| Sevgili dostlar, |
| Seçime dört gün kala, Millet İttifakı’nın taban genişletme çabaları üzerine muhalefetteki ilerici güçlerde iki görüş ortaya çıktı: İlk görüş, milliyetçi oyları kazanmaya dönük pazarlıklar sonucu Millet İttifakı’nın giderek rakibine benzediği yönünde… Zaten İYİ Parti, Memleket Partisi, DEVA Partisi, Saadet Partisi ile bu ittifakı zor içine sindiren CHP’li seçmen, denkleme bir de Ümit Özdağ’ın katılmasıyla hepten tedirgin oldu. Hele Zafer Partisi Genel Başkanı’nın İçişleri Bakanı olacağına dair mesajı, “Gitti soylu, geldi Özdağ” yorumuna yol açtı. Kürt seçmendeki tedirginliğin daha da yüksek olduğu varsayılırsa “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma” riski hepten büyük gibi görünüyor. İkinci görüş ise “Her şey sırayla” yaklaşımını savunuyor. İlk önceliğimiz, Erdoğan’ın iktidardan uzaklaştırılması ve bu despotizmin son bulması… Artık dayanma gücü kalmayan birçok seçmen, Erdoğan gitsin diye her tür ittifaka razı durumda… Nitekim HDP Parti Meclisi üyesi Ahmet Saymadi de sosyal medya mesajında “Kılıçdaroğlu’nu kim desteklerse desteklesin, ülkeyi götüreceği yer, Erdoğan’ın götüreceği yerden daha kötü olamaz” dedi. “Ölümü gösterip sıtmaya razı ediyorlar” diyenlere de “Ölüme çare yok, sıtmaya var” yanıtını verdi. Çok tekrarlanan cümleyi yeniden kuralım: “Bu bir referandum…” Bir siyasi partiye karşı diğerini seçmeyeceğiz. İki lider arasında bir tercih de yapmayacağız. Daha ağır bir baskı rejimine karşı demokrasiye yeniden dönme ihtimalini oylayacağız. Kılıçdaroğlu’nun destekçilerini beğenmeyip sandığa küsmek, sıtmadan kaçmak için ölümü seçmek anlamı taşır. Ve Erdoğan’ın yoluna taş döşer. Unutmayalım ki, CHP’nin oyu 70 yıldır tek başına iktidar olmaya yetmediği için, Türkiye’nin ilerici güçlerinin buluşması, gerici bloğu geriletemediği için Kemal Kılıçdaroğlu en geniş ittifak arayışına girdi. Seçimi kazanırsa muhtemelen arkasındaki bunca farklı aktörü uzlaştırmakta zorlanacaktır. Ama unutmayalım ki, bunun alternatifi, hepten kontrolden çıkıp diktatöre dönüşecek bir Erdoğan… |
