• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Nisan 3, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

      ‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

      ‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

      Kime karşı kiminle birlik?

      Kime karşı kiminle birlik?

      ‘Savaş’ ve ‘süreç’ 2023’te değil 2001’de başladı

      ‘Savaş’ ve ‘süreç’ 2023’te değil 2001’de başladı

    • Yaşam
      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

      Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

      Matematikçiler Onlarca Yıllık Problemi Çözmek İçin Tekerleği Yeniden İcat Ediyor

      Matematikçiler Onlarca Yıllık Problemi Çözmek İçin Tekerleği Yeniden İcat Ediyor

      Soğuk Hava Hasta Etmez! Peki Neden Hastalıklar Kışın Daha Yaygın?

      Soğuk Hava Hasta Etmez! Peki Neden Hastalıklar Kışın Daha Yaygın?

    • Türkiye
      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      Savaş ortamında nükleer santral: Elektrik üretimi mi, güvenlik krizi mi?

      Savaş ortamında nükleer santral: Elektrik üretimi mi, güvenlik krizi mi?

      Akit yazarı emeklileri hedef aldı: "Ne istiyorsunuz?"

      Akit yazarı emeklileri hedef aldı: "Ne istiyorsunuz?"

      İşsiz gençler, çalışan emekliler!

      İşsiz gençler, çalışan emekliler!

    • Dünya
      Duvardaki tuğla İran mı?

      Duvardaki tuğla İran mı?

      İnsanlık için iyi olan NATO’nun güçlendirilmesi değil dağıtılması!

      İnsanlık için iyi olan NATO’nun güçlendirilmesi değil dağıtılması!

      Yarın sirenler çalarsa hazır mısınız?

      Yarın sirenler çalarsa hazır mısınız?

      Ambargo: Sessiz bir savaş biçimi

      Ambargo: Sessiz bir savaş biçimi

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Duvardaki tuğla İran mı?

      Duvardaki tuğla İran mı?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      İşsiz gençler, çalışan emekliler!

      İşsiz gençler, çalışan emekliler!

      Nasıl bir sağlık ortamı, nasıl bir hekimlik için mücadele?

      Nasıl bir sağlık ortamı, nasıl bir hekimlik için mücadele?

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter
Seçimlerde Tercih Yapmak: Faşizminizi Nasıl Alırsınız?

Seçimlerde Tercih Yapmak: Faşizminizi Nasıl Alırsınız?

Mart 27, 2014 Fikir & Yazı 4 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

2014 yerel seçimlerinde oylananın yerel yönetimler olmadığı genel seçimleri belirleyecek sonuçların bir provası olduğu geniş bir kesim tarafından söyleniyor. AKP gücünü korumak için yaşam tarzı üzerindeki baskıları artırırken Cemaat destekli CHP-MHP çizgisi kendini baskılara karşı özgürlükleri savunan kanat ilan edip halktan destek bekliyor. Seçim rekabeti başladığından beri dillendirilen AKP’ye karşı CHP’de birleşme çağrısı seçimlere kısa bir süre kala daha da şiddetlenerek arttı. Kimilerinin tutkuyla kimilerinin tereddüt ve çekinceyle desteklediği bu çağrının özellikle İstanbul’daki hedefinde ağırlıklı olarak Kürtlerin oylarıyla bir potansiyeli açığa çıkaracak olan HDP var. Çeşitli kesimler, hatta Kürt dostu çevreler twitter’a erişimin engellenmesiyle de birlikte “bıçak kemiğe dayandı” diyerek İstanbul’da CHP’nin önü açılması için HDP’ye seçimlerden çekilme çağrısında bulunuyor. Çünkü İstanbul Büyükşehir Belediyesi için iki rakip var. Onlara göre AKP-CHP / Topbaş-Sarıgül kavgasında diğer odaklar oy oranları nedeniyle bir teferruattır. Kürt düşmanı kesimlere göre, Kürtler Türkiye Cumhuriyeti tarihinin kendilerine biçtiği bölücü rolü her daim oynamaktadır. İstanbul’da da CHP’nin önünü keserek oyları bölmektedir. Kimilerinin ırkçı bir öfkeyle HDP’ye karşı pek çok şehirde linç girişimlerinde bulunarak kimilerinin dostane bir şekilde “haklısınız ama köprüyü geçene kadar, lütfen” diyerek Kürtlerden istediği ya sonsuza kadar ya da sadece bu seferlik kendilerinden vazgeçmeleridir.

 

Açıkçası bu iki büyük rakibin, birbirinin karşıtından çok birbirinin tamamlayıcısı olduğunu düşünüyorum. Düzenin devamı için biri olmadan diğeri var olamıyor ve ikisinin karşıtlık içindeki birliği, insanları farklı bir düşünce/yaşam/siyaset/eylemden uzaklaştırma işlevi görüyor. Bu seçim dönemi sadece yerel seçimlerden ibaret değil. Özgürlüklerin ve demokrasinin; demokrasi ve özgürlükler yerle bir edilerek oylanmaya çalışıldığı da bir seçim dönemi.  

 

Şu bir gerçek ki Türkiye’yi hiçbir zaman hükümetler yönetmedi. Son 30 yılda iktidara gelen hükümetlere bakalım. Özellikle savaşın en yoğun olduğu dönemde Türkiye’ye hükümet dayanmıyordu. Anap, DYP, Refah, DSP, MHP, RefahYol, AnasolD…  Kürt sorununu çözemeyen çözülüyor; Türkiye, Özel Harp Dairesi’nce bir savaş rejimi tarafından yönetiliyordu. Türkiye’deki içsavaşın sonuçlarının bir kısmını biliyoruz: 40 binin üzerinde asker ve gerilla ölümü, 20 bine yakın faili meçhul cinayet, kadınlara sistematik bir biçimde uygulanan taciz ve tecavüzler, cezaevlerindeki işkenceler, ölülere yapılan işkenceler, köy/orman yakmalar, göçe zorlanmalar, dilini kültürünü bilmediğin bir şehirde dışlanarak hayatta kalmaya çalışma, bombalanan gazeteler, evler, işyerleri, zorla askere alınan erkekler, can kayıpları, organ kayıpları… İhlal edilen yaşam hakkı, ifade, örgütlenme özgürlükleri…  Bugün ihlal edildiği söylenen hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı Türkiye’de asla hele ki 90lı yıllarda bir ilke olmadı.

 

AKP’nin iktidara geldiği dönemde ise savaşın bu yoğunluğu bitmişti. Çatışmaların 90’lı yıllara göre az olduğu bu dönem AKP’nin şansına geldi ve iktidarını uzun süre korumasını sağladı. Bu dönemde de savaş suçlarıyla yüzleşilmedi. Şemdinli olayları, 2006 Newroz olayları, kadın çocuk demeden müdahaleler, Zirve Katliamı, Hrant Dink’in katli, yüzlerce kadın cinayeti, Roboski katliamı AKP döneminde yaşandı. Bu dönemde insanlar topluca faili meçhule gitmedi ama özellikle 2009 sonrası topluca cezaevine gitti. TMK Mağduru çocuklar, KCK, Balyoz, Devrimci Karargah, Ergenekon, Gezi davaları… her cenahtan davamız ve cezaevlerinde binlerce tutuklumuz oldu. Askeri vesayet geriledi ama polis vesayeti yükseldi. Terörle mücadele yeni teröristler yaratılarak devam etti. Eski derin devlet restore edildi yeni bir derin, paralel devlet yaratıldı. Yaşam tarzlarımıza müdahale edilip kaç çocuk doğuracağımız, onu nasıl doğuracağımız, nasıl yetiştireceğimiz, saat kaçta içki içeceğimiz, hangi diziyi nasıl izleyeceğimiz, bir tiyatro oyununu hangi ahlaki kuralara göre sahneleyeceğimiz dikte edildi.  

 

Şimdi mevcut iktidarın ve yerine ikame edilmeye çalışılan yeni iktidar bloğunun oylandığı 2014 seçimlerinde karşımıza çıkarılan iki seçenek şu: Bir yanda AKP’nin despotik/otoriter, dini araçsallaştıran neoliberal politikaları, son yıllarda gittikçe şiddetlenen yaşam tarzlarımıza dönük baskıcı uygulamaları yani Türk-İslam faşizmi… Diğer yanda seçimler sonrası daha da güçlenmesi muhtemel CHP-MHP ittifakının Türkiye tarihinin ruhuna sızan ırkçılığı, milliyetçiliği ve her daim orduyu göreve çağıran Türk-İslam faşizmi… Bu tercihe ekonomik yönden bakacak olursak İslami burjuvazinin çıkarlarına karşı, Kemalist burjuvazinin çıkarları… AKP – CHP/MHP arasında bırakılarak bizlere sorulan soru şu: Faşizminizi nasıl alırsınız? Ataerkil Sünni/dini dozu yüksek olanını mı yoksa eril, milliyetçi tonu yüksek seküler olanını mı? Yönetme hakkını kendinde gören bu iki odağın uzlaştığı nokta her zaman Türk her zaman İslam… Tek din, tek dil, tek millet, tek vatan, tek adam…

 

Özgürlük ve demokrasi söylemleri araçsallaştırılarak bizlerden Sünni faşizmi ya da seküler faşizmi tercih etmemiz bekleniyor. Bu sorunun Kürtlere yönelmesi, ağırlıklı olarak Kürtlerin oylarıyla ciddi bir potansiyel taşıyan HDP’nin seçimlerden çekilmesinin ya da bu seferlik taviz vermesinin istenmesi açık ya da örtük bir milliyetçilikten başka bir şey değil. Kürt düşmanı çevreler için İstanbul’da CHP’nin seçimleri kaybetme olasılığının faturası çoktan Kürtlere kesilmiş durumda. Üzerine düşünülmesi gereken Kürt ‘dostu’ çevrelerin bu rüzgara kapılarak Kürtlere “benim için kendinden vazgeç” demesi. Bir Türk olarak, bu çağrının derinlerinde yatan çocukluğumuzdan beri zihnimize işlenen egemen milliyetçi söylemin sesini duyabiliyorum. Bu nedenle bu dostane çağrının en hafif tabiriyle ırkçılığın maşası olduğunu ve Kürtlere bu teklifi yapabilme gücünü milliyetçilikten ve kendini egemen görme pozisyonundan aldığını düşünüyorum. Kendini Kürtlerden ve diğer halklardan üstün gören milliyetçi duygularla bilinçaltımıza doğduğumuz andan beri işlenen egemen Türklük bu sefer Kürtlere ‘dostane’ bir şekilde sesleniyor.  Peki savaş karşıtlığı, barış iradesi bu söylemin neresinde?

 

Son bir yılın yaşam hakkı ve özgürlüklerden yana en önemli gelişmeleri Kürt sorununun çözümünde diyalog sürecinin başlamasıyla beraber asker ve gerilla ölümlerinin durması ve bu çatışmasızlık sürecinde AKP’nin baskıcı ve otoriter politikalarına karşı daha fazla özgürlük ve demokrasi talep eden halk isyanlarıydı. Gezi eylemleriyle yükselen katılımcı demokrasi ve halk eylemlerine AKP’nin cevabı devlet şiddetini yükseltmek oldu. Şehirlerin gaz bulutuna boğulduğu sokak eylemlerinde polisin uyguladığı şiddet sonunda pek çok insan öldü pek çok kişi organlarını kaybetti. CHP ise ne geçmişinde ne de son bir yıllık dönemde barışa destek verdi. Gezi’nin baskılara karşı özgürlükçü çıkışını AKP karşıtlığına indirgeyerek kendi iktidarını güçlendirmek için manipüle etmeye çalıştı ve büyük oranda başarılı da oldu. Son seçim ittifakı ise CHP’nin geleceği noktanın barış ve demokrasi değil bozkurt işareti olduğunu bir kez daha gösterdi. 

 

Bu seçim döneminde “AKP bir gitsin de sonrasına bakarız” yaklaşımı oldukça güçlendi. Bir dönem iktidarı paylaştığı Amerika destekli Gülen Cemaatiyle kavgası AKP’nin sonunun başladığını gösteriyor. Hükümet kendisini iktidara taşıyan Amerika’nın eliyle bir süre sonra iktidardan alınacak. Şu anda ise AKP sonrası dönem şekillendirilmeye çalışılıyor. AKP koalisyon hükümetinin en karanlık kanatlarından cemaat, Erdoğan’ı daha hızlı devirmek için CHP ve MHP ile ittifak yapıyor ve bizden bu seçimlerde bu ittifaka destek sunmamız isteniyor.

 

Pek çok kesim seçimler sonrasına dair kehanette bulunuyor. Ben de bundan eksik kalmayayım: ABD-cemaat destekli CHP-MHP koalisyonu iktidara gelse 6 ayda içlerindeki liberal sesleri tasfiye ederek yine kanlı bir savaş dönemine tutuklamalar furyasını devam ettirerek girerler. Bu nedenle AKP’ye karşı savaş yanlısı güçlerden medet ummak bir çözüm değil. Çözüm barışa, demokrasiye, özgürlüklere, yaşam hakkına ve farklı yaşam tarzlarına sahip çıkacak bir toplumsal hareket yaratabilmekte, yeni bir gelecek kurabilmek için geçmişin savaş suçlarıyla hesaplaşacak, hakikatleri açığa çıkaracak bir barış hareketi inşa edebilmekte. Seçim döneminde barış söylemi sahiplenen odak tek BDP ve HDP. O nedenle seçimlerde BDP ve HDP’nin oyları da barış ve demokrasi talebinin göstergesi olacak ki bu kesimin seçimlerden güçlü bir şekilde çıkması gerekiyor.

 

Bunun yanında CHP’nin manipüle ettiği kesim için HDP’nin neden bir alternatife dönüşmediği önemli bir tartışma konusu. HDP’nin öncelikle seçimlere dönük bir parti olduğu, sol siyaset tabelalarını bir araya topladığı ve partileşme sorunlarını halletmekle uğraştığı görülüyor. Şimdilik Türkiye toplumu açısından kapsayıcı bir barış ve demokrasi hareketine dönüşmesi mümkün değil. Ama oturduğun yerden HDP’yi eleştirmekle de iş bitmiyor. AKP sonrası yeni iktidar bloğuna razı olmak yerine özgürlüklerden yana olanlara düşen sorumluluk, seçimler sonrasında da devam edecek demokratik ve barışçıl inisiyatifler inşa etmek, barış ve demokrasi talebinin geniş kesimlere yayılmasını sağlamak. Barışın toplumsallaşmasında özellikle Türki kesime büyük bir sorumluluk düştüğü fikrindeyim. Çünkü Türkiye’de barışın kalıcı olabilmesi için öncelikle egemen Türklükle ve milliyetçilikle mücadele etmek, Kürt meselesini ilkel halkların yarattığı terör olarak görenlere birbirinin kültürüne ve özgürlük taleplerine sahip çıkarak bir arada yaşamanın önemini anlatabilmek gerekiyor. Kürtlere “benim için kendinden vazgeç” demek yerine kardeşlik ve demokrasi için “kendi egemenliğimden vazgeçiyorum” dediğimiz zaman barışa yaklaşmaya başlayacağız.   

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

4 Comments

  1. köle kenar mahale kültürü
    10 Nisan 2014 at 07:47

    analizlerinize katılmamak elde değil fakat bdp – hdp den beklentimiz daha üst seviyelerdeydi , ekonomi iyi gidiyor gibi bide başbakanın istiklal savaşı söylemi , hitabet gücüde eklemlenince , muhalefet için kayıp akp için başarı denebilinir bu kadar zaman içinde belkide hayırlısı bu fakat biz kürtlerin haklarımızı talep etmemiz için ne kaldı akp nin kara deliği bizleri yutmadan iler tutar , önyargısız özeleştiriler yapmamız elzem . Barış istemek güzel , sevgi , dostluk olsunda eşit , soylu barış için daha kaç seçim geçecek tamam chp – mhp ye güven yokta nasıl olcak bu ?

  2. anne ben kafirmiyim ?
    10 Nisan 2014 at 07:59

    chp , mhp , cemaat blokuna güven yok pekiyi akepe ne yapıyor yeterlimi ,bu seçim özelinden akp nin başarısının birçok nedenleri var , bütün kamu imkanlarını , bakanları kullandılar . Camilerde bu seçimin kafirlere karşı olduğunu işlediler malum blokta buna tuz oldu . Sanki akp müslümanlığın svunucusu diğerleri müşrik , biz kürtler dini akp ye bırakmamalıydık , camileri , medreseleri bırakmamalıydık , bu konuların sosyolojik açıklamaları yapılmalı herşey bu değil tabi halkı dilenciliğe alıştırması vesaire birçok sebep var fakat akp karşısında güçlü bir muhalefet olması demokrasi için iyi olurdu

  3. azınlıklar / 1
    10 Nisan 2014 at 11:28

    SİYASAL İSLAMIN ZORBALIKLARI ,TARİHİ SİYASAL İSLAMCI AVCILAR YAZARMI / postmodern dönemde birçok şey akp den yana bunun karşısında gölge olmak isteyen bir partinin ihmal etmemesi gereken dayanak hakim mezhebin dini yani liberal akp nin karşısında seküler , sol liberal tutmaz gibi . Sünnilik ayıpları , talanı , sömürüyü örtmek için iyi bir maske dedikten sonra önüme atlası alıyoruz gezinmeye koyuluyorum .

    Halkının çoğunluğu müslüman olan ülkelere bakıyorum , kuzeyden güneye doğudan batıya genel bir ülkeler kıyası misal endonazya nüfusu 200 milyon , üstünde malezya , üstünde bangladeş falan demokrasi tecrübeleri yok , köksüzler , daha batıda arabistanmı , bae , iran afrikada libya , cezayir , tunus özelinde hepsinde kaos hali var . Gelelim bizim islamcıların kafir düzen dediği türkiyede siyasal islamcılar ülkeye hakim , ülkenin kaymağını birkaç yabancı aileyle kotarmaktalar , geçmiş partilere göre nispi başarı sağladılar .

    Fakat bu onlara herkesin biat etmesine neden olamaz , bu ülkenin değerini , birikimini bizden daha önemsemeleri gerekken farklı guruplara , azınlıklara , kürtlere , ses çıkaranlara , muhaliflere etmediği zorbalık yok . Dünün sözümona ağlaşanları – nasıl ağlaşmak oda meçhul – iktidarı alınca dahada zalim oluyor iktidar yozlaştırıyor

    Osmanlıdan sonra cumhuriyeti kuranlara çok laf etmişizdir fakat tarihi herkes kendine yontuyor yada avcılar yazıyor . Geçmişe tapmak peşinde değilim eksikler vardır fakat o dönemin şartlarını , başka ülkelerdeki uygulamalarıda tahlil etmeli . Dönem neye tekabül ediyordu şimdi siyasal islamcılar geçmişe etmediği laf yok fakat tarih onlarıda not ediyor .Osmanlıyı , selçukluyu överler fakat dönemin şartlarında misal din adına geçinen , halkı soyan , sömüren atalarını

  4. azınlıklar / 2
    10 Nisan 2014 at 11:28

    Osmanlıyı , selçukluyu överler fakat dönemin şartlarında misal din adına geçinen , halkı soyan , sömüren atalarını , cinci hocaları , muskacıları , feodaliteyi vesaire hiç görmek istemezler .

    Her dönemin kötü yanlarını yazan avcılar gibi değil iyi şeyleri görmemek manidar bu siyasal islamcı mezhepçilerin şımarıklıkları , milleti aptal görmeleri görülmeli .Ne kattılar , ne değer kattılar insanlık mücadelelerine , fikir , ilim yolunda hep mirasyedicilerdi , birileri mücadele etti sonra onlar geldi kondu bugünde böyle dünde benzerdi . Yoksam ibni haldunu , ibni sinayı vesaire bilmediğimi sanmayın mesele bugün , ülke özelinde yorum yapıyoruz .

    İş yapıyoz herşey serbest değil kardeşim bu ülkenin demokrasisi sağlam değil , çatırdayabilir , emeklemek demindeyiz ne sandı bu siyasal mezhepçiler batı , japon falan birikimimi var neylerine güveniyorlar ? Millete böyle zulm etmeleri nereye varır , altta kalanlar bütünleşir sonra siyasal islamcılar avucunu yalar , yeniyetme sömürücükleri ne olur ? Max weberin protestan kalvanistleri vardı fakat sağlam temelleri vardı bizim sünni yeniyetme sömürücü komprodorlarla aynı yöndeyiz sanmasınlar bu millet öleceğine direnir diye söyleniriz söz çok bu konuda fakat böyle bir girişle bulunduk …….
    10 / 04 / 2014 SİYASAL İSLAMCI MASKEYLE HALKIN ÇARPILMASINA KARŞI MİLLETİ UYANDIRMA SERVİSLERİ

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Dünya

Duvardaki tuğla İran mı?

Hediye Levent Amerika-İran-İsrail savaşı birinci ayını doldurdu ancak hâlâ ne Amerika’nın hedefi...
Fikir & Yazı

1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

Şebnem Korur Fincancı Bu yazıyı 1 Nisan’da yazıyorum. Siz bugün okuyacaksınız. Ama bu tarih,...
İşsiz gençler, çalışan emekliler! Emek
Mart 30, 2026

İşsiz gençler, çalışan emekliler!

ZAMAN AKIŞI

Nis 2 11:27
Gündem

Duvardaki tuğla İran mı?

Nis 2 11:26
Arkasayfa

1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

Mar 31 13:32
Ekonomi

Kepenkler inince işsiz sayısı katlandı

Mar 31 13:27
Ekonomi

Ekonomiye güven kötümser seviyede

Mar 31 13:11
Emek

Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

Mar 31 13:04
Ekonomi

Savaş ortamında nükleer santral: Elektrik üretimi mi, güvenlik krizi mi?

Mar 30 13:21
Gündem

Akit yazarı emeklileri hedef aldı: “Ne istiyorsunuz?”

Mar 30 13:18
Emek

İşsiz gençler, çalışan emekliler!

Mar 30 13:15
Emek

Nasıl bir sağlık ortamı, nasıl bir hekimlik için mücadele?

Mar 30 13:13
Gündem

İnsanlık için iyi olan NATO’nun güçlendirilmesi değil dağıtılması!

Mar 30 13:11
Ekonomi

Ekonomiye güven mart ayında yine azaldı

Mar 29 12:08
Arkasayfa

Abdülaziz Tantik’in Kaleminden: Bilim, felsefe ve akıl… ‘Modernliğin doğuşu’

Mar 29 11:54
Gündem

Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

Mar 29 11:26
Gündem

Matematikçiler Onlarca Yıllık Problemi Çözmek İçin Tekerleği Yeniden İcat Ediyor

Mar 29 11:19
Sağlık

Soğuk Hava Hasta Etmez! Peki Neden Hastalıklar Kışın Daha Yaygın?

Mar 28 11:21
Sağlık

Tembel Değilsiniz Sadece Erteleme Alışkanlığına Sahipsiniz

Mar 28 11:18
Kültür & Sanat

Epistemik sınır ihlali: Çok zeki insanlar neden bazen saçmaca konuşurlar?

Mar 27 12:17
Arkasayfa

Olaydan ne anlıyoruz?

Mar 27 11:58
Arkasayfa

‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

Mar 27 11:54
Emek

Ekmek, adalet ve işçi sınıfı

Mar 27 10:39
Kültür & Sanat

Aptallığın altın yasası: Aptal bir insan nasıl anlaşılır? Bir insanın aptal sayılması için kaç aptalca davranış gerekir?

Mar 27 09:32
Kültür & Sanat

Realizm

Mar 26 15:32
Kültür & Sanat

Okültizm

Mar 26 15:25
Kültür & Sanat

İnsanlık Soy Ağacı Düşündüğümüzden Çok Daha Fazla Birbirine Bağlıdır

Mar 26 15:23
Sağlık

Antidepresan kullanımı neden depresyon vakalarından daha hızlı yükseliyor?

Mar 26 15:15
Gündem

Yarın sirenler çalarsa hazır mısınız?

Mar 26 15:08
Ekonomi

Bakan Bayraktar’dan ‘doğalgaz ve elektriğe zam gelecek mi?’ sorusuna yanıt: ‘Nisan ayı içinde…’

Mar 26 12:34
Ekonomi

Bakanlık’tan ‘evlilik kredisi’ açıklaması: Yaşa göre ‘kademeli destek’

Mar 26 12:30
Ekonomi

Ulaş Karasu: Ücretler eriyor, mutfak yanıyor, kiralar artıyor

Mar 26 12:29
Ekonomi

Savaş semt pazarlarını vurdu: Esnaf tezgah açamıyor, satışlar taneyle