Dünyadaki hemen her ülke zamanı aynı sistemle ölçer. Bir gün 24 saatten oluşur; bir saat 60 dakika, bir dakika ise 60 saniyedir. Peki bunun nedeni nedir?
İnsanlar bir günü 24 saate, bir saati 60 dakikaya ve bir dakikayı 60 saniyeye ayırır. Bu durum ilk bakışta tuhaf gelir. Çünkü bugün kullandığımız sayı sistemi onluk tabana dayanır. Bu nedenle günü 10 saate, saati de 10 dakikaya bölmek daha doğaldır.
Tarih boyunca dünyanın farklı bölgelerinde toplumlar zamanı farklı yöntemlerle ölçtü ve zamanı her zaman bugün kullandığımız biçimde bölmedi. Örneğin Roma İmparatorluğu’nda MS 4. yüzyıla kadar insanlar günü yalnızca iki ana bölüme ayırdı.
Öğleden önceki zamanı ante meridiem (a.m.), öğleden sonrasını ise post meridiem (p.m.) olarak adlandırdılar. Daha sonra insanlar sabahın erken saatleri, öğleden önce, öğleden sonra ve akşam gibi daha ayrıntılı zaman adları kullanmaya başladı.
![]()
Japonya’da ise insanlar bambaşka bir sistem kullandı. 19. yüzyıla kadar Japonlar gündüz süresini yalnızca altı “saat” olarak kabul etti. Ancak bu saatler sabit değildi; mevsime göre uzayıp kısalıyordu. Yazın gündüz saatleri uzuyor, kışın ise kısalıyordu. Bu nedenle Japonya’daki zaman ölçümü bugün kullandığımız sistemden oldukça farklıydı.
Bir Gün Neden 24 Saat?
Doğa, zamanı nasıl ölçtüğümüzün bazı yönlerini belirler. Örneğin yılın uzunluğunu Dünya’nın Güneş etrafındaki dolanımı belirler. Günün süresini ise Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü oluşturur. Bu nedenle yıl ve gün doğal süreçlere dayanır.
Ancak saat için aynı durum geçerli değildir. Doğa, bir saati kaç parçaya ayıracağımızı belirlemez. İnsanlar günü 24 saate, bir saati 60 dakikaya ve bir dakikayı 60 saniyeye ayırır. Bu düzenleme tamamen insanların oluşturduğu bir sistemdir.
Bugün kullandığımız bu karmaşık zaman sistemi büyük ölçüde eski Mısır ve Babil uygarlıklarından gelir. Bu uygarlıklar zaman ölçme yöntemleri geliştirdi. Daha sonra farklı toplumlar bu yöntemleri benimsedi ve yaydı. Böylece bu sistem günümüze kadar ulaştı.
![]()

MÖ 1300’lü yıllarda Mısırlılar günü iki bölüme ayırdı. Gündüzü gün doğumundan gün batımına kadar süren 12 saate böldüler. Geceyi ise gün batımından gün doğumuna kadar süren 12 saate ayırdılar. Ancak bu saatler bugünkü gibi sabit değildi.
Gündüz ve gece süreleri mevsime göre değiştiği için saatlerin uzunluğu da değişiyordu. Yazın gündüz saatleri uzuyor, kışın ise kısalıyordu. Gündüz ve gece saatleri yıl içinde yalnızca iki kez eşit uzunluğa ulaşıyordu. Bu durum ilkbahar ve sonbahar ekinokslarında gerçekleşiyordu.
Araştırmacılar, Mısırlıların bu sistemi ve kullandıkları matematiğin önemli bir bölümünü Mezopotamya uygarlıklarından aldığını düşünür. Bu nedenle saatin kökeni Mısır’dan da daha eskiye, Mezopotamya’ya kadar uzanır.
Bir Saat Neden 60 Dakika?
Bu sorunun kesin bir cevabı yoktur. Ancak araştırmacılar bu seçimin Babil matematiğiyle ilişkili olduğunu düşünür. Antik Babilliler onluk değil, altmışlık bir sayı sistemi kullanıyordu. Yani sayıları 10’luk değil 60’lık gruplar hâlinde sayıyorlardı. Bilim insanları bu sisteme seksagesimal sayı sistemi adını verir.
![]()
12 sayısının seçiminin de bu sistemle ilgili olduğu düşünülmektedir. Bazı araştırmacılar, Mısırlıların ya da Babillilerin 60 sayısını o dönemde bilinen gezegen sayısına bölmüş olabileceğini düşünür. Her durumda 12 sayısı, 60’ın kolay bölünebilen bir çarpanı olduğu için kullanışlıydı.

Daha sonra insanlar zamanı sabit aralıklarla ölçme fikrini geliştirdi. Bilim insanları bu zaman anlayışına eşit saat ya da ekinoks saati adını verir. Araştırmacılar bu gelişmenin su saatleriyle bağlantılı olduğunu düşünür.
Yunanların klepsydra adını verdiği su saatleri zamanı değişken değil, eşit aralıklarla ölçebiliyordu. Atina’da insanlar mahkemelerde konuşmacıların ne kadar süre konuşabileceğini belirlemek için de bu saatleri kullandı.
Günün 24 eşit saate bölünmesi tam olarak ne zaman ortaya çıktı, bunu kesin olarak bilmiyoruz. Bu düzen Hellenistik dönemde gelişen astronomi okullarında ortaya çıkmış olabilir. Bazı araştırmacılar ise sistemin çok daha sonra, yaklaşık 13. yüzyılda yaygınlaştığını düşünür. Her durumda bu düzen, Mısırlılar ve Babillilerden gelen 24 saatlik gün fikrine dayanır.
![]()
Yaklaşık 13. yüzyılda insanlar daha hassas mekanik saatler yapmaya başlayınca zaman ölçümü daha da ayrıntılı hâle geldi. İnsanlar saatleri daha küçük parçalara ayırdı ve dakika ile saniye kavramları ortaya çıktı. Dakika Latince pars minuta prima, yani “ilk küçük bölüm” anlamına gelir. Saniye ise partes minutae secundae, yani “ikinci küçük bölüm” demektir.
Sonuç olarak
Bu gelişme bizi artık antik çağın dışına götürür. Ancak burada da eski Babil’in altmışlık sayı sisteminin etkisi görülür. Orta Çağ’da zaman hesaplayan bilginler saati 60 dakikaya, dakikayı ise 60 saniyeye böldü. Bu düzen, Batlamyus’un bir çemberin her derecesini 60 dakikaya ve her dakikayı da 60 saniyeye ayıran sistemine dayanıyordu.
Bugün hâlâ kullandığımız çemberin 360 dereceye bölünmesi geleneği de büyük olasılıkla antik Mısır’da ortaya çıktı. Bu sistem yine Babil’in altmışlık sayı sisteminden yararlanıyordu. Bir derecenin yanına koyduğumuz küçük üst simge, yani ° işareti de muhtemelen bir Mısır hiyeroglifinden türemiştir. Bu işaret büyük olasılıkla Güneş’i temsil ediyor ve “gün” anlamına geliyordu.
Saatinizin saniye ibresi bir dakikayı, dakika ibresi ise bir saati tamamlamak için ilerlerken aslında farkında olmadan Babillilerin kullandığı yöntemle sayarsınız. Çünkü hâlâ altmışlık sisteme göre sayıyoruz.
![]()
Kaynaklar ve ileri okumalar:
- Why is a minute divided into. 60 seconds, an hour into. 60 minutes, yet there are only 24 hours in a day. Yayınlanma tarihi: 5 Mart 2007; Bağlantı: https://www.scientificamerican.com



