Geniş tanımlı işsizlik oranı 2025’te toplamda yüzde 30’a, kadın ve gençlerde yüzde 40’a yaklaşıyor. Öte yandan aylıkların yetersizliği nedeniyle emekliler arasında çalışma ve iş arama giderek artıyor. AKP hükümetleri, ne gençler için yeterli istihdam ve gelecek ümidi yaratıyor ne de emekliler için insanca yaşayacak koşullar sağlıyor.
Aziz Çelik
TÜİK ve SGK 2025 yıllık verilerini yayımladı. Bu verilere göre dar tanımlı işsizlik oranı düşüyor. Hatta 2024’ten bu yana en düşük yıllık düzeye gerilemiş durumda. Ancak bir de ayın karanlık yüzü, görmediğimiz yüzü var. Geniş tanımlı işsizlik gerçeği.
İşsizlik ve istihdam verilerinin bir diğer yaman çelişkisi ise genç ve yaşlıların durumunda gizli. “Eski” Türkiye’de çalışanların emekli olduklarında kıdem tazminatlarıyla veya emekli ikramiyeleriyle ev alma ve emekliliklerinde dinlenme hayali vardı. Gençlerin iş bulma, çalışma ve gelecek ümidi daha yüksekti. “Yeni” Türkiye’de ise gençlerin gelecek ümidi biterken yaşlılar ömürlerinin sonuna kadar çalışmak zorunda. Gençler bir yandan iş bulamıyor, öte yandan buldukları işlerde insanca yaşayabilecek ve gelecek hayali kurabilecek ücretler alamıyor. Emekliler ise yaşlılık yıllarında dinlenmek yerine yeniden iş aramak ve çalışmak zorunda kalıyor.
Bu yazıda, 2025 yılı verilerinden hareketle bir yandan işsizlik buzdağının altını, öte yandan işsiz gençler ile çalışan emekliler arasındaki o vahim tezatı ele alacağım.
AYIN KARANLIK YÜZÜ
Türkiye’de pek çok sosyal veride olduğu gibi işsizlik verileri de ilk bakışta gerçek durumu yansıtmaz. İşsizliğin birden çok yüzü var. İşsizliğin resmi yüzüne, dar hesaplamasına bakarsanız işler güllük gülistanlık. 2014’te yüzde 9,9 olan dar işsizlik, 2025 yılında yüzde 8,3’e düşmüş. Ancak bu veri ayın görünen yüzüdür. Görünmeyen kısım vahimdir. Buna geniş tanımlı işsizlik veya atıl işgücü diyoruz. İşler burada vahim hale geliyor.
Hemen belirtelim TÜİK uzun yıllar boyunca sadece dar tanımlı işsizlik oranlarını açıkladı. Nedir dar tanımlı işsizlik? Bir kez daha hatırlatmakta yarar var. TÜİK’e göre, işsiz istihdamda olmayan kişilerden iş aramak için son dört hafta içinde aktif iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olandır. Buradaki kritik husus son dört hafta ve iş aramaktır. Oysa bu durum işsizlik gerçeğini anlatmaz. Alternatif hesaplamalara ihtiyaç vardır. TÜİK 2021’den bu yana dar tanımlı (manşet, açık) işsizlik yanında alternatif işsizlik oranları da açıklıyor.
Sezar’ın hakkı Sezar’a! TÜİK’in dar tanımlı işsizliği hesaplayıp geniş tanımlı işsizliği hesaplamamasına yönelik yoğun eleştiriler ve alternatif hesaplamalar yapıldı. DİSK-AR uzun yıllar boyunca her ay düzenli olarak geniş tanımlı işsizlik hesaplamalarını yapıp kamuoyuna açıkladı. Geniş tanımlı işsizlik kavramının yaygınlaşmasında DİSK-AR hesaplamalarının belirleyici önemi oldu. Konuyu çok sayıda sosyal bilimci ele aldı. Ben BirGün’de çok sayıda yazı yazdım. Sonunda TÜİK Mart 2021’de pandeminin ortasında hesaplama yöntemini değiştirdi ve alternatif işsizlik hesaplamalarını kamuoyuna açıklamaya başladı. Bugün TÜİK alternatif işsizlik hesapları açıklıyorsa bunun ardındaki ısrarı ve mücadeleyi hatırlamakta yarar var.
TÜİK’in “işgücüne ilişkin tamamlayıcı göstergeler” adı altında açıkladığı alternatif işsizlik verileri içinde en önemlisi kuşkusuz resmi olarak “atıl işgücü oranı” olarak adlandırılan geniş tanımlı işsizliktir. Bu orana bakılmadan ve bu oran irdelenmeden Türkiye’nin işsizlik gerçeği anlaşılamaz.
TÜİK’in dar tanımlı işsizlik için kullandığı dört hafta içinde iş arama koşulu kritiktir. Örneğin beş hafta önce iş aramış olan ancak son dört haftada iş aramayanlar işsiz sayılmıyor. Çalışabilecek olduğu halde iş aramayanlar (ümidini kaybedenler dahil) işsiz sayılmıyor. Bu nedenle işsizliğin gerçek boyutlarını anlamak için, buzdağının görünmeyen kısmına bakmak lazım. İşte burada devreye geniş tanımlı işsizlik (atıl işgücü) kavramı giriyor.
BUZDAĞININ ALTI
Meselenin vahametini anlamak için iki işsizlik türünün gelişimine ve aralarındaki farka bakmak lazım. 2014-2025 arasında ne oldu? TÜİK 2014’te veri serisini güncellediği için bu yılı esas alıyoruz. 2014’te yüzde 9,9 olan dar tanımlı işsizlik yüzde 13,7’ye kadar yükselmiş ve ardından düşmeye başlamış ve 2025 yılında da 2014 yılından bu yana en düşük düzeyine (yüzde 8,3) düşmüş. 2025 yılının dar tanımlı işsizliği 2014’ten bu yana en düşük işsizlik oranı. Büyük başarı, tebrik etmek lazım!
Ancak maalesef kazın ayağı öyle değil. Geniş tanımlı işsizlik oranında ise aynı dönemin en yüksek oranının yaşıyoruz. Geniş tanımlı işsizlik oranı düzenli biçimde artarak yüzde 30’a dayandı. 2014’te yüzde 17,4 olan geniş tanımlı işsizlik 2025’te, 12,3 puan artarak yüzde 29,7’ye ulaştı. İki işsizlik türü arasındaki fark 2014’te 7,5 puan iken 2025’te 21,4 puana yükseldi (Tablo 1). AKP hükümetlerinin işsizlik konusundaki karnesini bu tabloya göre değerlendirmek mümkün.

İşsizliğin toplumsal cinsiyet boyutu ise çok daha vahim. Dar tanımlı kadın işsizliği yüzde 11,3 iken geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 39,1 düzeyinde. İkisi arasındaki makas ise 28 puana yaklaşmış durumda. Çarpıcı olan şu: 2014-2025 arasında dar tanımlı kadın işsizliği sadece 0,6 puanlık düşüşle 11,3 olarak gerçekleşirken geniş tanımlı kadın işsizliği 15,1 puan artarak yüzde 39’un üzerine çıkmıştı (Tablo 1). Geniş tanımlı işsizlik toplam olarak hızla tırmanırken, kadınlar arasında ise vahim düzeye ulaşmış durumda. DİSK-AR’ın hesaplamalarına göre toplam geniş tanımlı işsiz sayısı 12 milyon 89 bindir. Ancak bunun cinsiyet dağılımı oldukça asimetriktir. Geniş tanımlı kadın işsiz sayısı 5 milyon 982 bin iken geniş tanımlı erkek işsiz sayısı 6 milyon 93 bindir. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,3, kadınlarda 36,2 iken kadın ve erkek işsiz sayılarının birbirine çok yakın olması kadınların çok daha yoğun bir işsizlikle yüz yüze olduğunu gösteriyor. İşgücü piyasalarındaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en çarpıcı görünümü geniş tanımlı işsizlikte ortaya çıkıyor.
ÜMİDİNİ KAYBEDEN İŞSİZLER
Dar ve geniş tanımlı işsizlik arasındaki bu devasa fark nereden kaynaklanıyor? Bunun için geniş tanımlı işsizliğin bileşimine bakmak lazım. Geniş tanımlı işsizlik neleri kapsıyor? Geniş tanımlı işsizlik dar tanımlı işsizliğin kapsamadığı çok önemli durumları kapsadığı için işsizlik konusunda çok daha anlamlı veriler sunuyor. Geniş tanımlı işsizlik şu unsurları içeriyor: 1-Dar tanımlı işsizlik, 2-Zamana bağlı eksik istihdam, 3-Potansiyel işgücü (iş bulma ümidi olmayanlar, çalışabilecek durumda olup iş aramayanlar). Diğer bir ifadeyle çalışabilecek durumda olup atıl durumda olup çeşitli nedenlerle atıl durumda olanların toplamı geniş tanımlı işsizliği oluşturuyor.
Geniş tanımlı işsizliğin detaylarına baktığımızda tablonun vahameti daha iyi anlaşılıyor. 12 milyonu aşan geniş tanımlı işsizler ordusunun içinde zamana bağlı eksik istihdam edilenler 4 milyona yaklaşıyor, dar tanımlı işsiz sayısı 3 milyon, ümidi kaybeden işsizler 2,6 milyon, iş aramayanlar ise 2,3 milyon civarında. Bu durum oldukça vahim bir durumun kanıtı. Tam zamanlı çalışmayan 4 milyona yakın çalışan daha uzun süre çalışmak istiyor.
Bu durum çalışanların gelir yetersizliğinin bir diğer ifadesi. Zamana bağlı eksik istihdam fiili olarak toplam 40 saatten daha az çalışan, ancak daha fazla gelir elde etmek amacıyla daha fazla süre çalışmak istediğini belirten ve uygun koşullar oluştuğunda daha fazla çalışabilecek kişileri ifade ediyor. Geçim koşullarının zorlaşmasıyla birlikte zamana bağlı eksik istihdamda ciddi bir artış görülüyor. Daha fazla gelir elde etmek isteyenler daha uzun çalışmak istiyor. Son yıllarda artan hayat pahalılığı zamana bağlı eksik istihdamı ciddi biçimde artırdı. Zamana bağlı eksik istihdam 2014’te sadece 153 bindi. Öte yandan 2,6 milyon kişi ise iş bulma ümidi kaybettiği için iş aramıyor. Bu sayı pandemi döneminde bile (2021) 1,6 milyondu.
GENÇLER İŞSİZ, EMEKLİLER İŞTE!
2025 yılı işgücü verilerinin en çarpıcı yanı genç işsizliğinin çarpıcı durumu ile emeklilerin (yaşlıların) daha fazla işgücü piyasasına girmesi oldu. TÜİK tarafından 15-24 yaş arası gençlerde dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 15,3 olarak açıklanırken DİSK-AR tarafından yapılan hesaplamaya göre 15-24 yaş arası genç nüfusta geniş tanımlı işsizlik oranı 2025 yılında yüzde 38,3 olarak gerçekleşti. Geniş tanımlı genç işsizliği dar tanımlı genç işsizliğinden yaklaşık 23 puan fazla olarak gerçekleşti.
Genç işsizliğinde bu vahim durum yaşanırken emeklilerin giderek daha fazla işgücü piyasasına girdiği görülüyor. 2021 yılında yaklaşık 5 milyon kişi emekli oldukları için işgücü piyasası dışında olduklarını belirtirken bu sayı 2025’te 3,8 milyona düştü. Bu son derece çarpıcı bir durumdur ve emeklilerin giderek daha fazla oranda işgücüne girdiğini gösteriyor. 2021 yılında yaşlılık aylığı alanların sayısı 9,3 milyondur. Bunların 5 milyonu (yüzde 54) emeklilik sebebiyle işgücüne dahil olmazken 2025 yılında yaşlılık aylığı alan 12,3 milyon emeklinin 3,8 milyonu (yüzde 32) işgücüne dahil olmadığını söylüyor. Başka bir ifadeyle emeklilik nedeniyle işgücüne katılmayanların oranı (iş arayanlar ve çalışanlar) yüzde 54’ten yüzde 32’ye düşmüş. Bir diğer ifadeyle giderek daha çok emekli iş aramaya ve çalışmaya başlamış (Tablo 2).

Kabaca bir hesaplamayla şunu söylemek mümkün. 12,3 milyonluk yaşlılık aylığı alan emeklinin sadece 3,8 milyonu işgücüne katılmadığını söylediğine göre 8,5 milyonu işgücüne katılmış durumda. Kısaca 8,5 milyon emekli ya çalışıyor ya da işsiz durumda (Tablo 2). Emeklilerin işgücü piyasasındaki durumu oldukça kırılgandır. Genellikle kayıtdışı ve düşük ücretlerle çalışmaktadırlar. Bu durum işgücü piyasasında yaşlı yoksulluğu ile güvencesizliğin iç içe geçtiği yeni bir katman yaratmaktadır.
Örneğin kayıtlı olarak çalışan emekli sayısı 2,2 milyon civarında iken dolaylı olarak işgücü piyasasına katılan 8,5 milyon emeklinin 6,3 milyonunu ya kayıt dışı çalışıyor durumda veya iş bulamıyor. Böylece Türkiye’de düşük emekli aylıkları bir yandan emeklilerin daha çok işgücüne dahil olmasına yol açarken öte yandan düşük ücretli ve güvencesiz işlerin sayısını artırıyor. Bir diğer ifadeyle emekli aylıkları düşük ücretleri sübvanse eden bir sosyal yardıma dönüşüyor. Bu tablo mevcut istihdam ve sosyal güvenlik politikasının başarısızlığının açık kanıtlarından biridir. AKP hükümetleri, ne gençler için yeterli istihdam ve gelecek ümidi yaratıyor ne de emekliler için insanca yaşayacak koşullar sağlıyor. Gençler iş ve gelecek ümidi istiyor, emekliler çalışmak zorunda kalmayacakları insanca bir emekli aylığı! İkisi de haklı!




