• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Nisan 10, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Ölüm rejimi

      Ölüm rejimi

      Çare kolektif mücadelede

      Çare kolektif mücadelede

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

    • Yaşam
      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

      Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

      Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

      Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

    • Türkiye
      1 Mayıs meydanı Taksim Meydanı’dır

      1 Mayıs meydanı Taksim Meydanı’dır

      Alican’ı yemeye karar verenler

      Alican’ı yemeye karar verenler

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      Savaş ortamında nükleer santral: Elektrik üretimi mi, güvenlik krizi mi?

      Savaş ortamında nükleer santral: Elektrik üretimi mi, güvenlik krizi mi?

    • Dünya
      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

      İkinci ayında İran’da savaş!..

      İkinci ayında İran’da savaş!..

      ABD, savaşı dünyaya yeni bir nizam vermenin dayanağı olarak kullanıyor

      ABD, savaşı dünyaya yeni bir nizam vermenin dayanağı olarak kullanıyor

      ABD’nin delilik çağı

      ABD’nin delilik çağı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Güney Kore-Norveç ve Japonya’nın Kalkınma Modelleri ve Türkiye Uyarlaması

      Güney Kore-Norveç ve Japonya’nın Kalkınma Modelleri ve Türkiye Uyarlaması

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      İkinci ayında İran’da savaş!..

      İkinci ayında İran’da savaş!..

      Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir?

      Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir?

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter

H.Anıl Aslan

H.Anıl Aslan

Güney Kore-Norveç ve Japonya’nın Kalkınma Modelleri ve Türkiye Uyarlaması

Nisan 10, 2026 Fikir & Yazı, Yazılar 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Bugün bir ülkenin nasıl kalkındığını anlamak için yalnızca sonuçlara bakmak yeterli değildir, o sonuca götüren tarihsel süreci, kırılma anlarını ve alınan kararları görmek gerekir. Güney Kore, Norveç ve Japonya bu açıdan bize üç farklı gelişme örneği sunar. Bu ülkeler aynı noktadan başlamamış, aynı araçları kullanmamış ya da aynı yolu izlememiştir. Ancak her biri kendi şartları içinde belirli bir aşamayı doğru kurarak bugünkü konumuna ulaşmıştır. Bu 3 ülkeyi irdeleme nedenim ise oluşturdukları farkın etkileyici olmasıdır.

Güney Kore’nin hikâyesi 1950’lerde başlar. 1950-1953 arası yapılan Kore Savaşı sonrasında Güney Kore ülkesi neredeyse tamamen yıkılmış, altyapı çökmüş ve ekonomi sıfırlanmıştı. 1960’ların başına gelindiğinde kişi başına gelir birçok Afrika ülkesinin bile altındaydı. İşte bu noktada devletin yön verdiği kalkınma süreci başlatıldı. 1961’de iktidara gelen yönetim, ekonomiyi serbest bırakmak yerine planlamayı tercih etti. Beş yıllık kalkınma planlarıyla hangi sektörlerin büyüyeceği tek tek özenle belirlendi. İlk aşamada tekstil ve hafif sanayiye odaklanıldı çünkü hızlı üretim ve ihracat yapılabilecek ilk alanlar bunlardı. 1970’lere gelindiğinde ise ağır sanayiye geçiş başladı. Gemi, çelik üretimi ve otomotiv sektörleri devlet desteğiyle büyütüldü. Bu süreçte devlet, büyük şirket gruplarını sistemli biçimde destekledi ama aynı zamanda onları ihracata zorladı. 1980’lerde Kore artık dünya pazarında rekabet eden bir ülke haline gelmişti. 90’lı yıllarla birlikte Güney Kore teknoloji ve elektronik alanına yönelerek en üst aşamaya geçmiştir. Bu uzun süreçte Güney Kore’nin yaptığı şey aslında nettir.  Her on yılda ileri bir üretim aşamasına geçmişlerdir. Ancak bu gelişim süreci boyunca çalışma temposu çok yüksek olmuş, disiplin sert boyutlara gelmiş ve gelir dağılımı ise dengeli bir şekilde oluşmamıştır. Yani büyüme sağlanmış, fakat bu büyümenin toplumsal yansıması sınırlı kalmıştır. Yani bu büyük sıçrama mucize diye anlatılır ama gerçekte bir kurumsal mühendislik işidir: Devlet, ihracatı ülkenin ana sınavına çevirmiş; krediyi, dövizi ve teşviki performansa bağlamış; seçtiği sektörlerdeki büyük grupları büyütmüş ama karşılığında ihracat hedefi dayatmıştır.

Norveç’in hikâyesi ise farklı bir çizgide ilerlemiştir. 20. yüzyılın ortalarına kadar Norveç sanılanın aksine Avrupa’nın zengin ülkelerinden biri değildir. Daha çok orta gelirli ve sınırlı sanayiye sahip bir ülkedir. Asıl kırılma 1960’ların sonlarında Kuzey Denizi’nde petrol bulunmasıyla yaşanmıştır. Bu noktada Norveç’in önünde iki yol vardı: Ya kaynakları serbest piyasaya bırakacak ve hızlı ama dengesiz bir zenginleşme yaşayacaktı ya da bu kaynağı kontrollü şekilde yönetecekti. Norveç en doğru olan ikinci yolu seçti. 1970’lerde enerji sektöründe devlet kontrolü artırıldı sonrasında kamu şirketleri kuruldu ve petrol gelirlerinin doğrudan özel zenginliğe dönüşmesi engellendi. 1990’larda ise bu gelirlerin sistematik şekilde yönetilmesi için büyük bir ulusal fon oluşturuldu. Bu fon, yalnızca mevcut harcamalar için değil, gelecek nesiller için de bir güvence olarak tasarlandı. Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik alanlarında güçlü bir refah sistemi kuruldu. Norveç’in başarısı işte bu noktada önemlidir çünkü deyim yerindeyse devleti yönetenler açgözlülük yapmamış ve bu zenginliği toplumun tamamına yaymak istemişlerdir. Ancak bu modelde üretim süreci büyük ölçüde piyasa kurallarıyla işlemeye devam etmiş, adalet daha çok elde edilen gelirin dağıtımı üzerinden kurulmuştur.

Japonya’nın hikâyesinde ise daha erken bir döneme yani 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanır. 1868’de başlayan Meiji Restorasyonu ile Japonya, feodal bir yapıdan modern bir devlete geçiş sürecine girdi. Bu dönemde Batı’nın teknolojisi ve üretim yöntemleri hızla ülkeye adapte edildi. Devlet, sanayileşmeyi doğrudan teşvik etti ve modern eğitim sistemini kurdu. Ancak Japonya’nın asıl sınavı 2. Dünya Savaşı sonrasında başladı. 1945’te ülke büyük bir yıkım yaşamıştı. Özellikle önemli noktalara atılmış 2 atom bombası çok kötü etkilere yol açmıştı. Bu noktadan sonra Japonya, üretim ve kalite odaklı bir model geliştirdi. 1950’lerden itibaren sanayi yeniden yapılandırıldı, şirketler belirli sektörlerde uzmanlaştırıldı ve kalite standartları sürekli yükseltildi. Japonya’nın farkı, sadece üretmek değil ürettiğini sürekli geliştirmek oldu. Sonraki dönemde otomotiv ve elektronik sektörlerinde japon dünya liderleri ortaya çıktı. 1980’lerde ise Japonya, teknolojik inovasyonun en güçlü merkezlerinden biri haline geldi. Bu süreçte disiplinli çalışma, eğitim ve sürekli iyileştirme anlayışı belirleyici oldu. Japonya’nın gösterdiği şey şudur ki ;üretim tek başına yeterli değildir. Yani üretimin kalitesi ve teknolojik derinliği de en az onun kadar önemlidir.

Bu üç ülkenin tarihsel gelişimine birlikte bakıldığında ortaya net bir tablo çıkar. Kore, yıkımdan çıkıp üretimle ayağa kalkmıştır; Norveç, doğal kaynağını akıllıca yöneterek refah üretmiştir; Japonya ise bilgi ve inovasyonu merkeze alarak bir güç oluşturmuştur.  İşte bizim ülkemiz Türkiye’nin önünde duran mesele, bu üç deneyimi doğru okuyabilmektir. Bizler bu üç ülkede alabileceklerimizi almalıyız ve kendi ülkemize özgün modeller oluşturmalıyız.

Gerçek kalkınma, tek bir modelin tekrarıyla değil, farklı deneyimlerin doğru birleşimiyle mümkündür. Üretimi kurmadan refah olmaz, paylaşımı sağlamadan adalet oluşmaz, inovasyonu geliştirmeden ise bu sistem sürdürülemez. Tarihsel süreçler bunu açıkça göstermektedir.

1-GÜNEY KORE: ÜRETMEDEN KİMSE ZENGİN OLAMAZ

Güney Kore’nin yaptığı şey aslında çok basit bir mantığa dayanır: “Önce üret, sonra konuş.” Yani Devlet oturup şunu demiştir: “Biz bu işi yapacağız.” Ve gerçekten de yapmıştır. Mesela otomotiv sektörünü ele alırsak Güney Kore devleti bu alanda birkaç büyük şirketi seçmiş, bunlara kredi vermiş, onları korumuş ama aynı zamanda şunu da demiştir: “Yurt dışına satamazsan seni desteklemem.” Yani sadece para vermemiş, yanında haklı olarak performansta istemiştir.

Bunu günlük hayattan düşünelim. Bir esnaf düşünürsek Devlet ona dükkan açması için para veriyor ama esnafa diyor ki “Sen sadece mahalleye satmayacaksın, başka şehirlere de mal göndereceksin.” İşte Güney Kore bunu ülke çapında yapmayı becermiştir.

Ama burada da bir sorun vardı. Bu sistemde: Patron, şirket  ve ülke büyüdü ama işçiler o denli büyümediler. Yani zenginlik oluştu ama eşit dağılmadı. Tabi ki 1950’lere oranla çok daha iyilerdi ancak kapitalist modelde ki sorunlar burada da devam etmekteydi.

Türkiye’nin hatası ise tam tersidir. Türkiye çoğu zaman üretmeden zenginleşmeye çalıştı. İnşaat yaparak, kredileri genişleterek, tüketimi artırarak büyümeye çalıştık. Mesela bir şehirde fabrika kurmak yerine avmler açıldı. Kısa vadede biraz hareket oldu ama uzun vadede üretim gücü oluşmadı. Ayrıca devlet destek verirken Güney Kore tarzı disiplini de maalesef hiçbir zaman koyamadı. “Üret, sat, rekabet et” demek yerine çoğu zaman “al bu teşviki” ya da ‘’şu kadar yıllığına bana para ver de ne yaparsan yap’’ dedi. Bu da verimsizliği büyüttü.

Türkiye İçin Somut Öneriler

Devlet çıkıp 5 sektör belirleyebilir. Örneğin; savunma, otomotiv, yazılım, enerji ve tarım teknolojisini belirlesin. Bu sektörlere ciddi destek verir ama şart koyar: ‘’ihracat yapacaksın ama şu ya da bu oranlarda belirli verimliliği yakalayacaksın.’’

Ama Kore’den farklı olarak şunu da ekleyebilirsek adillik artar. ‘’ Devlet; kârın %15 i çalışanlara gidecek %10 u toplumsal fona gidecek de diyebilir’’.  Bu sistemde herkes daha adil kazanır.

 2-NORVEÇ: ZENGİNLİĞİ HALKA DAĞITMAK

Norveç’in farkı üretimde değil, paylaşımda ortaya çıkar. Adamlar petrol buldu ama sonrasından’’ sadece zenginler nemalansın’’ demediler. Tam tersini yaptılar. Devlet dedi ki: “Bu kaynak milletindir.” Sonra ne yaptılar? Parayı bir fonda topladılar ve bu fonu büyüttüler. Bu sayede bugün Norveç’te hem eğitim ücretsiz hem sağlık sistemi güçlü hem de insanlar kendilerini güvende hissediyorlar.  Örnek verirsek; Bir köyde yaşarken dolu bir küp altın bulduğumuzu hayal edelim.  Eğer bunu sadece kazan alırsa eşitsizlik olur. Ama biri çıkıp “Bu köyün malıdır, birlikte yöneteceğiz” derse iş değişir. Norveç bunu yaptı. Zenginliği aldı ve sonradan dağıttı ama zenginlik oluşurken sistem yine sosyal piyasa ekonomisiyle daha adil olsa da kapitalistti.

Türkiye İçin Somut Öneriler

Büyük enerji projeleri (güneş, doğalgaz, maden vb.) özel sektöre bırakılmaz ve devlet kontrol eder. Elde edilen gelir direkt halka döner. Mesela her vatandaşa yıllık enerji payı, gençlere eğitim fonu, ailelere barınma desteği, hasta ve yaşlılara bakım desteği vb. Ama Türkiye bir adım daha ileri gidebilir. Halkla üretimde de ortaklık oluşturulabilinir.

3-JAPONYA: AKLIN GÜCÜ

Japonya’nın en büyük gücü bilgi ve disiplinli inovasyondur. Bir örnek verelim: Japonlar aynı ürünleri hep  daha iyi yapmaya odaklandı. Arabayı icat etmediler ama en kaliteli arabayı ürettiler. Elektroniği icat etmediler ama en güvenilirini yaptılar. İnovasyonda oluşan fikirleri hep bir adım ötesine taşımışlardır. Örnek verirsek bir eve 2 boyacı usta geliyor. İlki hızlıca ve güzel yapıyor. İkincisi daha hızlıca ve daha güzel yapıyor. İşte Japonya ikincisidir.

Türkiye İçin Somut Öneriler

Ülkemizde teknoloji üretimi zayıf, ar-ge düşük, üniversite ve sanayi bağı kopuktur. Peki, ne yapabiliriz? Her büyük şirketin ar-ge yapması zorunlu olmalı ve Devlet ar-ge ye ciddi destek vermeli ama önceki modeller gibi belirli hedeflerde istemelidir. Üniversiteler sadece diploma değil, projeler de üretmelidir. Mesela bir yazılım şirketi teşvik alıyorsa yeni ürün geliştirmek zorunda olmalıdır.  Bir fabrika sadece üretmeyecek aynı zamanda teknolojisini de verilerle geliştirmelidir.

İşte bu üç örnekte bunları anlarız ki;  Güney Kore bize şunu öğretti: Üretmeden güç olmaz. Norveç şunu gösterdi:  Paylaşmadan adalet olmaz. Japonya ise şunu kanıtladı: Akıl ve inovasyon olmadan sürdürülebilirlik olmaz.

Türkiye şu anda maalesef üç alanda da çok geridedir. Türkiye’nin yapması gereken ise bu üç modeli birleştirmek ama aynısını yapmak değil, daha iyisini kurmaktır. Üreten ama ezmeyen, paylaşan ama tembelleştirmeyen, düşünen ve geliştiren bir ekonomi kurmak mümkündür. Mesele modeli kopyalamak değil, onu aşacak cesareti göstermektir.

________________________________________________

Kaynakça

Joe Studwell – Asya Nasıl Başardı

Chalmers johnson – Mıtı ve Japon Mucizesi

Ezra Vogel – Japonya bir Numara

OECD ülke raporları

Dünya Bankası kalkınma verileri ve raporları

IMF ülke analizleri

Norveç Varlık Fonu analizleri:

Black Gold: Norway’s Oil Story

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası Fikir & Yazı
Nisan 9, 2026

Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

İkinci ayında İran’da savaş!.. Dünya
Nisan 8, 2026

İkinci ayında İran’da savaş!..

Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir? Fikir & Yazı
Nisan 7, 2026

Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir?

ZAMAN AKIŞI

Nis 10 14:16
Arkasayfa

Güney Kore-Norveç ve Japonya’nın Kalkınma Modelleri ve Türkiye Uyarlaması

Nis 9 15:02
Gündem

Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

Nis 9 13:17
Ekonomi

Tek kullanımlık plastik yasağı sonrası 35 bin kişi işsiz kalabilir

Nis 9 13:10
Arkasayfa

Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

Nis 9 13:07
Ekonomi

İnşaat maliyetinde yıllık artış 13 ayın zirvesini gördü!

Nis 9 12:40
Emek

1 Mayıs meydanı Taksim Meydanı’dır

Nis 9 12:28
Emek

Ölüm rejimi

Nis 8 12:45
Ekonomi

Zeytin ve zeytinyağı fiyatları tavan yaptı: Son 8 ayda yüzde 60’lık zam

Nis 8 12:28
Gündem

İkinci ayında İran’da savaş!..

Nis 7 11:23
Arkasayfa

Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir?

Nis 6 15:07
Sağlık

Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

Nis 6 14:47
Arkasayfa

Alican’ı yemeye karar verenler

Nis 6 13:38
Gündem

Çare kolektif mücadelede

Nis 6 13:35
Kültür & Sanat

Altı mendillik hayat

Nis 6 12:46
Ekonomi

Yaşlı ve engelli aylıkları hesaplara yatırılmaya başlandı

Nis 6 12:42
Sağlık

Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

Nis 6 12:25
Ekonomi

Asgari yaşam faturası 744 TL’yi aştı: ‘Dağıtım bedeli karadeliğe dönüştü’

Nis 6 12:21
Gündem

ABD, savaşı dünyaya yeni bir nizam vermenin dayanağı olarak kullanıyor

Nis 5 12:38
Kültür & Sanat

Doğrulama yanlılığı nedir?

Nis 5 12:34
Gündem

ABD’nin delilik çağı

Nis 5 12:32
Gündem

ABD’nin delilik çağı

Nis 3 12:23
Ekonomi

Nisan ayı kira artış oranı belli oldu

Nis 3 12:21
Ekonomi

Yıllık enflasyon baz etkisiyle geriledi: Yüzde 30,87

Nis 2 11:27
Gündem

Duvardaki tuğla İran mı?

Nis 2 11:26
Arkasayfa

1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

Mar 31 13:32
Ekonomi

Kepenkler inince işsiz sayısı katlandı

Mar 31 13:27
Ekonomi

Ekonomiye güven kötümser seviyede

Mar 31 13:11
Emek

Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

Mar 31 13:04
Ekonomi

Savaş ortamında nükleer santral: Elektrik üretimi mi, güvenlik krizi mi?

Mar 30 13:21
Gündem

Akit yazarı emeklileri hedef aldı: “Ne istiyorsunuz?”