• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Mart 16, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      DEM Parti'den Halepçe açıklaması: 'İnsanlık suçu olarak tarihe kazınmıştır'

      DEM Parti'den Halepçe açıklaması: 'İnsanlık suçu olarak tarihe kazınmıştır'

      İğneden ipliğe zincirleme kriz kapıda

      İğneden ipliğe zincirleme kriz kapıda

      12 Eylül günleri

      12 Eylül günleri

      Abdullah Öcalan: Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır

      Abdullah Öcalan: Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır

    • Yaşam
      Hiçbir taklit, aslının yerini tutamaz

      Hiçbir taklit, aslının yerini tutamaz

      Maaş artık yetmiyor: Çalışan bağlılığı için psikolojik sermaye neden bir gereklilik?

      Maaş artık yetmiyor: Çalışan bağlılığı için psikolojik sermaye neden bir gereklilik?

      İnanacaksan en çok kendi gücüne inanacaksın

      İnanacaksan en çok kendi gücüne inanacaksın

      "İntihar demeyin" demişti; Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisinin istismar ettiği iddia edilen öz kızı ve anne ölü bulundu!

      "İntihar demeyin" demişti; Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisinin istismar ettiği iddia edilen öz kızı ve anne ölü bulundu!

    • Türkiye
      Partili yargıçlar ülkesi

      Partili yargıçlar ülkesi

      Mahkemenin yönetimi ülke yönetiminin aynasıdır

      Mahkemenin yönetimi ülke yönetiminin aynasıdır

      Tükenen hekimler, tıkanan nefesimiz

      Tükenen hekimler, tıkanan nefesimiz

      İlaca zam geldi, rafta hâlâ yok!

      İlaca zam geldi, rafta hâlâ yok!

    • Dünya
      Canlı Blog | ABD ve İsrail'in saldırısında 17. gün: Tahran’da 503 kişi yaşamını yitirdi

      Canlı Blog | ABD ve İsrail'in saldırısında 17. gün: Tahran’da 503 kişi yaşamını yitirdi

      Canlı Blog | ABD ve İsrail'in saldırılarında 14. gün: Tahran'da patlama!

      Canlı Blog | ABD ve İsrail'in saldırılarında 14. gün: Tahran'da patlama!

      ABD müttefiklerinde ‘rejim değişikliği’ istenirse?

      ABD müttefiklerinde ‘rejim değişikliği’ istenirse?

      Neden yine Kürtler tartışılıyor?

      Neden yine Kürtler tartışılıyor?

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Hiçbir taklit, aslının yerini tutamaz

      Hiçbir taklit, aslının yerini tutamaz

      Partili yargıçlar ülkesi

      Partili yargıçlar ülkesi

      Prof. Dr. İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlanıyor: Kızı Galatasaray Üniversitesi'ndeki anmada “Daha gülünecek çok an vardı” diyerek ağladı, cenaze töreni Fatih Camii'nde yapılacak

      Prof. Dr. İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlanıyor: Kızı Galatasaray Üniversitesi'ndeki anmada “Daha gülünecek çok an vardı” diyerek ağladı, cenaze töreni Fatih Camii'nde yapılacak

      Müthiş “Hokus Pokus”: SGK kurtuldu, emekli battı!

      Müthiş “Hokus Pokus”: SGK kurtuldu, emekli battı!

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter

Emre Özden

Emre Özden

SISU (Yaratıcı İrade/Mücâdele/Tekâmül)

Mayıs 17, 2025 Fikir & Yazı, Yazılar 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Kavram (Sisu) Finceden alınmıştır. Doğanın ve hayatın gerektirdiği/getirdiği sert koşullara, zorluklara karşı cesur, sabırlı, dayanıklı ve dirençli olmak, kendi yolunu/yordamını/yöntemini bularak mücadele etmek, sorun ve zorlukları aşmak anlamına gelir. Bu yaklaşım insanı beklenmedik durumlarla karşılaştığında şablon çözümlere, ezber kalıplara yönelmek yerine kendi çözümünü bulmaya, bu konuda yaratıcı davranmaya yönlendirir. Bu bilinci teşvik eder.

Örneğin çamura saplandıysanız önce sakince durum tespiti yapıp çözümü içinde bulunduğunuz doğal koşullar, elinizdeki araçlar ya da doğadan bulabildiğiniz pratik gereçlerle kendiniz yaratacaksınız. Savaş ya da âfet koşullarında hayatta kalabilmek için kendi yöntemlerinizle mücadele vereceksiniz. İçsel güçler berkiştikçe sağlamlaşacaksınız. Dış etkilerden tesir almayan çelikleşmiş irâdeye ancak mutlak sessizliği idrâk etmiş bir zihin sahip olabilir.

Bu yaklaşım bize şunu öğretir: Kendi bilinci ve kendi yöntemi ile yaşamak.

Kavram, Sekînet Felsefesi bağlamında genel olarak ele alındığında önce sessizlik/sükûnet ile oluşu ve iç benliği izlemek ve bu izleyişin idraki ile ezberci olmamak, yaratıcı çözümlere yönelmek, verili olanla yetinmemek, yeni yollar bulmak, sessizce katlanmak, zorluklar karşısında dayanıklılık göstermek, irade gücü, kararlılık, hatalarının sorumluluğunu almak, zorluklar karşısında akılcı davranmak ve sessiz bir kararlılıkla ve sabırla ilerlemek anlamlarına gelir.

Burada kastedilen yaratıcılık, hiçbir ilkeyi esas almadan keyfî davranmak değildir. Önce sessizce oluşu, süreci, olayları, düşünceleri izleyerek olup biteni anlamak. Bu anlayış ile temel ilkeleri izleyerek yüksek bir idrake erişmektir. Buradaki izleyiş tam/mutlak bir sessizlik – sessiz bir zihin gerektirir. Bu sessizlik dış uyaranların en aza indirildiği bir durum gerektirir. Önce izleyiş sonra idrak gelir. Ancak bu idrakten sonra bilinç gelişir ve bu gelişen bilinç ile yeni ilkeler keşfetmek hatta yeni ilkeler yaratmak mümkün olur. Burada eylem, davranış sahası hayatın – evrenin doğal rastgeleliğine tâbîdir. Bu yol izlenince özetle denir ki; ilkelere bağlılık daha yüksek doğrulara ulaşarak gelişmenin yoludur. Yaratıcılık, yeni ilkelere ulaşma ve keşfetme arzusundan/bilincinden doğar. Bilinmeyene giden keşif aykırılıklarla, hatalarla, kayboluş ve düşüşlerle doludur. Bu gerçeği çok erken bir devirde fark etmiş olan Konfüçyüs, bu sürece ilkelerde ilerlemek ya da ilkelerin gelişmesi, geliştirilmesi demiştir. İnsan kendi bilincinin sorumluluğunu alma cüretinde bulunduğunda aydınlanma gerçekleşir. Aksi taktirde ezberletilenleri tekrarlamak bizi kendisi olmayı beceremeyen kopya insanlar hâline getirecektir.

Bütün bu süreç insana doğru bir içgörü kazandırmanın yoludur aslında. Bu ruhu besleyen gerçek ruhsallıktır. İç dünya aydınlanmadan dış dünya da aydınlanmayacaktır.

Bu ruhsallık anlamında Sisu kavramı, Sekînet Felsefesi bağlamında daha spesifik anlamı ile; yapılan bir yanlışta kişinin hatasını kabul etmesi, kararlı, sabırlı, dürüst bir şekilde durumun gerektirdiği sorumluluğu üstlenmesi, gereken çabayı göstermesi/gereken çileyi çekmesi anlamına gelir. Yani sekînet, bireyin içsel dengesini korurken sadece yin (insanın pozitif ve dinlendirici) değerlerle dengeyi bulmasını değil, yang (sabır, dayanıklılık, zorlukta sükûnet, akılcılık, istikrar, çaba, çile, yılmazlık…) ile de bulmasını sağlar. Yani şunu yapmanıza izin vermez: Biraz dua ve ibadetle işi hallederim, biraz özür dilerim tamam. Biraz hoş söz ve yalanla işi hallederim. Bunlara geçit vermez.

Yeni ve boş bir sayfa açmak emek ister. Kendinize hiçbir şey katmadan sadece af dileyerek hatalarınızı düzeltemezsiniz. Hatalarınızla yüzleşmeniz gerekir. İlle bir dua aranıyorsa bu dua bu yüzleşmenin gerektirdiği devrimi gerçekleştirmektir. Benim hayatım bir dua olmuştur diyor Konfüçyüs.

İç dünyada her şeyi stabil tutmanın konforu ile sekînete erişilemez.

Yani Sekînet: Doğa ve hayatın zorluklarını özgün bir yol geliştirerek aşmak ve dürüstlük/erdem anlamında konuyu ele alarak, varlık mücadelesi ile erdem felsefesini birleştirmektedir.

Bu noktaya kadar anlatılanlar bireysel/içsel plânda sekînet bilincidir. Eskilerin tâbiri ile “derûnî” bilinçtir.

Bireysel (mikro) plândan, toplumsal evrensel (makro) plâna sükûn bilincinin yansıması da “iki yönlü etkileşim ilkesini” anlamak ile olur.

Sekînetin esası, bireyin sıfır noktasına yani iç dengeye dönmesidir. İç dengeye dönmenin iki temel yolu vardır:

Eylemsizlik ve eylem.

İki negatif durumda sükûn/sisu uygulanır:

Haksızlık etmek ve haksızlığa uğramak.

Eylemsizlik temelde esastır ama siz başkalarının dengesini ve sükûnetini bozduysanız o zaman kendi sükûnetinizi bozarak içsel ve eylemsel mücadeleye gireceksiniz. Diğer insanlara verdiğiniz zararı onarmak için var gücünüzle çabalayacaksınız. En önemlisi verdiğiniz zararın acısını içinizde hissedeceksiniz. Bu da doğal olarak sizin sükûnetinizi bozacak. Ancak burada şu incelik vardır ki; sükûnetiniz bozuldu ve acı çekiyorsunuz diye öfkeye kapılıp sağı solu yıkıp devirmeyeceksiniz, insanlara ateş püskürmeyeceksiniz, hatanızın acısını başkalarından ve özellikle de kalbini kırdığınız insandan çıkartmaya kalkışmayacaksınız. Hatanızı olgunlukla görüp kabul edecek, mutlak bir sessizlikle, acı ile ve sabırla gereğini yapacaksınız. Yani kırdıklarınızı yapmak için karşı taraf aslâ kabul etmese bile özür dileyecek, bu özrü hem fiilen hem de sözel olarak gerçekleştireceksiniz. Gerekirse ayaklarınıza kara sular ininceye kadar yürüyecek tefekküre dalacaksınız. “Ben bu hatayı nasıl yaptım” diye. Yani kısaca hatanızla mertçe yüzleşeceksiniz. Bu hata sizin elinizdeydi ya da değildi. Konu bu değil. Burada esas olan, verilen bir zarar var mı yok mu? Varsa kendinizle hesaplaşacaksınız. Bunu da sakinlikle yapabilecek olgunluğu göstereceksiniz. İlk anda sakin olamasanız bile mutlaka sakinleşmeye yönelmelisiniz. Sekînetin doğası bunu kendiliğindenlikle ortaya çıkarır/gerekli kılar.

Sekînet perspektifinden oluş, hayatın akışı, sonsuz boşluğun içindeki yollardır. Yollar sonsuz sayıda noktadan geçer. Hayat kaybettiklerinizi yeniden önünüze çıkarabilir. Ve siz de doğruları izleyerek doğru sonuca yeniden erişebilirsiniz. Varlık donuk ve determine şartlamalarla, şablon ve mutlak sınırlarla önceden çizilip defteri dürülmüş bir şey değildir. Kaderi/gidişâtı değiştirmek bu anlamda bakıldığında oluşun her noktasında mümkündür. Bunu başarabilmek; sadece tek ve temel ilkeyi anlamak (sekînet) yeterli tekâmül düzeyindeki bilinç düzeyleri için kâfîdir. Ve daima kâfî olacaktır. İnsan bu ruhsal gücü kolay yola saparak vicdanını kandırmak için kullanmamalıdır. Vicdanımızı kandırıp yaptığımız hataların sorumluluğunu almadan vahşi barbarlar gibi yaşayamayız. Bizi çevreleyen dünya ya bize vicdan adı altında ezber kalıplar öğretip bizi onlarla çevreliyor ya da bu kalıplardan kaçışın ezber başka yollarını öğretiyor. Bu anlamdaki vicdan ruhun hapishanesidir. Gerçek vicdanın bunlarla ilgisi yoktur. O sonsuz bir sessizliğin içinde oluşu ve iç dünyayı izlemenin sonucu olarak kendiliğindenlikle doğar. Bu, tarihsel süreç içinde aklın tekâmülü ile ortaya çıkan çağdaş vicdanın da kökü ve kuşatıcısıdır.

Yani şöyle diyoruz: Başlangıçta sözden önce sükûn vardı. Anlayıştan önce de izleyiş vardı.

Bu müşâhede temelden tekâmül/gelişim konusu ile ilgili: Spiritüel ve tasavvufî ortamlarda popülerleşmiş bir ezber olan: İnsanların çektikleri acıların onların tekâmülü sayılması sükûn öğretisinde temelden yanlıştır. Böyle bir tanım olsa olsa “çile doldurmak” tanımına uygundur. Çileyi çokça çekip katlanma kabiliyetini geliştirmek bir gelişim sayılabilir belki ama bu bir tekâmül değildir. Tekâmül kavramı ile hedeflenen tanım, düşünsel ve davranışsal olarak gelişip bütünsel bir idrak ile yeni boyutlara açılmak, kavrayışı bulunduğu düzlemden ötelere taşımak, hiç keşfedilmemiş alanlara girerek oraları keşfetmektir.

Tasavvuf literatüründeki Nefs-i Levvâme (kendini kınayan benlik) düzeyi günümüz dünyasında nerede ise tamamen unutulmuş gibidir. Üstelik arabesk bir tavırla sadece kendini kınayıp yerden yere vurma zihniyetine indirgenmektedir. Çoğunlukla da ritüellerle geçiştirmeye indirgenmektedir.

Sekînet Felsefesinin yaklaşımı bizi, bütün dinlerde ritüelleri “kolaydan sorumluluktan kurtulma” malzemesi yapan zihniyetten köklü şekilde ayırır. Sekînet, hayatta kalmayı sükûnette yani dengede kalmakla eşitliyor. Bu anlamda bakıldığında öğreti olarak benzersizdir. Karşı taraf (doğa, insan, çevre…) sizi terörize edecek olsa bile sağlam durup sakince rasyonalitede/doğrulukta kalmanız sizi hayatta tutacaktır. Yani bu sadece doğruluğun değil, aynı zamanda hayatta kalmanın (insan türünü hem hayatta kılmanın hem de insanı geleceğe sağlıklı taşımanın) bir yoludur.

Meditasyon veya ritüel zararlıdır demiyoruz. Zihnin dinginleşmesini sağlayarak sakin bir zihinle akılcı çözümler üzerinde düşünerek doğruya gitmede araç olabilir ama amaç değildir. İnsanlık, araçları amaç yaptığı için türlü bunalımın/belânın pençesinde kıvranmaktadır.

Eğer haksızlığa uğradıysanız sessizce önce gerçek durumu görüp, durum tespiti yapıp sarsılmaz, çelikleşmiş bir irade ile doğru olanı yapacak, haksızlığa doğruluk ve adaletle karşı çıkacaksınız.

Görüşlerimizin farklılıklarına rağmen hepimiz ortak bir hayat realitesinde yaşıyoruz. O nedenle bütün idrak sahipleri aynı hayat gerçeğini farklı yerlerden bakarak da olsa keşfedip dile getirmektedirler. Bu tarih boyu böyledir.

Örneğin haksızlık/kötülük/düşmanca davranış konusunda Konfüçyüs’ün kendisine sorulan bir soruya verdiği cevap çok ilginç ve isabetlidir:

Üstad’a “Düşmanlığa karşı iyilikle karşılık verilmesi gerektiği deyişi için ne düşünüyorsunuz?” diye sormuşlardı. Üstat, iyiliğe karşı nasıl davranmak gerekir o zaman?” diye sorarak cevabı yine kendi vermişti. “Düşmanlığa karşı dürüstlükle, iyiliğe karşı iyilikle davranmak gerek.”

(Konfüçyüs, Anahtar Kitaplar – 10:36 Sayfa 175)

Burada şu inceliği eklemeliyim. Doğru davranış, karşınızda doğru anlayış varsa anlam kazanır. Dolayısı ile Konfüçyüs’ün sözünden hareketle şu noktaya varabiliriz:

Kötü davranışta bulunan biri eğer iyi bir karşılık aldığında hatasından utanabilecekse bu iyilik uygulamaya değerdir. İyilik yapan biri de iyiliğine karşılık olarak daha iyisi ile karşılık aldığında şımarmayarak müteşekkir kalacaksa bu da uygulamaya değerdir. Ancak anlayış bilmez birine bu iyiliği yapmak hem anlamsız hem de onu daha kötüye sevk edicidir. Çünkü içgörüden yoksun insan hatasının ödüllendirildiğini zannederek kendisini düzeltmek yerine yanlış gidişinde cesaretlenmiş olur.

Gandhi sisu ya da sekînet uygulaması olarak tanımladığımız doğruluk yöntemini benzer şekli ile satyagraha ilkesinde uyguladı ve orada bu uygulama “çekilen acının safiyeti” şeklinde ifadesini buluyordu. Bu saflık, eğer istikrarla ve doğru uygulanırsa erdemli sonuçlar verecektir. Ve verdi de.

Gandhi’nin uygulamasının üç temel yönünü açıklayalım.

(Konu dağılmasın diye diğer ilkelere konuyu genişletmeyeceğim. Merak edenler için konuyu bu boyutu ile daha ileride ele alabilirim.)

1) Satyagraha: Saldırıya doğruluk ve erdemle, çile ile sessizce direnmek. Ancak hiçbir şekilde iradeyi karşı tarafa teslim etmemek.

2) Sarvodoya: Herkesin iyiliği. Toplumun bütününün iyiliği/tekâmülü. Müspet ve ortak fayda.

3) Swadeshi: Evrensel insanlık değerlerini/millî değerleri korumak/sömürüye karşı çıkmak için boykot yapmak.

Bütün bu ulaştığımız gerçekler ışığında sekînet anlamında sisunun tanımı şudur:

“Zorluk ve engellerle karşılaşıldığında onu sükûnetle ve özgün bir yoldan aşmak. Vicdanın gerektirdiği çileyi akıl ve dayanıklılık ile sessizce çekmek. Bedeli başkalarına rahatsızlık vermeden ödemek, hatayı telâfî için mutlak bir istikrar/istikamet, özgün bir yol izlemek. Mutlak bir sessizlik ve sakinlikle/yok sayarak (ignore) protesto etmek.”

Kavram, dilimizdeki azim kavramına benzese de kendine özgü bir yol/yordam bulmak anlamı ile klasik azim tanımından ayrılıyor.

Hayatta haksızlıklar, hatalar, zorluklar, zor koşullar vardır. Önemli olan yılmadan sakin bir zihin ve kırılmaz bir irade ile doğru amaç için istikrarla çabalamaktır. Ters giden şeyler olur, yanlışlar olur, olumsuzluklar olur, kazalar olur, kötü muamele ve zorbalık olur yine de asla boyun eğmeyen irade ile başa çıkabilir, haksızlığa itiraz edebilir insan.

Sessizlik – şiddetsiz tepki de bir protest tavırdır. Bu tavır pasif, korkakça bir davranış olarak görülmemelidir. Tersine mutlak ve sarsılmaz bir irade tam bir cesaretle karşı çıkış/itiraz/isyan tavırdır. Ezbere tepki vermeyerek sessizliğe geçmek, gözlem, izleme, eski tâbirle müşâhede ile idrak kazandırarak bilinçli tepkiyi yaratır.

Düşünsel/içsel devrim hayatınızı değiştirir. Dünyanızı başka bir dünyaya çevirdiği gibi sizi tanımadığınız dünyalara açar.

Bütün bu anlatılanlardan çilenin kutsanması sonucu çıkarılmamalıdır. Hayatın huzuru ve coşkusu oluşun hem amacı hem kaynağıdır. İnsan huzurlu ve mutlu olmalı, huzurlu ve mutlu kılınmalıdır.

İçinden geçtiğimiz sosyal, siyasal, ruhsal durumu ve dönemi bir de bu bilinçle yeniden okuyunuz.

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Hiçbir taklit, aslının yerini tutamaz Fikir & Yazı
Mart 16, 2026

Hiçbir taklit, aslının yerini tutamaz

Partili yargıçlar ülkesi Fikir & Yazı
Mart 16, 2026

Partili yargıçlar ülkesi

Prof. Dr. İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlanıyor: Kızı Galatasaray Üniversitesi'ndeki anmada “Daha gülünecek çok an vardı” diyerek ağladı, cenaze töreni Fatih Camii'nde yapılacak Fikir & Yazı
Mart 16, 2026

Prof. Dr. İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlanıyor: Kızı Galatasaray Üniversitesi'ndeki anmada “Daha gülünecek çok an vardı” diyerek ağladı, cenaze töreni Fatih Camii'nde yapılacak

ZAMAN AKIŞI

Mar 16 12:16
Arkasayfa

Hiçbir taklit, aslının yerini tutamaz

Mar 16 12:01
Arkasayfa

Partili yargıçlar ülkesi

Mar 16 11:59
Arkasayfa

Prof. Dr. İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlanıyor: Kızı Galatasaray Üniversitesi’ndeki anmada “Daha gülünecek çok an vardı” diyerek ağladı, cenaze töreni Fatih Camii’nde yapılacak

Mar 16 11:54
Ekonomi

Sanayide en ağır darbe tekstile

Mar 16 11:50
Gündem

Canlı Blog | ABD ve İsrail’in saldırısında 17. gün: Tahran’da 503 kişi yaşamını yitirdi

Mar 16 11:46
Emek

Müthiş “Hokus Pokus”: SGK kurtuldu, emekli battı!

Mar 16 11:41
Gündem

DEM Parti’den Halepçe açıklaması: ‘İnsanlık suçu olarak tarihe kazınmıştır’

Mar 14 09:43
Sağlık

Kişisel beslenme: Genlere göre kafein, B vitamini ve tuz tüketimi

Mar 14 09:30
Bilim & Teknoloji

Tıpta yeni dönem: Aynalı molekül teknolojisi kanserle mücadelede devrim yaratıyor

Mar 14 08:50
Gündem

Maaş artık yetmiyor: Çalışan bağlılığı için psikolojik sermaye neden bir gereklilik?

Mar 13 12:43
Ekonomi

SGK’dan “650 bin kişinin emekliliğinin iptal edildiği” iddialarına yönelik açıklama

Mar 13 12:38
Gündem

Canlı Blog | ABD ve İsrail’in saldırılarında 14. gün: Tahran’da patlama!

Mar 13 12:36
Ekonomi

Hürmüz krizi gübreyi vurdu: Patlayıcı özelliği nedeniyle 10 yıl önce yasaklanan amonyum nitrat yeniden serbest

Mar 13 12:27
Arkasayfa

Mahkemenin yönetimi ülke yönetiminin aynasıdır

Mar 13 12:20
Ekonomi

Sebze fiyatları arttı: 200 TL bir kilo patlıcana yetmiyor

Mar 12 11:48
Emek

Tükenen hekimler, tıkanan nefesimiz

Mar 12 11:46
Ekonomi

İlaca zam geldi, rafta hâlâ yok!

Mar 12 11:44
Emek

Erdoğan’dan emekliye ‘büyük müjde’: Zamsız ikramiyeler üç gün önce yatacak

Mar 12 11:41
Ekonomi

İnanacaksan en çok kendi gücüne inanacaksın

Mar 11 10:26
Gündem

ABD müttefiklerinde ‘rejim değişikliği’ istenirse?

Mar 11 10:24
Gündem

Neden yine Kürtler tartışılıyor?

Mar 10 12:05
Kültür & Sanat

Einstein Böyle Demedi: Einstein Tarafından Söylenmeyen Einstein Sözleri

Mar 10 11:41
Arkasayfa

İğneden ipliğe zincirleme kriz kapıda

Mar 10 11:23
Arkasayfa

12 Eylül günleri

Mar 10 10:32
Ekonomi

Emekliler yeniden iş arıyor: 60 yaş üstü işsiz sayısı bir yılda yüzde 17 arttı

Mar 10 10:14
Gündem

Savaşçı emperyalist rekabet dönemi

Mar 9 11:20
Arkasayfa

Cumhurbaşkanı adayı mahkemede

Mar 9 10:34
Arkasayfa

‘Sadaka(t) belediyeciliği’nin halkçı tercümesi: CHP’li belediyeler neden hedefte?

Mar 9 10:21
Emek

Emeğin durumu kötüleşti

Mar 9 10:17
Gündem

Canlı Blog | ABD ve İsrail’in saldırılarında 10. gün: İran’da yeni lider seçildi