Mustafa Yalçıner
İran savaşı 40. gününe ulaştı.
Amerikalı ve siyonist saldırganların yanında NATO üyeleri dahil açıktan bir üçüncü ülke yok.
Gerçi İran’ın düşürdüğü F-15 nişancısını kurtarmaya giden uçaklar “Üslerimiz savunma amaçlı kullanılabilir” diyen İngiltere’den kalktı.
Bir diğer istisna Ortadoğu’nun Körfez ülkeleri. Türkiye ve Mısır ara bulucu roller üstlenmeye uğraşırken ciddi ekonomik büyüklükler oluşturan Suudilerle BAE başta olmak üzere Körfez ülkeleri savaşta saldırganlara yataklık ediyor. Karşılığında savaşın yakıcı ateşini yaşıyorlar. Amerikan emperyalizmi saldırılarında bu ülkelerindeki askeri üslerini kullanıyor çünkü.
Önceden yaptığı açıklama doğrultusunda İran ülkesinde ne tür hedefler vurulmuşsa destekçi ülkelerdeki aynı türden hedefleri vuruyor. Rafineriye karşılık rafineri. Elektrik santraline karşılık santraller.
İran’ın hedeflerini bulan füzeleriyle gerçekleştirdiği misillemeler Trump’ı geçici süre de olsa durdurup “barış”, “İran’la görüşmeler” ve “anlaşma”dan söz etmesine neden oldu. Ancak ABD’de “yenilgi” olarak görünmeyecek türden anlaşma olanağı bulamayan Trump’ın İran’ı “barış”a razı etmek için saldırıyı yoğunlaştırmaktan başka alternatifi yok görünüyor. Bu nedenle F-15 nişancısını kurtarmasını büyük bir zafer olarak sunarken tehditlerinin de dozunu artırıyor.
Trump’ı “savaşı durdurma”ya zorlayan diğer nedenin Hürmüz’ün kapanması olduğu da biliniyor. “Gidin Boğaz’ı kendiniz açın” diyerek “topu” enerji ihtiyacı tırmanan örneğin Avrupalılara atmaya uğraşmış olsa da Trump, Boğaz’ın kapanması ve enerji fiyatları patlamasıyla sanayi girdileri kıtlığının sorumlusu olarak herkesin kendisini işaret ettiğinin farkında. Bu nedenle de sıkışık ve “barış” laflarıyla aynı anda tehditler savurmaktan başka çıkış yolu bulamıyor.
İran’ın, Irak’la 8 yıllık savaşının ardından Irak’a yönelik Körfez savaşından sonuçlar çıkararak askeri doktrinini geliştirdiği görülüyor. Amerikan elçiliği baskınından bu yana kendisi ABD’ye karşı konumlanmışken onun düşmanlığını kazandığının da farkında olan İran’ın, İran’a Irak benzeri bir saldırı durumunda yapabileceklerini hesaplayarak savunma stratejisini geliştirdiği anlaşılıyor. Görülüyor ki, savaş stratejisini Washington’u vurma türünden hayaller değil gerçekler üzerine kurmuş. Bir yandan nükleer silah geliştirmeye çalışırken asıl balistik ve hipersonik füze üretimiyle bunların korunaklı biçimde konuşlandırılmalarına birincil önemi vermiş.
İran ABD gemi, uçak ve üsleriyle destekçileri ve İsrail’in yaşamsal tesislerini vurabiliyor, ancak başka tesisleri vurulurken İran füze tesislerinin vurulduğunu hiç duymadık. Büyük olasılıkla yer altında konuşlu ve seçenekli fırlatılma olanaklarına sahip, bazılarıysa son derece iyi kamufle edilmiş hareketli düzeneklerden ateşleniyor olmalılar.
İran, füzeleriyle ABD ve İsrail’le destekçilerine ciddi bedeller ödetirken, savaş stratejisinin ikinci ayağını Ortadoğu’nun enerji rezervlerinin oluşturduğunu artık bütün dünya biliyor. İran, saldırının destekçisi ülkelerin enerji tesislerini hedef alıp bölgeden enerji ihracının hemen tek yolu olan Hürmüz Boğazı’nı kapatarak dünyaya açmaza aldığı sorumluyu işaret ediyor.
Sonuçlarını yaşıyoruz. Petrol ve gaz fiyatları tepe noktasında. Üstelik stratejik rezervlerin önemli bir bölümü piyasaya sürülmesine rağmen böyle. Savaş sürdükçe fiyatlar daha hızlı artacak. Şimdiden enerji tasarrufu çağrıları yapılıyor, yakıt kıtlığı nedeniyle çok sayıda uçak seferi iptal edilirken biletler pahalanıyor. Enflasyon artışta.
Tabii ki ABD’nin farklı seçenek ve planları var. Ancak hem öyle hem böyle konuşan ve Amerikan başkanlarının en boşboğazı olan Trump’ın son derece sıkıştığı ortada: Ulusal terörle mücadele merkezi direktörü istifa etmiş, iç güvenlik bakanını görevden almıştı. Ardından adalet bakanıyla yeterince savaş yanlısı olmadıkları için kara kuvvetleri komutanıyla iki generali daha görevden aldı.
Artık savaşın gelişimi, ciddi bedeller ödeyen İran’ın dayanma gücüyle ABD dahil dünya ekonomisinin enerji ve petrol bazlı sanayi girdileri sıkıntısıyla üretim kesintilerinin tehdidi altındaki, barış vadedip savaşan ve kasımda Kongre seçimlerine girecek olan açmazdaki Trump’ın tutumuna bağlı.



