“Türkiye’de demokrasi nasıl çöktü” başlıklı bir liste yapsam en başa yargının iktidarın emrine girmesini koyardım. Çünkü yargı, demokratik rejimin en temel kolonlardan biri… Yürütmenin tek adamın elinde toplandığı, meclisin devre dışı kaldığı, medyanın iktidarın borazanı hale geldiği yerde adaleti koruyabilecek, tutabilecek, iktidarın gücünü frenleyebilecek tek kolon yargı… Erdoğan, onu 2010’da, çok iyi hesaplanmış bir referandumla ele geçirdi. Yargıç ve savcıları atama yetkisini yürütmeye aktardı. O günden sonra yüzlerce deneyimsiz, genç savcı ve hâkim, adaleti katletme pahasına siyasetin emrine girdi ve adaletin kılıcını muhalefete saplamaya başladı.
Bunun en net örneklerinden birini tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun yeni başlayan davasında görüyoruz. Duruşma hâkimi, İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı’na “sen” diye hitap ederek, konuşma hakkı vermeyerek, azarlayarak, itibardan düşürmek için uğraşıyor. İmamoğlu, jandarmaların çevresine ördüğü etten duvarın ardından sesini duyurmaya çalışıyor. Yıllar sürmesi beklenen duruşmalar, çökertilmiş bir hukuk rejiminin enkazı altında yapılıyor.
Son duruşmalardan birinde İmamoğlu yargıca, “Korkaklar. Ben sizi dört defa yendim. Beş değil, yedi defa daha yeneceğim” dedi. Daha önce girdiği seçimlerde AKP’yi dört kez yenmeyi başaran İmamoğlu, bunu genellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a söylerdi. Bu kez kendisini yargılayan hâkime söylemesi, artık yargı dâhil bütün rejimi, sarayın hizmetinde bir oligarşi olarak gördüğünün göstergesi…
Bu koşullar altında savunma yapanlar, bunun sadece tutanaklara ve tarihe kayıt düşmek için yapıldığını, çoktan verilmiş nihai karara bir etkisinin olmayacağını biliyorlar. Siyasallaştırılmış hukuk, siyasi zincirinden ancak siyasal yollarla kurtulabilir. O yüzden tutuklu sanıkların çoğu, özgürlük için mahkemenin kararını değil, seçimi bekliyor. Şimdi sıradaki zor soru şu:
Yargının iktidarın eline geçtiği yerde, seçimlere güvenebilir miyiz?
BİZE DAİR
Önümüzdeki hafta, İmamoğlu’nun adaylığını açıkladıktan hemen sonra gözaltına alınışının birinci yıldönümü… İmamoğlu ve diğer siyasi tutukluların tutulduğu hücrenin birebir kopyasını, Gorki Tiyatrosu’nun işbirliğiyle Berlin’de belediye binası Rathous’un önünde sergilemiştik. Şimdi sergimiz Correctiv’le işbirliği içinde diğer Batı başkentlerini ve Almanya kentlerini gezmeye hazırlanıyor. Amsterdam ve Hamburg, Berlin’den sonraki ilk iki durak olmuştu. Sırada Londra ve Paris var. İki belediye ile de görüşmelerimiz sürüyor. Yakında Türkiye’nin demokrasi ve özgürlük mücadelesini, Trafalgar ve Concord meydanlarından duyurabilmeyi umuyoruz.
Hepinize iyi haftalar.