• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Mart 29, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      ‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

      ‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

      Kime karşı kiminle birlik?

      Kime karşı kiminle birlik?

      ‘Savaş’ ve ‘süreç’ 2023’te değil 2001’de başladı

      ‘Savaş’ ve ‘süreç’ 2023’te değil 2001’de başladı

      İktidarın süreç yönetimi ve Kürt yoksulları

      İktidarın süreç yönetimi ve Kürt yoksulları

    • Yaşam
      Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

      Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

      Matematikçiler Onlarca Yıllık Problemi Çözmek İçin Tekerleği Yeniden İcat Ediyor

      Matematikçiler Onlarca Yıllık Problemi Çözmek İçin Tekerleği Yeniden İcat Ediyor

      Soğuk Hava Hasta Etmez! Peki Neden Hastalıklar Kışın Daha Yaygın?

      Soğuk Hava Hasta Etmez! Peki Neden Hastalıklar Kışın Daha Yaygın?

      Tembel Değilsiniz Sadece Erteleme Alışkanlığına Sahipsiniz

      Tembel Değilsiniz Sadece Erteleme Alışkanlığına Sahipsiniz

    • Türkiye
      ‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

      ‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

      İsmail’in şeref madalyası

      İsmail’in şeref madalyası

      Diyarbekir’de kayyıma mektup var…

      Diyarbekir’de kayyıma mektup var…

      Türkmen’in tutuklanması sınıfa gözdağı ise yanıt da hep birlikte verilmeli

      Türkmen’in tutuklanması sınıfa gözdağı ise yanıt da hep birlikte verilmeli

    • Dünya
      Yarın sirenler çalarsa hazır mısınız?

      Yarın sirenler çalarsa hazır mısınız?

      Ambargo: Sessiz bir savaş biçimi

      Ambargo: Sessiz bir savaş biçimi

      Suçluluğun tetiklediği öfkenin katlanılamaz acımasızlığı...

      Suçluluğun tetiklediği öfkenin katlanılamaz acımasızlığı...

      ‘Savaş’ ve ‘süreç’ 2023’te değil 2001’de başladı

      ‘Savaş’ ve ‘süreç’ 2023’te değil 2001’de başladı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Abdülaziz Tantik'in Kaleminden: Bilim, felsefe ve akıl… 'Modernliğin doğuşu'

      Abdülaziz Tantik'in Kaleminden: Bilim, felsefe ve akıl… 'Modernliğin doğuşu'

      Olaydan ne anlıyoruz?

      Olaydan ne anlıyoruz?

      ‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

      ‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

      Ekmek, adalet ve işçi sınıfı

      Ekmek, adalet ve işçi sınıfı

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter
Abdülaziz Tantik’in Kaleminden: Bilim, felsefe ve akıl… ‘Modernliğin doğuşu’

Abdülaziz Tantik’in Kaleminden: Bilim, felsefe ve akıl… ‘Modernliğin doğuşu’

Mart 29, 2026 Fikir & Yazı 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Eğer insanın çok boyutlu ise dışı ki çok boyutluluğu tartışmadır, ona ancak çok boyutlu bir epistemik yapı ile karşılık verilebilir. Bu sayede insanlık tarihi boyunca insan ve insanların düşünceleri tarafından oluşturulmuş farklı bilme yöntemleri yeniden ele almakta fayda vardır. Meselenin özü budur. Gerisi sadece kendi arzu ve iradesini, iktidar beklentisini karşılamaya matuftur…

Modernlik , sürecin başlangıcından itibaren açıklığa kavuşturmak ve güzelleştirme adına indirgeme yapmaktadır. Bu indirgeme en kaba biçim ile ideolojiye dönüşmüştür. Tüm dünyanın modernleşmesi ideolojisi ve bu konuda batı dışındaki insanların insan sayılmama hadisesi de buna dahildir.
Ancak Mesele daha derin; bilim, felsefe ve bunların dayanağı olan aklın kullanım alanı ‘ itibari ‘ iken bu indirgeme sayesinde her şeyin sirayet ettirilmesidir. Yani bu sınırlı alan dışında kalan her şeyi gerçeğin yerine iterek saçmalık kabul etmemek ve bunu maalesef dünyanın diğer kültürlerine de kabul etmemektir.
Şunu ifade etmekte fayda var: Modern bilgi ve bu bilgilere dayalı bilim ve felsefe klasik dönemden izlerle birlikte çok farklı bir mecra üzerinden yürüdüğü gerçeğini açık bir şekilde ifade edilebilir… Her dönemde akla gelen bir vurgudan söz edilebilir. Kültürlerin çoğu kendine has bir düşünce sistemine ve sistematiğine sahiptir. Bu temel gerçeğin dikkate alınmamasını sunalım… Ancak bugün modernlik kültürü, olağanüstü bir dünyanın kurulmasının imkanlarını, bilgi birikimi ve varlık algısını oluşturdu. Ancak bu algısal koşullar insanlığın yayılmasına mı, zararına mı, kararın verilmesi gereken bir olguya dönüştü.
Bilim, felsefe ve akılların birbirini besleyen ve değiştiren unsurların birlikte batı modernliğinin baskın karakterine dönüştürülen şey; onun bilim anlayışı ve bilimin dayalı geliştirdiği teknolojik faydadır. Bu teknolojik üstünlüğün hem siyasi, hem askeri, hem de kültürel unsurlarda açık bir şekilde ortaya çıktığı görülmektedir. İktisadi alanın tahakküm derecesinde sahip olduğu gerçek de bu teknolojik gelişmeler ve Üstünlüklerine bağlı olduğu da bedihidir.
Meselenin sanıldığı gibi bilim, felsefe ve akıl; Sorunların çözümünden çok sorunların çoğalan bir değişimine sahiptir. Bu nedenle kendi konumlarının dışındaki oluşumların başladığı içinde öncelikle bilim akıl ve felsefeye yazık edilmektedir. İnsan çok boyutludur. Bu çok boyutluluğu içinde insana dair felsefe, bilim ve akıl düzeyinde cevaplar verebilir. Ki bunun örneklerinin de anlatımı. Ama o kadar… Çok bilinmeyenli denklem içinde yaşam sürdüren felsefe, bilim ve akıl ile sınırlı kalmasından önce insana ihanettir. O nedenle insan, ekonomik düşünceleri batı düşüncesinin tasallutundan kurtarılmalıdır. Felsefe düşüncesi ise düşüncelerin her birinde ve insanın kendi uhdesinde bulunmaktadır. Bu temel gerçeklik dikkate alınmadan başka seçenek kalmamaktadır. İdeolojiyi bir noktada bırakırken öncelikle felsefe akıl ve bilimin ideolojiye dönüşmüş yaklaşımlarını bir noktada bırakalım ki ne söyledimiz kazansın.
Bilimin evrensel olduğu bir yalandır. Evrensel ödeme anlamına gelir, bütün anlarda ve mekanlarda tecrübeye konulabilir olması anlamına gelir. Böyle bir tecrübeyi ortaya çıkaracak bir imkan olmadığı gibi bunu başaracak bir insan ömrü de mevcut değil. Doğanın insanın musahhar kılındığını bildiren vahiy, bizim doğamız ile ilişki kurduğumuzda doğanın bize göre kendisini şekillendirdiğini de güncellemektedir. Zaten son dönemde yapılan bitkilerde, özellikle de kuantum fiziği ile birlikte her şeyin gözleme göre biçimlendiği görüldü. Yani Politika bir yöntem ile doğayı kendi isteğine göre biçimlendirme imkanı arasında değişen oranlarda mevcuttu, ancak bunu batıya kadar kullanma cüretinde farklılık gösteriyor. Biliyorsunuz, ‘bilgiye cüret et’ ilkesi onlara aittir. Bu onların mitolojilerinin de gerçekleştirilebilmesini sağlıyor: ‘Ateşi çalmak’ gibi…
Şimdiki Meseleyi biraz daha derinleştirelim:
Dekart , d üşünceyi eksene alarak insanı düşünme üzerinden yeni bir dünya kurma imkanı sağladı. Daha sonra bu imkan akıl gibi temel bir aksiyoma dönüştürüldü. Hem akım akım hem de pozitivist akım akla yeni bir şekil verildi. Rasyonel akıl ile aklın dışında kalan bilme türlerini aklın boyunduruğu yerine aldılar. Pozitivist akıl ile deney, gözlem ve tecrübeyi de akıl üzerinden yeni bir dünyanın oluşumunun ideolojik zemini kıldılar. Şu itirazı bekliyorum; ama batıda bütün bu olguya karşı çıkanlar vardır. Evet, karşı çıkanlar ile birlikte iktidar, ifade ettiğimiz dünya görüşündedir. Kültürü, sanatı, edebiyatı, siyaseti ve hatta iktisat ile hukuku da belirginleştiren bu bakış açısıdır. Bu temel gerçeği göz ardı edemeyiz.
Önce Metafizik bilgi içeriği çıkarıldı. Çünkü biz o metafiziği bilme imkanımız yoktu. O yüzden o inancının konusu olacaktır. Sonra yeni bir metafizik gerçeği ortaya çıktı. Ve eğer bir metafizik olacaksa bu ancak aklın sınırları içinde kullanım ve algılanabilir olana tekabül işlemleri, dendi. Böylece inancının kendisini de akla tevdi ettiler. Mesele olarak artık kullanılabilenin dışında kalan her şeyi absürt olarak tasvir etmek kaldı. Böylece batı dışında kalan bütün kültürlerin de iskartaya çıkarılmasının olanakları üretildi. Zaten tarihsel süreçte bunu gözlemleme imkanımız doğdu.
Tekrar Dekart’a gelirsek; iki şey oldu; İlki, bir boş form olarak düşüncenin önemi ve bunun insanın sahip olması sayesinde daha açıkta insanın içeride olduğu bütün algı ve olguların devre dışı bırakılması… İkincisi ise; İçeriğin bizzat insan tarafından doldurulabilmesinin zemini doğduğu için merkeze insanın varlığının ve yöntemlerin imkanının sağlanması sağlamış oldu. Böylece insan, özerkleşmiş ve her şeyi özerkleştirecek bir potansiyel ele geçirilmiş oldu. Bu özerkleşme batı fikirlerinin oluşturulmasını sağlar. Göreliliğinin ve evrensel varlığının da teminatı durumudur. Özerkleşme ile insan; Tanrı karşıt özerkleşti , kendi bilme yetisine güvenerek kendi dünyasını kendisi oluşturdu tahayyül etti, tahayyülünü gerçekleştirdi. Kiliseden özerkleşerek, siyasi ve kişilerin bağımsızlığını kazandı. Doğadan özerkleşerek, özerk hale gelen doğayı denetim karşılığında almayı sağlayacak iyileştirme zemini kazandı. Modern insanın bu kazançları aynı zamanda kendi yalnızlığı ve anlamsızlığının da zeminini oluşturdu. Ama ayrı bir tartışma alanı…
Bu özerklik iki temel şeyi beraberinde getirdi: Kurgu ve yapaylık…
Düşünce öznenin kendi kendini oluşturma becerisi üzerine kurulması, doğal olarak bir kurguya ihtiyaç duyuldu. Bu kurguyu Kant, zihnin kategorileri adı altında oluşturulmuştur. Artık doğadan veya olgulardan elde edilecek nesnelerin hangi kategoriler üzerinden denetime tabi tutulacağını modern insan. Ama bir kusuru vardı bu mekanizmanın; kurguyu zorunlu kılıyordu. Çünkü onun sisteminin doğal olarak bir kurguya dayalı olma durumu mevcuttur. İşte modern insan, kendisinde oluşturulan özelliklerle kurgu ile birlikte dünyanın oluşmasının zemini kılındı. Modern dünya bu kurgu üzerine kuruludur. Her şeyin silinebilir bir eşleşmesi haizdir. Orada irade yoktur. Duyguya da yer kalmayacaktır. Bu yapının özelliği, modernliğin çok kısa bir zaman diliminde hızla iktidarın oluşması ve yeni bir dünyanın oluşumunun aşamalarını aşmasıdır. Artık yirmi birinci yüz yılda bu yenidünyanın içinde.
Ama bir sorun oluştu…
Kurgu’nun getirdiği yapaylığı dile getirdi. Modern dünya artık yapay bir dünyaya dönüşmüştü. Modern dünyanın kalbi yoktu . Ruhu da kaybolmuştu. Tanrı öldürülmüş, hiçlik ise onun yanında oğlan ayrılmıştı. Hastalıklara bakım mevcutken yeni türden olan zemini güçlenmiş ve çocuk çıkmıştı. Yani insan rahata erecekken rahatı kaçmıştı.
Yapaylığın en temel sorunu, hiçleştirmedir. Şahici olan, samimi olan ve kendi olma deneyimlerinde yapaylığın kollarında çekişiyordu. Evet, sistem tamamen yapaydı. Bu yapaylık, aynı zamanda yapay zeka diye belki de insanlığın sonunu getirecek yeni bir zekaya ve bilme yöntemine kapı araladı. Çünkü artık canlı, varlıklar ve birim kavramları içerikten boşandırılmış ve yeni anlamlara kapı aralanmıştı.
Yapaylık, anlamı tüketilmişti. Anlam tükenince değer tükeniyor. Değer oranlarınca yaşamın anlamı tükeniyor. Bu yüzden çatışma ve kaos zorunluluğu yaşanıyor. Şu anda dünyanın bir kaos ve çatışma içinde varlığını sürdürmesinin doğal hale gelmesinin zeminini de burada ağlama şartı oldu.
Batı içinde buna itiraz etmeyen sesler oldu. Friedrich Nietzsche’nin devam ettiği görüldü… Ama anlamını yeniden bulmanın imkanını kaybetmişlerdi. Çünkü insanın anlamı yoktu. Ama anlamı yeterli değil. İnsanın kendi doğasından koptuğu andan itibaren insan yalnızlaşır ve şekillenirek oluşurdu. Kaybolmuş insan, arzularının esiri iken bu esir kaldığı hal üzerinden de sürekli yeni bağlantılarla bağlanmaya başlamıştı. Yitik insan, yitik varlığının bilgisini da kaybettiği için, rüzgarın önünde yönlerini kaybetmiş şekilde sürükleniyordu biteviye…
Bugün Kemalist, muhafazakâr aydınlara dindar bazı aydınlar da katılarak akıl, felsefe ve bilimi vurgulamaya devam ediyor ve bunun dışında kalan ilkelerin biçimlerinin gerçeklikle bağıntısı yüksek perdeden oluşmaya devam ediyor. Bunu da baskın birimler kodlarına ayırarak yapıyorlar. Oysa gidişat çok kötü bir genişlemeye yönelmiş durumda… Yani insan mekanikleri bir dünyaya hapsediliyor. İnsanlığından soyutlanan insanın insan kalma meselesi ise gündemde yok. Bunu tartışan aydınlar, entelektüeller gerici, felsefe yapmadıkları gibi ortaya çıkıyorlar. Buna rağmen varlığı biraz gözleseler, ya da güncelliği sürekliliği içinde insan gelişiminin dinamiklerini dikkatle takip etsinler, anlayacaklar. Mesele öyle indirgeyerek çözülecek gibi durmuyor. Tarihin en büyük zenginliğine ve bilimsel gelişmelere sahip batılı aydın insanın yabancılaşmasının katlanarak devam etmesi mümkün mü? Dakikada dikkatli suç işlemleri, ölümün gözden geçirilmesi, kırılması, güzelliğe dönüştürülerek o ölçülere uymayan kişilerin yaşadığı ruhsal buhranların oluşturduğu acılar… Çoğaltılarak aktarılacak o kadar şey var ki…
Eğer insanın çok boyutlu ise dışı ki çok boyutluluğu tartışmadır, ona ancak çok boyutlu bir epistemik yapı ile karşılık verilebilir. Bu sayede insanlık tarihi boyunca insan ve insanların düşünceleri tarafından oluşturulmuş farklı bilme yöntemleri yeniden ele almakta fayda vardır. Meselenin özü budur. Gerisi sadece kendi arzu ve iradesini, iktidar beklentisini karşılamaya matuftur…
Çözüm ise insanın yeniden düşünmesi ve onun içinde var olduğu sıcaklığın yeniden kazandığı, aşkınlığının temel bir özelliği olduğu gerçeğine uyanmak ve yeni bir insanın tanımı üzerinden yeni bir epistemeye yönelmekten geçmektedir. Bu yeni episteme biçiminin bilinmesi olarak yapaylığa yol açılmalıdır. Farklı epistemlerin mümkün ve normal oluşumunu kabul ederek başlamalıdır. Epistemenin bu farklılığı birbirini takip eden bir ayrılıklara sahip oluşumunu kabul ederek başlangıç ​​yapılmalıdır. Aşkınlığın yokluğu anlamının yokluğu içinde taşındığını idrak ederek dünyayı sil baştan yeniden düzenlemenin devam etmesi azimli olmalıdır. İnsan, bütün içinde insan olmanın vasfını kazanacağı gibi bu bütünselliğin bireysel insanın makro olayların gerçekleşmesini de algılamasıdır. Yani özerklik, kısmi olarak doğru olabilir. Bu şeyin değiştirilmesini içerir. Ancak mutlak bir özerklik insanı yalnızlığa duçar. İnsanın yarattığı unutulmalı, Yaratıcının sunduğu projeler onun aklını ve kalbini taşıdığı tecrübeyi öğrenerek öğrenmelidir. Zaten bu tecrübe insanın genetiğinde mevcuttur. Dün nasıl insan bu tecrübeyi idrak ettiyse bugünde bu tecrübeye açık olduğunu idrak edebilir.
  • Kaynak dusuncemektebi

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Olaydan ne anlıyoruz? Fikir & Yazı
Mart 27, 2026

Olaydan ne anlıyoruz?

‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’ Fikir & Yazı
Mart 27, 2026

‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

Ekmek, adalet ve işçi sınıfı Emek
Mart 27, 2026

Ekmek, adalet ve işçi sınıfı

ZAMAN AKIŞI

Mar 29 12:08
Arkasayfa

Abdülaziz Tantik’in Kaleminden: Bilim, felsefe ve akıl… ‘Modernliğin doğuşu’

Mar 29 11:54
Gündem

Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

Mar 29 11:26
Gündem

Matematikçiler Onlarca Yıllık Problemi Çözmek İçin Tekerleği Yeniden İcat Ediyor

Mar 29 11:19
Sağlık

Soğuk Hava Hasta Etmez! Peki Neden Hastalıklar Kışın Daha Yaygın?

Mar 28 11:21
Sağlık

Tembel Değilsiniz Sadece Erteleme Alışkanlığına Sahipsiniz

Mar 28 11:18
Kültür & Sanat

Epistemik sınır ihlali: Çok zeki insanlar neden bazen saçmaca konuşurlar?

Mar 27 12:17
Arkasayfa

Olaydan ne anlıyoruz?

Mar 27 11:58
Arkasayfa

‘Önce mesleğini eline al, sanatını yine yaparsın’

Mar 27 11:54
Emek

Ekmek, adalet ve işçi sınıfı

Mar 27 10:39
Kültür & Sanat

Aptallığın altın yasası: Aptal bir insan nasıl anlaşılır? Bir insanın aptal sayılması için kaç aptalca davranış gerekir?

Mar 27 09:32
Kültür & Sanat

Realizm

Mar 26 15:32
Kültür & Sanat

Okültizm

Mar 26 15:25
Kültür & Sanat

İnsanlık Soy Ağacı Düşündüğümüzden Çok Daha Fazla Birbirine Bağlıdır

Mar 26 15:23
Sağlık

Antidepresan kullanımı neden depresyon vakalarından daha hızlı yükseliyor?

Mar 26 15:15
Gündem

Yarın sirenler çalarsa hazır mısınız?

Mar 26 15:08
Ekonomi

Bakan Bayraktar’dan ‘doğalgaz ve elektriğe zam gelecek mi?’ sorusuna yanıt: ‘Nisan ayı içinde…’

Mar 26 12:34
Ekonomi

Bakanlık’tan ‘evlilik kredisi’ açıklaması: Yaşa göre ‘kademeli destek’

Mar 26 12:30
Ekonomi

Ulaş Karasu: Ücretler eriyor, mutfak yanıyor, kiralar artıyor

Mar 26 12:29
Ekonomi

Savaş semt pazarlarını vurdu: Esnaf tezgah açamıyor, satışlar taneyle

Mar 26 12:26
Gündem

Ambargo: Sessiz bir savaş biçimi

Mar 25 17:10
Arkasayfa

Kime karşı kiminle birlik?

Mar 24 12:37
Ekonomi

Online ithalat, şubat ayında frene bastı

Mar 24 12:24
Arkasayfa

Ekonomi Koordinasyon Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz başkanlığında toplandı

Mar 24 12:08
Gündem

Suçluluğun tetiklediği öfkenin katlanılamaz acımasızlığı…

Mar 24 11:36
Arkasayfa

Laiklik nedir?

Mar 24 11:32
Bilim & Teknoloji

İyot nedir ve neden ihtiyaç duyarız?

Mar 24 11:29
Gündem

‘Savaş’ ve ‘süreç’ 2023’te değil 2001’de başladı

Mar 24 11:11
Arkasayfa

İsmail’in şeref madalyası

Mar 24 10:36
Arkasayfa

Diyarbekir’de kayyıma mektup var…

Mar 24 10:30
Emek

İşler az diye zorunlu izin ve yarım maaş dayatması yapılabilir mi?