• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Nisan 9, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Ölüm rejimi

      Ölüm rejimi

      Çare kolektif mücadelede

      Çare kolektif mücadelede

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

    • Yaşam
      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

      Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

      Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

      Bir Gün Neden 24 Saat? Bir Saat Neden 60 Dakika?

    • Türkiye
      1 Mayıs meydanı Taksim Meydanı’dır

      1 Mayıs meydanı Taksim Meydanı’dır

      Alican’ı yemeye karar verenler

      Alican’ı yemeye karar verenler

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      Savaş ortamında nükleer santral: Elektrik üretimi mi, güvenlik krizi mi?

      Savaş ortamında nükleer santral: Elektrik üretimi mi, güvenlik krizi mi?

    • Dünya
      İkinci ayında İran’da savaş!..

      İkinci ayında İran’da savaş!..

      ABD, savaşı dünyaya yeni bir nizam vermenin dayanağı olarak kullanıyor

      ABD, savaşı dünyaya yeni bir nizam vermenin dayanağı olarak kullanıyor

      ABD’nin delilik çağı

      ABD’nin delilik çağı

      ABD’nin delilik çağı

      ABD’nin delilik çağı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      İkinci ayında İran’da savaş!..

      İkinci ayında İran’da savaş!..

      Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir?

      Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir?

      Alican’ı yemeye karar verenler

      Alican’ı yemeye karar verenler

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter
Sahte Babuşçuluk: Paternalizm

Sahte Babuşçuluk: Paternalizm

Aralık 4, 2010 Fikir & Yazı 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Ramazan İleri

 

Bir deli ile tanıştım, hayatımın çizgisi değişti. Bahsettiğim deli, hayatı, uzun süreli yürüyüşlerimizde konuşarak anlamlandırma çabası içerisinde olduğum kardeşimdir. Aynı periferi içerisinde yetişmişliğimiz ve zihnimize kodlanmış ortak yanlarımız, bizi birbirimize daha da yakınlaştırdı. Sonradan anladık ki, tarihi arka planımızda birbirimizi tanımadığımız zamanlarda dahi birçok ortak noktamız varmış…

Sürecin başından beri birbirimizle konuşarak öğrendiklerimiz (itiraf edeyim, benim ondan öğrendiklerim ona öğrettiklerimin yanında pire ile deve mesabesindedir, bu yüzden kendisine şükran borçluyum) ile vardığımız yer, başlangıç noktamıza göre ürkütücü bir uzaklığı gösteriyorsa da, bu ürküntüyü üzerimizden yeni yeni atmaya başladık. İsa’nın alacalıyı iyileştirmesi, körü görür hale getirmesi gibi birbirimizi terapi ederek farklı bir yerde bulduk kendimizi.


Bu, Samet Behrengi’nin küçük kara balığı gibi derenin nerelere aktığının merakı, Cervantes’in Don Kişot’undaki gibi herkesin görmediğini görmek, Carlo Corlotti’nin Pinokyo’sundaki gibi merak, Chris Weitz’in Karınca Z’sindeki gibi koloni içerisinde görevini sorgulamak, George Orwell’ın 1984’ündeki Winston Smith gibi “büyük birader”e muhalefet ya da  resullerin Rablerini arayışı olarak algılanabilir… Çok önemli değil; ama durağanlığın kokuşmuşluğu, içimizdeki rahatsızlık duygusu ve şüphe bizi buralara sürükledi, farkındayız.


Etrafımızdakilerin “bu gidiş nereye, didişinizden ürküyoruz, ya bizi de oralara götürürseniz” kaygıları, başımızı bir hayli döndürdü itiraf edeyim. Ama biliyoruz ve görüyoruz ki, geldiğimiz yerden bazı şeyler daha net görünüyor: Şüphesinin ardına düşmeyen, yetkinliğine sırt çevirendir. “Şüphe”nin insanı yerinden edişini, daha doğrusu yürümeye zorlayışını, acısını bakın şair nasıl dile getirmiş:


“…İçimden şu zalim şüpheyi kaldır. Ya sen gel, ya beni oraya aldır…” (İsmet Özel)


Bakalım daha neler göreceğiz…


Büyümekte olan bir yavruyu kaybetme korkusu, ebeveynlerinin onları koruma çabasıyla  ve bu da otorite ilişkisinin temayüzüyle sonuçlanmaktadır. Doğuştan velayete muhtaç olan insan, en sancılı dönemlerinden birini, ebeveynleri ile bu ilişkisini gözden geçirmesi (farkındalık/ergenlik) sürecinde yaşamaktadır. Tabii bu süreç, ergen üzerinde ruhen ve fiziken çok emeği olan anne ve babayı gerçek bir korkuya sevketmektedir. Bu kaygı, sadece yavrusunu ihtimal dairesindeki zararlardan koruma içgüdüsüdür. Sevgi ve şefkat duygusunun hakim olduğu bu ilişki, büyümekte olan yavrunun lehine olacak şekilde otoriteden özgürlüğe doğru sonlandırılması gereken bir “yetiştirme-yetkinleştirme” amacıdır.


Aynı süreç, sanal bağlarla oluşturulan birlikteliklerde otorite ilişkisinin sona ermesi yaklaştığında da yaşanır. Ve genellikle süreç otorite lehine son bulur. Yavrunun kendi iradesini beyan eden bu durumu, gerçek ilişkilerdeki ebeveynleri mutlu ederken, sanal ilişkilerdeki otoriteyi ise tedirgin etmektedir. Sanal otoritenin yavrusunu yemesi ile sonuçlanan bu durum, hakimiyetin kaybedilmesi korkusundan kaynaklanmaktadır.


İnsanların fıtri olan korunma, bakılma ihtiyacı, yani “baba-aile otoritesi”ni ortaya çıkaran zaruret, feodal dönemlerde yönetsel bir metoda dönüşerek Patrimonyal Yönetim/Baba Kral olarak karşımıza çıkmaktaydı. İstismar düzenlerinde yaygın olarak kullanılan “baba otoritesi”, insanları, kendi hayatlarının başrol oyuncusu olduğu fikrine yabancılaştırır ve başkalarının vesayeti altında, başkalarının saçmalıklarına hizmet eder halde ömürlerini sürdürmeleri sonucunu doğurur.


“Devlet baba”, “Anavatan”, “baba patron”, “çok baba adam: Babuş” tamlamaları birer metafordur. Soyut olanla somut olan arasındaki geçişleri ve bağları kurmada, düşünmede kullandığımız bir metafor. “Baba”, insan zihninde engin merhamete karşılık gelen güven duygusunun mücessem halidir. Babayı somutlamak açısından bir yeryüzü şekliyle tasvir edecek olsak, heybetli dağların gölgesinde uçsuz bucaksız bereketli ovalar gelir insanın aklına, emin belde, aile… Bakın şair “anavatan” metaforu için nasıl bir mısra kuruyor:


“…Bize yalnız, oğulları asılmış bir kadının memeleri ve boynu itimat telkin eder…”


İrade beyan edebilecek yeterliliğe erişmiş olan yetişkinlere Allah, çıktıkları yumurta kabuğunu unutmamalarını öğütler. Yeni yetmelere, kendi kendilerine yetemez çağa ulaşmaları halinde ebeveynlerine “öf” dahi dememelerini salık verir. Ailenin insan ruhundaki derinliğini anlatacak değilim. İnsan ruhunun derinlerinden gelen bu duygunun “istismar”ına değineceğim sadece…


“Baba” ile başlayan bir metaforun zihnimizde yayılacağı alanın genişliğine ve derinliğine değindikten sonra bu alanın merkezine oturtulacak “devlet” ya da “patron” imgelerinin nerelere egemen olacağı izahtan vareste olmalı bu dakikadan sonra…


Feodal zamanlar bitti. Modern ya da post-modern zamanlardayız ve “şimdi” bizim asıl konumuz. Şimdi ne oluyor?


“Eğitim şart!” yoluyla ilk önce babamızın zannettiğimiz kadar çok şey bilmediğinden yoldan çıkarak, “baba otoritesi”nin öğretmenlere kayması, bunun üzerinden bilimum kurgusal kurumların elinde “sahte baba” figürleriyle işleyen yönetim mekanizmalarının kurbanlarına dönüşmemizle sonuçlanıyor. Baba imgesinin işgaliyle kurulan “sahte babalık krallığı”nın tebasına sunduğu ise güvensizlik, acı ve kimlik krizi/maskelerden başkası değildir. Buna da “paternalizm” diyorlar; itimat telkin eden canavar…


“…(‘Özgürlükçülüğün Babası’) John Locke’un kuramlarıyla ilgili ana sorun, patrimonyalizmin maddi temelleri bir kez yıkılınca, aile dışındaki yetişkinlerin daha özgür olacağı inancıydı. Lock’un ve diğer liberal idealistlerin göremediği şey, madden yıkılan bir kurumun manen yeniden oluşturulabileceğiydi: Babaları ve patronları, babaları ve liderleri aynı zincirin halkası yapan metaforlar bunun örneğidir. Paternalizm (modernizm), patrimonyalizmin (feodalizm) gerçekleştirmiş olduğu şeyi yeni bir araçtan yararlanarak gerçekleştirmeye girişti: Aile dışındaki iktidarı, aile içi rollere dayanarak meşrulaştırmak…” (Richard Sennett; ‘Otorite’)


Kurumsal firmalarda çalışanlar kendilerine “kurum kültürü”, “ailenin bir ferdi olmak kültürü” adı altında empoze edilen bu tanımlamaları iyi niyetli okumalarla içselleştirirler. Bu tür insanlarda, “Otorite olmadan hayatımızı nasıl sürdürürüz?” düşüncesi derin kaygılara yol açar (Paulo Ferıere; ‘Ezilenlerin Pedagojisi’). Bu duygunun mağlup edilmemesi her geçen gün insanı otoriteye biraz daha bağımlı kılar. Otoritenin itici ve soğuk yüzünü örtmek için soyut birtakım örtülere ihtiyaç vardır. Devlet gibi soyut kavramlarla insanlar üzerinde devam eden bu hakimiyet bir nevi görünmezlik kazanır. Güneş ışığının yıldızları örtmesi gibi bir şeydir bu. Güneş somuttur ama ışığı soyuttur.


Nihayetinde yeryüzü bir cennet değildir ve özgürce yaşamanın bir bedeli vardır. Rüzgarın yakıcılığına, güneşin kavuruculuğuna, yırtıcıların saldırılarına maruz kalacak bir hayat, özgürlüğün bedelleri arasındadır. Yaşadıkları kültür havzası sebebi ile kara kavruk dağların içersinde başka insanlar tarafından tasmalanmadan hayatını sürdürenlerin fotoğraflarına baktıkça, modern hayat diye bize sunulan basit nimetler karşılığında kabullenilen kölelik, en derinimizde canımızı her geçen gün biraz daha acıtmaktadır. Kadir kardeşimin merhum Ceylan’ın evinde misafir kalması, çektiği fotoğraflar çok şey anlatıyor özgürlüğü okumasını bilene…


Kara kavruk dağlar…


Uçmaması için taşlarla tutturulan muşambalı damlar…


Yarı kırık iç kapılar…


Yarı boyalı camlar…


Ama alabildiğine özgürlük….


Bu hafta sonu emekli olacak olan bir arkadaşıma: “İşe gelmeden yaşamak seni korkutuyor mu?” diye sordum. Korkmadığını aksine sevindiğini söyledi. Üzerine yüklenen işlerin onu boğan, nefes almasını engelleyen bu hayattan kurtulacağına çok seviniyormuş.
 
Peki dedim; “madem seni bu kadar rahatsız ediyordu, neden bu güne kadar bekledin işi bırakmak için?” 

 
Emekli olabilmek için yasalarla belirlenen bir süre gerektiğini söyledi. Yasaların belirleyiciliği ve insanlar üzerindeki “otorite” etkisi ayrı bir yazı konusu olacak kadar geniş bir meseledir herhalde. Yasa koyma hakkı? Yasaların meşruiyeti? Yasalarla tasmalanan insanlar!…

 


 


 


 


 


 


 


 


 


 

adilmedya.com

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası Fikir & Yazı
Nisan 9, 2026

Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

İkinci ayında İran’da savaş!.. Dünya
Nisan 8, 2026

İkinci ayında İran’da savaş!..

Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir? Fikir & Yazı
Nisan 7, 2026

Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir?

ZAMAN AKIŞI

Nis 9 13:17
Ekonomi

Tek kullanımlık plastik yasağı sonrası 35 bin kişi işsiz kalabilir

Nis 9 13:10
Arkasayfa

Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

Nis 9 13:07
Ekonomi

İnşaat maliyetinde yıllık artış 13 ayın zirvesini gördü!

Nis 9 12:40
Emek

1 Mayıs meydanı Taksim Meydanı’dır

Nis 9 12:28
Emek

Ölüm rejimi

Nis 8 12:45
Ekonomi

Zeytin ve zeytinyağı fiyatları tavan yaptı: Son 8 ayda yüzde 60’lık zam

Nis 8 12:28
Gündem

İkinci ayında İran’da savaş!..

Nis 7 11:23
Arkasayfa

Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir?

Nis 6 15:07
Sağlık

Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

Nis 6 14:47
Arkasayfa

Alican’ı yemeye karar verenler

Nis 6 13:38
Gündem

Çare kolektif mücadelede

Nis 6 13:35
Kültür & Sanat

Altı mendillik hayat

Nis 6 12:46
Ekonomi

Yaşlı ve engelli aylıkları hesaplara yatırılmaya başlandı

Nis 6 12:42
Sağlık

Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

Nis 6 12:25
Ekonomi

Asgari yaşam faturası 744 TL’yi aştı: ‘Dağıtım bedeli karadeliğe dönüştü’

Nis 6 12:21
Gündem

ABD, savaşı dünyaya yeni bir nizam vermenin dayanağı olarak kullanıyor

Nis 5 12:38
Kültür & Sanat

Doğrulama yanlılığı nedir?

Nis 5 12:34
Gündem

ABD’nin delilik çağı

Nis 5 12:32
Gündem

ABD’nin delilik çağı

Nis 3 12:23
Ekonomi

Nisan ayı kira artış oranı belli oldu

Nis 3 12:21
Ekonomi

Yıllık enflasyon baz etkisiyle geriledi: Yüzde 30,87

Nis 2 11:27
Gündem

Duvardaki tuğla İran mı?

Nis 2 11:26
Arkasayfa

1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

Mar 31 13:32
Ekonomi

Kepenkler inince işsiz sayısı katlandı

Mar 31 13:27
Ekonomi

Ekonomiye güven kötümser seviyede

Mar 31 13:11
Emek

Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

Mar 31 13:04
Ekonomi

Savaş ortamında nükleer santral: Elektrik üretimi mi, güvenlik krizi mi?

Mar 30 13:21
Gündem

Akit yazarı emeklileri hedef aldı: “Ne istiyorsunuz?”

Mar 30 13:18
Emek

İşsiz gençler, çalışan emekliler!

Mar 30 13:15
Emek

Nasıl bir sağlık ortamı, nasıl bir hekimlik için mücadele?