Doğrulama yanlılığı, öznenin sahip olduğu inancı destekleyen verileri seçici biçimde öne çıkarıp bu inançla çatışan karşı kanıtları ikincilleştirmesi ya da göz ardı etmesi şeklinde ortaya çıkan bir epistemik yanılgıdır.
Doğrulama yanlılığı, öznenin sahip olduğu inancı destekleyen verileri seçici biçimde öne çıkarıp bu inançla çatışan karşı kanıtları ikincilleştirmesi ya da göz ardı etmesi şeklinde ortaya çıkan bir epistemik yanılgıdır.
Doğrulama yanlılığı, kişinin kanıta dayalı akıl yürütme sürecini zedeler; çünkü inançların gerekçelendirilmesinde esas alınması gereken şey, yalnızca lehte olan veriler değil, öznenin erişebildiği kanıtlar bütünüdür. Epistemoloji, bilginin ve gerekçelendirilmiş inancın koşullarını araştırırken bir inancın rasyonelliğini onun toplam kanıtla ilişkisi üzerinden değerlendirir. Bu nedenle doğrulama yanlılığı, öznenin epistemik sorumluluk ilkesini ihlal etmesine yol açar.
Felsefi açıdan bakıldığında bu durum, yalnızca psikolojik bir eğilim değil, aynı zamanda bir epistemik kusur olarak da görülebilir. Çünkü kişi burada hakikati araştırmaktan çok, önceden benimsediği kanaati muhafaza etmeye yönelir. Böylece inanç oluşturma süreci, nesnel değerlendirmeden uzaklaşır ve entelektüel erdemler arasında sayılan açıklık, eleştirellik ve karşı kanıta duyarlılık zayıflar. Erdem epistemolojisi açısından bu tür tutumlar, iyi bir bilen öznenin sahip olması gereken zihinsel karakter özellikleriyle bağdaşmaz.
Doğrulama yanlılığından kaçınmanın yolu, yalnızca inancı doğrulayan olgulara değil, onu yanlışlayabilecek karşı örneklere de eşit ciddiyetle yaklaşmaktır. Başka bir deyişle, özne kendi inancını yalnızca tasdik etmeye değil, gerektiğinde revize etmeye de açık olmalıdır. Ancak bu şekilde daha tutarlı, gerekçeli ve rasyonel bir inanç yapısına ulaşmak mümkün olur.
Yazan: Sosyolog Ömer Yıldırım


