Roboski aileleri olarak 19 aydır sürdürdüğümüz adalet arayışımızı, bu kez de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’la görüşmemizde dile getirdik. Katliamın gerçekleştiği günden bu yana Başbakan’dan defalarca randevu talebinde bulunmuştuk. Ankara ’ya defalarca gitmemize rağmen görüşme imkanı bulamadık, randevu taleplerimiz cevapsız kaldı. Biz de aileler olarak, randevu verilse bile Başbakan’la görüşmeme kararı almıştık. Sonunda 26 Temmuz’daki Şerafettin ElçiHavaalanı’nın açılışında, hatırı kırılamayacak kişilerin araya girmesi sonucunda, kendisiyle görüşme kararı aldık.
Üzülmekten fazlası lazım
Aileler olarak heyecanlıydık. Çünkü, katliamın hesabını bu kez Başbakan’ın yüzüne bakarak soracaktık. Görüşmeye katledilenlerin anne ve babaları olan altı kişi katıldı: Emine Ürek, Reşit Ant, Felek Encü, Veli Encü, Sadıl Alma ve Zeki Tosun. Ama yedinci kişiden de söz etmek gerekiyor: Katledilen çocuklardan Erkan Encü’nün annesi Felek Encü, abisinin adını taşıyan bebeğiyle gelmişti görüşmeye!
Başbakan’la görüşme yaklaşık iki saat sürdü. “Bugüne kadar katliamla ilgili olarak neden tek bir kişinin bile ifadesi alınmadı, çocuklarımız neden katledildi, dava dosyası neden askeri savcılıkça yürütülüyor, neden dosyanın üstüne gizlilik kararı konuldu, bu gizlilik kararının amacı nedir?” Bütün bu sorularımızı bu kez de Başbakan’a sorduk. Ancak hiçbirine tatmin edici bir cevap vermedi. Başbakan, bu olay için en az bizim kadar üzgün olduğunu belirtmekle yetindi. Ama üzgün olmak, yaraya derman değil. Dolayısıyla Başbakanı bizim için üzülmekten daha fazlasını yapmaya çağırıyoruz.
Başbakan, “Bombalama emrini ben vermedim” dedi. Bunun üzerine, “Madem bombalama emrini siz vermediniz o halde emri kim verdi, siz bir Başbakan olarak emri vereni biliyorsunuz, bize bunu açıklayın” dedik. Başbakan bu sorularımıza cevap olarak, “Mahkemeler beni aşıyor, askeri yargıya güvenin ve sabredin” dedi. “Sivil insanlara yönelik yapılan bir katliam ve sivil alanda olan bir vaka neden askeri mahkemede görülüyor? Katliamdan sonra siz Genelkurmay’a teşekkür ettiniz ve katliamdan sorumlu olanlar madalya aldı. Buna rağmen bizden askeri yargıya güvenmemizi bekliyorsunuz. 576 gündür sabrediyoruz, daha ne kadar sabredelim?” şeklinde itirazımıza, “Bazı davalar 10 yıl sürer” diye cevap verdi. Bu demek oluyor ki, faillerin yargılanması için 10 yıl daha bekleyeceğiz!
Unutacak değiliz
Başbakan’a, katliam gününden bu yana süregelen baskı, tehdit ve kesilen para cezalarını da sorduk. Fakat Başbakan’ın verdiği cevap “Bunlardan haberim yok!” oldu. Bütün sorularımızı annelerimiz ve babalarımız, Başbakan’ın gözlerinin içine bakarak sordular. Başbakanın gözleri dolmuş ve en az bizim kadar üzgün olduğunu vurgulamış. Bu sözlere şu an inanmamızı beklemeyin. Yüreğimizde yanan ateşin sönmesi için maalesef bu tavır yeterli değil. Başbakan’ın üzgün olması yetmiyor. Bundan sonraki süreçte sorumluların yargılanması bizi bu görüşmenin önemine inandıracak.
Biz aileler olarak, 19 aydır sorguladığımız konuları bu kez birinci muhatap karşısında, tekrar dile getirdik. Başbakan faillerin yargılanacağına dair biz ailelere söz verdi. Görüşmenin ne derece iyi geçtiğini, ilerleyen süreçte hep birlikte göreceğiz. Bundan sonra atılacak adımlar, daha çok önem kazanacak. Ama elbette hiçbir şey ölüleri geri getirmediği gibi, ölü yakınlarını bu derecede ezen, gözardı eden, yok sayan devlet tavrını da unutturmayacak!
* Katliamda ölen 18 yaşındaki Adem Ant’ın ablası
NARİN ANT* / Arşivi


