• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Şubat 24, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      İktidarın iç cephe konsolidasyonunu önceleyen bir rapor

      İktidarın iç cephe konsolidasyonunu önceleyen bir rapor

      Komisyon raporu: Demokratik entegrasyon mu otoriter konsolidasyon mu?

      Komisyon raporu: Demokratik entegrasyon mu otoriter konsolidasyon mu?

      Adalet Bakanlığı’ndan tartışmalı düzenleme: LGBT’ye destek olana hapis cezası geliyor!

      Adalet Bakanlığı’ndan tartışmalı düzenleme: LGBT’ye destek olana hapis cezası geliyor!

      Gerçeğin duvarı ve asalak ilişkiden çıkış

      Gerçeğin duvarı ve asalak ilişkiden çıkış

    • Yaşam
      Ateşi taşımak

      Ateşi taşımak

      İlk cemre ne zaman düşecek?

      İlk cemre ne zaman düşecek?

      Hayat boşluk tanımaz

      Hayat boşluk tanımaz

      Kamusal dilde yükselen öfke toplumsal iklimi değiştiriyor

      Kamusal dilde yükselen öfke toplumsal iklimi değiştiriyor

    • Türkiye
      TİP'ten okullardaki Ramazan etkinliklerine tepki: Kamusal eğitimi dinselleştirme girişimlerine karşı susmayacağız

      TİP'ten okullardaki Ramazan etkinliklerine tepki: Kamusal eğitimi dinselleştirme girişimlerine karşı susmayacağız

      İktidarın iç cephe konsolidasyonunu önceleyen bir rapor

      İktidarın iç cephe konsolidasyonunu önceleyen bir rapor

      Soframız ‘bir’ değil

      Soframız ‘bir’ değil

      İktidar hayata savaş açtı

      İktidar hayata savaş açtı

    • Dünya
      6 Ocak’tan bu yana bilanço ağır: Yüzlerce ölüm, kayıp ve göç

      6 Ocak’tan bu yana bilanço ağır: Yüzlerce ölüm, kayıp ve göç

      ABD için ölümcül tehdit: Küba

      ABD için ölümcül tehdit: Küba

      Fabrikalardan tarlalara 300 milyon işçi ayakta

      Fabrikalardan tarlalara 300 milyon işçi ayakta

      Küba dayanışması büyüyor

      Küba dayanışması büyüyor

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      “Yeşil komünistlerin” öncüsü Metin Yüksel kimdi? Neden öldürüldü?

      “Yeşil komünistlerin” öncüsü Metin Yüksel kimdi? Neden öldürüldü?

      Önemli Marxsist Düşünürler ve Analizleri

      Önemli Marxsist Düşünürler ve Analizleri

      Kamu kurumları ve güvenilirlik: TÜİK verileri ve nüfus verileri ne diyor?

      Kamu kurumları ve güvenilirlik: TÜİK verileri ve nüfus verileri ne diyor?

      Özelleştirme işçi sınıfı ve sosyalizmin dünyaya vurduğu damgayı silmenin koçbaşıdır!

      Özelleştirme işçi sınıfı ve sosyalizmin dünyaya vurduğu damgayı silmenin koçbaşıdır!

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter
Arafta kalanlar

Arafta kalanlar

Kasım 15, 2022 Fikir & Yazı, Göçmenler 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Ümit Kardaş

“Cennetin duvarları ne kadar tahkim edilirse , cehennemin uçurumu da o kadar derinleşir.”

Giorgio Agamben

Dünyayı değiştirme istek ve çabalarıyla “ulus” arasındaki gerilimli ilişkinin tartışılması devam etmekte. Ulus tarafından dayatılan düşünsel kategorilerin dışına çıkarak ona dışarıdan bakmamız nasıl mümkün olabilir ?

Toplumlar modern çağda uluslaştıklarında dünyanın değişebileceği , dünyanın daha iyi bir yer olabileceği düşüncesine sahiptiler. 1848 Devrimi bir ütopyayı gündeme getiriyordu. Sadece dünyayı yorumlamak değil onu değiştirmenin de zamanı gelmişti.

Değişimlerin araştırılmasında dönüşüm kavramı merkezde yer alıyordu. Ancak dünyayı değiştirmekten amaç herhangi bir değişim değildi. Amaç dünyayı daha adaletli , daha barışçı , eşitsizliği daha sınırlayıcı bir yer haline getirmekti. Ancak yaşananlar bu amaca ulaşmak için çabalayanları hayal kırıklığına uğrattı.

İki dünya savaşı , Soğuk Savaş dönemi , Aşağı Sahra Afrika’sında yaşanan kıtlıklar , Ruanda etnik katliamı , Bangladeş 1975 askeri darbesi , Vietnam Savaşı , Latin Amerika’da yaşanan krizler, Yugoslavya’nın dağılışı ve etnik temizlik , Afganistan’ın hem Rusya hem de ABD tarafından işgali , Irak’ın işgali , İsrail’in Ortadoğu’da izlediği yıkım ve şiddete dayalı politikalar , Sabra, Şattila ve Gazze katliamları, Suriye’deki iç savaş ve Ukrayna’nın işgali

Bu tablo hayal kırıklıklarının sadece küçük bir bölümü. Beklentilerimiz ve gerçekleşen felaketler. Geleceği belirsiz bir gezegende ulus bir güvenlik şemsiyesi , bir kaçış yeri olarak kabul edilmişti. Ancak bu herkes için geçerli değildi. Bazıları için ulus, kendilerini dışarıda tutan, dışlayan erişilemez bir yer oldu. Gelecek karşısında belirsiz, yetersiz ve tutarsız olan ulusa karşı dünyaya ilişkin bir gelecek tasavvuru da belirsizliğini korumakta ancak bu karşılıklı belirsizlik gerilimi de şiddetlendirmekte

Modernleşmeyle birlikte toplumların uluslaşmaları değişen bir dünyada hayatta kalmak için verdikleri mücadeleyle ilgiliydi. Bazı toplumlar ulus olmaya koşarken, diğerleri de koşmak zorundaydı. Geride kalan bağımsızlığını ve bütünlüğünü yitirecekti. Modern dünyaya ayak uydurmak, bürokrasisi , ordusu , bayrağı , para birimiyle ulus- devleti oluşturmak gerekiyordu.

Ancak modernleşme temelinde var edilen ulus, tarihin öznesi olarak kendini yeniden üretmek durumundaydı. İtalyan ulusunun kuruluşunda var olan “ Her şeyin olduğu gibi kalabilmesi için her şeyin değişmesi gerekir” anlayışı bunu işaret etmekte.

Oysa modernleşme geçmişten bağımsızlaşma demekti. Ulusun aslında değişim ile olan çelişkisi gerilim yaratmakta. O halde şimdi Antonis Liyakos’un sorduğu sorulara verilebilecek yanıtları tartışmak gerekmekte.

Uluslara ihtiyaç duyulmayacaksa küresel sistemde yaşam mücadelelerinin imkanları ne olacak? Eğer bu yeni ortamda uluslar ABD , Avrupa Birliği , Çin , Japonya , Rusya , Hindistan ve Endonezya gibi büyük kıta devletleri karşısında güçsüz kalacaklarsa ne olacak?

Modernleşme ve ulus arasındaki ilişki mutlaklığını kaybederse ulusun ve milliyetçiliğin kaderi ne olacak ? Eğer ulus değişen bir dünyada hayatta kalmanın tek çözüm yolu olmazsa ne anlam kazanabilir? (Antonis Liakos- “ Dünyayı Değiştirmek İsteyenler , Ulusu Nasıl Tasavvur Ettiler?”)

Yoksulluğun pençesinden kurtulmak için yerini, yurdunu terk edip sınır tellerini aşarak gittikleri ülkede kaçak yaşayan insanlar. Savaşta evleri başlarına yıkılmış, birkaç parça eşya ile komşu ülkelere sığınanlar. Dünyanın birçok bölgesinde umudun, göçün ve başka yerlere yerleşme çabasının oluşturduğu çaresizlik sahneleri yaşanmakta.

Üçüncü Dünya’nın yoksulları, edebiyatlarında, müziklerinde bastırılmış, aşağı kılınmış ve unutulmuş olarak, Birinci Dünya’nın ekonomilerini, kentlerini, kurumlarını, medyasını ve eğlence dünyasını işgal ederek geri dönmekte.

Üçüncü Dünya artık uzaklarda bir yerlerde olmaktan çıkmış, farklı kültürler, tarihler, dinler ve diller Birinci Dünya’nın kent ve kültürlerindeki yaşamların göbeğinde ortaya çıkmaya başlamış durumda.

Artık merkezdeki insanların yaşamlarında, kültürlerinde, dillerinde ve geleceklerinde önemli bir kopuş meydana gelmekte. ( Iain Chambers- Göç,Kültür,Kimlik ) Göçerlik ve sürgün moderniteyi ve ulusu temellerinden sarsmakta ve bu kavramların sorgulanmasına yol açmakta.

Dünya üzerindeki insan göçleri kenti dönüşüme uğrattığı gibi ulus-devlet sınırlarını yapaylaştırmakta ve modernliğin açıklama kalıplarını da geçersiz kılmakta. Tek kimlik kurgularının parçalandığı, dilin melezleştiği, farklı tarihlerin birbirine girdiği bu hareketli dünyayı modernitenin gözlüğünden ve ulus üzerinden anlamak olanaksız hale gelmiş gözüküyor.

Antik Yunan siyaset felsefesinde hayat polis ile varken modernite ile birlikte hayat haklar yoluyla ulus- devletin çerçevesinde anlam kazanıyordu. Antik Yunan’da polisin , modern dönemde devletin dışında hayat yoktu.

Denizlerde boğularak , sınırlarda mayınlara basarak , dağlarda donarak ölen ve ölümlerinden hiç kimsenin sorumlu tutulmadığı ve sayı olarak kayıtlara geçen kaçak göçmenler hayatın dışındaki yaşamın ne olduğunu bize gösterir. Bu insanlar sınırları geçerken hayat ile çıplaklaştırılmış yaşam arasındaki sınırı da geçmiş olurlar. (Liakos – a.g.e )

Bunun dışında savaşlar ve ekonomik yıkımlar nedeniyle kamplara doldurulmuş insanların hayatın dışında çıplaklaştırılmış yaşama terk edildikleri açık. Filistinlilerin beden depoları olan kamplarda bombalar altında süren yaşamları, Beyrut’un bombalanması sonucu evleri yıkılan insanların göçü , Suriye’deki iç savaştan kaçanlar, Ukrayna’nın Rusya tarafından işgali sonucu yerlerini terk edip başka ülkelere sığınanlar.

Aynı ülke içinde , aynı topraklar üzerinde hayatı olan insanlarla , çırılçıplak yaşamı olan insanlar. Çırılçıplak bir yaşama geçiş her an yaşanabilecek potansiyel bir durum. Dışlama aynı zamanda içsel.

İçerdekiler demokrasinin nimetlerinden yararlanan ulusu oluştururlar, dışarıdakiler ise karşılaştırma ve ayrışma yoluyla ulusun oluşması ve içerdekilerin demokrasiye sahip olabilmesi için gerekli olan sınırı. (Liakos- a.g.e)

Agamben’ e göre dışlama bir sapma ya da istisna değil , düzenli bir uygulamadır. Meyvesi nihai çözüm olan etnik temizliktir. Dışlama sadece sembolik ve hukuki değildir. Bunun emekle de ilgili bir boyutu vardır. Bütün dışlanmışların emeği tehlikeli, güvencesiz ve gayri resmidir. Çıplaklaştırılmış yaşama çıplaklaştırılmış emek karşılık gelir. (Giorgio Agamben – Kutsal İnsan)

Agamben’in sorduğu sorular önemlidir. Vatandaş kavramı, ulus – devleti belirleyen ülkeyi, ulus ve nüfus arasındaki ilişkiyi tanımlamakta hala yeterli midir? Acaba devlet milliyetsizleştirilmeli ve ulus da topraksızlaştırılmalı ve devletsizleştirilmeli mi ?

Agamben’in Avrupa’nın birleşebilmesi için önce Avrupalıların göçebeleşmesi gerektiğini belirtmekte. Bunun için Avrupalı kültürel üstünlük söylemine karşı çıkmak ve göçmen uluslar olarak kurulan ve ulusal anlatılarının merkezine göçmen ideolojisini koyan ülkelerin (Kanada , Avusturalya ) deneyimlerinden yararlanmak gerekmekte.

ABD de göçmen ülke olarak kuruldu. Amerikan şairi Emma Lazarus (1883 ) Özgürlük Heykeli’nin altında yazılı sonesinde Amerika’ya “sürgünlerin anası” der ve Avrupa’dan yoksulları, zulüm görenleri kendisine göndermesini ister. ( Liakos- a.g.e.) Oysa sürgünlerin anası bugün şiddetin anası hegemonik bir güç haline gelmiş durumda.

Dışlanmışların küreselleşmesiyle yeni bir kozmopolitlik oluşturulması önemli bir öneri. Yeni kozmopolitliği oluşturabilmek ise göçmenleri ilgilendiren düzenlemelerin, göçmeye zorlayan koşulların, savaşların, sınırların, kıtlıkların, insan hakları siyasetinin, insan depolama kamplarının, yardımseverlik siyasetinin, Birleşmiş Milletler, Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu gibi örgütlerin eleştirisiyle başlamalı.

Ulus ve devlet kavramını aşan yeni bir kozmopolitlik . Agamben bizi dışlanmış gibi hissetmeye ve düşünmeye çağırıyor.

  • Kaynak Artı Gerçek

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

“Yeşil komünistlerin” öncüsü Metin Yüksel kimdi? Neden öldürüldü? Fikir & Yazı
Şubat 23, 2026

“Yeşil komünistlerin” öncüsü Metin Yüksel kimdi? Neden öldürüldü?

Önemli Marxsist Düşünürler ve Analizleri Fikir & Yazı
Şubat 23, 2026

Önemli Marxsist Düşünürler ve Analizleri

Kamu kurumları ve güvenilirlik: TÜİK verileri ve nüfus verileri ne diyor? Fikir & Yazı
Şubat 23, 2026

Kamu kurumları ve güvenilirlik: TÜİK verileri ve nüfus verileri ne diyor?

ZAMAN AKIŞI

Şub 23 23:01
Arkasayfa

“Yeşil komünistlerin” öncüsü Metin Yüksel kimdi? Neden öldürüldü?

Şub 23 20:24
Arkasayfa

Önemli Marxsist Düşünürler ve Analizleri

Şub 23 12:48
Eğitim

Toplum Çalışmaları Enstitüsü çalışması: Türkiye eğitim harcamalarında 35 ülke arasında 34. sırada

Şub 23 12:43
Eğitim

TİP’ten okullardaki Ramazan etkinliklerine tepki: Kamusal eğitimi dinselleştirme girişimlerine karşı susmayacağız

Şub 23 12:34
Arkasayfa

Kamu kurumları ve güvenilirlik: TÜİK verileri ve nüfus verileri ne diyor?

Şub 23 12:13
Gündem

6 Ocak’tan bu yana bilanço ağır: Yüzlerce ölüm, kayıp ve göç

Şub 23 12:10
Ekonomi

Hayat pahalandı, halk karta yüklendi: Ocakta ödemeler 2,3 trilyon liraya yükseldi

Şub 23 12:08
Ekonomi

Bağ-Kur’lular için 7200 gün teklifi: Prim gün şartında eşitlik sağlanmalı

Şub 23 12:06
Emek

Özelleştirme işçi sınıfı ve sosyalizmin dünyaya vurduğu damgayı silmenin koçbaşıdır!

Şub 23 12:04
Arkasayfa

İktidarın iç cephe konsolidasyonunu önceleyen bir rapor

Şub 21 21:05
Arkasayfa

Her muktedire lazım 10 eleştiri

Şub 19 11:53
Arkasayfa

Ateşi taşımak

Şub 19 11:09
Bilim & Teknoloji

47 yıllık araştırma yanıtladı: İnsan vücudunun en güçlü olduğu yaş hangisi?

Şub 19 11:01
Gündem

İlk cemre ne zaman düşecek?

Şub 19 10:52
Emek

Hayat boşluk tanımaz

Şub 19 10:46
Emek

Soframız ‘bir’ değil

Şub 18 10:00
Arkasayfa

İktidar hayata savaş açtı

Şub 18 09:58
Ekonomi

Bütçede öncelik gıda değil silah

Şub 18 09:53
Ekonomi

Gelecek umudu eridi

Şub 18 09:42
Arkasayfa

Komisyon raporu: Demokratik entegrasyon mu otoriter konsolidasyon mu?

Şub 17 11:53
Gündem

Kamusal dilde yükselen öfke toplumsal iklimi değiştiriyor

Şub 17 11:47
Sağlık

Her 20 kişiden birinde görülebilir: Ölüm oranı yüzde 50!

Şub 17 11:44
Gündem

Adalet Bakanlığı’ndan tartışmalı düzenleme: LGBT’ye destek olana hapis cezası geliyor!

Şub 17 11:39
Ekonomi

TCMB verileri: Konut fiyatları ocakta arttı

Şub 17 11:37
Ekonomi

200 TL nasıl pul oldu?

Şub 17 11:33
Ekonomi

CHP’li Bülbül: Sofraya et getirmek hayal, zeytin, peynir özel tüketim oldu

Şub 17 11:30
Gündem

ABD için ölümcül tehdit: Küba

Şub 17 11:17
Emek

Pandemi gerekçesiyle kıdem eksiltilir mi? İşçinin yasal hakları neler?

Şub 17 11:12
Arkasayfa

Ayakkabıdaki toprak, fabrikadaki ‘fitne’: Osmanlı’nın sınıf sancısı

Şub 16 11:35
Arkasayfa

Türkiye: Mutlak otokrasiye doğru