniyor. Bu ticarileştirme mantığının en kötü hali ise parayla tez yazdırma meselesidir. Bunu meşru bir şey olarak görmüyoruz” ifadelerini kullandı. Tüm bunlara göz yumulduğunu belirten Çetiner “Böyle bir alan açılması üniversitelerin geldiği son hali gösteriyor bize. Üniversite çalışanları bilim üretmesi gerekirken ya sektöre yönelik projelere yöneliyor ya da daha kötüsü illegal tez yazdırma işine savruluyor” dedi. Boğaziçi Üniversitesinde liyakatsizliğin ötesine geçen bir kadrolaşma düzeni kurulduğunu, birçok üniversitede akraba kayırmacılığı, eş-dost yerleştirme, liyakatsiz atamaları hatırlatan Çetiner “Türkiye’de akademi ve üniversite düzeni böyle bir dönemden geçiyor” dedi.




