Yaklaşık yarım asır boyunca aynı bireyleri izleyen İsveç merkezli uzun dönemli takip çalışması, fiziksel kapasitenin sanılandan daha geç yaşta zirveye ulaştığını ortaya koydu. Bulgulara göre genel performans 30’lu yaşların ortasında en yüksek seviyeye çıkıyor.
İnsan vücudunun en güçlü olduğu yaş uzun yıllar boyunca 20’li yaşların başı olarak kabul edildi. Ancak İsveç’te yürütülen ve 47 yıl süren kapsamlı bir bilimsel araştırma, bu yaygın kanıyı sorguluyor.
Çalışmaya göre aerobik kapasite, dayanıklılık ve genel fiziksel performans açısından zirve noktası çoğu bireyde 30’lu yaşların ortasında, yaklaşık 35 yaş civarında görülüyor.
Araştırmanın sonuçları, uluslararası bilim haber platformu ScienceDaily’de yayımlanan haberle de kamuoyuna duyuruldu.
47 YILLIK UZUNLAMASINA TAKİP
Karolinska Institutet tarafından 1974 yılında başlatılan çalışma, farklı kuşakları karşılaştırmak yerine aynı bireyleri 47 yıl boyunca izleyerek dikkat çekiyor. Katılımcıların fiziksel performansları 16, 27, 34, 52 ve 63 yaşlarında düzenli aralıklarla ölçüldü. Araştırmacılar bu süreçte maksimal aerobik kapasite (VO₂ max), kas gücü, dayanıklılık ve genel fiziksel performans göstergelerini değerlendirdi.
Elde edilen veriler, fiziksel kapasitenin 20’li yaşların sonlarından itibaren artmaya devam ettiğini ve 30’lu yaşların ortasında zirveye ulaştığını ortaya koyuyor. Bu noktadan sonra ise kademeli bir düşüş başlıyor. İlk evrede gerilemenin görece yavaş olduğu, yıllık kayıp oranının yüzde 1’in altında kaldığı görülürken, ilerleyen yaşlarda düşüş hızının arttığı ve bazı parametrelerde yıllık yüzde 2,5 seviyelerine kadar çıkabildiği belirtiliyor.
KAS GÜCÜ DAHA ERKEN ZİRVE YAPABİLİYOR
Araştırma, tüm fiziksel göstergelerin aynı yaşta zirve yapmadığını ortaya koyuyor. Bulgulara göre erkeklerde kas gücü genellikle 20’li yaşların sonlarında en yüksek seviyeye ulaşırken, kadınlarda bu zirvenin daha erken yaşlarda görülebildiği belirtiliyor. Buna karşılık genel dayanıklılık ve aerobik kapasite açısından en yüksek performans düzeyi daha ileri bir yaş dönemine, çoğunlukla 30’lu yaşların ortalarına denk geliyor.
EGZERSİZ ZİRVEYİ DEĞİŞTİRMİYOR AMA FARK YARATIYOR
Çalışmanın önemli bulgularından biri de düzenli fiziksel aktivitenin etkisi. Araştırmacılar, spor yapmanın fiziksel zirvenin yaşını köklü biçimde değiştirmediğini, ancak düşüş hızını anlamlı ölçüde yavaşlattığını vurguluyor.
Aktif bireylerin, ilerleyen yaşlarda daha az aktif akranlarına kıyasla ortalama yüzde 10 civarında daha yüksek performans değerleri gösterdiği kaydediliyor. Bilim insanları bunu “performans tamponu” olarak tanımlıyor: Genç yaşta kazanılan hareket alışkanlıkları, yaşlanmanın etkisini tamamen ortadan kaldırmasa da daha dayanıklı bir fizyolojik temel oluşturuyor.
“GENÇLİK” ALGISI YENİDEN DÜŞÜNÜLÜYOR
Araştırmanın sonuçları, gençliğin biyolojik tanımına dair yerleşik kabulleri de tartışmaya açıyor. 20’li yaşların başının otomatik olarak “zirve” kabul edilmesi, bilimsel verilerle tam olarak örtüşmüyor.
Çalışma, insan vücudunun karmaşık ve çok boyutlu bir gelişim sürecine sahip olduğunu; fiziksel performansın ani bir kırılmayla değil, uzun yıllara yayılan bir yükseliş ve ardından kademeli bir düşüşle şekillendiğini ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre mesaj net: Yaşlanma kaçınılmaz; ancak düzenli egzersiz, aktif yaşam ve erken dönemde kazanılan hareket alışkanlıkları, bu süreci daha yavaş ve daha sağlıklı kılabiliyor.




