• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Mart 30, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      ‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

      ‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

      Kime karşı kiminle birlik?

      Kime karşı kiminle birlik?

      ‘Savaş’ ve ‘süreç’ 2023’te değil 2001’de başladı

      ‘Savaş’ ve ‘süreç’ 2023’te değil 2001’de başladı

      İktidarın süreç yönetimi ve Kürt yoksulları

      İktidarın süreç yönetimi ve Kürt yoksulları

    • Yaşam
      Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

      Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

      Matematikçiler Onlarca Yıllık Problemi Çözmek İçin Tekerleği Yeniden İcat Ediyor

      Matematikçiler Onlarca Yıllık Problemi Çözmek İçin Tekerleği Yeniden İcat Ediyor

      Soğuk Hava Hasta Etmez! Peki Neden Hastalıklar Kışın Daha Yaygın?

      Soğuk Hava Hasta Etmez! Peki Neden Hastalıklar Kışın Daha Yaygın?

      Tembel Değilsiniz Sadece Erteleme Alışkanlığına Sahipsiniz

      Tembel Değilsiniz Sadece Erteleme Alışkanlığına Sahipsiniz

    • Türkiye
      ‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

      ‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

      İsmail’in şeref madalyası

      İsmail’in şeref madalyası

      Diyarbekir’de kayyıma mektup var…

      Diyarbekir’de kayyıma mektup var…

      Türkmen’in tutuklanması sınıfa gözdağı ise yanıt da hep birlikte verilmeli

      Türkmen’in tutuklanması sınıfa gözdağı ise yanıt da hep birlikte verilmeli

    • Dünya
      Yarın sirenler çalarsa hazır mısınız?

      Yarın sirenler çalarsa hazır mısınız?

      Ambargo: Sessiz bir savaş biçimi

      Ambargo: Sessiz bir savaş biçimi

      Suçluluğun tetiklediği öfkenin katlanılamaz acımasızlığı...

      Suçluluğun tetiklediği öfkenin katlanılamaz acımasızlığı...

      ‘Savaş’ ve ‘süreç’ 2023’te değil 2001’de başladı

      ‘Savaş’ ve ‘süreç’ 2023’te değil 2001’de başladı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Abdülaziz Tantik'in Kaleminden: Bilim, felsefe ve akıl… 'Modernliğin doğuşu'

      Abdülaziz Tantik'in Kaleminden: Bilim, felsefe ve akıl… 'Modernliğin doğuşu'

      Olaydan ne anlıyoruz?

      Olaydan ne anlıyoruz?

      ‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

      ‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

      Ekmek, adalet ve işçi sınıfı

      Ekmek, adalet ve işçi sınıfı

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter

H.Anıl Aslan

H.Anıl Aslan

Kur’an’cılık ve Kur’an’cılara (Bize Kur’an Yeter) Sorulan Sorular-1

Şubat 1, 2025 Fikir & Yazı, Yazılar 1 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Kur’ancılar, ‘’Bize Kur’an yeter’’ doktrini ile hareket eden ve Kur’an’ın dini kaynak olarak tek olması gerektiğini, hadisleri ve mezhepleri reddeden bir ekoldür.

Sözlüğe göre ise; Kur’ancılık düşüncesinin temel görüşleri 19. yüzyılda Hindistan’da Seyyid Ahmed Han ve talebesi Çerağ Ali tarafından ortaya atılmış ve Abdullah Çekrâlevî tarafından 20. yüzyılın başında dinî bir cemaat ve grup hareketi olmuştur. Bu hareketin mensupları, Hz. Peygamber’in hadis yazdırdığını inkâr etmeleri ve kendilerine sadece Kur’an’ı delil aldıklarını söylemeleri sebebiyle Kurâniyyûn diye anılmaktadır. Aslında bu görüş yanlıştır. Kur’an’ın dinde tek kaynak olduğu düşüncesi zaten Kur’an indirilmeye başladığı günden beri vardır. Kur’an’a uygun olan budur. ‘’Bize Ku’ran yeter’’ diyenler uzun yıllardan beri sürekli olarak organize saldırı ve iftiralara maruz kalmışlardır. Azınlık oldukları için haksız oldukları yaftası vurulmuş, peygamber düşmanı ilan edilmişlerdir.

Kur’ancılar, Kur’an ayetleri dışında kalan tüm dini kaynakları tamamen İslam dışı olarak görür. Kur’ancılar  genel manada Kur’an’ın herhangi bir açıklamaya ihtiyaç olmaksızın anlaşılabileceğini, bunun yanında hadislerin korunmadığını ve zaten hadislerin Hz. Muhammed vefat ettikten uzun yıllar sonra yazıldığını, Ona atılan iftiralarla dolu olduğunu, İlahi bir şekilde korunan kitabın ve sözün yalnızca Kur’an olduğunu, sağlam olduğu kabul edilen hadislerin de dahil olmak üzere Kur’an dışı olduğu için  Kur’an yasası ile ters düştüğünü, dolayısıyla da Kur’an dışı hiçbir metnin dini kaynak, kutsal kaynak olamayacağını söylerler.  Kur’ancılık ekolü, bu düşünceleriyle İslam’ın iki ana mezhebi Sünnilik ve Şiilik’ten ayrılmıştır.

Kur’ancıların ana metodu Kur’an’ı Kur’an ile anlamaktır. Kur’an’ın geneline hâkim olununca ayetler arasında çıkarımlar yapılabilineceğini savunurlar. Bu görüş Kur’an’ın dini kaynak olarak yeterli ve tek olduğunu kabul eder.  Bu şekilde Kur’an’ın’’hikmet’’ine ulaşılır. Bu yöntemle birlikte mezhepçi görüşlerle arasına set çeker.  Çünkü mezhepçi görüşe göre Kur’an bir hayat kitabı olarak yeterli değildir ve Kur’an’ın;  hadislere dolayısıyla Sünnet’e ve birçok dini kaynağa ihtiyacı olduğuna inanırlar.

Hadisleri Hz. Muhammed’e isnat edilen ve bambaşka emeller için oluşturulan yazılar olarak gören Kur’ancılar; Hz. Muhammed’in asla hadis yazdırmak gibi bir hataya düşmeyeceğine ( çünkü ayrı bir dine dönüşür) inandıkları ve zaten Nebi ve Resul ayrımını bildikleri; Nebi Muhammed’in kişisel hayatının din konusu olamayacağına inandıkları ve Resul Muhammed’in ise Kur’an ayetleri dışında bir şey tebliğ etmediğini bildikleri için hadisleri asla dini bir kaynak olarak almazlar. Zaten hadislerin Hz. Muhammed ‘ten yıllar sonra yazıldığını, yazılma sebeplerinin ise kişisel ya da siyasal çıkarlara destek olunması için Hz. Muhammed adına uydurulan sözlerle dolu olduklarını bilirler. Bu kısım, hadislerin tarihsel bir kaynak olarak okunmasında ise bir sakınca görmemekle birlikte, içinde başta Yüce Allah’a sonra onun nebisi Hz. Muhammed ‘e atılan iftiralarla dolu bir kitaplar zincirini yalnızca ibret alma amaçlı ve hadislerin içerisindeki Kur’an’a aykırı birçok şeyi ve kendi içindeki çelişkileri hadisçilerle tartışma da kullanmak  için okurlar. Ayrıca halka hadislerin Kur’an’a  aykırı olduğunu göstermek için bir bilgi, delil olsun diye incelerler.  Dine karşı din yaratmaya karşı Kur’an’ı korumak için kendilerini siper ederler. Kur’an’a uygun hadis bile olsa bu hadislerin,  hadis olgusunun Kur’an’ın asla tasvip etmeyeceği bir şey olması ve hadislerin dinde ana kaynak mertebesine geçme iddiasıyla yıllar sonra oluşturulması fikri dolayısıyla anlam olarak Kur’an’a aykırı olmayan bir hadis yazısının dahi , dini hüküm koyma ve kutsallaşma emeli ile oluşturulduğunu bildikleri için ona kutsiyet amaçlı yaklaşmazlar. Kur’an’ı anlamada kriter olarak görmezler.

Kur’an İslam’ı savunucularının temel görüşlerini şu şekilde sıralanabilir:

  • Kur’an, dinde tek otorite ve tek kaynaktır.
  • Hz.Muhammed ayetlerde nesih yapamaz. Kur’an’ın bütün ayetleri muhkemdir.
  • Kur’an anlaşılırdır. Kur’an’ı, okuyan herkes anlayabilir.
  • Kur’an devrimcidir. Ezilenin, hakkın yanındadır.
  • Kur’an Mübin ve eksiksizdir. Başka kaynağa ihtiyaç duymaz.
  • Aklı yerinde olan her insan Kur’an’ı doğrudan anlayabilir ve yorumlayabilir.
  • Mealle buluşma gereklidir.
  • Kur’an’ın öğretmeni Allah’tır.
  • Kur’an anadilde okunmalıdır. Düşüne düşüne ve ağır ağır okunmalıdır.
  • Allah’ın kitabı bize yeter görüşünü benimserler.
  • Sünnetin Allah tarafından gönderilmiş bir vahiy olmadığını bilirler.
  • ‘’Allah’tan başkasının hükmüne tabi olmak şirktir, dolayısıyla sünnet ile hüküm vermek, hükümde Allah’a şirk koşmaya götürür’’ inancına sahiplerdir.
  • Muhammed’in kişisel hayatı o dönemin şartlarına uygun olarak yaşanmıştır. Dolayısıyla yaşadığı dönemle sınırlıdır. O sakal bıraktı ya da hurma yemeyi seviyor diye bunları yapmayı sevap sanmayı büyük bir hata ve şirksel niteleme olarak görürler.

           KUR’ANCILARA SORULAN BAZI SORULARA CEVAPLAR

Soru; Hz. Muhammed’i sevmiyor musunuz? Hz. Muhammed’in peygamberliğine inanmıyor musunuz?

Cevap; Hayır, Peygamber’i gerçek anlamda sevenler olduğumuz için ona atılan iftiralara inanmıyoruz. Peygamberimizi, onun adına yalan söylenilen ve onu şirkleştiren, Kur’an’dan uzaklaştıran sözlere karşıyız.

Bilinen yanlış kanılardan biride Kur’ancıların Hz. Muhammed’in peygamberliğine inanmaması görüşüdür. Bu hatalı, mantıksız ve absürt bir şeydir. Hz. Muhammed’in Nebi ve Resullüğüne inanmayan birinin Kur’an’a inanması zaten mantıksızdır. Kur’an’ı aktaran kişinin Resulullah olduğuna inanmayan birinin Kur’an’a inanıp amel etmesi tabiri caizse saçma sapan bir durumdur. Bu nedenle de zaten imanın şartlarından biri de ‘’Resullere iman’’dır. İmanın şartları, inancı simgeleyen bir evin temeli gibidir. Birisine inanılmazsa o ev yani inanç çöker. Nitekim Nisa Suresi 136. Ayette ‘’Ey inanıp güvenenler! Allah’a, Elçisine, o Elçi’ye indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği Kitaplara inanıp güvenin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve ahiret gününü görmezlik eder de kâfir olursa işte o, gerçekten iyice sapıtmış demektir.’’ Vahyedilir. Kur’ancılar Hz. Muhammed’in Yüce Allah’ın Resulü olduğuna inanır, bir takım siyasi ve kişisel çıkarları insanlara kolayca dikte etmek için Hz. Muhammed adına sözler uyduran münafıklara karşı Hz. Muhammed’i savunur.

Soru; Hz. Muhammed’i postacı olarak mı görüyorsunuz? Tebliğ dışında dine katkısı olmadı mı?

Hz. Muhammed’i postacı olarak itham etmek; hadisçilerin; Yüce Allah’ın resullerine verdiği tebliğ görevini küçümseyip, Resulullah’ın kendisine iletilen tebliği, görevi gereğince olduğu gibi aktarıp dine kendisinden ekleme yapmadığı için Yüce Allah’ın postacısı diye dalga geçmesidir. Burada bahsedilmesi gereken bir önemli nokta ise küçümsenen şey yani velev ki Yüce Allah’ın seçtiği postacı olmak bile insanoğlu için en büyük şeref ve en büyük onurdur.

Defaatle anlatığımız bir konu da Kur’an’da Nebi ve Resul kavramının bilinmemesidir. Çevirilerde; aslında Farsça bir kelime olan ve Kur’an da olmayan ancak farklı anlamları olan Nebi ve Resul kelimelerinin ikisinin de Türkçe meallere ‘’Peygamber’’ kelimesi olarak geçtiği için Hz. Muhammed ve diğer Nebiler hakkında insanları yanlışa yönlendirmeleri durumudur. Şimdi ilk olarak Nebi ve Resul Kavramlarını açıklarsak;

‘’Nebilik’’; vahiy geldikten sonraki Hz. Muhammed’in makamıdır, bunu ilettiği zamanki durumun da da’’ resulluk’’ görevini yerine getirmiş olur. Hz. Muhammed kendisine vahiy indiği andan ölene kadar bir ‘’Nebi’’ idi. Ancak sadece Kur’an’ı olduğu gibi insanlara tebliğ ettiği zamanlarda ‘’Resul’’ idi. Dolayısıyla Kuran’da itaat geçen ayetlerde istisnasız Resullullah’a itaat edilmesi istenilir. Ahzap Suresi 40. Ayette Peygamberimizin hem Nebi hem Resul olduğu söylenilir. ‘’Muhammed içinizden her hangi bir erkeğin babası değildir, ama Allah’ın elçisi ve Nebîlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilir.’’

 İki kavramda da kastedilen aynı kişi (Hz. Muhammed ) ise peki o zaman neden Kur’an da ki itaat ayetlerinde Nebi – Resul ayrımı yapılmaktadır?

Cevap; Resul iken Peygamberimizin Kur’an ayetleri dışında bir şey demediği durumudur. Örneğin elindeki Sultan fermanını halka okuyan bir elçi fermanı olduğu gibi aktarmakla yükümlüdür. Bu nedenle Kur’an a göre Hz. Muhammed hem Nebi hem Resul olmasına rağmen bazı yerlerde Nebi bazı yerlerde Resul olarak seslenilmesi durumu asla önemsenmeyecek bir durum değildir.

Ayetlerle belirtirsek; Ali İmran 32 ; Veatî’û(A)llâhe ve-rrasûle le’allekum turhamûn(e) ‘’Allah’a ve elçisine boyun eğin ki iyilik bulasınız.’’ Ali imran 132 Kul atî’û(A)llâhe ve-rrasûl(e) fe-in tevellev fe-inna(A)llâhe lâ yuhibbu-lkâfirîn(e)De ki: “Allah’a yani Kitabına boyun eğin.” ‘’Yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah, âyetleri görmezlikten gelenleri (kâfirleri) sevmez.’’

Maide 92 Veatî’û(A)llâhe veatî’û-rrasûle vahżerû(c) fe-in tevelleytum fa’lemû ennemâ ‘alâ rasûlinâ-lbelâġu-lmubîn(u)‘’Allah’a itaat edin, Elçi’ye itaat edin ve dikkatli olun. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki Elçimizin sorumluluğu her şeyi açıklayan bir tebliğden ibarettir.’’

Şimdi bunları aktardıktan sonra aslında Kur’an’da hiç geçmeyen ve Türklerin İslamiyeti öğrenmesinde Fars desteği de olduğu için Farsçadan dilimize geçen ‘’Peygamber’’ kelimesinin sözlük anlamına bakalım.

Peygamber; Farsça bir kelime olup, Allah ile insanlar arasında elçilik görevini ifade eden bir kavramdır. Bu görev kendisine verilen kimseye; Peygamber denir. Peygamber, “Allah’tan vahiy yoluyla aldığı bilgileri ve emirleri tebliğ etmek, muhataplarını hak dine çağırmakla görevlendirilen yüksek vasıflı kimse” anlamına gelir. Kur’an-ı Kerîm’de peygamber karşılığında nebi, resul ve mürsel kelimeleri kullanılır.

Yukarıda bahsettiğimiz ve Kur’an da bahsi geçen 2 farklı anlam olan ‘’Nebi ve Resul’’ ünvanları, Türkçe’ye gördüğümüz gibi gelişigüzel olarak ikisini de kapsayan şekilde  ‘’Peygamber’’ olarak çevrilmiş ve bu nedenle Kur’an’ı anlama yoluna maalesef büyük bir darbe vurulmuştur.

Şimdi yukarıda bahsettiğimiz, meallerdeki yanlış çeviriler önermemizi kanıtlayalım.

Araf Suresi 158.Ayet; ‘’Kul ya eyyuhen nasu inni resulullahi ileykum cemianillezi lehu mulkus semavati vel ard, la ilahe illa huve yuhyi ve yumit, fe aminu billahi ve resulihin nebiyyil ummiyyillezi yu’minu billahi ve kelimatihi vettebiuhu leallekum tehtedun.’’

#          kelime anlam  kök

1          kul de ki         

2          ya eyyuha ey  

3          n-nasu insanlar         

4          inni muhakkak ben   

5          rasulu  Elçisiyim        

6          llahi Allah’ın  

7          ileykum sizin  

8          cemian hepinize        

9          llezi                

10        lehu onundur

11        mulku  mülkü

12        s-semavati göklerin  

13        vel’erdi ve yerin

14        la yoktur        

15        ilahe tanrı      

16        illa başka       

17        huve kendisinden     

18        yuhyi yaşatır  

19        ve yumitu ve öldürür

20        fe aminu gelin inanın

21        billahi  Allah’a

22        ve rasulihi ve O’nun Elçisine

23        n-nebiyyi nebiyi        

24        l-ummiyyi ümmi        

25        llezi ki o          

26        yu’minu inanmaktadır         

27        billahi  Allah’a

28        ve kelimatihi ve O’nun sözlerine     

29        vettebiuhu O’na uyun ki      

30        leallekum belki

31        tehtedune doğru yolu bulursunuz

Yani doğru olan çeviri; ‘’De ki “Ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah’ın gönderdiği Resulüyüm. Göklerde ve yerde hâkimiyet O’na aittir. O’ndan başka ilah yoktur. Hayat veren ve öldüren O’dur. Siz Allah’a inanıp güvenin; nebî olan ümmi resulüne de. O Resul de Allah’a ve O’nun sözlerine inanıp güvenir. Ona uyun ki doğru yolu bulasınız”

Şimdi Diyanet’in yaptığı çeviriye bakalım. ‘’(Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, diriltir ve öldürür. O hâlde, Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne, o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.”

Üstte verdiğimiz 5. Kelimedeki ‘’Resul’’, ‘’Peygamber’’ olarak çevrilmişken 22. Kelimedeki ‘’Resul’’ kelimesi ise  ‘’Resul’’ olarak çevrilmiş, 23. Kelimedeki ‘’Nebi’’ ise ‘’Peygamber’’ olarak çevrilmiştir.

Tüm bunlar neden yapılmıştır? Hangi kurala göre aynı kelime, aynı anlamı da anlatmasına rağmen farklı isim ve anlamda kullanılmıştır? Nebi ve Resul kelimelerine aynı anlamlar verilerek ne amaçlanıyor?  Yüce Allah o kelimeleri farklı anlamda vahyetmişken, siz neden böyle yapıyorsunuz?  Tarzı sorular çoğalmaktadır.

 

Devam edecek…

 

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

1 Comment

  1. Ömer
    2 Şubat 2025 at 23:28

    Hocam,
    Öncelikle elinize kaleminize sağlık. İyi bir yazı olmuş. Veri güvenliği ve doğrulaması konusunu yüzeyel geçmişsiniz. Ancak konunun temeli hatta %90’nı burası, en azından kişisel olarak. Bugün saç ekiminin haram olduğuna dair hadis olduğunu iddia eden hocalar var. Hz. Muhammed (SAV) döneminde olmayan birşeyin hadisi nasıl olabilir. Bu noktada madem hadis içinde “sahih” diye bir kavram var ve ben sahih kısmını ayırt edemiyorum, o zaman en güvenilir kaynağa yönelirim. Hem zaten Kur-an tüm zamanlara hitap ediyorsa bugünkü değerlerle yorumlayabilirim. Mezhep yoksa nasıl namaz kılınır? Allahu Teala’nın (CC) nasıl yapılacağını net olarak koymadığı bir ibadeti insanoğlunun ne haddine kati kurallara bağlamak. Hem yaratılışımız bile tek düze standart değil ki. Allah çeşitliliği yaratmış, tek düzeliği değil. Hatta aynı dini bile değişik peygamberlerle ilan etmiş.
    Bu arada ben peygamber efendimizin mezhebinde olmak istiyorum. Onun mezhebini söylerseniz iyi olur (kendi ifadesi olmalı, dine sokuşturulmuş olmamalı). Yani tövbeler iptal yeniden tövbe etmelisiniz diyen insanların söylediği hadislere insanları inandırmaya çalışmanız büyük vebaldir. Saygılarımla. Not: özet yazmaya çalıştım, lütfen söylemek istediğimi anlayın söylemediğime mutebet etmeyin.

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Abdülaziz Tantik'in Kaleminden: Bilim, felsefe ve akıl… 'Modernliğin doğuşu' Fikir & Yazı
Mart 29, 2026

Abdülaziz Tantik'in Kaleminden: Bilim, felsefe ve akıl… 'Modernliğin doğuşu'

Olaydan ne anlıyoruz? Fikir & Yazı
Mart 27, 2026

Olaydan ne anlıyoruz?

‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’ Fikir & Yazı
Mart 27, 2026

‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

ZAMAN AKIŞI

Mar 29 12:08
Arkasayfa

Abdülaziz Tantik’in Kaleminden: Bilim, felsefe ve akıl… ‘Modernliğin doğuşu’

Mar 29 11:54
Gündem

Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

Mar 29 11:26
Gündem

Matematikçiler Onlarca Yıllık Problemi Çözmek İçin Tekerleği Yeniden İcat Ediyor

Mar 29 11:19
Sağlık

Soğuk Hava Hasta Etmez! Peki Neden Hastalıklar Kışın Daha Yaygın?

Mar 28 11:21
Sağlık

Tembel Değilsiniz Sadece Erteleme Alışkanlığına Sahipsiniz

Mar 28 11:18
Kültür & Sanat

Epistemik sınır ihlali: Çok zeki insanlar neden bazen saçmaca konuşurlar?

Mar 27 12:17
Arkasayfa

Olaydan ne anlıyoruz?

Mar 27 11:58
Arkasayfa

‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

Mar 27 11:54
Emek

Ekmek, adalet ve işçi sınıfı

Mar 27 10:39
Kültür & Sanat

Aptallığın altın yasası: Aptal bir insan nasıl anlaşılır? Bir insanın aptal sayılması için kaç aptalca davranış gerekir?

Mar 27 09:32
Kültür & Sanat

Realizm

Mar 26 15:32
Kültür & Sanat

Okültizm

Mar 26 15:25
Kültür & Sanat

İnsanlık Soy Ağacı Düşündüğümüzden Çok Daha Fazla Birbirine Bağlıdır

Mar 26 15:23
Sağlık

Antidepresan kullanımı neden depresyon vakalarından daha hızlı yükseliyor?

Mar 26 15:15
Gündem

Yarın sirenler çalarsa hazır mısınız?

Mar 26 15:08
Ekonomi

Bakan Bayraktar’dan ‘doğalgaz ve elektriğe zam gelecek mi?’ sorusuna yanıt: ‘Nisan ayı içinde…’

Mar 26 12:34
Ekonomi

Bakanlık’tan ‘evlilik kredisi’ açıklaması: Yaşa göre ‘kademeli destek’

Mar 26 12:30
Ekonomi

Ulaş Karasu: Ücretler eriyor, mutfak yanıyor, kiralar artıyor

Mar 26 12:29
Ekonomi

Savaş semt pazarlarını vurdu: Esnaf tezgah açamıyor, satışlar taneyle

Mar 26 12:26
Gündem

Ambargo: Sessiz bir savaş biçimi

Mar 25 17:10
Arkasayfa

Kime karşı kiminle birlik?

Mar 24 12:37
Ekonomi

Online ithalat, şubat ayında frene bastı

Mar 24 12:24
Arkasayfa

Ekonomi Koordinasyon Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz başkanlığında toplandı

Mar 24 12:08
Gündem

Suçluluğun tetiklediği öfkenin katlanılamaz acımasızlığı…

Mar 24 11:36
Arkasayfa

Laiklik nedir?

Mar 24 11:32
Bilim & Teknoloji

İyot nedir ve neden ihtiyaç duyarız?

Mar 24 11:29
Gündem

‘Savaş’ ve ‘süreç’ 2023’te değil 2001’de başladı

Mar 24 11:11
Arkasayfa

İsmail’in şeref madalyası

Mar 24 10:36
Arkasayfa

Diyarbekir’de kayyıma mektup var…

Mar 24 10:30
Emek

İşler az diye zorunlu izin ve yarım maaş dayatması yapılabilir mi?