Toprağın altında mecburi olarak eşitlenen insanoğlunun toprağın üstünde kurduğu sınıflı toplum sistemi Tunus’un ardından Mısır’da da çöktü.
Sistemin içinde en önemli yere sahip olan alt sınıfın başlattığı isyan 5.gününde başarıya ulaştı ve Hükümet istifa etti.
Şimdi sıra sınıflı sitemin en tepesindeki isim olan Hüsnü Mübarek’te.
Şeref, Ekmek, Özgürlük sloganları ile Mısır sokaklarını inleten yoksul halkın öfkesi tüm Dünyaya halklarına örnek olacak cinstendi. Avazları çıktığı kadar bağıra çağıra sokakları inleten gençler, öfkelerini alamayıp önlerine gelen her yeri yağmaladılar.
Peki Mısır Halkını bu noktaya getiren sebepler neydi?
İşte Rakamlarla Mısır…
Nüfus: 82 milyon
İdare: 34 yıldır olağanüstü hal var
İşsizlik: Yüzde 9.4
Yoksul nüfus: %35
GSYH: 187 milyar$
Son yılların yükselen ekonomilerinden Mısır’da yoksulluk kendini hissettiriyor. 82 milyonluk ülkede, nüfusun yüzde 40’ı günlük 2 doların altında para kazanıyor.
Birde bunun üzerine eklenen yolsuzluk olayları had safhaya varınca isyan kaçınılmaz oldu.
Bu noktada akla gelen soru şu; Batı ülkelerinde de aynı çalışma koşulları olmasına rağmen ve son dönemde yaşanan global kriz ortadayken İsyan neden Doğudan geldi?
İşte bu soruya Mısır Halkı avazı çıktığı kadar bağırarak cevap veriyor.
Hüsnü Mübarek istifa…
Dikta rejimi istemiyoruz…
Şeref, Ekmek, Özgürlük…
Batıda var olan demokrasi, insanları az da olsa nefes almasına, haksızlıklara ve yolsuzluklara ses çıkarmasına imkan tanıyordu fakat Mısır’ın dikta rejimi yapılan yolsuzlukları kapalı kapılar ardında tutarak gizliyor, halkın sömürülmesine, ezilmesine göz yumuyordu. Öyleki Mısır halkı tüm kalbi ile Filistinli kardeşlerinin yanında yer alırken Mısır Hükümeti halkının tam tersi bir politika izleyerek hep İsrail’in yanında oldu.
Dış politikada Amerikan ve İsrail güdümlü bir rota çizen Mısır Hükümeti, her ne hikmetse iç politikada bu ülkelerin uyarılarını dikkate almayarak kendi halkına karşı son derece katı bir tutum sürdürmekte ısrarcı oldu.
Dünyanın en çok turist alan ve bu yönüyle dünya ülkeleriyle iletişim halinde bulunan bir ülke durumundaki Mısır halkı elbetteki başındaki belanın farkındaydı ve son dönemde ülkenin önde gelen isimlerinin gazetelerde, televizyonlarda Mübarek karşıtı söylemleri adeta bugünlere doğru atılan verimli bir tohum oldu.
Aslında bu uyarılar yıllar öncede yapılmıştı bundan tam 31 yıl önce “ekmek ayaklanması” idi. Bu ayaklanmada 70 kişinin öldü. 2008 yılında ise yine ekmek sıkıntısı yaşanmış ve kuyruklarda ekmek sıraları oluşmuştu. Aylarca süren ekmek kuyruklarında en az 11 kişi hayatını kaybetmiş, bunlardan birine kuyruktayken otomobil çarpmış, bazılarıda kalp krizinden ölmüştü.
Bu olaylar sonrasında halk sokaklara dökülmüş, grevler yapılmış fakat güçlü bir muhalefet ve geniş bir kitle oluşmayınca kazanan Hüsnü Mübarek olmuştu.
Bugün yaşanan isyan aslında hep geliyorum demişti fakat kendini halktan üstün zanneden Mübarek, benliğindeki yüksek kibri sayesinde ne olayları doğru okuyabildi nede işbirliği yaptığı Amerikanın uyarılarını dikkate aldı.
Bildiği yolda devam etti ve sonunda olması gereken oldu. Halk işsizlik ve yolsuzluk protestolarına başlayarak sonunda Mısır Hükümetini devirdi.
Şimdi sıra Hüsnü Mübarek’te…
Mısır halkı eşitliğe, adalete doğru koşuyor. Ölmeden önce asla ölmeyecek olanları ölmeye zorluyor. Ölmeden önce ölmek yani Allah tarafından herkesle eşit hale getirilmeden sizin kendi rızanızla eşit hale gelmeniz…
Bunu ya gönül rızanızla yaparsınız ya ölünce mecburi olarak yaparsınız ya da Allah’ın ayrı ayrı melekeleri taşıyan insanların oluşturduğu halk aracılığı ile ki bu da Allah’a tekabül eder dolayısı ile yaşarkende Allah tarafından eşitlenmiş olursunuz.
İşte Mısır halkı kendini yıllarca ezen insanları, kendi ile eşitlenmeyen o gürühu kendisi ile eşitlemeyi başardı sayılır.
Darısı diğer halkların başına…



