İhsan Çaralan
Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen 16 Mart günü tutuklandı.
Türkmen’in tutuklanma nedeni, Gaziantep’te aylardır ücretlerini alamadıkları gerekçesiyle eylem yapan Sırma Halı işçilerine destek için katıldığı basın açıklamasında yaptığı konuşmada “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmesi” olarak gösterildi!
Konuşmasına “…Siz bugüne kadar bu Başpınar’da, sizin patronunuz Şireci başta olmak üzere işçilerin hakkını veren bir tane patron biliyor musunuz? Hepsi işçinin hakkına çöküyor, hepsi işçinin hakkını yiyor. Bugüne kadar bir tanesi için bunlara hesap soran oldu mu, olmadı! Bu memlekette patronsanız, işçinin hakkına çökebilirsiniz. Şireci’de daha iki ay önce işçinin kolu koptu, iki işçi öldü. Bunların bir tanesi için hesap soran oldu mu, olmadı! Patronsanız, zenginseniz işçinin hakkına çökebilirsiniz, güvenlik önlemi almayıp işçinin ölümüne sebep olabilirsiniz, kimse size hesap sormaz…” dedikten sonra konuşmasına devam ediyor.
Mahkemede de sözlerini savunuyor.
Peki bu gerçekleri söylemeyen bir kişi sendikacı olmayı hak eder mi? Elbette etmez. Ama ortalıkta böyle gerçekleri görmezden gelerek, sendikaları kendileri için yüksek maaşlı makamlar olarak gören çok sayında “sendika bürokratı” dediğimiz sendikacı var. Ama onların, tarihsel olarak işçi sınıfının sömürü ve sermayeye karşı örgütlenme ve mücadele merkezleri olan sendikaların yöneticisi olmaları, elbette sendikacılık için “yüz karası” bir durum.
Türkmen’in tutuklanmasına yaygın itiraz
Türkmen’in tutuklanmasının hemen arkasından sendikal alandan akademisyenlere, barolardan birer birer işçilere, parlamentoya kadar yaygın bir dayanışma tepkisi ortaya çıktı.
Bu tepkilerin Türkmen’in tutuklanmasından sonraki birkaç gün içinde ortaya çıkanları bu köşenin satırları içinde şöyle sıralayabiliriz:
Demokrasi İçin Hukukçular (DİH): Gazetecileri susturmak için yasaya ekledikleri bu maddeyi toplumun her kesimini dizayn etmek için kullanıyorlar! Bir sendika başkanı işçilerin haklarını savunduğu için tutuklanamaz! Sendikal faaliyet suç değildir! Patronların memurlarına dönüşen savcılara karşı biz de Mehmet Türkmen’i, BİRTEK-SEN’i ve Antep işçi sınıfını savunmaya devam edeceğiz!
Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS): Mehmet Türkmen’in sendikal faaliyetleri nedeniyle tutuklanmasını kabul edilemez görüyor ve derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
CHP(11), DEM Parti (18), EMEP (2) ve TİP (3), 34 milletvekili, Mehmet Türkmen’in tutuklanmasına tepki olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek’e “yazılı soru önergesi“ verdi. Önergede, “Son 5 yılda Gaziantep’te iş kazası, iş cinayeti, meslek hastalığı, sendikal hakları engelleme nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan, gözaltına alınan, tutuklanan ve ceza alan patron sayısı kaçtır?” sorusu yöneltildi.
170 akademisyen bir bildiri yayımladı: BİRTEK-SEN Başkanı Mehmet Türkmen’in hiçbir suç unsuru taşımayan sözleri gerekçe gösterilerek tutuklanmasını kınıyoruz. Bu tutuklama hak arayan, grev yapan işçilere, sendikal mücadeleye yönelik bir gözdağıdır. Mehmet Türkmen bir an önce serbest bırakılsın! Sırma Halı işçilerinin hakları verilsin.
İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz: Mehmet Türkmen çok doğru söylüyor. Söylediği her cümlenin altına imzamızı atarız. EMEP Milletvekili Sevda Karaca da açıklama yapmıştı. ‘Patronların memur savcıları iş başında’ demişti. İşin özeti tam olarak bu. Patronlar karşısında susacaksınız deniyor.
KESK ve Birleşik Metal-İş Sendikasının genel merkez yönetimleri yaptıkları açıklamalarla Mehmet Türkmen’in serbest bırakılmasını ve işçilerin taleplerinin yerine getirilmesini istediler.
Bursa, Samsun, Eskişehir, Mersin, Çorum, Balıkesir, Ordu, Denizli, Kocaeli, Ayvalık emek ve demokrasi platformları, Adana’da DİSK, Türk-İş, KESK ve Kamu-İş konfederasyonlarına üye 21 sendika şubesi, çok sayıda ilden, çeşitli işletmelerden gazetemize gönderilen işçi mektupları, çeşitli illerden DİSK, Türk-iş, KESK, Kamu-İş üyesi sendikaların şube başkanları gazetemize gönderdikleri mektuplarla Mehmet Türkmen’in serbest bırakılması ve Sırma Halı işçilerinin haklarının verilmesini isterken saldırının sadece Türkmen ve Sırma Halı işçilerine değil kendilerine, tüm sınıfa yönelik olduğuna da dikkat çekiyorlar.
İstanbul Barosu Hukuk Merkezinden manifesto gibi bildiri
İstanbul Baro İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Merkezi, Mehmet Türkmen’in tutuklanması sonrasında yayımladığı açıklamayla son günlerin yaygın ifadesiyle adeta yargılayanları yargılamış!
Türkmen’in tutuklanmasının tamamen hukuksuz bir uygulama olduğunu ileri süren bildiri, sendikal mücadelenin önündeki engellerin kaldırılmasıyla ilgili olarak da son derece önemli taleplere dikkat çekiyor. Her işçinin, mücadeleden yana her sendikacının altına imza atacağı bir metin ortaya koymuş.
İşçi sınıfı mücadelesinin bugün karşı karşıya olduğu sorunlarla ilgili önemli bir belge olacak mahiyetteki bu açıklamanın son bölümünü buraya aktarıyorum:
“İşçilerin ücret talep etmesi, eşit işe eşit ücret istemesi, örgütlenmesi ve bu taleplerini kamuoyuna duyurması hukuken korunan faaliyetlerdir.
Bugün ortaya çıkan tablo; işçilerin hak arama özgürlüğünün daraltıldığı ve sendikal faaliyetlerin cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakıldığı yönünde ciddi bir görünüm ortaya koymaktadır.
Bu çerçevede;
- Ücret ve çalışma koşullarına ilişkin haklarını talep eden işçiler değil, bu hak ihlallerine neden olan uygulamalar denetlenmelidir.
- Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanımını etkisiz hale getiren hukuka aykırı idari kararlara son verilmelidir.
- Grev hakkını fiilen ortadan kaldıran tüm sınırlamalar kaldırılmalı; işçilerin yasaksız ve barajsız grev hakkı güvence altına alınmalıdır.
- Sendikal örgütlenme üzerindeki tüm baskılara son verilmelidir.
- Güvenceli iş ve insanca yaşam tüm işçiler için sağlanmalıdır.
Mehmet Türkmen derhal serbest bırakılmalıdır.”
Saldırı mücadele eden işçi ve emekçilere gözdağı vermekse
Mehmet Türkmen bir yıl kadar önce de yine böyle gerçek bir sendikacı olarak davrandığı için tutuklanmıştı. Aylarca cezaevinde ve “ev hapsi”nde kaldı. Ama gerek demokrasi güçleri gerekse sendikalar alanından böylesi yaygın ve çabuk bir sahiplenme olmamıştı.
Öte yandan gerek emek ve demokrasi platformlarından gerek sendika yönetimlerinin emek güçlerinden yapılan açıklamalarda gerekse işçilerin gazetemize gönderdikleri mektuplarda Mehmet Türkmen’in tutuklanması, BİRTEK-SEN ve Sırma Halı işçilerine yönelik saldırının işçi sınıfı ve onun sendikal mücadelesine, dolayısıyla mücadele eden işçi ve sendikacılara gözdağı amaçlı olduğuna dikkat çekiliyor.
Ki, bu saptama doğrudur ve gereğini yapmak da saldırının hedefi olan herkese düşer!
Bu yüzden de Türkmen’e ve Sırıma Halı işçilerinin mücadelesini sahiplenme tutumu ilerletilebilirse (Ki yukarıda aktardıklarımız bunun olabileceğini gösteriyor) Türkmen’in tutuklanması etrafında oluşan tepkilerin yaygınlaşıp sermaye ve iktidarın çok yönlü saldırıları karşısında sıkışan işçi-emek mücadelesinin önünü açacak gelişmeleri tetiklemesi sürpriz olmayacaktır.
Elbette ileri işçi ve emekçiler ve mücadeleci sendikacılar ile ülkemizin emek güçleri, bunu başaracak birikime sahiptirler.




