Türkiye’ye sığınan mülteci aileler çocuklarını okula göndermek istiyor, ancak Milli Eğitim Müdürlüğü anne ve babalarının oturma izni olmayan çocukları okula kabul etmiyor.
İstanbul Zeytinburnu’ndaki Afgan mülteci aileler endişeli. 200 kadar Afgan mülteci çocuk okullu olmak için Milli Eğitim Müdürlüğü’nün iznini bekliyor. Mülteci ailelerle ilgilenen Afganistan Türkmenleri Derneği Başkanı Amanullah Gül, “Okula gidemeyen çocuk sokaklarla başbaşa. Eğitim almayan çocuklar ileride Türkiye için büyük sıkıntı oluşturur. Oysa bu çocukları topluma kazandırmamız lazım” diyor. Geçen sene çocukların okula devamı için yapılan başvuruya okulların kapanmasına bir ay kala olumlu yanıt verilmişti. Gül “Yetkililerden talep ediyoruz; bu yıl okullar açılmadan bu çocukların okula başlamasına izin verilsin. Eğitim kaybı olmasın.”
“Bari en küçükleri kurtulsun”
Afganistan mültecileri zorlu bir yolculuğun ardından ülkelerinden kaçıp Türkiye’ye kaçak yollarla giriş yapıyorlar. Yolculuğun ilk durağı İran. Burada yakalanırlarsa mültecileri büyük cezalar bekliyor. Çoğu zaman ilk durakta bir süre kalıp Türkiye’ye gelmek için para biriktiriyorlar, ardından yolcuğun ikinci kısmı başlıyor. İran sınırına kadar araçla gelen Afganlar, sınırdan Van’a kadar saatlerce yürümek zorunda kalıyorlar. Van’dan da araçlarla İstanbul’a geliyorlar. Sekiz yaşındaki Ali Rıza ailesiyle bu zorlu yolcuğu yaşayanlardan biri. İran sınırından Van’a gelebilmek için ailesiyle 18 saat yürümek zorunda kalmış. Televizyondan öğrendiği Türkçesiyle “Hava sıcaktı, vahşi köpekler geliyordu, hepimiz kaçıyorduk” sözleriyle anlatıyor Türkiye’ye gelişini.
Afganistan’dan kaçan ailesi uzun süre İran’da kalmış. Üç kardeşler. İran’da belirli bir süre kardeşlerine okuma hakkı verilmiş. Kardeşlerinin liseyi bitirmesi üzerine aile, çocuklarının Türkiye’de üniversite okuyabilmeleri umuduyla buraya kaçmış. Ancak sonuç bekledikleri gibi olmamış.
Üniversite çağındaki 18 ve 20 yaşındaki iki kardeş, Zeytinburnu’nda bir konfeksiyon atölyesinde çalışmak zorunda kalmışlar. Babaları edebiyat eğitimi almış eski bir asker. Anneleri Kerime Hasansayid, “Bari en küçükleri Ali Rıza kurtulsun” diyor. Oturum izni için başvurmuşlar ancak henüz cevap alamamışlar. Tek istekleri oturum izni gelene kadar sekiz yaşındaki Ali Rıza’nın “misafir öğrenci” statüsünde, dersleri takip etmesine izin verilmesi. Ali Rıza okula gitmek istediğini şu sözlerle anlatıyor: “Evde televizyona bakmaktan ve uyumaktan sıkıldım. Okula gidince oyun oynuyorum, ders çalışıyorum, bir şeyler öğreniyorum. İleride polis olmak istiyorum”
Sadece son ay kabul ettiler
11 yaşındaki Diyanuş ve 12 yaşındaki Kiyanuş da Ali Rıza’yla aynı kaderi paylaşıyor. Diyanuş, “Okula gitmemek kötü. Okula gitmek yerine sokakta dolaşmayı sevmiyorum” diyor. O da Ali Rıza gibi polis ya da doktor olmak istiyor. Babası Abdülbasir Hamidi ise şunları söylüyor: “Bu çocukların okuma zamanı. Cahil kalmasınlar diye sağa sola gidiyoruz. Milli Eğitim’e kaç defa gittim, ‘oturum izniniz yoksa olmaz’ diyorlar. Başvurdum ama henüz oturum iznim yok. Geçen sene son bir ay kala okula kabul ettiler. Bu sene de aynısı yaşanmasın.”
(Taraf)


