ABD ve İsrail’in İran hamlesiyle dünya dengeleri sarsılırken, bölgesel yangının kıvılcımları yanı başımızdaki şehirleri yakıyor. Deprem gerçeğiyle “Çök-Kapan-Tutun” refleksine aşinayız peki ya bir hava saldırısı sirenini ambulans sesinden ayırt edebiliyor muyuz? İşte yönetmeliklerdeki uygulamalar ve herkesin ezbere bilmesi gerekenler
Aslı ATASOY
Gözlerinizi kapatın, korkunç bir telaşla çalan siren seslerini hayal edin. Muhtemelen hayal edemiyorsunuz çünkü hiç siren sesi duymadınız. Peki soruya geri dönelim, duysanız ne yapardınız?
Büyük ihtimalle hep yaptığınız gibi hemen telefona sarılıp sosyal medyada olan biteni öğrenmeye çalışırdınız. Ancak o anda enerji kesintisi olacağı için bilgi edinme isteğiniz kursağınızda kalırdı siz de adrenaliniz iyice tavan yaptığından o anki ruh halinize ya da bilgi birikiminize göre hareket ederdiniz.
Bu soruyu kendime sorduğumda zihnimden hızlıca pek çok yanıt geçti ancak hiçbirinden tam emin olmadığımı fark ettiğimde kötü hissettim. Çünkü hem hiç siren duymamıştım hem ne yapacağıma dair pek bilgim yoktu.
Bilmek ve uygulamak
Sorunun bende yarattığı sıkıntılı yanıtsızlık üzerine çevremdekilere sordum “Şimdi siren çalsa ne yapardın?” Yanıtların pek çoğu alelacele geldi. “Arabama atlar kaçardım”dan, “Hemen toplanma alanına giderdim”e uzanan pek çok yanıt. Ardından gelen ikinci cümle ise “Aslında tam bilmiyorum” oldu.
Bu kadar hayati bir durumda ne yapacağını bilememek en az durumun kendisi kadar rahatsız edici. Savaşın nefesini hissettiğimiz şu günlerde bu konuda yeterince bilgisiz olmak da kabul edilemez.
O yüzden gelin, “hayatta kalma haritasına” göz atalım. Eksikleri de lütfen tamamlayalım.
O ses ne anlama geliyor?
Aslında her şey 1819’da Fransız fizikçi Baron Charles Cagniard de la Tour’un müzik tonları üretmek için icat ettiği o düzenekle başladı. Denizin içinde de ses çıkaran icadına, mitolojide gemicileri büyüleyici ama ölümcül sesleriyle felakete çeken deniz kızlarından esinlenerek “Siren” adını verdi. Operalarda fırtına sesi taklit etmek için kullanılan bu estetik icat, İkinci Dünya Savaşı ile insanlığın kolektif bilincindeki en büyük kabusa dönüştü. Bugün o tınılar hala savaşın tam ortasında uyarı komutları veriyor.
Sirenlerin çeşitleri ve sesleri konusunda buradan bilgi alabilirsiniz. Olası bir durumda hangi sirenin ne anlama geldiğini anlamak için Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) belirlediği dört temel ikazı ezberlemek de zorunlu:
- Sarı İkaz (3 Dakika Düz Siren):“Saldırı ihtimali var, hazırlık yap.” demek. Gaz, elektrik ve suyu kapatın, pencereleri örtün, sığınak hazırlığına başlayın.
- Kırmızı Alarm (3 Dakika Dalgalı Siren):“Saldırı tehlikesi var, hemen sığınağa gir” emri. En yakın güvenli alana, sığınağa veya sağlam bir bodrum katına geçin.
- Siyah Alarm (Kesik Kesik Siren):“Radyoaktif serpinti veya kimyasal saldırı” uyarısıdır. Bu durumda sığınağa girmek yetmez içeri hava girişini engellemek (izolasyon) hayati önem taşır.
- Beyaz İkaz (Haberleşme kanallarıyla verilir):“Tehlike geçti” uyarısı. Normal hayata dönebilirsiniz ve muhtaç durumda olan canlılara yardım etmeye başlayabilirsiniz.
Neden “ne yapacağını” bilmek önemli?
Bilim dünyasında “Amigdala Ele Geçirmesi” (Amygdala Hijack) olarak tanımlanan bu süreç, aslında beynimizde yaşanan biyolojik bir kısa devre. Siren sesi kulağımıza ulaştığı an, ses dalgaları beynimizin rasyonel karar verme merkezi olan prefrontal korteksi baypas ederek doğrudan ilkel korku merkezimiz olan amigdalaya saldırıyor. Henüz “ne oluyor?” diye düşünmenize fırsat kalmadan, vücut saniyeler içinde bir adrenalin ve kortizol basıncı altında kalıyor. Yani göz bebekleri büyüyor ve “savaş ya da kaç” mekanizması devreye giriyor.
Sirenlerin o meşhur dalgalı tonu ise bir tasarım tesadüfü değil. Psikoakustik araştırmalar bu frekans aralığının evrimsel kodlarımızda “insan çığlığı” ve “bebek ağlaması” ile eşleştiğini kanıtlıyor. Bu ses beynin alışmasına izin vermeyen, sürekli tetikte tutan bir frekans. Ancak asıl tehlike, afet psikolojisinde “Bilişsel Donma” diye tanımlanan durum. Araştırmalar, siren gibi yüksek stresörler karşısında insanların büyük bir kısmının bir eylem planı yoksa, bir çeşit sosyal felç yaşayarak sadece etrafındakileri izlediğini gösteriyor. Yani siren çaldığında ne yapacağınızı önceden bir “refleks” haline getirmediyseniz, beyninizin sizi olduğunuz yere çivileme ihtimali çok yüksek.
İlk 10 saniyede refleksler önemli
Siren çaldığı an vücudunuzda adrenalin tavan yapacak ama kendinizi sakinleştirip şu adımları uygulamanız lazım:
- Camlardan derhal uzaklaşın: Patlamanın basıncı camları birer şarapnele dönüştürür.
- Açık alandaysanız: Gökyüzüne bakmayın, en yakın kapalı alana sığının. Şimdi video çekmenin sırası değil.
- Asansörü unutun: Merdivenleri kullanın, elektrik kesintisi sizi bir kafese hapsedebilir.
- Aşağıya yönelin: Üst katlar doğrudan hedef, bodrum katları sığınaktır.
- Araca binmeyin: Trafik sıkışıklığı sizi açık hedef haline getirir.
Hayati Uyarı Bildirimi
Bu arada bir tehlike anında telefonlarınıza “Hayati Uyarı Bildirimi” adıyla bir alarm gelecek. Bu “Hücresel Yayın” teknolojisini kullanan uyarı sistemi. Baz istasyonunun kapsama alanındaki tüm telefonlara aynı anda, şebeke yoğunluğuna veya internet kesintisine takılmadan ulaşan bir sinyal. Telefonunuz sessizde olsa dahi, cihazınız daha önce hiç duymadığınız kadar yüksek ve keskin bir sesle “çığlık atar” ve ekranda tam ekran bir uyarı metni belirir.
Ancak bu sistemin çalışması için telefonunuzun “Ayarlar> Bildirimler” menüsünün en altındaki “Hayati Uyarı Bildirimi” sekmesinin açık olması hayati önem taşıyor.
Apartman bodrumu mu, sığınak mı?
Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) geçen yıl hazırladığı “12 Gün Savaşı ve Türkiye İçin Dersler” raporu, modern savaş stratejilerinin artık klasik sığınakları etkisiz kıldığını açıkça ortaya koydu. Bu rapor üzerine Cumhurbaşkanlığı kabinesinde konu gündeme getirilerek Türkiye’de yeter sayıda sığınak altyapısı bulunmadığına ve mevcut sığınakların ise yeterlilikleri karşılamadığına dikkat çekildi.
Bu gelişmeler çerçevesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı güncellediği, Sığınak Yönetmeliği‘ne göre; yeni binalarda kişi başı en az 1 m² alan ayrılması elzem kılındı. Düzenlemeye göre; Metro tünelleri, Millet Bahçeleri ve büyük ölçekli kamusal alanlar sığınak işlevi görecek şekilde yeniden tasarlanacak. Yeni yapılacak konutlar, yurtlar, sağlık tesisleri ve sanayi yapıları için kapasiteye bağlı sığınak mecburiyeti getirilirken, mevcut sığınakların da belirli bir süre içinde denetlenerek kullanıma hazır hale getirilmesi öngörülüyor. Bu yaklaşım, sığınağı yalnızca bir “bodrum alanı” olmaktan çıkarıp, gündelik hayatın içinde kullanıma hazır güvenlik altyapısına dönüştürmeyi hedefliyor.
Yine sığınaklarda batarya destekli LED lamba, acil iletişim sağlayacak sistemlerin bulunması ve dış dünyadan haber alabileceğiniz pilli bir radyo bulunması öneriliyor.
“Kömürlük” değil, “Stratejik Alan”
Sığınak Yönetmeliği’nin 13. maddesi uyarınca; sığınaklar depo, ardiye veya otopark olarak kullanılamaz. Kat malikleri “burası bizim” diyemez. Savaş veya alarm anında bu alanların en geç 24 saat içinde tamamen boşaltılması yasal bir mecburiyet. Bu nedenle varsa sığınaklarınızı kontrol edip kullanıma hazır hale getirmeye başlayabilirsiniz.
Dışarı açılan kapı
Sığınak kapıları neden içeri değil de dışarı açılır? Cevabı basit ama hayati: Bir patlama anında oluşacak devasa basınç kapıyı içeri itip sizi hapsetmesin ve çerçeveye daha sıkı otursun diye.
İmdat çıkışı şart
Mevzuata göre bir sığınak için sadece tek giriş yeterli değil. Olası bir göçükte ana kapı kapanırsa insanların içerde mahsur kalmaması için bir de “İmdat Çıkışı” (menfez veya tünel) mutlaka bulunmalı.
Filtreli havalandırma
Sığınakta eğer varsa pencere, havalandırma için yeterli görülmüyor. Radyoaktif tozu, mikrobu ve zehirli gazı süzebilecek “mekanik havalandırma ve filtre sistemi” bulunması da elzem. Aksi takdirde güvenli diye sığınılan bu alan kısa sürede tehlikeli bir işlev görmeye başlıyor.
İzolasyon ve duvar kalınlığı
Sığınak duvarları sıradan bir bodrum duvarı olamaz. Bu kısım çok önemli. Malum Türkiye güvenli inşaat yapımı konusunda sınıfta kalmış bir ülke. Yönetmeliğe göre dış duvarlar en az 60 cm betonarme, 75 cm tuğla/taş kalınlığında ya da 90 cm sıkıştırılmış topraktan olmalı. Bu hem radyasyondan hem de basınç etkisinden korunmak için gerekli.
Sığınak yaşamı ve “Karartma” düzeni
Sivil savunma planları sığınakta günler hatta haftalar kalacağınız varsayılarak yapılıyor. Tahmin edebileceğiniz gibi bu süreçte hayatın akışı tamamen değişir. O nedenle şu detaylar önem taşıyor:
- Karartma: Yetkililer istediği anda ışıkların sızmaması için pencereler siyah perde veya koyu renk mukavva ile kapatılır. Karartma ihmali, binanızı açık hedef yapar.
- KBRN Koruması: Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) bir saldırıda (Siyah Alarm) sığınak yetmez; kapı ve pencere aralıklarını bant ve nemli bezlerle kapatarak izolasyon sağlamanız gerekir.
- Hastaneler: Rutin tüm işlemler durur. Yataklar “savaş cerrahisi” için boşaltılır. Sığınak katları sahra ameliyathanesine dönüşür.
Apartmanınızdaki gizli ordu
Savaş anında, apartman yönetimi oluşturacağı bina korunma personeli düzeniyle bir “Sivil Savunma Birimi”ne dönüşür. AFAD ve Sivil Savunma protokollerine göre, binalarda yaşayan kişi sayısına göre zorunlu bir hiyerarşi kurulur:
- Bina Korunma Amiri: Genellikle apartman yöneticisidir. Savaş anında binanın mutlak hakimidir, talimatlarına uymak mecburidir.
- Bina İtfaiyecisi: Yangın söndürme malzemelerini hazır tutar, alarm anında ana vanaları (gaz, su, elektrik) kapatır.
- Bina Hasta Bakıcısı: İlk yardım malzemelerini yönetir, sığınakta tıbbi müdahale yapar.
- Bina Kurtarıcısı: Basit yıkıntıları kaldırır, tesisat bozukluklarını onarır.
- Sığınak Amiri: Sığınaktaki yaşamı ve morali yönetir, dış dünyadan gelen haberleri aktarır.
“Savaş Çantası” deprem çantasından farklıdır
Olası bir durumda sığınakta sadece birkaç saat değil, günlerce kalmanız gerekebilir. Bu nedenle uzmanlar çantanıza şunları eklemenizi öneriyor:
- İyot Tabletleri:Yalnızca resmi uyarı ve doktor önerisiyle kullanılmalıdır.
- Gaz Maskesi veya N95 Maske:Toz ve kimyasal riskine karşı.
- Pilli Radyo ve Yedek Piller:İnternet ve GSM şebekesi çöktüğünde tek veri kaynağınız bu olacak.
- Kuru gıda ve su:En az 14 gün yetecek, pişirmeye ihtiyaç duyulmayan konserveler. Bebekler için konserve mamalar.
- İlaçlar: İlaçlar ve ilk yardım malzemeleri.
- Mama: Can dostlarımız için vakumlu ya da konserve mamalar.
- Dijital Hazırlık:Çevrimdışı haritaların indirilmesi, önemli belgelerin şifreli bir USB’de yedeğinin olması.
Seferberlikte sosyal hayat
Savaş ilan edildiğinde 22 Mayıs 2024 tarihli yeni Seferberlik Yönetmeliği ve 3634 Sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu devreye girer ve:
- Ekonomi ve Maaşlar: Kamu maaşları ödenir ancak nakit çekimine “savaş kotası” getirilebilir. Siber saldırı riskine karşı cüzdanınızda mutlaka küçük banknotlar bulundurun.
- Gıda: Fırınlar stratejik tesis sayılır, un stokları devlet kontrolüne geçer. Olası durumlarda resmi kurumlar yönetimi ile gıda temin sistemine geçilir.
- Sığınakta Sofra: Gıdalar özellikle KBRN saldırı riskine karşı cam kavanozda veya vakumlu saklanmalıdır. Su rezervi kişi başı günlük 4 litre (2 lt. içme, 2 lt. kullanma) üzerinden 15 güne göre hesaplanmalıdır. Susatmayan, yüksek enerjili (bal, helva, kuru meyve) ürünler hayati önem taşır.
- Mülkiyet Tahsisi: Devlet, savunma ihtiyacı için şahsi araçlarınıza (özellikle 4×4 modeller) veya binalarınıza geçici olarak el koyma hakkına sahiptir.
Sığınağın patili misafirleri
Mevzuatın en gri alanı evcil hayvanlarımız. Sığınak Yönetmeliği hijyen ve sınırlı oksijen gerekçesiyle ortak sığınaklara evcil hayvan alınması konusunda gri bir tanımlama içeriyor. Sirenler çaldığında patili dostlarımızla ne yapacağımız sorusu, bugün her hayvan sahibinin kendisinin çözmesi gereken bir acil durum maddesi.
Sivil Savunma, kağıt üzerindeki maddelerden çok reflekslerinize ve bilincinize sirayet ettiğinde işe yarayacak uygulamaların toplamı. Siren sesini duyduğunuzda dayanışabileceğiniz komşunuzun adını ve güvenle girebileceğiniz sığınağınızın yerini biliyorsanız, ilk adım atılmış demektir. Hazırlık ve dayanışma hayat kurtarır. Bu bütün dünyada böyle.




