• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Nisan 9, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Ölüm rejimi

      Ölüm rejimi

      Çare kolektif mücadelede

      Çare kolektif mücadelede

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

    • Yaşam
      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

      Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

      Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

      Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

    • Türkiye
      1 Mayıs meydanı Taksim Meydanı’dır

      1 Mayıs meydanı Taksim Meydanı’dır

      Alican’ı yemeye karar verenler

      Alican’ı yemeye karar verenler

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      Savaş ortamında nükleer santral: Elektrik üretimi mi, güvenlik krizi mi?

      Savaş ortamında nükleer santral: Elektrik üretimi mi, güvenlik krizi mi?

    • Dünya
      İkinci ayında İran’da savaş!..

      İkinci ayında İran’da savaş!..

      ABD, savaşı dünyaya yeni bir nizam vermenin dayanağı olarak kullanıyor

      ABD, savaşı dünyaya yeni bir nizam vermenin dayanağı olarak kullanıyor

      ABD’nin delilik çağı

      ABD’nin delilik çağı

      ABD’nin delilik çağı

      ABD’nin delilik çağı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      İkinci ayında İran’da savaş!..

      İkinci ayında İran’da savaş!..

      Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir?

      Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir?

      Alican’ı yemeye karar verenler

      Alican’ı yemeye karar verenler

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter
Müslümanlar “Beyaz Müslümanlar”a karşı…

Müslümanlar “Beyaz Müslümanlar”a karşı…

Kasım 2, 2010 Fikir & Yazı 8 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Çetin Yıldırım

 

Ertuğrul Özkök’ün, makalesinde “Beyaz Türkler” diye adlandırdığı bir kesim var. Bu kesim Türkiye’de yaşayıp Avrupalı gibi davranan bir kesim. Özellikle Cumhuriyetin modernleşme projesinin nihayeti açısından değerlendirdiğimizde ülkenin asıl sahipleri, karar alıcıları, kurucuları olarak adlandırılması hiç de yanlış olmayacaktır. Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar hâkim sınıf olan “Beyaz Türkler” sivil ve askeri bürokrasinin yanında üçüncü ayak olarak zengin bir zümreyi ifade eder.

Beyaz Türkler aslında kişinin ne anlatmak istediğinden çok muhatabın ne anladığıyla da alakalı sanırım. Genel geçer bir tanımlama üzerinde buluşmak zor olsa da Beyaz Türkler, zengin, kibirli, halktan kopuk, batılı, iyi giyinen, laik, modern yaşam ritüellerine sahip, metropollerin en iyi semtlerinde yaşayan iktidardaki parasal ve siyasi gücünü her daim sürekli tutan, resmi ideolojinin beyaz kıldığı bir kesimdir. Osmanlı’nın son dönemindeki batıcı aydınlanmanın, Osmanlı bürokrasisinden beri süre gelen imtiyazlı bir grubu ifade ettiği de bir gerçektir.


Beyazın olduğu yerde siyah da olacaktır elbette. “Beyaz Türkler”, kendi zaviyesinden siyahı geri kalmış, okumamış, bedevi, çulsuz, gerici ehlileştirilmesi gereken bir güruh olarak algılar. Yakup Kadri’nin “Ankara” ve “Yaban” adlı romanları bu seçkinci bakışı ortaya koyması açısından önemlidir. “Siyahlar” Cumhuriyet kurulduğu günden bugüne dek merkezin baskısı ve zulmü altında yıllarca ezildiler; yok sayılanlar “Siyah” olanlardı. Horlandılar, aşağılandılar, sömürüldüler, köleleştirildiler. Siyahlar beyazlara karşı itirazlarda bulundu. İlk dönem itirazları sert bir şekilde susturuldu (Seyyid Rıza-Şeyh Said). Uluslar arası zorlamayla çok partili sisteme geçişle birlikte, susturulmuş itirazları DP-AP-ANAP-RP ve nihayetinde AKP üzerinden seslendirmeye çalışanlar Siyahlardı. Siyahlar aidiyet duygusuyla hep İslam’a öykündüler. Belli bir zaman diliminden sonra İslami yapıların devletle kucaklaşması karşısında ise farklı mevzilerden kendilerini ifade ettiler. Sol ve sosyalist cepheden yapılan itirazlar ve İslamcı yapıların sağcı refleksleri yüzünden kurulabilecek köprüler tamamen atıldı. Bu çerçeveden mevcut reel-politik, AKP üzerinden farklı bir kırılmayla karşı karşıya geldiğimiz şu an için tazeliğini korumakta.


Türkiye’deki karşı duruş, laik-Müslüman, batıcı-yerli, Alevi-Sünni, Kürt-Türk ekseninden ezen-ezilen, zengin-yoksul, mutref-cevan,  murabi-fukara, alttakiler-üsttekiler mücadelesine dönüşmeye başladığını ya da bu eksene evirileceğini göstermektedir. Bu noktada Türkiye halklarının siyahlarını temsil ettiğini düşünen ve bunu seslendirerek iktidarını son referandumla perçinleyen AKP’nin diğerlerinden bir farkının olmadığını siyahların öğrenmesi gerekmektedir.


Küresel politikaların, dünya egemenleri için Türkiye ayağında oluşturulmak istenen kapitalist, neo-liberal politikalarını uygulama ihalesini AKP, Kemalistlerden önce almıştır. Dünya egemenleri, klasik Kemalist şarlatanlıklarla bu işi beceremeyeceklerini 28 Şubat’tan beri bildikleri için işi AKP’ye vermişlerdir. Küresel güçler içinde güvenilmez ama vazgeçilmez olan bu ihale, gerekli teminatların alınması neticesinde AKP’ye verildi. Liberallerin desteğini alacak, halkın üzerinde karizması ve büyüsü ile efsun yaratacak olan kişinin, İslami gelenekten gelen, dili ve çevresiyle halkın rengini taşıyan biri olması işleri daha da kolaylaştıracaktı. Bu bakımdan bir anlamda muhalefeti döve söve, diğer yandan da olası bir alternatif muhalefetin içini boşaltacak bir karakter olarak mevcut başbakan en ideal seçenekti. Daha önce Mehmet Ali Bayar, Cem Boyner, İsmail Cem, Kemal Derviş üzerinden denenmek istense de halk desteğini alamayarak güdük kalan bu hareketlerin yerine Müslümanımsı karakter taşıyan, doların ve İslam’ın yeşilini birleştirecek yegâne hareket olarak AKP tercih edildi. Partileşme süreci sonrası gereken görüşmelerin ABD ayağında ve yurtiçinde Bozüyük görüşmelerinde sermayeye gerekli teminatların verildiğini hatırlatmak yeterli olur sanırım. Ali Bulaç’ın ifade ettiği gibi çevreyi teşkil eden metropollerdeki varoşlarla, Anadolu aslanları olarak adlandırılan sermayeyi de arkasına alarak post-modern bir karşı devrim gerçekleştirmek kaçınılmazdı. Daha önce Mehmet Pamak’ın formüle ettiği üzere AKP’nin ülkenin en büyük siyaset-ticaret-cemaat üçgeni olan Fethullah Gülen grubuyla oluşturduğu koalisyon, karşı devrimi daha da kolaylaştıracaktı. Öyle de oldu.


Türkiye de rejim ekonomik olarak liberal, siyasal olarak da soft-kemalizme angaje edildi. Dış siyaset pazar persfektifinden azade olmayarak, asileşen İslam dünyasına ağabeylik misyonuyla küresel politikaları alt emperyalist bir ülke olarak dayatma misyonuna da gönüllü olarak soyundu. Ülkenin gelecek uzun yıllarına etki edecek bu siyasi değişimin gizli ajandasının, kapitalist Neo-Osmanlıcılık olarak adlandırılacağı günler uzak değildir. Erdoğan’ın Atatürk cumhuriyetinde bakanlarıyla beraber Mevlevihane’de iftar yapıp topluca teravih kılan ilk başbakan olmasının sembolik bir anlamı olsa gerek sanırım.


Bütün değişimin sosyo-ekonomik yansıması Kemalizmden kalma alışkanlıkların değişmesinin yanında, sermayenin de el değiştirmesi ya da paylaşılması anlamına geliyor. Beyaz Türkler olarak bilinen elitist zümre artık istediği gibi at oynatamayacaktı. Gücünü Anadolu sermayesi olarak bildiğimiz Müslüman yapılarla paylaşmak zorunda kalacaktır. Nitekim öyle de oldu. Ve bu paylaşım devam ediyor.


Türkiye’de Mehmet Altan’ın dediği gibi ‘Rumeli beylerbeyliği ile Anadolu beylerbeyliği arasında bir savaş var’ aslında. Yıllarca CHP ve Kemalizmin desteği ile büyüyüp serpilen Beyaz Türklerin TÜSİAD ile Anadolu’da kendi disiplinli öğretileri ve dayanışması ile büyüyen MÜSİAD arasındaki savaş olarak da formüle edebilen bu savaş, 28 Şubat’taki sıcak çarpışmanın ardından 2002’den itibaren soğuk savaş halini aldı. 12 Mayıs’ta bu iki dev TÜSİAD’ın ev sahipliğinde buluşup görüştüler. Ortak hareket etme noktasında karar aldılar ve alacaklar da. Merkezdeki sermayedarlarla çevre sermayedarlar, iktidarın ve kısaca devletin pastasından nasıl pay alacaklarını anlaşarak halledecekleri mesajını verdiler.


Ali Bulaç bu buluşmayı ülkedeki son 100 yılın en büyük olayı olarak görür. Haksız da sayılmaz. 28 Şubat darbesinde Anadolu sermayesine şu mesaj verilmişti: Devletin kontrolü ve onayı dışında ekonomik faaliyet ve model olamaz; Batılı yaşam tarzına uymayan zenginlere hayat hakkı tanınamaz.


İşte bu 28 Şubat mağduru sermayedarlar, kendilerini İslami referanslardan sıyırarak muhafazakârlaşmaları neticesinde halkın ve devletin olurunu aldılar. Siyasi sahnede ‘gömleğini çıkaranlar’ ticari sahnede detakkelerini çıkarıp sakallarını kestiler. İçki içmeyen, eşi örtülü, namaz kılan, villada yaşayan, ciplere binen bir kesim olarak “Abdestli Kapitalistler” veya “Müslümanımsı Burjuvazi” oluştu. Devlet beslemesi Türk Burjuvazisi ile Anadolu aslanları olarak adlandırılan ‘Müslümanımsı Burjuvazi’ koalisyonu kuruldu.  Müslümanımsı Burjuvazi artık devlet pastasından da yemek, beslenmek istiyordu. Gelinen nokta şuydu: “Hep onlar yedi bundan sonra da biz yiyelim.” Neticede “hem biz harama para harcamayız” diyerek meşruiyetlerini halk nazarında da sağlamlaştırmayı başardılar. Sanki bir sınıf savaşıymış gibi bu süreci başbakan çok iyi idare etti. Başörtüsü yasağının sürekliliğinde ‘bizler bu ülkenin zencileriyiz’ diyerek halkı kandırmayı çok iyi becerdi.


Ergenekon’la korkutup halkı “Fergenekon”a razı ettiler. Yaşanan bu süreç unu-tuzu kuruların iktidar savaşından başka bir şey değildi. Referandum süreci, Kemalist kapitalistlerle, abdestli kapitalistlerin iktidar paylaşımının yasal statüsünü oluşturuyordu. Uygulanan kapitalist neo-liberal politikalara engel çıkaran yargının dizayn edilmesi içindi tüm yapılanlar. İslamcı yapılar, yapılanları bir kazanım olarak gördüler ve görece özgürlük alanlarının açılması yanılmasına yaslanarak sürece katıldılar. Ne yazık! Uzun vadede bu süreci gereği gibi okuyamadıkları gibi özgürlüğün artığından beslenmeyi tercih ettiler.


Mayıs ayında gazetelerde bir haber yer aldı. Özellikle AKP iktidarında serpilen, sermayesi dünyanın en büyük ilk on’u arasında olan gıda devi ÜLKER grubunun patronu, bir müzayedede bir yağlı boya tabloyu 2.7 milyon TL değere satın alabiliyordu. Zat-ı şahaneleri olan beyzade Hacı Sabri amcamızın oğlunun irticacı diye suçlandığı zamanlarda halkımızın onun ürünlerini ısrarla tercih ettiğini çok iyi anımsıyorum. Aynı kişi İstanbul’da faaliyet gösteren Bilim ve Sanat Vakfının da sponsorlarından olduğu biridir. Bu vakıf, başbakanın A takımının yetiştiği bir havzadır. Şimdi bu beyzade nasıl olmuştur da kimlerin parasıyla bu tabloyu satın alabilecek kadar beyazlaşmışlığını ilan etmiştir. AKP kendi beyazını üretmektedir. “Devlet pastasından beslenerek bu kadar çok büyüyen ikinci biri grup var mı?” sorusunun cevabı Doğan Grubu’dur. O da kritik dönemlerdeki iktidarlara verdiği desteğin semeresini fazlasıyla almıştır. Beyzademiz Hacı oğlumuzun bir de bankası vardı. Aynı mahallenin çocuğu bir hacı amcamızın oğlu Hacı Boydak’a ait faizsiz(!) banka ile birleşerek ortak oldular. Bir diğer hacı amcamız ise BOYDAK grubu. 1957’de ticari faaliyete başlayan Boydak Grup, 2002 yılına kadar 7 şirket kurabilmişken 2002’den 2010 kadar havacılıktan enerjiye kadar 15 yeni işletmeye sahip olmuş. İnternet sayfalarında isimleri verilmeyen finans kurumları adları tefeciye çıkmasın diye Ülker grubunun Family Finansıyla kendilerine ait olan Anadolu Finans evliliğinden doğan Türkiye Finans Katılım Bankasından hiç bahsetmiyorlar.


AKP kendi kapitalistlerine devletin pastasından pay dağıtırken, Türk ve Kürt halklarının içerisinden kendi burjuvazisini oluşturuyor. Bu sayede iktidarını sağlamlaştırıyor. Bunu yaparken sadece halkı yağmalamakla kalmıyor. Doğayı Allah’ın miras olarak bize bıraktığı emaneti de haksız bir şekilde talan ediyor ve ettiriyor. Kapitalizmin en ahlaksız uygulamaları ile erdemlerimizi, değerlerimizi, üzerindeki Müslümanımsı elbise sayesinde değersizleştiriyor. Yoksul ve yoksun bırakılmış kitlelerin haklarını gasp ederken bizi Nemrut’un zulmünden kurtarıp, Muaviye’nin zulmüne razı ediyor sanki. İslam’ın bize verdiği hakları ve hoca efendiler üzerinden dinimizi tahrip ediyor (Nahl suresi 71 ayet. Hayat Kitabı Kuran, M. İslamoğlu, dipnot 12) (http://www.islamigundem.com/mesru-olan-servet-makale-1070.html). Değerlerimizi kendi saltanatları için yanlış tevile kurban ediyorlar. Başörtülüler, ama örtüleri onlarca asgari ücretlinin aylık nafakasından fazla. Başörtülüler, ama örtülerini kapitalizmin kudurmuşluğunu örtbas için kullanıyorlar. Başörtülüler, ama yaşam gerekliliği olan “su” dahi onlar için kârı ifade ediyor. Suyu “su işleme hakkı(!)” diye satıyorlar.


Abdestliler, ama kurnaları altından. Namaz kılıyorlar, ama yetimi itmekten geri durmuyorlar. Oruç tutuyorlar, ama oruçları açları anlamalarına yetmiyor. Hacca gidiyorlar, ama zemzemi altın kâsede içiyorlar. Yolda kalmışa yardım etmiyorlar, ama ciplerde geziyorlar. Ayetleri okuduğumuzda “onlar ehli kitap için” diyorlar, ama Süleyman peygamberi de sahipleniyorlar. Hem Money’e tapıyorlar hem de Allah’tan korkuyormuş gibi yapıyorlar. Tefecilik yapıyorlar, ama sadaka da veriyorlar.


Yıllarca Beyaz Türklerle mücadele eden Müslümanlar, artık AKP ile renklenen ‘Beyaz Müslümanlar’la mücadele etmek zorundalar. Ali Şeriati’nin de belirttiği üzere savaş artık “Dine Karşı Din” savaşıdır.                          


Savaş artık saraylılarla yurtsuzların savaşıdır. Savaş artık Muaviyelerle Alilerin savaşıdır. Savaş artık saltanatla kölelerin savaşıdır. Savaş artık Yezitlerle Hüseynilerin savaşıdır. Savaş artık Medine ile Şam’ın savaşıdır. Savaş artık zenginlerle yoksulların savaşıdır. Savaş artık ırgatlarla ağaların savaşıdır.


Zaman artık Allah ve Resulünün savaş açtığı ‘faizciler’ ve ‘kâr paycılarla’ savaşma zamanıdır. Savaş muhafazakârlarla savaşma zamanıdır. Hakkın Batıldan ayrılması için, tok olana, açın halini belletme zamanıdır. Hakkı olanların hakkını alma zamanıdır. Zaman CEHD zamanıdır. Zaman beyazların suratlarını karatma zamanıdır. Zaman beyazların simsiyah kesileceği anın savaşıdır. Sırtlarına ve boyunlarına biriktirdiklerini asma zamanıdır. Şirkin yıkılacağı bir zamandır.

 

adilmedya.com

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

8 Comments

  1. ebuzer
    2 Kasım 2010 at 10:56

    işte olay budur! çok net bir biçimde müslümanlar beyaz müslümanlarla karşı karşıya gelmek zorundadırlar. referandum sürecinde islami yapılar akpnin ve beyaz müslümanların taşeronluğuna soyundular. kendi deyimleriyle devrimci bir hamle yaptılar. ama bir farkla! bu devrim abdestli kapitalizmin devrimiydi. ilginç günler yaşıyoruz, bu düşüncenin iyice sivrilerek beyaz müslümanların karşısında dikilmesi, büyük ihtimalle ilerleyen süreçte muaviyenin aliyi türlü ayak oyunları eşliğinde bir kez daha gidermesiyle sonuçlanacak. olsun, doğru tarafta duracağız. selam, sevgi ve muhabbetle…

  2. Yavuz Soysal
    2 Kasım 2010 at 19:57

    Halkı komplolarla,yalancı düşmanlarla ,sahte hedeflerle taraflaştıran neo-liberal politikaların en kararlı uygulayıcısı “abdestli kapitalistler” artık can sıkıcı olmaya başlamıştır.Türkiye’yi kemalist oligarşinin yönettiği algısı Akp öncesi için bile hayli tartışmalıdır.Demireller,özallar,çillerler vb. ile memleketi uzunca süredir muhafazakar-sağcı-piyasacı-amarikancı iktidarlar yönetiyor.Bir statüko varsa o da Amerikancı politikalardan,natonun işlerini görmekten,ab takıntısından,sosyalizm düşmanlığından ve illa piyasacılıktan başka bir şey değildir.Memlekette kurulan her türlü entegrizmden sıyrılmak,zulmün çeşitli taraflarını deşifre etmek,halka kendi gerçekleri ve çıkarları ile oluşan bir söylem inşa etmek müslümanların görevidir.Yazarın çok güzel ifade ettiği gibi süreç başlamıştır.Yalancı teoriler sallanmaktadır.

  3. rojhiv kewok
    2 Kasım 2010 at 20:33

    düstügümüz durumun net olarak tahlili..ve yazinin kalbi dyebilecegim cümle
    “Kapitalizmin en ahlaksız uygulamaları ile erdemlerimizi, değerlerimizi, üzerindeki Müslümanımsı elbise sayesinde değersizleştiriyor. Yoksul ve yoksun bırakılmış kitlelerin haklarını gasp ederken bizi Nemrut’un zulmünden kurtarıp, Muaviye’nin zulmüne razı ediyor …”tarihin tekerrürü.

  4. Hüseyin Deniz
    2 Kasım 2010 at 21:26

    lanet müstekbirlere-kompradorlara… yaşasın mustazaflar… evet oyuna gelmeden, ipin ucunu kaçırmadan, kontrolü kaybetmeden geri çekilmesiz mücadele şart ta ki iktidar msutazafların olana dek… beyaz türk zaten şerefsiz, soysuz, it, domuz, lanet tümüne… ama unların yolundan giden ve sadece kimliğinde müslüman yazan şerefsizlerede yazık, kapitalizmin en büyük ve en keskin düşmanı olan islamı böyle köpekliklerine alet ediyorlar ya en keskin vuruşu hak ediyorlar bence… selam umut dua muhabbet ve devrimle… arkadaş gerçekten güzel yazı… diriliş direniş kıvılcımı çakıyor…

  5. tevfik
    3 Kasım 2010 at 00:22

    son zamanlarda okuduğum en baba yazı. teşekkürler

  6. ammar ertunç
    21 Kasım 2010 at 14:56

    yetimi itip kakmak sadece onu fiiliyatla yapmakla olmuyor hakkından fazlasını kendi nefsin için kullanıyorsan işte yetimi itip kakmak tamda odur,komşusu açken tok yatan bizden değildiri bırak kardeşi açken kendileri can hıraş bir şekilde yığdıkça yığıyorlar ama yapsınlar bakalım o dahi sandıkları beyinlerini 2gün sonra toprağın altında böcekler yiycek.emanete ihanet edenin Allahın meleklerin ve tüm yalın ayaklıların laneti üzerlerine olsun.selam ve dua ile.

  7. Mehmet Hayri KIRBAŞOĞLU
    22 Kasım 2010 at 11:15

    Aslında bu yazı için hiçbir yorum yapmaya gerek yok.Zira yapılacak her yorum onun açık,berrak,net mesajını gölgeleyebilecek bir nitelikte olacaktır.Yazarımızı tebrik erdiyor, bu minval üzere yazılarının devamını diliyorum,selamlar.

  8. Çetin Yıldırım
    23 Kasım 2010 at 21:16

    Bilginin namusunu kurtarıp, vahyi hayatın içine taşımayı bizlere öğreten Hocalarımıza teşekkür ederim. Sizlerin varlığıyla ve desteğiyle hayatı direnerek kuşanıp vuslata yürüyüşümüzde yalnız bırakmayan alimlerimize selam.

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası Fikir & Yazı
Nisan 9, 2026

Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

İkinci ayında İran’da savaş!.. Dünya
Nisan 8, 2026

İkinci ayında İran’da savaş!..

Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir? Fikir & Yazı
Nisan 7, 2026

Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir?

ZAMAN AKIŞI

Nis 9 13:17
Ekonomi

Tek kullanımlık plastik yasağı sonrası 35 bin kişi işsiz kalabilir

Nis 9 13:10
Arkasayfa

Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

Nis 9 13:07
Ekonomi

İnşaat maliyetinde yıllık artış 13 ayın zirvesini gördü!

Nis 9 12:40
Emek

1 Mayıs meydanı Taksim Meydanı’dır

Nis 9 12:28
Emek

Ölüm rejimi

Nis 8 12:45
Ekonomi

Zeytin ve zeytinyağı fiyatları tavan yaptı: Son 8 ayda yüzde 60’lık zam

Nis 8 12:28
Gündem

İkinci ayında İran’da savaş!..

Nis 7 11:23
Arkasayfa

Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir?

Nis 6 15:07
Sağlık

Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

Nis 6 14:47
Arkasayfa

Alican’ı yemeye karar verenler

Nis 6 13:38
Gündem

Çare kolektif mücadelede

Nis 6 13:35
Kültür & Sanat

Altı mendillik hayat

Nis 6 12:46
Ekonomi

Yaşlı ve engelli aylıkları hesaplara yatırılmaya başlandı

Nis 6 12:42
Sağlık

Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

Nis 6 12:25
Ekonomi

Asgari yaşam faturası 744 TL’yi aştı: ‘Dağıtım bedeli karadeliğe dönüştü’

Nis 6 12:21
Gündem

ABD, savaşı dünyaya yeni bir nizam vermenin dayanağı olarak kullanıyor

Nis 5 12:38
Kültür & Sanat

Doğrulama yanlılığı nedir?

Nis 5 12:34
Gündem

ABD’nin delilik çağı

Nis 5 12:32
Gündem

ABD’nin delilik çağı

Nis 3 12:23
Ekonomi

Nisan ayı kira artış oranı belli oldu

Nis 3 12:21
Ekonomi

Yıllık enflasyon baz etkisiyle geriledi: Yüzde 30,87

Nis 2 11:27
Gündem

Duvardaki tuğla İran mı?

Nis 2 11:26
Arkasayfa

1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

Mar 31 13:32
Ekonomi

Kepenkler inince işsiz sayısı katlandı

Mar 31 13:27
Ekonomi

Ekonomiye güven kötümser seviyede

Mar 31 13:11
Emek

Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

Mar 31 13:04
Ekonomi

Savaş ortamında nükleer santral: Elektrik üretimi mi, güvenlik krizi mi?

Mar 30 13:21
Gündem

Akit yazarı emeklileri hedef aldı: “Ne istiyorsunuz?”

Mar 30 13:18
Emek

İşsiz gençler, çalışan emekliler!

Mar 30 13:15
Emek

Nasıl bir sağlık ortamı, nasıl bir hekimlik için mücadele?