İsmail Gökhan Bayram
Önce Urfa ardından da Maraş’taki okul saldırılarının ardından medya, siyasetçiler ve sosyal medyanın bir kesimi suçun kaynağını gözleri yaşartacak bir hızla tespit etti. Onlara göre okul saldırılarının sorumlusu oyunlardı. Kelli felli ve muhtemelen hayatlarında oyun oynamamış “uzmanlar” ekranlarda, gazetelerde oyunların “zararlarını” art arda sıraladı. Sosyal faktörler, psikolojik faktörler, aile, eğitim sisteminin durumu gibi suçun kaynaklarını tartışabilmek için ele alınması zorunlu faktörlerin neredeyse hiçbiri bu tartışmalarda ortada yoktu. Bu gördüğümüz yeni bir tablo değil aksine 1999 Columbine Lisesi katliamından beri süregelen bir pratik. Eskişehir’de iki yıl önce yaşanan bıçaklı/baltalı saldırının ardından da benzeri yaşanmıştı, ABD’deki çok sayıda saldırının hemen hepsinin ardından da yetkililerden suçu oyunlara atan açıklamalar gelmişti. Siyasetçiler ve medya açısından suçu oyunlara atmak; suçun gerçek kaynaklarını ele almak ve tartışmaktan hem daha kolay hem de sorumluluğu ebeveynlerden alması ile endişeli ebeveynler açısından kolayca ikna edici olabilen bir propaganda şekli. Ancak hem bilim hem de nesnel pratik söz konusu propagandanın aksini söylüyor.
Suç bilimi alanında çalışan kime sorarsanız sorun ilk söyleyecekleri şeylerden biri suçun kaynağını asla tek katmana indiremeyeceğiniz olacaktır. Ama kimin umurunda. Yaz oraya “İki fail de PUBG oynuyordu.” Gerçekten böyle olsa dahi esas sorunumuz bu değil ama birbirinden bağımsız olarak iki oyun yayıncısı Maraş saldırısını gerçekleştiren kişinin Steam hesabına erişerek PUBG oynamadığını ortaya koydu.
Oyun oynama ile şiddet arasındaki ilişkiye dair bilimsel literatür epey olgunlaşmış durumda. Anderson vd.’nin oyunlar ve şiddet arasında kısa vadeli bir ilişki buldukları sonuçları tekrarlanamayan 2010 tarihli çalışma böyle bir ilişki gözlemlenebilmiş çalışmaların en ünlüsü. Anderson vd.’ye ek olarak metodolojik olarak zayıf bulunan birkaç çalışma daha mevcut. Bunlara karşı ise oynama ile gençlik şiddet oranlarındaki düşüş arasında ilişki bulan (Ferguson, 2014), aşırı oynama eğiliminin gençlerin hayatındaki başka problemlerden kaynaklandığına işaret eden (Przybliski vd., 2019), oynama ile iyi olma hali arasında küçük de olsa bir pozitif ilişki tespit eden (Johannes vd., 2021) makaleler başta olmak üzere epeyce çalışma mevcut.
Hemen her ülkenin gerek oyuncu verileri gerekse bu tip saldırıların verileri erişilmez gizli bilgiler değil. Varsayalım suçlu oyunlar, normal beklentimiz oyun oynama yaygınlığı ile bu tip suçların verilerinin az çok örtüşmesi gerekir. Ancak Japonya ve Güney Kore gibi hem oyuncu sayısının nüfusa oranının hem de kişi başı oyun harcamasının en üst seviyelerde olduğu ülkelerden başlayarak bu tip saldırıların ya hiç olmaması ya da çok nadir olması size ne anlatır? Okul saldırıların en yoğun yaşandığı ülke Amerika Birleşik Devletleri. Bu yoğunluğun acaba ABD’nin gevşek silah yasalarıyla da alakası olabilir mi? Tersten soracak olursak Japonya örneğinde saldırıların yaşanmaması ile katı silah yasaları arasında bir bağ olabilir mi?
Yanlış anlaşılmasın, “silah yasaları” gibi tek bir katmana indirilmiş bir suç kaynağından bahsetmiyorum. Gazetemizin dünkü manşetinde MESEM’li bir gencin söyledikleri durumu özetliyor aslında: “…Kavga, bıçak, uyuşturucu her yerde. Niye diye sorarsan mutluluk yok. Kirin, pasın, benzinin, tinerin içinde gelecek mi var?” Evine, okuluna, iş yerine, mahallesine sokağına… Şiddet gençlerin hayatının hemen her alanına çeşitli şekillerde nüfuz etmişken; gençlerin önüne işsizlik, yoksulluk, umutsuzluk ve geleceksizlik konulmuşken bilimi, istatistiği görmezden gelerek oyunları suçlu ilan etmenin suçun gerçek kaynaklarını perdelemek dışında bir sebebi olabilir mi?
Bu noktada oyunlar, oyun şirketleri, oyun dağıtımcıları ve oyun yayıncılarının sütten çıkmış ak kaşık olmadıklarını not düşmemiz gerek. Silah üreticileri ile lisans anlaşmalarından tutun da oyunların propaganda amaçlı kullanımına, reklam anlaşmalarından ganimet kutularına oyunlara dair tartışmamız gereken çokça konu var. Ancak bu konuların hiçbiri okul saldırıları ile birlikte ele alacağımız tartışmalar değil.




